İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Cavit Arı

Antalya Milletvekili · Yeni Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2026 · 1.805 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cavit Arı (Yeni Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.805 kelime.

Cavit Arı (Yeni Parti, Antalya). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-ari-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90825

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CAVİT ARI (Antalya)Teşekkür ederim.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, değerli bürokratlar, kıymetli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer basın mensupları; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Aslında farklı bir konuşmayla başlamak istemiştim ancak örneğin, hafta sonu Antalya'da ve Mersin'deydim, vatandaşımızın çok yoğun bir şekilde sorguladığı bir konu var. Ben buradan kamuoyunun, vatandaşın büyük rahatsızlık duyduğu bu konuyla başlamak istiyorum. 1-16 Eylül arasında 17 Eylül işlem yasağı konuluncaya kadar 441 kişinin 441 milyar bir parayı çektiği fon işlemlerinde bu 441 kişi hâlâ neden açıklanmadı? Vatandaşımız bunu soruyor ve yine bu parayı çekenlerin 16 Eylül öncesinde bu gelişmelerden haberdar olarak kendilerine sızdırılan bilgiyle bu paraları çektiği düşünüldüğüne göre -ki zaten diğerleri çekemedi, o yüzden de bir SPK 79 mağdurları ortaya çıktı- bu kişiler hakkında herhangi bir işlem yapıldı mı? Ve yine fon soruşturmaları kapsamında Borsa İstanbul'da işlem gören 41 şirketin hissesinde milyarlarca manipülatif işlem tespit edildiğinde bunlardan sadece 8 şirketle ilgili işlem yapıldığı bilindiğine göre, geriye kalan 33 şirketin hangi şirketler olduğu daha açıklanmadı ve bu konularla ilgili bir işlem yapıldı mı, onu da vatandaşımız soruyor. Bunlar yapılmakla beraber, özellikle de fon mağduriyeti kamuoyu tarafından duyulmasın, yayılmasın diye gazetecilerin içeriye atılmasını ve bir televizyonun kapatılmasını da soruyor yani böyle günlerden geçiyoruz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız. Sonuç itibarıyla, işte geçen haftanın en yoğun gündemi olan ve özellikle de Fon Kanunu'yla mağdurların mağduriyetlerinin bir az olsun giderilmesi için çıkarılmaya çalışılan kanunun aslında mağduriyeti önlemeye yetmediğini ve hatta gece yarısı bir kanun teklifiyle bu mağduriyetin artırıldığını, mağdur sayısının da 450 binden 700 binlere çıkarıldığını vatandaşımız biliyor.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZSadece birkaç tanesini düzenledik, bunun içinde o.

CAVİT ARI (Antalya)Şimdi, sonuç itibarıyla, bu yaşananlardan vatandaşımız şunu söylüyor, diyor ki: Kazanan AKP'li, aracı firma AKP'li, bu işleri yönetmesi gereken devlet kurumuna atanan memurları atayan AKP ancak vatandaşımız mağdur durumda. İşte, biz ön tarafa da bir tek imzayla atanmış ve bu olaylar içerisinde ismi geçen kişileri de burada göstermeye çalıştık.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, bir bütçe yapıyoruz. Siz burada bütçenin ekonomik anlamda topluma getirecek olduğu faydalarını anlatmaya çalıştınız ancak ben şunu söyleyeyim: Burada tabii ki bütçe konuşulacak, rakamlar konuşulacak ancak bakın, siz ne yaparsanız yapın, toplumda huzur bırakmadınız, toplumda bir güven bırakmadınız. Şu an kamuoyunda, sokağa çıktığınızda mutlu insan kalmadı, yüzü gülen insan kalmadı ve toplumun yarısından fazlası kendini sizlerin, iktidarın uygulamaları nedeniyle artık farklı muamele gören kişiler olarak düşünmek durumunda. Sonuç itibarıyla, bu da gerçekten ülkedeki huzuru, güveni yok ettiği için siz burada nasıl bir bütçe yaparsanız yapın, doğru sonuç almanız mümkün değil çünkü insanlar yarınına güvenle bakamaz, sokağa güvenli çıkamaz ve bir malı, mülkü güvenli edinemez durumda; yarın kimin başına ne iş geleceği, kimin malına çöküleceği, hangi seçilmişin, yarın kapısına kimlerin gidileceğini artık bilemez durumda.

Bakın, sabah oldu, bugün 2 tane muhalefet belediyesine yine operasyon yapıldı. Her gün muhalefet belediyelerine operasyon; bugün 2 tane belediyemiz, isimlerini söylemeyeyim. Yani her gün sabah kalktığında bu ülke muhalefet belediyelerine operasyonla mı gözünü açacak? Yok mu diğer belediyeler? AKP'li belediyeler yok mu bu memlekette? Muhalefet belediyelerini de sıradan, günlük, bütün belediyelerde hemen hemen yapılmış tüm işlemleri suç olarak değerlendirip, olağan bütün işlemlerin, geçmişte kabul edilen bazı uygulamaların bugün suç hâline dönüştürülüp uydurma ifadelerle, gizli tanıklarla belediyelere çökülmeye çalışıldığı günlerden geçiyoruz. Şimdi, bu durumda siz kamuoyunun vicdanını her gün sızlatırken nasıl bu bütçenin başarılı olacağına güvenebiliyorsunuz ya da inanabiliyorsunuz? Burada ilk amaç, seçimle alamadığınız, 1 milyon oyla kaybettiğiniz İstanbul Belediyesini, bütün ilçe belediye başkanlarını ya hapse atarak ya da kendinize alarak o belediyeyi almaya çalıştığınızı bu toplum görmüyor mu ya da diğer belediyelere bu operasyonların benzer amaçlarla yapıldığını görmüyor mu? Seçimle alınamayanın yargı organı gücüyle alınmaya çalışıldığını bu toplum izlemiyor mu? O zaman nasıl huzur kalacak, nasıl güven kalacak? Sizin getirdiğiniz bu bütçe rakamlarına kim niye güvensin Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız? İşte, sizin bırakmadığınız bu toplumsal huzur, bu devlete olan güven, siz bütçe kalemlerini ne kadar burada güzel anlatırsanız anlatın, sonuca ulaşmanız için yeterli değildir çünkü adil değilsiniz, adaletli değilsiniz, yargı sadece muhalefete karşı bir silah olarak kullanmak için var durumda. Vatandaş bunları gördükçe artık devlete olan inancını, güvencini kaybediyor. Siz burada bazı rakamları, bazı rakamlarla vatandaşa hizmet etmeye çalışmak istediğinizi anlatabilirsiniz ama vatandaşın artık huzuru kalmamış, güveni kalmamış ve ne yapacağını bilmez durumda. O nedenle, bu bütçedeki sunduğunuz, aslında bazı kalemlerde de çok da gerçekçi olmayan rakamların topluma kazandıracak bir şeyi kalmadığını buradan söylemek istiyorum.

Bugün burada tabii ki yalnızca bir bütçe teklifini değil; milletin ödediği vergilerin nasıl toplandığını, hangi önceliklerle harcandığını ve bu harcamaların hesabının bir şekilde verilmesi gerektiğini konuşacağız. Bütçe devletin gelir ve giderlerini gösteren bir cetvelden ibaret değildir; bütçenin vatandaşın cebinden çıkan paranın hangi kamu hizmetine dönüştüğünü, hangi yatırımlara harcandığını göstermesi gerekir. Bu nedenle, Meclisin en temel görevi bütçe yapmak ve de denetimdir. Denetimi de yaparken tabii ki Meclis adına da Sayıştayın önemli görevi var. Ancak buradan bir kez daha tekrar etmek istiyorum: İşte, ben burada sekiz yıldır varım. Sekiz yıl önceki Sayıştay raporları ile bugünkü Sayıştay raporları arasındaki değerlendirme kıstasları, raporlarda geçen bulgular yönüyle baktığımızda, aynı şeyi söylememiz mümkün değil. Artık -ben Sayıştaydaki görevlileri tenzih ederek konuşmak istiyorum, onların görevini yapmaya çalıştıklarına inanıyorum ama- iktidarın Sayıştay raporlarının içini boşalta boşalta bugünlere getirdiğini ifade etmek isterim.

2027 yılı bütçe teklifinizde gelir bütçesi olarak 23 trilyon 408 milyar lira öngörüldüğü ve bütçe açığının daha başlangıçta 3 trilyon 868 milyar, faiz giderinin de yine 3 trilyon 975 milyar lira olduğunu görüyoruz yani kısacası, daha bütçe başlangıcında üçte 1'i bütçe açığı ve faize giden bir rakam olduğunu ifade etmek istiyorum. Şimdi şunu söyleyeyim: Bakın, 2019'da yani yaklaşık yedi sene önce burada bütçe görüşmeleri yapılırken faiz 99,9 milyar yani 100 milyardı, faiz yedi sene içerisinde 3 trilyon 976 milyara çıkmış yani yedi sene içerisinde neredeyse 38 kata kadar yükseltmiş durumdasınız yani bu hususlar da ekonominin ne kadar olumsuz gittiğini bizlere göstermekte.

Bütçe sunumunuzda bütçenin temel felsefesinin dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi olduğunu ifade ettiniz. Her dönem "dayanıklılık bütçesi" deseniz de her dönem sizin bir mazeretiniz olduğunu da ifade etmek istiyorum. Geçmişte işte Covid dönemini bir mazeret olarak enflasyon ve ekonominin kötü gidişatının gerekçesi yaptınız, Ukrayna-Rusya savaşı aynı, deprem aynı. Şimdi, son sunumunuzda da Orta Doğu'daki yaşanan savaş sürecini de yeni bir mazeret olarak yani bu yılın mazeretini de o şekilde ilan etmişsiniz ve ifade ediyorsunuz ki enflasyonun yüzde 7 puan artmış olmasının sebebi bu savaştır yani bu dönemin mazereti de bu. Aslında esas söylenmesi gereken artık sizin ülkeyi doğru yönetemediğinizi, yeterli yönetemediğinizi, bu anlamda da enflasyonu düşürecek artık yapacağız bir şeyin kalmadığını gösteriyor.

Şimdi şunu söyleyeyim: Örneğin, ihracat rakamlarına baktığımızda, 2025 yılında yüzde 4 artmış, ithalat rakamları da aynı oranda, hatta daha fazla artmış. 2026 yılında da bugüne kadar aynı şekilde ihracatta artışı söylemişsiniz ama daha fazla oranda da ithalatta artış var. Yani siz sadece geçmiş alışkanlıklar; bir, ihracatı önemsemeniz, ithalatı çok öne çıkarmayışınız; iki, bütün açıklamalarınızı 2002'ye göre başlatmanız. Tekrar söylüyorum: 2002'den bu tarafa yirmi beş sene geçti, yirmi beş seneden bu tarafa yapamadıklarınızı, 2002'yi baz alarak yapmanızın tek gerekçesi var "Artık bu işleri biz başaramadık." demektir, 2002'deki rakamları öne çıkarmak demektir.

Bütçede yer verilen bazı programların 2027 yılı ödeneklerinde örneğin şehircilik ve risk odaklı bütünleşik afet yönetiminin bütçesinde yüzde 49,3 artış yaptığınızı ifade etmişsiniz. Şehircilik ve risk odaklı, özellikle yaşanan deprem ve diğer afetlere baktığımızda, buradaki bütçe artışının yeterli olmadığını buradan söylemek isterim. Ormanların ve Doğanın Korunması ile Sürdürülebilir Yönetimi Programı'na yine yüzde 48,5'luk bir artış, çevreye vermiş olduğunuz önemi ya da önemsizliği göstermekte. Ve yine bir kalem daha var: Sulama yatırım projelerinde yer alan Toprak ve Su Kaynaklarının Kullanımı ve Yönetimi Programı'na da yüzde 40,5 artış yaptığınızı ifade etmişsiniz. Aslında en önemli konulardan biri sulama konusu. Bu konuda da yeterli kaynak ayrılmadığını da buradan söylemek isterim. Millî Eğitim payının 2027 yılında bütçenin yüzde 13,7'sini aldığını ifade etmişsiniz ve şunu söyleyeyim, bakın, eğitim konusu Türkiye'nin en önemli konularından biridir. Her geçen gün eğitimle ilgili sıkıntılar artarak devam ediyor. Ve 2002'de 76 olan üniversite sayısını 208'e çıkardığınızı ifade ettiniz. Üniversite sayısını artırırken de "Üniversite sayısının artırılması yükseköğretime erişebilirlik sorununu çözmüş, yükseköğretimde fırsat eşitliği sağlamıştır." diye süsleyerek anlatmışsınız. Ben de buradan şunu söylemek isterim: Üniversite sayısının artırılmış olması tek başına yeterli değildir, o üniversitelerdeki eğitim kalitesini artırmaktır temel esas. Şimdi, bütün öğrencilerin, gençlerin sadece üniversite mezunu olması yetmiyor, doğru bir planlamayla eğitimin planlanıp gençlerin doğru yönlendirmesiyle bu sorun çözülebilir. Bugün herkesi üniversite mezunu yaptığınız bir yerde çok sayıda üniversite mezunu genç işsizimizin doğmasına yol açılıyor. Doğru bir planlama yapılmış olsaydı aranan eleman konusunda belki de daha başarılı olur, birçok gencimiz iş sahibi olabilirdi.

Bu bağlamda, son söz, hâlâ çocuklarımızın üçte 1'i okula aç gitmekte, evinde kahvaltı bile yapamadan gitmekte. Bu konuyu dahi çözemediniz ve her yıl çocuklarımızın bu yönden taleplerini ilettiğimiz hâlde sağlıklı bir sonuca ulaşılamadı. Şunu söyleyeyim: Asgari ücrete kadar çalışanların vergilerinden vazgeçilme meselesi. Hep bizim çok sık gündeme getirdiğimiz bir konuydu. En son 2022 tarihinde burada bir karar almak zorunda kalındı, o da bizim bastırmamızla, zorlamamızla. Ancak son dönemde en çok yaşanan mağduriyeti buradan ifade etmek istiyorum: Gelir vergisi ilk dilimi 240 bin TL olacak. Şimdi, 2002'den bu yana yeniden değerleme oranları yönünden bir hesaplama yapıldığında yaklaşık 665 bin TL'ye çıkması gerekiyor bu ilk dilimin. Şimdi, bordrolu çalışanlar daha 3'üncü ayında, hadi bilemedin 4'üncü ayında vergi dilimine girmekte ve çalışanlarımız gerçekten büyük mağduriyet yaşamakta. Dolayısıyla bu gelir vergisi dilimlerinin yeniden dikkate alınması ve yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Zamanım darlaştı, son olarak şunu söyleyeyim: Sizin sunumunuzdan yola çıkarak efendim, işte ithalat-ihracat rakamlarındaki artışları söyledik, o konuyu geçiyorum. Ekonomi gerçekten her geçen gün kötüye gidiyor. Bunun en büyük göstergeleri de işte esnafımızın her geçen gün iş yerlerini kapatmasından görebiliyoruz. Örneğin 2026 Ocak-Eylül arasında 93 bin esnafımız iş yerini kapatmış durumda. Geçen yıl aynı dönemde 83 bin esnafımız kapatmıştı. Yine, şirketlerde de bu sayı artarak devam etmiş durumda ve en çok da kapanan esnafımız bakkal esnafı. Bakkal esnafı en çok iş yerini kapatan esnaf. Ya, zaten zor durumda bütün esnafımız ama bakkallar daha da mağdur durumda. Çünkü burada her gün konuştuğumuz bu 3 harflilerle ilgili meseleyi çözemediğiniz için ve her ara sokağa, her köye artık bu 3 harfli zincir marketler girdiği için o, bizim en yakınımızdaki esnafımız iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. Ve yine, çiftçiye yaptığınız desteklerden bahsettiniz. Bu desteklerden bir tanesi de "Çiftçinin mazot maliyetinin yüzde 50'sini, gübre maliyetinin yüzde 25'ini karşılıyoruz." demişsiniz. Ben sordum çiftçiye, bugüne kadar yüzde 50 mazot alan çiftçi görmedim, duymadım. Mazotun yüzde 25'i, pardon; gübrenin yüzde 25'iyle ilgili de zaten bu karar çıkar çıkmaz gübreye de zam yapıldığı ifade edildi. Çiftçimiz perişan, özellikle bugünlerde hasat zamanı; ne meyve üreten ne tütün üreten ne üzüm üreten hiç kimse kazanamamış durumda, herkes şu an mağdur ve perişan durumda. Ürettiğinin karşılığını alamadığı gibi geçen yılın üçte 1'i, dörtte 1'i fiyatlara alıcı bulamaz durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞTeşekkür ederim, sağ olun.

CAVİT ARI (Antalya)Sayenizde çiftçi gerçekten mağdur ve perişan durumda.

BAŞKAN MEHMET MUŞSayın Beştaş...

CAVİT ARI (Antalya)Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, bu anlattığınız rakamlar bu sorunları çözmeye yetmedi, buradan ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN MEHMET MUŞSayın Arı, süreniz bitti.

CAVİT ARI (Antalya)Teşekkür ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

36 konuşma daha · 27 Ekim 2026

Tümü →
36 konuşmanın tamamı →