İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Çorum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 82. Birleşim · 1. yasama yılı · 21 Mayıs 2003 · 1.131 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ağah Kafkas (AK Parti), 21 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.131 kelime.
Ağah Kafkas (AK Parti, Çorum). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/agah-kafkas-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AGÂH KAFKAS (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısının 109 uncu maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İş Kanunu Tasarısının 109 uncu maddesi, yazılı bildirimi esas almaktadır ve ihtilafların çözümüne esas olmak üzere yazılı bildirim olumlu bir gelişmedir. Bu nedenle, bu maddenin olumlu olduğunu belirterek, yasa tasarısının geneli üzerinde bir kısa değerlendirme yapmak istiyorum.
Bilindiği gibi, 26 Haziran 2001 tarihinde, zamanın Çalışma Bakanı ve sosyal tarafların imzaladıkları bir mutabakatla, bir protokolle bu tasarı gündeme gelmiştir. Bu protokolde, çalışma yaşamımızı düzenleyen yasaların çağdaş gelişim çizgisine uygun biçime getirilmesi için, taraflarca önerilen ve üniversitelerimizin çalışma yaşamıyla ilgili sayın öğretim üyelerinden oluşan bilim kurulunun, öncelikle 1475 sayılı İş Kanunu, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu başta olmak üzere, bu yasalarda gerekli değişiklikleri ve düzenlemeleri yapmaları kabul edilmiştir. "Böylece, sosyal diyalog içerisinde üretilecek çözümün sosyal faydası daha büyük olacaktır" denilmektedir.
Burada altı çizilmesi gereken husus, sosyal tarafların, Türk iş hukukunun çağdaş gelişim çizgisine çekilmesi konusundaki mutabakatlarıdır.
Çağdaş gelişim çizgisine baktığımız zaman, Avrupa Birliği standartları ve Avrupa Birliğindeki çalışma ilişkilerindeki çalışma kurumlarının da Türkiye'de yer alması anlamına geliyor ve burada da, esas unsurun -bu cümleyi kabul etmekle ve deklare etmekle- esnek çalışma ilişkileri olduğu ortadadır. Ancak, esnek çalışma düzenlemeleri yaparken, sendika, toplusözleşme ve endüstriyel konsey gibi kurumlar arasında sağlıklı bir hiyerarşi oluşturulması ve yine, esnekliğin, güçlü sendikal haklardan oluşan sinerjik bir model yaratması gerekmektedir Batı'da olduğu gibi.
Sendikalaşmayı artıran, sendikal yapıyı güçlendiren, toplusözleşmeden yararlanmayı yaygınlaştıran yeni düzenlemeleri de, kısa sürede hayata geçirmeliyiz bu protokolde belirtilen 2821 ve 2822 sayılı Yasalarla. Bir başka anlatımla, Avrupa Birliğiyle uyum çalışmalarını hızlandırdığımız şu günlerde, AB'nin sosyal modeline uygun ekonomik gelişmeyi, sosyal gelişmeyi eşzamanda gerçekleştirmeliyiz ve bu konudaki çalışmalarımız, çok yoğun bir şekilde sürmektedir.
Değerli milletvekilleri, çıkaracağımız bu yasanın, bir teknik yasa, çalışma hayatını yıllarca düzenleyecek bir yasa olduğu ve bu noktada ciddî bir çalışma yapılması gerektiği ortadayken, maalesef, yasanın tartışma zemini biraz kaymış durumda. Umuyorum ki, bundan sonraki süreçte -başından beri, birkaç konuşmamda altını çizdiğim gibi- bu Meclis, kendi iç dinamikleri içerisinde, bu yasayı, başta belirtilen Avrupa Birliği kriterlerine ve Avrupa Birliği Sosyal Şartına uygun bir halde çıkaracaktır.
Bu çerçevede, yasa tasarısının, çok uzun süre, sosyal tarafların diyalogu aranarak, sosyal taraflarla birlikte götürülmesi hedeflenmiş ve çok büyük mesafe katedilmiştir. Maalesef, kimi diyalog eksiklikleri kimi iletişim noksanlıkları kimi bu sürecin istismarı gibi nedenlerle sonuca ulaşılamamıştır. Bu yasa tartışılırken, son noktada, işçi sendikalarımızın çok değerli uzmanlarıyla, konfederasyonlarımızın çok değerli uzmanlarıyla oturup, ortak bir çalışma yapmaya çalıştım. Bu çalışmada, işçi ve işveren arasındaki dengenin kurulması için olmazsa olmaz beş temel konu tespit ettik; çünkü, bu yasayı hayata geçirirken temel hedefimiz, hem işçinin mağdur edilmemesi, işçinin korunması ilkesi hem de çağdaş standartların bu yasada hâkim olması kriteriydi. Konfederasyonlarımızın değerli uzmanlarıyla vardığımız mutabakatta, bana beş temel madde tespit edilmişti. Bu beş temel maddeden iki tanesini komisyon çalışmaları içerisinde çözdük. Bunlardan bir tanesi, çalışma koşullarında değişikliği içeren bir düzenlemeydi. Maalesef, bu düzenleme, çalışma koşullarını belirlerken işçiye yeni hakların sağlandığı ve işçinin korunduğu bir maddeyken, sonradan ikinci bir fıkra eklenerek, burada, işçiye sağlanan hakların geri alınmasını öngörmekteydi ve komisyon çalışmalarında, Cumhuriyet Halk Partisinden katılan değerli arkadaşlarımızın da katkılarıyla, komisyonumuzun oybirliğiyle, bu madde, arkadaşlarımızın önerdiği çerçeve içerisinde hallolmuştur. Burada, bu fıkrada "İşverence çalışma koşullarının değiştirilmesi hakkı saklı tutulduğu hallerde ve belirli süreli iş sözleşmelerinde yukarıdaki hükümler uygulanmaz; ancak, belirli süreli iş sözleşmesinde işverenin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkı saklı tutulmamışsa, işçi rıza göstermedikçe, işveren, belirlenen şartları süre sonuna kadar uygulamakla yükümlüdür" hükmü yer almaktaydı. Burada, işveren tarafından istismarı mümkün olan bu hüküm -çünkü, hepimiz, kimi kâğıtların, kimi hizmet sözleşmelerinin daha önceden imzalattırıldığını biliyoruz- ortadan kaldırılmıştır.
Yine, arkadaşlarımızın önerdikleri, bu yasada yer alan yeni çalışma biçimlerinin uygulanmasının ihlalinde hiçbir yaptırımın olmadığı belirtilmekteydi. 7 nci maddede geçici iş ilişkisi, 14 üncü maddede çağrı üzerine çalışma, 41 inci maddede fazla çalışma, 64 üncü maddede telafi çalışması ve 65 inci maddede kısmî çalışmanın müeyyidelerinin olmadığı tespit edilmişti; bunlara müeyyideler getirilmiştir. Her bir olay ve her bir işçi için 50 000 000 ile 100 000 000 TL arasında değişen para cezaları getirilmiştir.
Esas, bu yasanın içerisinde arkadaşlarımızın önerdikleri üç madde vardır ki, bu, yasanın içeriğini değerlendirdiğiniz zaman çok önemlidir. Şimdi, biz, iş güvencesini tartıştığımız zaman, sadece 30 rakamını, 10 rakamını tartışıyoruz. Oysaki, iş güvencesi rakamını 10'dan sıfıra da indirseniz, eski halinden sıfıra da indirseniz, benim bahsettiğim bu üç maddede, arkadaşlarımızla tespit ettiğimiz üç maddede gerekli düzenlemeleri yapmadığınız takdirde, iş güvencesi yasası diye bir hükmün Türkiye'de uygulanıyor olma ihtimalini ortadan kaldırırsınız. Biz, bu işi sloganlarla tartışmak yerine... İş hukuku, gerçekten, çok ciddî ihtisas gerektiren bir hukuk dalıdır ve her hukukçunun, ihtisası olmayan hukukçunun anlayamayacağı kadar derin konuları ihtiva etmektedir. O nedenle, 2 nci maddede, 7 nci maddede ve 11 inci maddede, belirli süreli hizmet akdi, belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi, taşeron maddesi ve geçici iş ilişkisi başlıklı maddelerde gerekli düzenlemeleri yapmadığımız takdirde, bütünüyle bu yasanın dengesi bozulmaktaydı. Oysa, bu yasanın dengesinin bozulmaması konusunda çok ciddî bir uğraş verilmiştir. Ben, burada, AK Partinin değerli yöneticilerine ve bütün milletvekillerine şükranlarımı sunmak istiyorum. Parti içi demokrasinin ve parti içerisinde inandıklarını savunmanın ve bunun karşılığını görmenin çok onurlu bir mücadelesini yaşadım ve herkesten büyük anlayış ve katkı gördüm; onun için, AK Parti Grubuma minnetlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.
Partimiz, kendi iç dinamikleri içerisinde bu yasanın eksikliklerinin giderilmesi konusunda gerekli hassasiyeti göstermiştir. Yine, bir teşekkür borcumu da, Sayın Çalışma Bakanıma ve değerli kadrosuna sunmak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Kafkas, konuşmanızı toparlayabilir misiniz.
AGÂH KAFKAS (Devamla)Çünkü, bu ekiple birlikte yaptığımız çalışmada, İş Kanununun temel esprisindeki işçiyi koruma ilkesini de, serbest rekabet ortamında mücadele veren ve istihdam yaratmak için çaba sarf eden dengeyi de, işverenin dengesini de kurma konusundaki hassasiyetimiz, birlikte yaptığımız çalışmalarla ortaya çıkmıştır. Ben inanıyorum ki, İçtüzüğün verdiği imkânlar çerçevesinde, bu söylediğimiz konulara ilişkin gerekli düzenlemeler yapılacak ve işçi kesiminin mağduriyeti ortadan kaldırılırken, talepleri de yerine getirilmiş olacaktır.
Kimse, AK Partiyi işçi düşmanı olarak ilan etme hakkına sahip değildir. Biz, önce insan merkezli ve emeği yücelten, emeğe değer veren bir anlayışın temsilcileriyiz. O nedenle, AK Parti, kendi dinamikleri içerisinde bunu çözerken, Cumhuriyet Halk Partisinin de sermaye düşmanı olmadığını çok iyi biliyorum ve Parlamentomuzun her iki değerli partisinin mensuplarının kendi iç dinamikleri içerisinde ve bundan sonraki süreçte, hiç olmazsa -altını bir kez daha tekrar ederek çizmek istiyorum ki- bu yasanın daha sağlıklı çıkması ve yasanın aksayan taraflarının giderilmesi konusunda hassasiyet göstermesi gerekmektedir.
Biraz önce, değerli arkadaşımız diyor ki: "Bizim hiçbir önerimiz kabul edilmedi." Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği birçok önerge burada hayata geçirilmiş ve 12-13 tane önergeleri AK Partinin oylarıyla kabul edilerek yasadaki kimi eksikliklerin düzeltilmesi sağlanmıştır; ama, önerge verme hastalığı, maalesef, bazen de tersine olmuştur. Bizim önergemizde 5 milyar cezayı -işverene verilecek bir cezayı- maalesef, Cumhuriyet Halk Partisinin önergesiyle bir asgarî ücrete indirdik. Bu teknik arızanın, yapacağımız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AGÂH KAFKAS (Devamla)Sayın Başkanım, son bir cümle.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 21 Mayıs 2003