Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)
Adıyaman Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 62. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Şubat 2011 · 1.150 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Aydın (AK Parti), 9 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 1.150 kelime.
Ahmet Aydın (AK Parti, Adıyaman). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-aydin-23-2011-02-09-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET AYDIN (Adıyaman)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının ikinci bölümü üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, mülkün temelinin adalet olduğu anlayışıyla hareket eden AK PARTİ, gecikmiş adaletin adalet olmadığını şiddetle savunan bir parti ve bu manada, tam da bu anlamda adaletin zamanında ve gerçek manada tesisi için çalışıyoruz ve şu andaki tasarıdaki görüşmelerin temel dayanağı da bu.
Değerli arkadaşlar, tasarıyla yargıdaki iş yükünün hafiflemesi, yüksek yargı organlarının önünde bekleyen dosyaların bir an önce bitirilmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde, makul süre aşıldığı gerekçesiyle ülkemizin mahkûm olmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Şu anda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aleyhine dava açılan 2’nci ülke konumundayız. Yine aynı şeklide, en çok ihlal kararı çıkan 1’inci ülke konumundayız. İşte bu manada, bir nebze de olsa, en azından ülkemizin bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikâyet edilmesinin de önüne geçilecektir. Böylece, toplumda da kaybolmakta olan yargıya güvenin yeniden tesisiyle, adalet duygusunun temini ve toplumsal huzurun sağlanması amaçlanmaktadır. Toplumun yargı organlarına olan güveninin korunabilmesi, hakkın gerçek sahibine bir an önce tesliminin sağlanması ve uyuşmazlığın taraflarının en kısa süre içinde tatmin edilebilmesi açısından, yargılamanın bu bahsettiğimiz makul süre çerçevesinde bitirilmesi son derece önemlidir.
Değerli milletvekilleri, ilk derece mahkemelerince verilen aşağı yukarı tüm kararlar için, temyiz talebi üzerine, Yargıtaya veya Danıştaya temyiz incelemesi üzerine gidiliyor. Bu iki yüksek mahkemenin son yıllarda aşırı iş yüküyle uğraşmak zorunda olduğu herkes tarafından biliniyor. 2010 yılına baktığınızda, Yargıtayda bekleyen dosya sayısının 1 milyon 100 bin civarında, yine Danıştayda bekleyen dosya sayısının da 200 binlerin çok üzerinde, 270 bin civarında olduğu çok net bir şekilde açığa çıkıyor. Diğer taraftan, Yargıtay ve Danıştay başkanları da uzun yıllardan bu yana, adli yıl açılış konuşmalarında, iş yoğunluğunu gündeme getirmekte ve böylece, hata yapmanın kaçınılmaz bir hâl aldığını da ifade etmektedirler. Bu iş yükü sebebiyle dosyaların yeterince incelenmeden sonuçlandırıldığı gibi bir anlayış toplumda da hâkim olmaya başladı ki bu da adalet duygusunu son derece sarsmaya başladı.
Yine, değerli arkadaşlar, üniversite çevrelerinde, hocalarda, daha önceki hükûmetler döneminde, hatta, 57’nci Hükûmete dahi baktığınızda, bir önceki hükûmetin, AK PARTİ hükûmetlerinden bir önceki hükûmetin hükûmet programında dahi, 4 Haziran 1999 tarihinde TBMM Genel Kurulunda Başbakan Bülent Ecevit tarafından, rahmetli Ecevit tarafından sunulan hükûmet programında dahi yargı sisteminin hızlandırılmasından bahsediliyor. Yine, orada “İdari yargı yeniden düzenlenecek, bölge idare mahkemelerinin görev alanları genişletilecek ve Danıştayın daire sayısı artırılacaktır.” diyor.
Yine, 57’nci Hükûmetin Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk de aynı şekilde “Yargıtaydaki iş yükü sadece istinaf mahkemeleriyle çözülemez, yani yeni daireler derhâl faaliyete geçirilmelidir çünkü geciken adalet, adalet değildir.” diyor.
Şimdi, bütün bunlara baktığımız zaman, bütün çevrelerin ifadeleri bir vakıayı ortaya koyuyor. Evet, yargıda çok ciddi manada bir iş yükü var ve bu iş yükü altında, Yargıtayda bulunan işin ehli üyeler, tetkik hâkimleri ezilmekte ve çıkan sonuçlar da “Ne derece doğru?” diye tartışılmaktadır.
Resmî verilere ve yüksek yargı organlarının başkanları tarafından yapılan açıklamalar sonucu ortaya çıkan sayılara göre, bugün itibarıyla, yani şu an itibarıyla Yargıtaya yeni dosya gitmese dahi mevcut dosyaları Yargıtayın bitirebilmesi için en az dört ya da beş yıllık bir zamana ihtiyacı var. Düşünün bu süreyi: Hiç yeni dosya gitmeyecek beş yıl içerisinde, ellerindeki mevcut dosyaları ancak beş yıl içerisinde Yargıtay eritebilecek.
2009 yılı verilerine baktığınız zaman, dosyaların Yargıtayda ortalama görülme süresine bakınca, ceza dosyalarında bu süre, başsavcılıkta geçen süre, akabinde dairede ve Genel Kurulda geçen süreleri dâhil ettiğiniz zaman, bir ceza dosyasının karara bağlanması neredeyse 1.042 günü bulmaktadır. Yine, aynı şekilde, bir hukuk dosyasının karara bağlanması 232 günü bulabilmektedir.
Değerli arkadaşlar, Yargıtayda beş yıl önce esasa kaydedilmiş olup hâlen temyiz incelemesi tamamlanmamış dosyalar bulunmaktadır. Beş yıl önce esasa kaydediyorsunuz ve bu beş yıl süre zarfında daha dosyanın kapağı açılmamış durumda. Hatta bugün itibarıyla, Yargıtaya gelmiş olup henüz zarfı açılmamış 50 bin dosyanın bulunduğu ve bu sayının giderek arttığı da ifade edilmektedir.
Bu verilere bakıldığı zaman, Yargıtayda temyiz inceleme süresi oldukça uzun sürmektedir. Tutuklu dosyaları karara bağlanamadığı için tahliyeler de gecikmekte ve bu, kamu vicdanını aynı zamanda yaralamaktadır. Çok sayıda dosya da bu sebeple zaman aşımına uğramaktadır.
Sonuç olarak, değerli arkadaşlar, yüksek yargının daire ve üye sayısının artırılmasını öngören bu tasarıyla biz ne yapmayı amaçlıyoruz? Yüksek mahkemelerin bu dosyalara daha fazla zaman ayırabilmesine imkân sağlıyoruz. Getirilen düzenlemeyle yüksek mahkemelerde dosyaların zaman aşımına uğraması önlenmiş olacaktır. 2010 rakamlarına baktığınız zaman -tabii yıldan yıla bir artış var- sadece bir yıl içerisinde 18.586 dosya, değerli arkadaşlar, zaman aşımına uğruyor incelenemediği için. Çok acı bir gerçek bu. Tahsis edilen yeni üye kadrosuyla da dairelerin heyetler hâlinde çalışması öngörülüyor.
Yine, Yargıtay ve Danıştayın daha hızlı karar verebilmesi ve bir sonraki yıla daha az dosyanın devredilmesi amaçlanmaktadır.
Yine, geçmiş yılların rakamlarına baktığınız zaman değerli arkadaşlar, Yargıtay ellerindeki dosyaların yüzde 50 civarını neredeyse bir sonraki yıla incelenemediği için devrediyor. Danıştay, yine, yüzde 60 civarında dosyayı inceleyemediği için bir sonraki yıla devrediyor ve bu katlanarak gidiyor, artıyor, artık çıkılmaz hâle geliyor.
Yine, değerli arkadaşlar, Yargıtayda her üye başına şu anda ortalama olarak 4.393 dosya bulunuyor. Danıştayda ise her üye başına şu anda 2.880 dosya düşmektedir. Tasarıyla yüksek mahkemelerin daire ve üye sayısı artırılmak suretiyle bunlara düşen iş yükünün azaltılması ve her dosyaya daha fazla inceleme süresi sağlanması amaçlanmaktadır. İnceleme sürelerine baktığınız zaman da örnekler çok acı, dakikalara varan sürelerde, 1,7 ya da 2,4 dakikada bir dosya tamamlanıyor.
Değerli arkadaşlar, Yargıtaya giden dosyalar öyle ince dosyalar da değil, üç beş sayfadan ibaret dosyalar değil. Kabarık dosyalar, çuvallarla giden dosyalar var ve orada zaman darlığı nedeniyle, iş yükü nedeniyle, o dosyaları, o çuvallar dolusu dosyaları bir buçuk-iki dakikada eritmek zorundalar. Peki, bu şekilde eritilen bir dosyadan ne derece sağlıklı bir karar bekleyebilirsiniz? Bu da cabası.
Yine, değerli arkadaşlar, tabii, biz, bu tasarıyla, hem Danıştayda üye sayısını artırmak hem Yargıtayda üye sayısını artırmak ve daire sayısını artırmak suretiyle iş yükünün hafifletilmesi, yine adli tıpta, eğer Tam Gün Yasası da faaliyete geçecekse –ki geçecek- orada çalıştıracak uzman bulamıyoruz, yine bu tasarı kapsamında onların özlük haklarında da bir iyileştirme sağlanıyor, hâkim ve savcılar için açılan tazminat davalarının devlete karşı açılması öngörülüyor.
Değerli arkadaşlar, tabii ki birçok konudan bahsedildi, yargının kuşatılması, bir şekilde kadrolaşma veya farklı farklı burada eleştiriler oldu ama eleştiri yapanların önce kendi geçmişlerine bakması lazım diye düşünüyorum ben. Burada Yargıtayın ya da Danıştayın arka bahçe ya da ön bahçe olması değil, az önce Sayın Sakık’ın da ifade ettiği gibi, diğer konuşmacıların da ifade ettiği gibi, herkesin sığınabileceği bir liman konumuna getirme. İşte tam o anlamda da bu tasarı olmak durumunda ve burada, bizler, Yargıtay bir şekilde birilerinin arka bahçesi olmasın istiyoruz ama birileri de ön bahçesi yapmasın istiyoruz. Burada olsa olsa Türk milleti adına karar veren yargının milletin yargısı hâline gelmesi için çalışıyoruz. Bu çalışma son derece önemli bir çalışmadır diye düşünüyorum. Kadrolaşma kesinlikle bir önceki hükûmetler döneminde, o zamanın adalet bakanlarının söylediği şekliyle olmuyor artık, her şey hak ve nasafet ölçüleri çerçevesinde oluyor, ehliyet ve liyakat çerçevesi içerisinde oluyor.
Burada bizim tesis etmek istediğimiz amaç, adaletin tam ve zamanında tesisi diyor, bu tasarının kanunlaşması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
79 konuşma daha · 9 Şubat 2011