Kabahatlar kanunu tasarısı ve adalet komisyonu raporu hk. (s.s.840)
Uşak Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mart 2005 · 694 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Çağlayan (AK Parti), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KABAHATLAR KANUNU TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU HK. (S.S.840)); konuşma 694 kelime.
Ahmet Çağlayan (AK Parti, Uşak). “Kabahatlar kanunu tasarısı ve adalet komisyonu raporu hk. (s.s.840)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-caglayan-22-2005-03-29-kabahatlar-kanunu-tasarisi-ve-adalet-komisyonu-raporu-hk-s-s-840 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ÇAĞLAYAN (Uşak)İnşallah.
Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; Kabahatler Kanunu Tasarısıyla ilgili olarak AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Biliyorsunuz, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu değiştirildi, yerine yeni 5237 sayılı Ceza Kanunu inşallah 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek.
Burada, daha önce 765 sayılı Kanunda "cürümler ve kabahatler" ayrı ayrı bölümlerde ele alınmış; ama, bir kitapta idi ve genelde kararları da mahkemeler veriyordu.
Burada, kabahatler yeni Ceza Kanununda düzenlenmedi ve bugün, bu Kabahatler Kanunu Tasarısı, bu eksiği tamamlamak üzere huzurunuza gelmiş bulunmaktadır; inşallah, kabulü halinde hayırlı sonuçlar verir.
Kabahatler, eski kanunda sulh ceza mahkemelerinin görevine giren, hem hapis hem para cezalarını; hatta, aynı kanun maddesi içinde hem hapis hem de para cezasını ihtiva eden şekilde görülüyordu. Bunlar, aslında, yaptığı haksızlıklar itibariyle, biraz önce arkadaşımın da ifade ettiği gibi, kamu düzeni, ekonomi, çevre ve diğer konularda ihlal ettiği haksızlıklar itibariyle çok önemli değildi; ama, bunların cezaları gerçekten çok komik halde kalmıştı; ne kadar misli artırıma tabi tutulmuşsa da, bunlar, zamanla, bilhassa enflasyon etkisinde, o caydırıcı özelliğini kaybetmişti. Hatta, çok ilginçtir; idarî cezalar geliyor, itiraz üzerine sulh ceza mahkemelerine geliyordu ve bunların incelenmesinde, genelde idarî mercilerden verilen cezalar günün koşullarına uygun düzenlendiği için, arada açık nispetsizlik olacak şekilde uygulamalar yapılıyordu. Bu nasıl oluyordu; kabahatlere tertip edilen cezalar gerçekten uygulandığında, o konuda mahkûm edilen insanlar diyorlardı ki, bu muydu benim bunca mahkemeye gelmemin nedeni, benim dolmuş paramı bile karşılamıyor. Veya mahkûm edilmiş, neticede kanun yoluna başvuracaktır; kanun yoluna başvurmuyor, hatta, diyordu ki, nereye, ne zaman verilecek; ben, onu hemen götürüp yatırayım. Böyle bir durum vardı. Hatta, idarî cezaları sulh ceza mahkemeleri tasdik ediyordu; tasdik ettiğinde, o idarî cezalar günün koşullarına göre uygulanan cezalar olduğu için, adlî para cezalarından kat kat fazla ve caydırıcıydı. Böylece, sulh ceza mahkemeleri, adlî para cezalarıyla daha fazla haksızlıklar içeren suçlara daha az miktarda para cezaları verirken, belki de, daha az haksızlıkları ihtiva eden idarî makamlardan verilen cezalar, sulh ceza mahkemelerince tasdik ediliyordu ve neticede, arada bir nispetsizlik, gerçekten komik bir uygulama ortaya çıkıyordu. Bu kanunî düzenlemenin getirilmesiyle, bu aksaklıklar ortadan kaldırılmış olacaktır.
Aynı zamanda, mahkemeler birçok yük altındayken, uzun yargılamalar yapma ve neticede, uzun yargılamalar sonucunda komik cezalar verme gibi bir külfetten kurtulmuş olacak, mahkemelerin yükü azalmış olacak, hatta Yargıtayın yükü bu şekilde azalmış olacaktır.
Nedir kabahatler: Yeni düzenlemeyle kabahatler, idarî yaptırım uygulanmayı gerektiren haksızlıklardır. Bunlar, taksirle de, kasıtla da işlenebilecek bir düzenlemeye kavuşturulmuştur.
Yeni düzenleme de, iki kısımda ele alınmıştır. Birinci kısımda, genelde, usulle ilgili hükümler vardır; bunun amacı, kapsamı, uygulaması, zamanaşımı ve benzeri düzenlemeler yapılmıştır. İkinci kısımda ise, cezalar tek tek sayılmıştır. Sayılan cezalar şöyle gözönüne alındığında, eski kanunda genelde uygulanmayan, günün koşullarıyla pek de bağdaşmayan bir görüntü arz ediyordu. Hiç uygulama olanağı yoktu; yani, o kanun, orada, yazılı, öylece duruyordu. 59 civarında -şimdi yanlış hatırlamıyorsam- bir kanunî müeyyidesi olan kabahatler vardı; şimdi, 13 kadar bir suç düzenlenmiş. Genelde, kabahatler dediğimiz bu haksız eylemler, uygulama bakımından, hakikaten, haksızlıkları bizzat yaşayan ve o haksızlıklardan şikâyetle karşılık gören olaylar ve fiillerle ilgilidir ve yaygındır. Bu bakımdan, bu yeni düzenlemeler, günün koşullarına, yaşayan hayata, olağan hayata uygun düzenlemelerdir; bu yönüyle de önem arz etmektedir. Emirlere aykırılıktır, dilenciliktir, ne bileyim, sarhoşluktur, kumardır; bunlar, gerçekten, insan hayatında haksızlıklar ihtiva eden, hatta, belki yıllara yayılan haksızlıklar ihtiva eden, keza, çevreyle ilgili düzenlemeler, günün insanları, yaşayan insanlar tarafından, bu, gerçekten, haksızlık olarak şikâyet edilen hususlardır. Bu bakımdan da, yeni tasarı önem arz etmektedir.
Ben, gecenin bu saatinde, vaktinizi fazla da almak istemiyorum. Burada, idarî para cezası olarak yaptırım düzenlenmiştir. Ayrıca, bir de, mülkiyetin kamuya geçirilmesi gibi bir başka müeyyidesi daha vardır. Bazı kanunlarda, geçici olarak da, işte, meslekten men ve benzeri birtakım yaptırımlar da, devamı, bu kanun tasarısında öngörülmüştür.
Bu düzenlemelerin insanımıza hayırlı olmasını diliyorum. Bir eksikliği giderecektir. Zira,Türk Ceza Kanununda, 765 sayılı Kanunda cürümler ele alınmış, bazı kabahatler cürüm kapsamına alınmış; ama, kabahatler ele alınmamıştı. 1 Nisan 2005'te Türk Ceza Kanunu yürürlüğe gireceğine göre, kabahatlerin boşlukta kalması olamazdı; çünkü, Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılmıştı. Bu nedenle, bugün bu kanun tasarısını önünüze getirmekle, 1 Nisan 2005'te yürürlüğe girecek olan Ceza Kanununun eksik kalan kısmı da tamamlanmış olacaktır.
Ben, kanunun kabulü halinde Yüce Milletimize hayırlı olmasını diliyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mart 2005