İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 55. BİRLEŞİM · SALI

2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri

Ahmet Edip Uğur

Balıkesir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 1.028 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Edip Uğur (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.028 kelime.

Ahmet Edip Uğur (AK Parti, Balıkesir). “2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-edip-ugur-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-7-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET EDİP UĞUR (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın 2003 malî yılı bütçesiyle ilgili, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakanlık bütçesine geçmeden önce, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durumdan kısaca bahsetmekte yarar var.

Dünya ekonomisi, Asya krizi sonrası, 2000'li yılların başında bir toparlanma ve büyüme sürecine girmişti; ancak, 11 Eylül olayı ve ardından gelen savaş ortamının belirsizlikleriyle, dünya, bir durgunluk, hatta şaşkınlık süreci yaşamaya başlamıştır. Bütün dünya ekonomileri açısından en büyük tehlike, petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak piyasalarda meydana gelecek olumsuzlukların yaşanmasıdır. Burnumuzun dibinde ve ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın, başta ülkemiz olmak üzere, bütün dünyayı olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Güven ortamının tesisi, Türk ve dünya ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ekonomik sorunlar dağ gibi yükselmiş, gelir dağılımı bozulmuş, iç ve dışborç cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış ve bir genel seçimin kaçınılmaz hale geldiği bir ortamda, milletimizin teveccühüyle, AK Parti tek başına iktidara gelmiştir. İhracatı artırmak, borçları çevirmek, doğrudan yabancı sermayeyi yurda çekmek, sanayileşme ve kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek, yatırımcının ve reel sektörün önünü açmak, yeni teknolojileri millî ekonomiye kazandırmak, gelir dağılımını adil bir yapıya kavuşturmak ve sürdürülebilir bir kalkınma ortamını yakalayarak, yeni yüzyılda, sade, güçlü ve etkin bir Türkiye meydana getirmek, hükümetimizin en büyük hedefi olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunları yaparken, eski hükümetlerin enflasyon hedeflerine ulaşmak için uygulamış oldukları katı ekonomi politikaları sonucu yaşanan iki büyük krizin ve toplumda açtığı derin yaraların farkında olup, söz konusu olumsuzlukları bir daha yaşamamak üzere, hükümetimizin, dengeli bir ekonomi politikasını yürütme gayreti içinde olacağına inanıyorum. Yaşanan savaş ortamında yürütülen bu ekonomi politikasının amaca ulaşmasındaki zorlukları da göz önünde bulundurarak, toplumun her kesiminde, hükümetimize ve uygulanan ekonomik programa olan güven ve desteğin devam edeceği umudunu taşıyorum. Savaş dahil, inşallah, bu sıkıntılı ortamdan en az zararla kurtuluruz.

Değerli milletvekilleri, sanayi sektörüne yönelik olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız, ülkemizin sanayi politikalarını teknolojinin gereklerine ve mevcut şartlara göre tespit etmek, kalkınma plan ve programlarında yer alan ilke ve hedefler doğrultusunda sanayiin dengeli ve süratli şekilde gelişmesine yardımcı olmak için vardır ve bunu yapmak istemektedir; ancak, bütün bunları söylerken, gözardı etmememiz gereken şeyler vardır. Bu, piyasa ekonomisi ve serbest rekabet şartlarının oluşturulmasıdır. Sermaye birikiminin kaynağı kârdır. Serbest piyasa fiyatı, olabilecek en düşük fiyat, dolayısıyla, serbest piyasa kârı, olabilecek en düşük kârdır arkadaşlar.

Türkiye, gelişmiş, çağdaş refah toplumunun bir üyesi olmak istiyorsa, mutlaka sanayileşmek zorundadır. Bu temel tercih yapılmış gibi gözüküyorsa da, gerçekler bu ivmenin kaybolmakta olduğunu, hatta gerilediğini göstermektedir. Sanayi toplumuna geçiş, sadece sanayiin iradesiyle başarılamaz. Sanayiin rahat rekabet edebileceği pazar ekonomisi hukuk düzeninin oluşturulması son derece önemlidir. Temelde kamu yönetimiyle sanayi politikaları birbirini etkiler hale gelmiştir. Sanayideki uygulamalar değerlendirildiğinde, Türk sanayiinin çağa bir türlü ayak uyduramadığı, eksik ve hatalı stratejiler benimsendiği kolayca görülecektir. Bunun sonucu olarak, yeterli ölçek büyüklüğüne ve gücüne sahip firma sayısı azdır. Şirketlerin büyük çoğunluğu finansal açıdan güçsüzdür ve rekabet açısından geri kalmıştır. Verimlilik artışı ise, yetersiz düzeydedir. Genel olarak değerlendirildiğinde ise, Türk sanayii katmadeğeri düşük ürünler üretmekten kurtulamamıştır. Mevcut duruma -kriz yaşandığı herkesin malumudur- sadece sanayide değil, tarım, finans, enerji, eğitim, sağlık, dışticaret ve kamu hizmetleri başta olmak üzere pek çok kesimde rastlanmaktadır. Bugün gelinen noktada, hastalık, sadece sanayi, finans, hatta ekonominin bütünüyle dahi sınırlı değildir, vücudun tümünü sarmıştır. Kamu kaynakları, hileli ihaleler, yapılmamış ihracatlar, geri dönüşümsüz krediler, popülist harcamalar, gereksiz kadrolar gibi sayısız suiistimallerle israf edilirken, yaygın bir şekilde içi boşaltılan bankalar da, maalesef, bir diğer kamburu oluşturmuştur. Kamuoyunda "yolsuzluk ekonomisi" diye adlandırılan bu yapının sadece yüklü parasal boyutu hesaplanabilmekte, sebep olduğu ahlakî ve toplumsal maliyeti ise hesaplanmasa bile yaygın şekilde fark edilmektedir. Bu kapsamda, gerek kamu gerekse sanayi kesimine önemli görevler düşmektedir. Öncelikle, kamu yönetimi ve bürokrasinin yeniden örgütlenmesi ve yıllardır gerçekleştirilemeyen reformların hayata geçirilmesi zarurî hale gelmiştir. Kaçınılmaz bir sanayi hamlesinin ancak kapsamlı ve radikal bir atılımla, kamu, sanayi ve sivil toplum örgütlerinin ortak çabalarıyla hayata geçirilmesi söz konusudur.

Hem yabancı hem yerli yatırımcıların önünde ciddî problemler vardır. Yatırımcının önündeki idarî engellerin kaldırılması konusundaki düzenlemelerin, önümüzdeki günlerde yürürlüğe girecek bir programla, yatırım yeri seçiminden şirket kuruluşuna, gümrüklemeden vergi ve teşvik konularına kadar bir yatırımcının karşılaştığı her türlü soruna çözüm getirilmek istenmektedir. Ayrıca, doğrudan yabancı yatırım mevzuatının geliştirilmesi ve etkin bir yatırım promosyonu faaliyetinin yürütülmesi için de çalışmalar başlatıldığını gözlüyoruz. Bu doğrultudaki çalışmaların, sivil toplum örgütleriyle birlikte, süreklilik taşıyan bir anlayışla devam edeceğini umarım.

3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra AK Parti İktidarıyla gereken güven ortamı tesis edilmiş bulunmaktadır. Bu güven ortamında kısa sürede sanayicilerimizin önündeki bütün bürokratik engeller kaldırılacak, yatırım ve üretim teşvik edilecek, istihdam sağlanacaktır. Aynı şekilde, yabancı sermayenin ülkemize gelmesi için, 1954 tarihli Sermayeyi Teşvik Kanunu değiştiriliyor. Yabancı yatırımcı, bir tane form dolduracak ve yatırımını başlatabilecektir. Endüstri Bölgeleri Kanununun amacı da, yatırımların teşvik edilmesi, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin tasarruflarının ülkemizde yatırıma yönlendirilmesi ve yabancı sermaye girişinin artırılması olarak belirtilmektedir. Bir yatırımcının, tesisi faaliyete geçinceye kadar, 30'dan fazla kuruluştan 180 ayrı belge alması gerekli; bunun için, haftalarca, aylarca kapı kapı dolaştırıldığı düşünülürse, yapılmak istenilen işin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Acil Eylem Planımızda, yatırımcıya bedelsiz olarak arsa tahsis edilebileceği ifade edilmektedir. Boş olan organize sanayi bölgelerinin endüstri bölgelerine dönüştürülmesi halinde, yatırımcıya bedelsiz arsa tahsisi imkânı doğacak ve bu teşvik yoluyla da, organize sanayi bölgeleri doluluk oranının artması yönünde önemli bir adım atılmış olacaktır.

Ayrıca, Türkiye genelinde, organize sanayi bölgeleri doluluk oranı ortalaması yüzde 40'ın altındadır. Organize sanayi bölgeleri, şimdiye kadar, istenen doluluk oranına ulaşamadığından, alınan kredilerin de geri ödemeleri yapılamamakta, sürekli borç ertelemesi yoluyla, bu bölgeler ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Bu sorunun çözümü için, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca, bir an önce, bölgelerin taraması yapılarak, doluluk oranı düşük organize sanayi bölgelerinin endüstri bölgelerine dönüştürülmesi çalışmalarının tamamlanması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, kısaca, zeytinyağı konusuna da değinmek istiyorum. Zeytinyağı, 2 500 dolar/ton fiyatıyla, en yüksek fiyatlı zirai ürün, ihraç ürünlerimizdendir. Zeytinyağı sektörünün önünde çok ciddî bir ihraç potansiyeli; dolayısıyla, bir döviz girdi potansiyeli bulunmaktadır. Ülkemizde, 250 000 üretici ailesi zeytincilikle uğraşmaktadır. Bu demektir ki, 1 000 000'dan fazla insanımızın doğrudan geçim kaynağını zeytin oluşturmaktadır. Memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz ki, bu yıl zeytinyağına prim ödemesi için bütçemizden ödenek ayrılmıştır.

Ayrıca, zeytinyağı ihracatının önündeki engellerin kaldırılması ve her türlü zeytinyağı ihracatının serbest bırakılması gerekmektedir; bu da, üreticiye büyük rahatlık getirecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 25 Mart 2003

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook