İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 15. BİRLEŞİM · SALI

Türk sporunda şiddet,şike,rüşvet ve haksız rekabet iddialirı hak.10/63,113,138,179,228 esas numaralı mec.araşt.kom.rap.(s.sayısı:956)genel görüşmesi

Ahmet Ersin

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 15. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Kasım 2005 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Ersin (CHP), 8 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SPORUNDA ŞİDDET,ŞİKE,RÜŞVET VE HAKSIZ REKABET İDDİALİRI HAK.10/63,113,138,179,228 ESAS NUMARALI MEC.ARAŞT.KOM.RAP.(S.SAYISI:956)GENEL GÖRÜŞMESİ); konuşma 862 kelime.

Ahmet Ersin (CHP, İzmir). “Türk sporunda şiddet,şike,rüşvet ve haksız rekabet iddialirı hak.10/63,113,138,179,228 esas numaralı mec.araşt.kom.rap.(s.sayısı:956)genel görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 8 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-ersin-22-2005-11-08-turk-sporunda-siddet-sike-rusvet-ve-haksiz-rekabet-iddialiri-hak-10-63 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET ERSİN (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi saygılarımla selamlıyorum; ayrıca, geçmiş Cumhuriyet Bayramınızı ve Ramazan Bayramınızı da yürekten kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, Fahri Bey çok sevdiğim bir kardeşimdir; sporda, elbette şeref tribününden müdahale edilmesi, kuşkusuz doğru değil; ama, bunun yanında, düğünlerde silah çekmenin de yanlış olduğunu söyleseydi, herhalde daha iyi olurdu.

FAHRİ ÇAKIR (Düzce)Konumuz olsaydı, onu da söylerdim.

AHMET ERSİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bugün, içinde benim de bulunduğum Meclis araştırma komisyonunun, sporda şike, şiddet, rüşvet, haksız rekabet iddialarını araştırma komisyonunun hazırladığı raporu görüşüyoruz; ancak, komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra, komisyon raporunu Meclis Başkanlığına teslim ettikten sonra öyle olumsuzluklar yaşandı ki, esasen, bu konuda, spordaki şiddet, şike ve yaşanan skandallarla ilgili yeni bir komisyon kurma ihtiyacı doğuyor.

Değerli arkadaşlarım, Türk sporunun iyi yönetildiğini söyleyemeyiz. Bu alanda, Türk sporunun ciddî sorunları var. Türk sporunun, yönetim anlayışından kaynaklanan sorunları var ve bu alanda disiplinsizlik ve eğitimsizlik, maalesef, almış başını gidiyor ve daha önceki yıllarda hiç tanışmadığımız, hiç tanımadığımız, sporla birlikte anılmasından zül duyduğumuz skandal kelimesi, skandal anlayışı, maalesef, Türk sporunun ayrılmaz bir parçası haline geldi. Kronolojik bir değerlendirme yaparsak, örneğin, bir futbolcunun eski kulübüyle yaptığı özel sözleşme nedeniyle; yani, o futbolcunun bir başka kulübe transferini önlemeye dönük yapıldığı apaçık ortada olan bir özel sözleşme nedeniyle lisansının iptal edilmesi ve iptal edildikten sonra o kararı veren Tahkim Kurulunun bazı üyelerinin görevden ayrılması, tehdit edildikleri iddiasıyla görevlerinden istifa etmeleri, daha sonra çeşitli nedenlerle verilen güvencelerle tekrar o göreve gelmiş olmaları, aslında sporun can damarı olan futbolu kaos içine sokan bir skandaldır.

Şimdi, o Tahkim Kurulu üyelerini kimler tehdit etti, kimler ne güvence vererek, onların, istifa eden üyelerin tekrar göreve gelmesini sağladı ve bundan sonra bu Tahkim Kurulunun, futbolda adalet dağıtan bu kurumun vereceği kararların adaletli olduğuna, adil olduğuna kim inanır?! Dolayısıyla, tıpkı Merkez Hakem Kurulunun oluşumuyla ilgili yaşanan kaostan sonra, Tahkim Kurulunun da, istifalar, geri dönmelerle ortaya koyduğu bu kaos, kuşkusuz Türk futbolunu sonsuz derecede olumsuz etkileyecek ve adalet dağıtan kurumlara olan güven sarsılacaktır. İnanıyorum ki ve iddia ediyorum ki, o Tahkim Kurulunun bundan sonra vereceği kararlara kimse saygı göstermez.

Değerli arkadaşlarım, bir yıl öncesine kadar dünya ve olimpiyat şampiyonalarında, yarışmalarında sporcularımızın, Bayrağımızın ve dolayısıyla Türkiye'nin önünde esas duruşta saygı bekleyişi yapanlar, Türkiye'ye esas duruşta saygı duyanlar, saygı göstergesi yapanlar, bugün, o branşlarda, bütün dünyanın saygıyla ayakta Türkiye'yi selamlamasını sağladığımız o branşlarda, uluslararası spor kuruluşlarının, uluslararası spor kamuoyunun Türkiye'yi aforoz etmesi, Türkiye'yi karantinaya alması ve Türkiye'yi dışlamasının sorumlusu kim ya da kimler? Şimdi, anlaşıldığı kadarıyla bu sorunlar, bu skandallar Türk sporunun dünya genelinde itibar kaybetmesine neden olacaktır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu, halterde yaşanan doping skandalları neyin nesidir? Neden bu skandallar yaşanıyor ve şunu sormak isterim, bütün dünyanın önünde diz çöktüğü millî haltercimiz, dünya ve olimpiyat şampiyonu haltercimiz Halil Mutlu şimdi nerede? Ne yaptınız Halil Mutlu'ya? O, bütün dünyanın önünde diz çöktüğü cep herkülü televizyon kameralarının karşısında neden ağladı? Ne yaptınız da ağladı? Süreyya Ayhan nerede, bilen var mı?

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu yaşanan doping skandalları ve diğer olumsuzluklarla ilgili, sporumuzu yöneten ve yönlendiren kadrolar suçluyu ve sorumluyu bulmuşlar. Suçlu, ödül yönetmeliğiymiş. Ödül yönetmeliği nedeniyle bu sporcular dopinge yöneliyorlarmış. O ödül yönetmeliğinin sağladığı imkânlardan yararlanmak için sporla bağdaşmayan olumsuzlukların içine giriyorlarmış. Yani, tek suçlu ödül yönetmeliği... Eh diyorum ben de, oldu, gözlerim doldu!

Peki, bu alanda, sporda, gerekli disiplini sağlamayan, eğitimi sağlamayan, yetenekli kadroları o görevlere getirmeyenlerin hiç mi suçu yok?! Şimdi, yapılacak olan nedir; birkaç sporcuyu, genç sporcuyu cezalandıracaklar ve muhtemelen de spor yaşamını bitirecekler ve ondan sonra her şey düzelecek, anlayış bu; ama, maalesef, perde arkasındaki sorumluları eğer tespit edemezsek, o sorumluları sorgulamazsak, o zaman bu olumsuzlukların önüne geçmek de mümkün değil.

Halter, ciddî sorunların yaşandığı bir branş, son günlerde çok ciddî doping skandallarının yaşandığı bir branş. Şimdi, soralım Sayın Bakana, halterden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı kim; nereden getirdiniz onu bu göreve; daha önceki görevi neydi ve halterle ilgili bilgi birikimi nedir?! Sanıyorum, bu konuda Sayın Bakan bizi aydınlatır.

Yine, geçtiğimiz günlerde basında okudum, bir gazetenin manşetindeydi; dünya ve olimpiyat şampiyonu güreşçimiz Hamza Yerlikaya "ben, kızımı spora vermem" diyor, manşette. Şimdi, dünya şampiyonu, olimpiyat şampiyonu olan bir millî güreşçimiz, yaşamı sporun içinde geçmiş olan bir güreşçimiz, millî güreşçimiz, neden acaba "ben, kızımı spora göndermem" diyor? Sayın Bakan, o alanda neler oluyor ki, hayatı sporla geçmiş olan bir ulusal güreşçimiz, millî güreşçimiz "ben, kızımı spora vermem" diyor; "bildiklerim var, o yüzden spora vermem" diyor? Peki, şimdi, araştırıldı mı bu konu; yani, Hamza Yerlikaya, neden "ben, kızımı spora vermem" diyor; bu konuda bir araştırma yapıldı mı, bir çalışma yapıldı mı? Yoksa, üç maymunu mu oynuyoruz; görmedim, duymadım, bilmiyorum...

Değerli arkadaşlarım, bu komisyon, kuşkusuz çok ciddî bir görev yaptı, emek verdi; dört ay çalıştık hep beraber; ama, komisyon, itiraf etmeliyim ki, bazı konuların üzerine gitmekten, bütün ısrarlarımıza rağmen, bazı konuların üzerine gitmekten ısrarla kaçındı. Örneğin, mafya. Futbolda mafyanın olduğunu bilmeyen var mı Türkiye'de; herkes, üstelik de komisyona davet ettiğimiz konuklarımız, futbolda mafyanın olduğunu, bu mafyanın, zaman zaman tehditlerle, zaman zaman ödüllerle şikeye bulaştığını, hatta, şikenin özünde mafyanın olduğunu da söylediler; ama, bütün bu ısrarlarımıza rağmen, bu "mafya" sözcüğünü bile komisyon raporuna yazdıramadık. Mafya sözcüğünün yerine ne geçti; sporla bağdaşmayan müdahale. Nedir bu, sporla bağdaşmayan müdahale, Sayın Başkan?! Neden, bütün ısrarlarımıza rağmen, bir mafya sözcüğünü bile bu komisyon raporuna geçiremedik?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 8 Kasım 2005

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook