Bursa milletvekili ismet büyükataman ve 29 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak altyapı ve işletmeciliğinin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla(10/27); aydın milletvekili ahmet ertürk ve 20 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak zeytinciliğin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/34); bursa milletvekili ali koyuncu ve 19 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/37); balıkesir milletvekili ahmet edip uğur ve 23 milletvekilinin, bitkisel yağlar, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/40); ve muğla milletvekili gürol ergin ve 24 milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen
Aydın Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 52. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Ocak 2008 · 2.110 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Ertürk (AK Parti), 22 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURSA MİLLETVEKİLİ İSMET BÜYÜKATAMAN VE 29 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE DİĞER BİTKİSEL YAĞLARIN ÜRETİMİNDEKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALTYAPI VE İŞLETMECİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA(10/27); AYDIN MİLLETVEKİLİ AHMET ERTÜRK VE 20 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ZEYTİNCİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/34); BURSA MİLLETVEKİLİ ALİ KOYUNCU VE 19 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİ VE TİCARETİNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/37); BALIKESİR MİLLETVEKİLİ AHMET EDİP UĞUR VE 23 MİLLETVEKİLİNİN, BİTKİSEL YAĞLAR, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/40); VE MUĞLA MİLLETVEKİLİ GÜROL ERGİN VE 24 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİNCİLİKTE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLEN); konuşma 2.110 kelime.
Ahmet Ertürk (AK Parti, Aydın). “Bursa milletvekili ismet büyükataman ve 29 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak altyapı ve işletmeciliğinin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla(10/27); aydın milletvekili ahmet ertürk ve 20 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak zeytinciliğin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/34); bursa milletvekili ali koyuncu ve 19 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/37); balıkesir milletvekili ahmet edip uğur ve 23 milletvekilinin, bitkisel yağlar, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/40); ve muğla milletvekili gürol ergin ve 24 milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-erturk-23-2008-01-22-bursa-milletvekili-ismet-buyukataman-ve-29-milletvekilinin-zeytin-ve (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ERTÜRK (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı konusundaki vermiş olduğumuz araştırma önergesinin gündeme alınmasıyla ve partim adına, AK Parti adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Bu üretimi yapan değerli çiftçilerimize, bu ürünü işleyen, paketleyen, ambalajlayan ve ihracat yapan değerli iş adamlarımıza ve bunu tüketen çok değerli milletimize bu önerge marifetiyle yeni fırsatlar ve açılımlar, kazanımlar sağlanmasını da diliyorum.
Gerçekten, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğumuz Akdeniz iklimi çerçevesinde ülkemizde, çok uzun yıllardan beri, tarih öncesi zamanlardan beri, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde -yüzde 11 nispetinde- Akdeniz Bölgesi’nde ve yüzde 80’i Ege Bölgesi’nde, yüzde 8 nispeti de Marmara Bölgesi’nde olmak üzere zeytin ve zeytinyağı üretimi yapılmaktadır.
Akdeniz Bölgesi’nin karakteristik ürünlerinden olan zeytin üretimi, son zamanlarda dünyada büyük bir açılım kazanmış, zeytinyağının sağlığa verdiği önem ve mesela Girit Adası’nda insanların kalp ve damar hastalıklarına çok az yakalandığı, hatta, hemen hemen hiç yakalanmadığı, yaşam ömürlerinin yüz yıla yaklaştığı gibi çeşitli makaleler ve yazılar yayımlanmaya başlayınca ve gerçekten portakal suyu gibi hiçbir kimyasal madde içermeden, tamamen meyve ağaçtan toplanıp zeytinyağı fabrikalarında yağ olarak sıkılıp şişelere konulup insanların tüketimine sunulunca, böylece hiçbir kimyasal veya bir katkı maddesi içermeden, çok doğal ortamda üretilen bu zeytinyağının kıymeti son zamanlarda yavaş yavaş artmaya ve bilinmeye başlanmıştır.
Ülkemizde de zeytinyağı ve zeytin üretiminin ve tüketiminin ve bununla ilgili başta TARİŞ Zeytinyağı Birliği, Ege İhracatçılar Birliği, Zeytin Dostu Derneği, ziraat odası, borsalar, hatta üniversiteler, hatta zeytin araştırma enstitülerimiz gibi devletimizin çok önemsediği kurum ve kuruluşlarla, Tarım Kanunu’muzda, geçen sene, geçen dönemde Meclisimizde yasalaştırdığımız Tarım Kanunu’muzda hayat bulan ürün konseyleriyle ilgili yasal düzenleme içerisinde de Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyinin, çıkardığımız Üretici Birlikleri Kanunu’nun ilgili 11’inci maddesine göre de kurulma fırsatı doğmuş; diğer sektörlerle, Ulusal Fındık Konseyi, Ulusal Pamuk Konseyi, Ulusal Narenciye Konseyi ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi ve şu günlerde de çalışmasını takip ettiğimiz ve gerçekten hayvancılık sektörü için çok önemsediğimiz Ulusal Süt Konseyi çalışmaları da Tarım Bakanlığımız tarafından sıkı bir şekilde takip edilmektedir. Ve kurulan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi şu anda, örgütlenme çalışmalarını tamamlamış, yönetim kurulunu ortaya çıkarmış ve başında çok deneyimli bir arkadaşımız ve ona yardımcı olan, yol arkadaşları olan değerli yönetim kurulu üyeleriyle Türk zeytinciliğine ve Türk zeytinyağı sektörüne yol gösterici çalışmalarını ve önerilerini Hükûmetimize sunma konusunda ve bu sektörün üretim ayağında olan çiftçilerimizin beklentilerini belirleyip, gerek Tarım Bakanlığımıza ve gerekse Hükûmetimize, karar alıcıları siyaset kurumumuza sunma konusunda, verimli çalışmalar yapmaktadırlar. Bizler de sık sık bölgemizde bu çalışmalara iştirak edip, takip etmekteyiz.
Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz zeytini ve zeytinyağını desteklemektedir. Değerli Hocamız her ne kadar Gemlik zeytinindeki fidan desteklemesinin 45 liraya indiğini söylese de, dekar başına verilen 250 liralık destekle, bütün ülkemizin her tarafında, zeytin dikilebilen tüm alanlarda, gerçekten özel ve itinalı bir tür olan Gemlik zeytinimizin her yerde dikilmemesi yönünde… Çünkü çiftçilerimiz, Gemlik, çubuktan, çelikten üretildiği için, fidan ucuzdur, herkes Gemlik fidanı dikmek istemektedir, ama gerek domat zeytini gerek manzalina gerek kalamata dediğimiz “eşek zeytini” tabir edilen iri zeytin gerekse memecik zeytini çelikten değil, mutlaka kökleştirmek ve aşı yapmak suretiyle üretildiği için, o zeytinin fidanı 8-9 milyon lira fiyatlarındadır, ama Gemlik zeytininin fiyatı 2-3 milyon lira düzeyindedir. Çiftçilerimiz maalesef bu konuda yeterli tecrübeye ve donanıma sahip olamadıkları için -belki bu bir öz eleştiridir- tarım teşkilatlarımız ve ziraat odalarımız, çiftçilerimizi bu konuda gerekli bilgilerle donatmadıkları için, çiftçilerimiz, sanki, zeytin dikilebilecek her yerde Gemlik zeytini dikmek istemektedirler. Gaziantep’te de, Urfa’da da, Hatay’da da, Aydın’da da, İzmir’de de, Muğla’da da, insanlarımız Gemlik zeytini dikmeye heves etmişlerdir. Tarım Bakanlığımız bu konuyu bir disipline etmek için, Gemlik zeytininin desteği olan dekar başına verilen 250 YTL’yi 45 YTL’ye düşürmüş, ancak, diğer zeytin türlerindeki destekleme 250 YTL olarak devam etmektedir. Ancak, bu Gemlik zeytininin de kendi bölgesine has, o bizim Bursa ilimizin Gemlik bölgesindeki, kendi müstesna yetiştiği bölgedeki desteklemesinin de aynı fiyatlarla devam etmesi gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bunun dışında, kırsal kalkınma destekleri, elbette dünyada… Bizim, 109 milyon -tahmin edilen- civarında ağacımız var. Son yıllarda da bu, Hükûmetimizin verdiği desteklerle zeytin dikimindeki aşırı arzu ve şahlanış, 25 milyon adet zeytin fidanının dikilmesini gündeme getirmiş, böylece 130 milyonu aşan bir zeytin varlığımız ortadadır. Bugün 109 milyon mahsuldar ağacımız vardır, ancak, bu mahsuldar ağaç, yani ürün veren ağaçlarımız, maalesef, dünyadaki taban araziye dikilen ağaçlarla aynı seviyede değildir. Pek çok ağacımız, çok engebeli, eğimli arazilerde, Akdeniz Bölgesi’nin, Ege Bölgesi’nin, Marmara Bölgesi’nin ve güney bölgelerimizin yamaç arazilerinde dikildiği için, gübreleme, sulama ve bakım şartları, taban arazilerdeki dikilmiş zeytin ağaçlarımız nispetinde değildir. Onun için, verimlerimiz düşüktür. Şimdi, Hükûmetimiz bununla ilgili de geçen sene çok güzel bir karar almıştır, damlama sulama projesini gündeme getirmiştir. Sulanamayan bu zeytin ağaçlarımız için, bir şekilde, ama artezyen, ama basınçlı sulama sistemleri kullanılmak suretiyle, Hükûmetimiz, yüzde 50’ye varan nispette damlama sulamayı desteklemektedir. Böylece çiftçilerimiz, kendilerini damlama sulama yöntemiyle, tarım teşkilatlarımızdan, ziraat odalarımızdan alacakları bilgilerle, ağaçlarını bu yöntemle suladıkları takdirde verimlerinin 2-3 kat artacağını görebiliyorlar. Bunu yapan arkadaşlarımız, her sene bir sene “var yılı” bir sene “yok yılı” tabir edilen zeytinde, artık, her yıl zeytin mahsulünün, denk olmasa da, bir sene yüzde 70 seviyesinde bir sene yüzde 40 seviyesinde de olsa ama her yıl zeytin alabildiklerini, ürün hasat edebildiklerini söylemektedirler. O bakımdan Hükûmetimizin ortaya koyduğu bu kırsal kalkınma destekleri esprisindeki damlama sulama projesini mutlaka zeytin üreticilerimizin en önemli olarak en başta ehemmiyet vermeleri gereken üretim mekanizması olarak düşünüyoruz ve bunun yaygınlaştırılması, tanıtılması konusunda da sektörün tüm aktörlerinin üzerlerine düşen ödevi yapmaları gerektiğine inanıyoruz.
Bir desteğimiz daha var. Bu destek de eğer bu çiftçilerimiz, üreticilerimiz bir kooperatif çatısı altında örgütlenirlerse bu yüzde 50 hibe, yüzde 75’e çıkmaktadır. Yani zeytin ve zeytinyağı üreticilerimiz, zeytin diken çiftçilerimiz bir kooperatif çatısı altında örgütlendikleri takdirde destek miktarı… Örneğin 100 milyarlık bir damlama sulama projesi kurduklarında, 75 milyar lirasını Hükûmetimiz hibe olarak onlara vermektedir. Onlar sadece yüzde 25 bir katkı sağlamaktadırlar.
Bunun dışında, zeytin ve zeytinyağı ürününü paketleyen, ambalajlayan iş adamlarımıza, çiftçilerimize, bu konuda çalışan değerli insanlara da, iş adamlarına, paketleme, ambalajlama, hatta zeytinyağı fabrikası kuranlara da yüzde 50 hibe destekler devam etmektedir.
Biz, burada, değişik bir çalışmayı başlattık. Değerli Bakanımız da izah etti, Sayın Hocamız da söyledi ihracat destekleri… Türkiye, artık, dökme zeytinyağı, bilhassa rafinajlık ve lampant zeytinyağının ihracatını kesinlikle yasaklamıştır. Yıllardan beri dökme zeytinyağı satarak bir yerde rakibimiz olan Yunanistan ve İtalya’ya sattığımız yağların tekrar ambalajlanarak kendi ulusal zeytinyağımıza, kendi ülkemizde üretilen zeytinyağımıza rakip olmalarının önü kesilmiştir. Geçen sene başlayan bu uygulamayla “Made in Turkey” damgalı ve Türkiye’de üretilen zeytinyağlarımızın, üreten firmanın kendi ambalajının vurulması suretiyle elde edilecek ambalajlı Türk ürünlerinin yurt dışına satımında, 1 litreye kadar ürünlerde en son miktar 400 dolara kadar yükseltilmiş, zeytinde de 200 dolarlık bir ihracat teşviki ortaya konulmuştur. Bununla ne yapıyoruz değerli arkadaşlarım? Zeytin ve zeytin ürününün yurt dışına satılmasına imkân yaratarak, zeytin üretici fiyatının artmasını… Dolayısıyla, yurt dışına ihracat yapıldığı müddetçe, ihracatçımız, gelip dâhilde bu zeytini üreten çiftçilerden ürün talep edecektir. Böylece, hem zeytin üreten çiftçilerimiz ürünlerini hak ettiği fiyata satacaklar hem de ülkemiz zeytin ve zeytinyağı ihracatından para kazanacaktır. Çünkü, dünyada altı ülkede üretilen bu nadide üründe İspanya en büyük üreticidir; İtalya, Yunanistan, Türkiye, Tunus, Fas ve bir de son yıllarda Suriye’de üretim başlamıştır. Ama, inşallah, bizler, şu anda 1 milyar dolar seviyesinde olan zeytinyağındaki ticaret potansiyelimiz yerine, alınan bu damlama sulama destekleri, fidan destekleri ve kırsal kalkınma desteklerimizle, çok kısa zamanda, çok iyi mesafeler alarak 10 milyar dolarlık büyük bir ihracat potansiyeli ve fırsatı yaratabiliriz diye de düşünüyoruz.
Prim azdır, doğrudur. Daha önceki yıllar 25 yeni kuruştu prim, bu sene 11 yeni kuruşa düştü. Hükûmetimiz 5,3 katrilyonluk bir tarımı destekliyor arkadaşlar. Ancak, olaya, sadece çiftçinin eline verilen primle bakmamak lazım. Burada, dediğimiz gibi, fidan destekleri, ihracat destekleri, kırsal kalkınma destekleri, damlama sulama destekleri ve üretim, ambalajlama, paketlemede verilen hibe destekleriyle bizim zeytin üreticimize verdiğimiz destek daha önceki desteklerin katbekat üzerindedir. Çünkü, sadece çiftçimizin cebine giren primin ötesinde, bu ürünün sürdürülebilir olması, uzun yıllar bu ürünü ekip dikerek, bu üründen para kazanarak yaşamını sürdürebilmesi asıl olandır.
Değerli arkadaşlarım, bu sektörde pek çok sorun var. Bu araştırma önergesinin üzerinde değerli arkadaşlarımızla beraber çalıştık. Mesela, zeytinyağında bir kara su meselesi var. Bu meselenin mutlaka çözülmesi lazım. Bazı bilim adamları diyor ki: Bu bir.organik maddedir, faydalıdır. Bazıları da diyor ki, çevreciler: Hayır, bu bir çevre düşmanı, bir atıktır, bu mutlaka bertaraf edilmelidir. Bu konu, bu araştırma önergesinin ana konularından birisidir.
Ondan sonra ikinci konu prina. Zeytinyağı sıkıldıktan sonra meydana gelen zeytinin ezilmiş hâli, prinası, atığı yakacak olarak kullanılmaktadır. Bunun da üzerinde durulması gerekiyor. Bazıları bunun havayı kirlettiğini, ozon tabakasını bozduğunu, bazıları öyle bir şey olmadığını, iyi bir yakacak olduğunu ama, ikinci defa işlem görmesi gerektiğini söylemektedirler. İki ve üç fazlı çözümler önerilmektedir. Bazıları sadece, zeytinyağı sıkıldıktan sonra bir taraftan zeytin çıksın, bir taraftan da küspe dediğimiz prinayla kara su çıksın istemektedir. Bazıları da hayır, üç fazlı olsun, bir taraftan zeytinyağı çıksın, bir taraftan kara su çıksın, bir taraftan da prina çıksın demektedir. Bu da bu araştırma önergesinin önemli konularından birisi olmalıdır.
Bir üçüncü konu, karışık yağ sorunu vardır. Bazı yabancı ülkeler zeytinyağının muhtelif asitliliklerde veya bölgesel farklılıklarla karıştırılarak kendilerine satılmasını istemektedirler. Bu da bir tereddüt konusudur, karıştırılmalı mıdır karıştırılmamalı mıdır? Hatta tağşiş konusu da mutlaka gündemde durmalıdır.
Onun için, bu konular üzerinde derli toplu bir çalışma yapılması, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyinin de önerileriyle beraber, Parlamentonun bizce bir ödevi, bir görevi olmalıdır diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bize göre en önemli konu da solgunluk hastalığıdır. Maalesef, bugün çiftçilerimiz, Hükûmetimizin bu kadar desteklerine rağmen, diktikleri güzelim fidanların muayyen zamanlarda kuruduğunu görmektedirler. “Vertisilyum solgunluğu” diye tabir edilen, tıbbi açıdan veya tarımsal sektörde “vertisilyum solgunluğu” denilen bu solgunluk hastalığı konusunda gerek Tarım Bakanlığımız gerek üniversitelerimiz gerek zeytincilik araştırma enstitüleri yoğun çalışmalar yapmaktadırlar. Ama maalesef, şu ana kadar netleşmiş bir sonuca ulaşılamamıştır. Pek çok yerde bitki aktivatörleri, pek çok yerde bu sanki bir damar tıkanıklığı gibi zeytin ağaçlarındaki borucukların tıkandığı ve o tıkanıklığın aşılması yoluyla, aktivatör kullanılması yoluyla aşılabileceği söylenmektedir. Pek çok yerlerde solaryum yöntemiyle… Tabii bu, yamaç yerlerde, eğimli yerlerde zeytin ağaçlarının olduğu zor tabiat şartlarında mümkün değildir. Naylon sermek suretiyle toprağın havayla teması kesilerek bu şekilde bir yöntemle bu işin olabileceği söylenmektedir. Onun için çiftçilerimiz, bu konuda, bu solgunluk hastalığının mutlaka bir çaresinin bulunması gerektiğini… Başka türlerde var mıdır, yok mudur veya bu hastalığa dayanıklı türler varsa, o türlerin kendilerine önerilmesini istemektedirler. Zeytin üretilen bölgedeki milletvekili arkadaşlarımız da, her gittiği yerlerde bu konuda bu sorularla karşı karşıya kalmaktadır. Tabii, bu bir teknik konudur, bu bir tarımsal araştırma konusudur. Bu konunun da, üniversitelerimiz, Zeytin Konseyimiz, zeytin araştırma enstitülerimiz ve bu konuyla ilgili ziraat odalarımız ve sektörün ilgili aktörlerinin de bütün katılımlarıyla, bu solgunluk hastalığının mutlaka bir çaresinin ortaya konulması gerekmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bir tarım televizyonu kurulması, bizim bu araştırma konumuzda da bence güdeme gelmelidir, çünkü insanlarımızın bilgiye ihtiyacı vardır. Çiftçilerimizin, üreten insanlarımızın düzgün üretim yapmaları için yurt dışına satacağımız zeytin ürünümüzün ve zeytinyağı ürünümüzün gerek aşırı gübre kullanımından gerekse aşırı tarım ilacı kullanımından arındırılması gerekmektedir. Artık, insanlar iyi fiyatlar ödeyerek organik ürünler tüketme temayülündedir. Herkes sağlığına gerekli özeni göstermektedir. O bakımdan çiftçilerimizin üretimde kullandıkları gerek tarım ilaçlarının gerek gübrelerin, hatta son zamanlarda “hormon” tabir edilen pek çok ürünlerin kullanılmaması gerektiği yönünde, doğru düzgün üretim yapmaları yönünde de onların bilgiye ihtiyacı vardır. O bakımdan, belki bir sektör televizyonu olarak gerek hayvancılıkta gerek bitkisel üretimde ve mesela bu damlama sulamalarda, kırsal kalkınma desteklerinde devletimizin yaptığı pek çok çalışmanın insanlarımıza ulaştırılması konusunda böyle bir tarım televizyonu gibi sadece… “Bu Toprağın Sesi programı var TRT’de. Onun dışında, TRT’nin yeni Genel Müdüründen de böyle bir talepte bulunabilir bu araştırma komisyonumuz, gündeme alındığında.
Değerli arkadaşlarım, Değerli Hocamız söyledi, işte “Doğrudan gelir desteği Avrupa Birliğinden veriliyor.” dedi. Bu doğru değildir, doğrudan gelir desteği tamamen bizim kendi millî bütçemizden ödenmektedir. Sayın Başbakanımız doğrudan gelir desteğinin kaldırılacağı yönünde geçen hafta eylem planında bir söz söylemiştir. Kaldırılan doğrudan gelir desteğinin mutlaka diğer üretim mekanizmalarında kullanılacağı tabiidir. Mesela, bu ne olabilir? Arz açığı olan ayçiçeği gibi, pamuk gibi temel ürünlerde, hatta çiftçilerimizin son günlerde fiyatı artan gübre desteklemesi gibi üretim mekanizmalarında kullanılabilir.
Değerli Hocamız dedi ki: “Mazot ve gübrede ÖTV var, bu ÖTV ve KDV kaldırılmalı.” Bu bir tekliftir, bu bir taleptir ama Hükûmetimiz de başka bir şekilde desteklemektedir. Mazot ve gübreyi her sene dekar başına, nisan ve haziran aylarında… Geçen sene öyle yapılmıştı, bu sene de büyük ihtimalle öyle olabilir. Tarım Bakanlığımız daha açıklamayı yapmadı. 2007 yılındaki üretimde kullanılan mazot ve gübre destekleri yılda iki defa ödenmişti. Her sene ödeniyor. Burada son yıllarda gübre fiyatlarında -bilhassa son aylarda- yüzde 30 ila yüzde 40 nispetinde bir artış oldu. Bu artışa karşılık tabii petrolün fiyatı da 100 dolar oldu, 22 dolardan 100 dolara yükselen bir petrol fiyatı artışı gördük.
Burada bu bir tercihtir, bazı siyaset kurumu ÖTV’yi kaldırmak ister ama bizim Hükûmetimiz mazot ve gübre desteği suretiyle bu artışı telafi etme yolunu tercih etmiştir ve bunlar da nisan ve haziran aylarında olmak üzere ödenmektedir.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, sektör himayeye muhtaç bir sektördür ve Hükûmetimiz tarafından desteklenmektedir. Biz bu desteklerin artırılarak sürdürülmesini ve Türkiye’miz için çok önemli olan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 22 Ocak 2008