İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 52. BİRLEŞİM · SALI

Bursa milletvekili ismet büyükataman ve 29 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak altyapı ve işletmeciliğinin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla(10/27); aydın milletvekili ahmet ertürk ve 20 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak zeytinciliğin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/34); bursa milletvekili ali koyuncu ve 19 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/37); balıkesir milletvekili ahmet edip uğur ve 23 milletvekilinin, bitkisel yağlar, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/40); ve muğla milletvekili gürol ergin ve 24 milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen

Cemaleddin Uslu

Edirne Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 52. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Ocak 2008 · 2.146 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemaleddin Uslu (MHP), 22 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURSA MİLLETVEKİLİ İSMET BÜYÜKATAMAN VE 29 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE DİĞER BİTKİSEL YAĞLARIN ÜRETİMİNDEKİ SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALTYAPI VE İŞLETMECİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA(10/27); AYDIN MİLLETVEKİLİ AHMET ERTÜRK VE 20 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK ZEYTİNCİLİĞİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/34); BURSA MİLLETVEKİLİ ALİ KOYUNCU VE 19 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİ VE TİCARETİNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/37); BALIKESİR MİLLETVEKİLİ AHMET EDİP UĞUR VE 23 MİLLETVEKİLİNİN, BİTKİSEL YAĞLAR, ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA (10/40); VE MUĞLA MİLLETVEKİLİ GÜROL ERGİN VE 24 MİLLETVEKİLİNİN, ZEYTİNCİLİKTE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLEN); konuşma 2.146 kelime.

Cemaleddin Uslu (MHP, Edirne). “Bursa milletvekili ismet büyükataman ve 29 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak altyapı ve işletmeciliğinin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla(10/27); aydın milletvekili ahmet ertürk ve 20 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin sorunlarının araştırılarak zeytinciliğin geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/34); bursa milletvekili ali koyuncu ve 19 milletvekilinin, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/37); balıkesir milletvekili ahmet edip uğur ve 23 milletvekilinin, bitkisel yağlar, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/40); ve muğla milletvekili gürol ergin ve 24 milletvekilinin, zeytincilikte yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlen”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemaleddin-uslu-23-2008-01-22-bursa-milletvekili-ismet-buyukataman-ve-29-milletvekilinin-zeytin-ve (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA CEMALEDDİN USLU (Edirne)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunlar ve çözüm yollarını belirlemek amacıyla verilen ve Meclis araştırması açılmasına ilişkin hususlarla ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Esasen, az önce de ifade edildiği üzere, 22’nci Dönem Parlamentosunda da bu başlık adı altında bir Meclis araştırma komisyonu kurulmuş ve bu komisyon, çalışmalarını bir rapor hâline getirmiştir, fakat araştırma komisyonun raporu Meclis Genel Kurulunda görüşülememiştir. Söz konusu bu rapor incelendiğinde -özverili bir çalışma sergilendiği ve- birçok soruna çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Hâl böyle olmasına rağmen, konuya biraz daha stratejik bir anlayışla yaklaşılamadığı sebebiyle Meclis Genel Kurulunda görüşülememiştir. Bu sebeple, bu çalışmaların yeniden ele alınması ve bu alanda belirlenen hedeflerin hangi kurum ve kuruluşlar tarafından nasıl yerine getirileceğinin ve bunun için yapılacak yasal düzenlemeler dâhil, alınacak önlemlerin tespit edilmesi bakımından bir Meclis araştırması açılması grubumuz açısından da fevkalade önemli görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, bulunduğu coğrafi konum ve sahip olduğu Akdeniz iklimi özellikleri nedeniyle, İspanya, İtalya, Tunus ve Yunanistan gibi diğer Akdeniz ülkeleriyle birlikte, dünyanın önde gelen zeytin ve zeytinyağı üreticilerindendir.

Ülkemiz, 1 milyon 260 bin ton civarındaki zeytin üretimiyle dünya zeytin üretiminin yüzde 7,9’unu, 100 bin ton civarındaki zeytinyağı üretimiyle dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 5’ini gerçekleştirmektedir.

Ülkemizde 109 milyon zeytin ağacı, 196 bin zeytin üreticisi, 80 bin ton zeytin işleyen 1.100 zeytinyağı üretim işletmesi bulunmaktadır.

Son yıllarda yeni zeytin fidanlarının dikimi ve üreticinin zeytin üretimine özendirilmesiyle birlikte ağaç sayımız artmıştır. Ağaç sayımızdaki artışa bağlı olarak üretimde de artış meydana gelmiş, ülkemiz zeytinciliği büyük bir gelişim içerisine girmiştir. Zeytinciliğimizin gelişiminin en önemli göstergelerinden biri olan dökme formda yapılan ihracatımız azalırken kutulu ihracatımızda artış olmuştur. Ülkemiz zeytinyağı üretiminin yaklaşık yarısı ihraç edilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerine dökme formda ihraç ettiğimiz zeytinyağı bu ülkelerde ambalajlanarak İtalyan ve İspanyol markaları altında pazarlanmaktadır. Böylece, kendi yağımız, kendi markamıza rakip olmaktadır. Ayrıca, zeytinyağından elde edilen gelir de daha düşük olmaktadır.

Ambalaj şekillerine göre zeytinyağı ihracatımızın dağılımına baktığımızda, 2006-2007 sezonunda toplam ihracatımızın yüzde 36,5’ini ambalajlı zeytinyağları oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, üretime ilişkin sorunlar ve çözüm önerilerini şu şekilde sıralayabiliriz.

Sektörle ilgili istatistiki veriler güncel değildir.

Rekolte tahmin çalışmaları uzmanların sadece tecrübeleri ve gözlemlerine dayanarak yapılmaktadır.

Uzaktan algılama sistemleri kullanılarak bir coğrafi bilgi sistemi ve güvenilir veri tabanı oluşturulmalıdır. Başta ağaç sayısı olmak üzere sektördeki verilerin güncelleştirilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde yıllara göre ürün miktarı değişkenlik göstermekte, yani “var yılı, yok yılı “özelliği şiddetli yaşanmaktadır. Bunun etkisinin azaltılması için zeytin çeşitlerinin ıslahının yapılması, sulama, ilaçlama ve gübreleme ve bazı bakım işlemlerinin modernize edilmesi, bunun için zeytin üreticisinin desteklenmesi sağlanmalıdır.

Üretimin artırılması, bu doğrultuda fidan üretimine ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ancak, üretimde doğru yönlendirme önem taşımaktadır. Üreticiler en kolay Gemlik fidanını bulabildikleri için birçok yere bu zeytin çeşidini dikmektedirler. Oysa, mevcut zeytin çeşit ve tipleri belirlenmeli, sertifikalandırılmalı ve genetik haritaları çıkarılmalıdır. Fidan üretiminde bölgesel adaptasyon önemli olup, coğrafi yöreyle özdeşleşmiş çeşitlerin diğer bölgelere dikimi engellenmelidir. Her bölgenin yerli çeşitleri arasında yüksek ürün ve ağaç özellikleri gösteren çeşitler seçilerek ıslah çalışmaları yürütülmelidir.

Ülkemizin zeytin gen kaynaklarına sahip çıkılmalı ve fidan ithalatı yasaklanmalıdır.

Gübreleme yetersizdir, tekniğine uygun yapılmamaktadır. Analize dayalı gübrelemeyi teşvik edici önlemler alınmalıdır. Üretim bölgelerine yakın olan ve üreticilerin yaprak ve toprak analizlerinin kolaylıkla yapılabileceği bölgesel laboratuvarların sayıları artırılmalıdır. Bunun yanında kimyasal gübrelerin yüzde 18 olan KDV oranının tarım ilaçlarında olduğu gibi düşürülmesi üretim maliyetinin azalmasını sağlayacaktır.

Tüm tarımsal girdilerde üreticiye KDV iadesi yapılmalıdır. 1 litre mazot ülkemizde 2,4 YTL, Yunanistan’da ise 1 YTL’dir.

İlaçlama yetersizdir ve tekniğine uygun yapılmamaktadır. İlaçlanan alanlar genişletilmelidir, ancak kullanılan ilaçlar çevreyle uyumlu olmalı, organik üretime engel teşkil etmemelidir. Mevcut zeytincilik kanununda yer alan zeytin zararlıları ile mücadelede kuruluşların etkin hâle gelmesi ve işlevlerini eksiksiz yerine getirebilmeleri için kaynak sağlanmalı, parasal anlamda destek verilmelidir.

Zeytinliklerin yüzde 92’si sulanmamaktadır. Atıl vaziyetteki mevcut su kaynaklarından mutlak surette yararlanılmalı, damlama sulama gibi modern sulama yöntemlerinin kullanılması desteklenmelidir.

Toprak erozyonuna karşı teraslama çalışmaları uzun zamandan beri ihmal edilmiştir. Ucuz ve uzun vadeli kredilerle teşvik edilmelidir. İtalya ve İspanya’da ağaç başına verim 45-50 kilogram, ülkemizde ise bu rakam 1/3’ü oranında olmaktadır.

Kamu destekli bir program ile bölgelere ve zeytin çeşitlerine göre uygun budama tipleri belirlenerek toplu ve tek tip budama uygulamaları benimsetilmelidir. Yaşlı ağaçlar kademeli olarak gençleştirilmelidir. Bu sayede ağaçlarımız makineli hasada uygun hâle gelecek ve üretim maliyetinin azalması yönünde olumlu sonuçlar oluşacaktır.

Firesiz ve hızlı zeytin toplama için mekanik hasat özendirilmeli ve yardımcı malzemelerin temini ile üretimini kolaylaştıracak önlemler alınmalıdır. Böylece, dalından kopar kopmaz fermente olmaya başlayan zeytinin kalitesinin düşmesi önlenmiş olacaktır.

Yeni oluşturulacak tesislerde sertifikalı fidan kullanılması durumunda verilmesi kararlaştırılan 250 yeni Türk lirası/dekar destek modelinin mevcut geleneksel zeytinliklerin imar ve ihyasında da kullanılması gerekmektedir.

Zeytinyağı işletmelerinde oluşan atık zeytin kara suyu, içerdiği organik kirlilik nedeniyle çevre kirlenmesine yol açmaktadır. Kara sudan kaynaklanan sorunun çözülmesi için, üç faz çalışan kontinü tesislerin iki faza dönüştürülmesi, ikinci ekstraction ve kurutma üniteleri ilave edilmesi veya mevcut üç faz tesislerden çıkan kara suyun arıtılacağı merkezî arıtma sistemlerinin kurulması gerekmektedir. Ancak dönüşüm ve tesis maliyeti konusunda sektörün desteklenmesi ihtiyacı vardır. Öte yandan, kara su, içerdiği azot ve potasyum gibi bitki besin maddeleri ve organik maddeler nedeniyle uygun işlemler sonucu sıvı ve katı gübre olarak kullanılabilmektedir.

Kalite kayıplarının önlenmesi için zeytinyağı depolama sistemlerindeki bozukluk giderilmeli, zeytinyağlarımız azot korumalı paslanmaz çelik tanklarda korunmalıdır. Bunun için modern stoklama tesislerine gereksinim vardır. Ülke genelinde paslanmaz çelik tank kapasitesi düşüktür.

Dönüm başına uygulanan doğrudan gelir desteği sistemi ağaç başına destekleme modeliyle ağaç başına destekleme modeliyle düşünülmek suretiyle revize edilmelidir. Bu sayede ülkemizde gerçek ağaç sayısının tespiti de kolaylaşabilir, dönümlerce arazisi olup da az sayıda zeytin ağacı bulunanların haksız desteklenmesi önlenmiş olur.

Mevcut Tarım Kanunu’na göre kurulan ürün konseyleri fevkalade olumlu bir yaklaşımdır. Buna göre çalışmalarını yürüten Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi birçok sorunu gündeme getirmektedir, ancak bu ürün konseylerinin daha etkin olabilmeleri açısından gelir kalemlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerekir.

Değerli milletvekilleri, pazarlamaya ilişkin sorunlar ve çözüm önerilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Ülkemiz zeytinyağı ambalajlı ve markalı ihracatının artırılması ve sürekli pazarların elde edilmesi ancak Avrupa Birliği ülkeleriyle eşit koşullarda rekabet ile mümkündür. Hâlen 15-20 bin ton civarında satılan markalı veya ambalajlı zeytinyağı ihracatının artırılması için teşvikler geliştirilmeli, “Türk zeytinyağı” imajı oluşturulmasına yönelik tanıtım çalışmaları desteklenmelidir.

Ülkemiz zeytinyağı tüketimi düşüktür. Hemen hemen üretim bölgelerindeki alışkanlık ile sınırlı bir hâle gelmiştir. Son yıllarda tüketimin artırılmasına yönelik girişimler sonucunda zeytinyağı tüketiminde artış eğilimi bulunduğu görülmektedir. Ancak bu artış, zeytinyağı tüketim sorununun çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Zeytinyağı kullanma alışkanlığı olmayan tüketici kesimin fiyat hareketleri karşısında zeytinyağından vazgeçmesi kolay olmaktadır.

Zeytinyağının önde gelen sorunlarından birisi de tağşiştir. Bu nedenle, piyasa düzenli olarak takip edilerek tağşişli yağ üretim ve satışı engellenmelidir, tağşişli yağla ilgili kamu denetimleri artırılarak etkin hâle getirilmelidir.

Tüm standartlarda “zeytinyağı başka bir yağ ile karıştırılamaz” ibaresi yer almalıdır. Zeytinyağının sağlığa yararları bilimsel olarak ortaya konmuş durumdadır. Özellikle kalp ve damar hastalıklarına iyi gelmesi nedeniyle tüketimin teşvik edilmesi, bu hastalıklar için devlet ve bireylerce yapılan sağlık harcamalarının azalmasına yol açacaktır.

Tarımda ayakta kalabilen ve gelecekte daha da yükselecek yegâne ürün olan zeytinyağının tanıtımına, tüketiminin arttırılmasına, iç ve dış pazarın geliştirilmesine yönelik olarak kamu destekli çalışma grubu oluşturulmalıdır.

Avrupa Birliği, yaptığı anlaşmalarla, Cezayir, Tunus, Fas ve Lübnan’a zeytinyağı konusunda önemli imtiyazlar tanımıştır. Örneğin, Tunus’a yıllık 56 bin tonluk, diğer ülkelere de 8 bin tonluk gümrük vergisinden muaf bir kota açıldığı görülmektedir. Benzeri bir uygulamanın Suriye ile Avrupa Akdeniz Anlaşması çerçevesinde yapılması için çalışıldığı bilinmektedir. Türkiye’nin de Avrupa Birliğine gümrüksüz zeytinyağı ihracatı yapabilmesi için, hiç değilse, diğer ülkelere tanınan imtiyazlardan yararlanması büyük önem taşımaktadır. Hâlihazırda, 2005/3 sayılı Para Kredi Koordinasyon Kurulu altında 5 kilograma kadar olan ambalajlarda ihraç edilen zeytinyağları için 150 dolar/ton, 1 kilograma kadar olan ambalajlarda ve “Türkiye üretimidir” ibareli zeytinyağları için 300 dolar/ton ihracat iadesi verilmektedir. İhracatta hâlihazırda ton başına 750 dolar vergi ödenmektedir. Oysa, zeytinyağı sanayi ürünü olarak kabul edilirse haksız vergilendirme engellenmiş olacaktır. Yine, 2003’e 3 sayılı Türk Ürünlerinin Yurtdışında Markalaşması Ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ, yurt dışında çalışmalar yapan firmaları daha etkin olarak destekleyecek şekilde düzenlenmelidir.

Zeytinyağının İspanya ve İtalya’da olduğu gibi başka sıvı yağlarla karışık olarak “zeytinyağı” adıyla satılması yasaklanmalıdır. Zira zeytinyağı fiyatı bitkisel yağ fiyatının 5 katıdır. Karıştırılıp satılması hem standartlara aykırı, hileli bir durumdur hem de ekonomik açıdan haksız rekabete yol açacak piyasa dengelerini bozmaktadır.

Stratejik bir ürün olması nedeniyle zeytinyağının “prim sistemi” veya başka bir ad altında desteklenmesine devam edilmelidir. Prim miktarı, Avrupa Birliğinde olduğu gibi, zeytinyağı ve sofralık zeytin için verilmelidir. Avrupa Birliğinde uygulanan prim miktarı kilogramda 1,32 eurodur. Ülkemizde prim sistemi telafi edici anlamda kullanılmakta, oysa asıl işlevinin planlayıcı ve üretimi artırıcı olması gerektiği unutulmamalıdır. Prim miktarı üretici tarafından önceden bilinmeli ve süreklilik arz etmelidir. Kayıtlı ekonomiye geçişi sağlayarak kaynağını kendi içinden yaratan prim hazineye ilave yük olarak görülmemeli, yeterli miktarda olmalı ve zamanında ödenmelidir.

Değerli milletvekilleri, zeytinciliğin gelişim içerisinde olduğu ülkemizde, iç piyasa fiyatlarının yüksek olduğu gerekçesiyle zeytin ve zeytinyağı ithalat talepleri doğru yaklaşımlar değildir. Nitekim, önemli üretici ülkelerden biri olan İtalya’da sızma zeytinyağının üretici satış fiyatı 6,2 YTL, İspanya’da 4,7 YTL iken, ülkemizde birinci kalite zeytinyağının üretici satış fiyatı ortalama 4 ilâ 5 YTL seviyelerindedir. Dolayısıyla, ülkemiz fiyatları hiç de yüksek değildir ve üstelik Avrupa Birliği üreticilerine ödediği destek tutarının kilogram başına 2,3 yeni Türk lirasına denk geldiğini de ayrıca ifade etmemiz gerekir.

Türkiye’nin, üreticilere kilogram başına verdiği 11 kuruşluk destek ile Avrupa Birliği ülkeleriyle rekabet etmesi çok zordur. Bunun için yapılması gerekenler çok açık ve nettir. Türkiye’nin geldiği zeytin ve zeytinyağı seviyesinin daha ileri bir yere gitmesi, sektörün rekabet edilebilir bir yapıya kavuşturulması bakımından önemlidir. Bunun için üreticiler mutlaka desteklenmelidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dünyada giderek artan nüfus artışına paralel olarak gıda maddeleri tüketimi de artmaktadır. İnsan beslenmesinde önemli yer tutan bitkisel yağların tüketiminin giderek artması, bu yağların üretimine ham madde sağlayan yağ bitkilerinin önemini ortaya çıkarmaktadır.

Ülkemizde tarımı yapılan yağlı tohumlar, ayçiçeği, çiğit, susam, kolza, soya, yer fıstığı, haşhaştır. Ülkemizde gıda olarak tüketilen bitkisel yağların yüzde 48,4’ü ayçiçeğinden, yüzde 33,6’sı çiğitten, yüzde 18’i de zeytin ve diğer yağ bitkilerinden elde edilmektedir.

Ülkemizde bitkisel yağ sektörü 4 milyon ton tohum işleme, 1,5 milyon ton rafine üretim, 900 bin ton margarin üretim kapasitesini haizdir. Bu işin parasal hacmi ise 2 milyar dolardır.

Türkiye’de kişi başına yıllık bitkisel yağ tüketimi 14 ila 16 kilogramdır. Avrupa normlarında ise yaklaşık 24 kilogram yağ tüketilmekte olup yetişkin bir insanın dengeli bir beslenmede alması gereken yağ miktarının yılda 19-24 kilogram olduğu bilinmektedir.

Bölgeler itibarıyla farklı iklim özelliklerine sahip olan ülkemizde palm ve Hindistan cevizi hariç yağlı tohumlu bitkilerin tamamı başarıyla yetiştirilebildiği hâlde, ayçiçeği ekim alanlarımız yıllar boyunca 500-600 bin hektar düzeyinde kalmıştır. Ayçiçeği ekiliş alanlarının belirli bir seviyeyi korumasına karşılık üretimdeki belli miktardaki yükselişler verimdeki artışa bağlı gerçekleştirilmiştir.

Yıllardır her platformda konu edilen, ancak bir türlü istenen artış sağlanamayan yağlı tohum üretimindeki bu yetersizliğin sebepleri, genel olarak tarımın genel sorunları yanında uzun yıllardır yağlı tohumların korunmasının diğer tarla bitkilerinin yanında çok düşük kalması, üreticiye gelir üstünlüğü kazandıracak iyi bir fiyat verilememesi, prim ödemelerinin düşük ve geç yapılmasıdır. Ayrıca, ekonomide gelişmelere paralel olarak döviz kurundaki değişimler ve dünya fiyatlarıyla yaşanan rekabet de üreticinin ayçiçeği ekiminden vazgeçmesi için önemli bir etken olmuştur. Bu durumda, gümrük vergileri ve destekleme primleri yağlı tohum üretimini etkileyen en önemli etkenler olarak görülmekte olup, alternatif yağlı tohum üretimlerinin desteklenmesi de ülkemiz bitkisel yağ açığının farklı kaynaklardan giderilmesi için gereklidir.

Ülkemiz için özel önem arz eden ürünlerin -ayçiçeği, soya ve kanola- yurt içi tüketimini karşılayacak ve ihracat durumuna gelecek düzeyde üretimi gerçekleşene kadar dünya piyasasına karşı özel koruma önlemleri -gümrük vergileri, tarife kontenjanları gibi- ile mutlaka korunması, üretici maliyetleri düşürücü tedbirler alınması, destekleme priminin ekimden önce açıklanarak zamanında ödenmesi ve girdi kullanımlarının desteklenmesinin sürdürülmesiyle dünya fiyatlarıyla entegrasyonunun sağlanması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tahıl ve yağlı tohumlar olmak üzere tüm tarımsal ürünlerin, geldiğimiz noktada yalnızca canlıların gıda maddesi olarak değil, yakıt olma özelliğinin keşfiyle endüstrinin ve dolayısıyla enerji sektörünün ilgi alanına girdiğini görüyoruz. Bu durum, ülkemizde tarımın tüm geleneklerini yıkarak değişeceği ve yeni bir anlayışla tarımın yeniden değerlendirileceğini ortaya koymaktadır.

Dünyada büyük bir değişim, dönüşüm yaşanmaktadır. Fosil yakıtlar ve küresel ısınma dünyayı ağır sorunlarla karşı karşıya bırakırken, iklim değişiklikleri, açlık ve işsizlik, göçlerle kitlesel sığınmalara da yol açmaktadır. Bu konunun ülkemizde yükü galiba en çok enerji bitkilerine düşmekte ve düşmeye devam edecektir gibi görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, küresel ısınma ve akabinde iklim değişiklikleri gündeme geldiğinden itibaren tarım terminolojisinde yenilenebilir, biyoyakıt, biyodizel, biyoetanol, biyogaz, biyoselüloz gibi yeni ifadeler; su arzı, ekoloji, sera gazları kavramları ve ekolojik ekonomi gibi konular kendini daha çok göstermeye başlamıştır. Hatta bunları dünya çapında içeren protokoller dahi imzalanmaktadır. Demek ki, dünyamız, küresel ısınmaya bağlı olarak ciddi tehlikelerle karşı karşıya bulunmakta ve çok dikkat edilirse, çözüm, en çok fosil yakıtların etkisiyle yükselen sera gazlarının düşürülmesinde yenilenebilir enerji ve dolayısıyla tarım sektöründe aranmaktadır. Buna bağlı olarak bütün dünya ülkeleri, tarıma yeni anlamlar ve misyonlar yüklemekte, ciddi bir güç kaynağı olarakyeniden yorumlanmaktadır. Böylece de tarım potansiyelini azami derecede kullanma yoluna gitmekte ve özellikle de yenilenebilir enerjide yerli kaynaklara yönelmektedir.

Değerli milletvekilleri, bütün bu ifadelerimizin sonunda, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretimindeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması gerektiğini belirtiyor, bir kez daha sizleri saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 22 Ocak 2008

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook