İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · SALI

Sokak çocuklarına şefkat haftası nedeniyle

Ahmet Gökhan Sarıçam

Kırklareli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 95. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Haziran 2004 · 848 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti), 1 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOKAK ÇOCUKLARINA ŞEFKAT HAFTASI NEDENİYLE); konuşma 848 kelime.

Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti, Kırklareli). “Sokak çocuklarına şefkat haftası nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-gokhan-saricam-22-2004-06-01-sokak-cocuklarina-sefkat-haftasi-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET GÖKHAN SARIÇAM (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her yıl, 24-30 Mayıs tarihleri arasındaki günlerin Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası olarak değerlendirilmesi nedeniyle gündemdışı söz almış bulunuyorum.

Sokak çocukları konusu, değerli milletvekillerimiz tarafından gerekli hassasiyet gösterilerek, yaklaşık bir ay önce Genel Kurula getirilmişti. Böylece, çocuklarımızı sokağa iten nedenlerin tespiti, yasal boşlukların doldurulması ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak amacıyla bir Meclis araştırması komisyonu kurulmuştu. Böylece, Yüce Meclis, milletin önemli bir sorununa değinmiş ve aynı zamanda, toplum vicdanının sesine de kulak verip tercüman olmuştu.

Benim tekrar bu konuyu gündeme getirmemde amil olan sebeplerin başında, bu haftanın, Sokak Çocukları Haftası olarak değil de, Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası olarak isimlendirilmesinin dikkatimi çekmesi gelmektedir. Ayrıca, bir internet sitesinde yapılan bir araştırmada gözüme ilişen bazı sonuçlara göre, şefkatin, sevginin, sokak çocuklarının sokağa itilmesinde ve onların tekrar kazanılmasında ne kadar büyük bir etmen olduğu da çok çarpıcı geldi.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinin sosyal uzmanlarla yaptıkları çalışmalar sonucunda, sokak çocuklarının tamamına yakınında görülen uçucu madde bağımlılığının sebepleri olarak şunlar tespit edilmiş:

Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acı hissetmemek.

Sokaktaki soğuğa dayanabilmek.

Yaşadığı zorluklara karşı, bedensel ve duygusal güç oluşturabilmek; yani, kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek.

Halüsilasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek.

Utanma duygularını yok ettiği için, rahatlıkla başkalarından yemek isteyip dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek.

Bunun dışında, sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilmesi ve tiner, bali gibi maddeleri ucuza, kolayca bulabilmeleri ve diğer etkenler, bu çocukların uyuşturucu madde bağımlılığına geçişte en önemli etmenler olarak uzmanlar tarafından tespit edilmiştir.

Sayılan bu sebepler, sokak çocuklarının tehlikeli boyuta ve topluma zarar verir hale gelmesinde son aşama olan madde bağımlılığına geçişte, sevgisizlik, şefkatsizlik, toplumsal dayanışma ve desteksizliğin ne kadar önemli bir etken olduğunu göstermesi bakımından çok çarpıcıdır.

Her ne kadar, Anayasamızda, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlet olarak tanımlanıp, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alma ve ilgili kurumları ve kuruluşları kurma görevi devlete verilmiş olsa da, bu konuya toplumun her kesiminden yeterli hassasiyet gösterilmezse, netice alınamayacağı inancını taşıyorum.

Bugüne kadar, sokak çocuklarıyla ilgili yapılan tüm çalışmalar göstermektedir ki, çocuğu sokağa iten etmenlerin hepsinin temelinde çocuk, aile ve toplum arasındaki sevgi, şefkat ve dayanışma eksikliği veyahut da yokluğu yatmaktadır.

Dünyada, özellikle sanayi devrimiyle başlayan ferdiyetçilikle beraber, sokak çocukları sorunu da başgöstermiştir. Toplumsal dayanışma ve insanî hassasiyetlerin kaybolmadığı, dejenerasyona uğramadığı yoksul ülkelerde sokak çocukları sorunu yok denilecek kadar az iken, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde bu sorunun yoğunluk kazanması, bizi bu düşünceye itmektedir. Ayrıca, sosyal destek sağlayacak güçlü kurumların yer aldığı, ekonomik gelişmişliklerini tamamlamış ülkelerde de, her şeye rağmen sokak çocuklarının olması, bizi, maddî boyutun biraz ötesine bakmaya zorlamaktadır.

Sokak çocukları sorununun çözümü, toplumun bilinçlenerek, bu soruna sahip çıkmasına bağlıdır. Toplumun bu çocukları sahiplenmediği, sorunu görmezden geldiği ve sorunun çözümüne şefkat ekseninde yaklaşmadığı bir yerde çözüm üretilemez. Bu durumda, toplumun sokak çocuklarına bakışı büyük önem kazanmaktadır. Son yıllarda, toplumda, şefkat merkezli çözüm yollarına destek olma bilinci uyandırılmaya çalışılsa da, çoğunluk, bu çocukları, uzak durulması gereken yaratıklar olarak görmeye devam etmektedir. Yer yer şiddet uygulayarak, sokak çocuklarını ıslah veya yok etmeye çalışanları da üzüntüyle görmekteyiz.

Yine, sokak çocuklarını, yaşının rolünü yaşayamayan, başka bir deyişle oyun oynama, okula gitme, akşam, evinde anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olma gibi doğal gereksinimlerinin karşılanamadığı bir ortam olan sokakta yaşayan ve her türlü tehlike ve istismara açık bir ortamda yaşayan, gelecekte suça atılma riski yüksek olan çocuklar olarak tanımlayabiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Sarıçam.

AHMET GÖKHAN SARIÇAM (Devamla)Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi, çocuğun yaşının gereklerini yaşayamamasından başlayan, aile ortamının getirdiği sevgi, güven, dayanışma ve diğer değerlerden yoksun yetişmesiyle devam eden ve sokak gibi her türlü tehlikenin potansiyel olarak var olduğu bir ortamda küçük yaşta korumasız olarak bunlara maruz kalabilmesiyle devam eden bir zincirden bahsediyoruz. Bugüne kadar yaşananlar da göstermektedir ki, normal bir çocukta, dehşet içinde konu edebileceğimiz tiner kullanma, hırsızlık yapma, cinsel ilişkilerin yaşanması gibi problemler, bu çocuklar için yaşamın bir parçası olmuştur. Bu çocukların sokakta yaşamlarını sürdürmelerinin ya çete mensubu olma ya da kendilerini cinsel meta olarak satmalarıyla sonuçlandığı gözönüne alınırsa, bu problemin çözümünde gecikilen her anın sonuçta yaratacağı faturanın yüksekliğini de anlamak mümkün olacaktır.

Bu acı tablolarla karşılaşılmaması ve sokak çocukları sorununun çözümü için kurumlar ellerinden geleni yapıyor ve yapacaklardır; ama, bunun yanında, aileleri bakabilecekleri ve koruyabilecekleri kadar çocuk yapmaları konusunda bilinçlendirecek, onlara sosyal destek ve yardım sağlayacak sivil toplum örgütlerinin oluşması konusunda da toplumumuzun şefkat ve hassasiyet göstermesi önem arz etmektedir.

Şu an sokakta yaşayan çocukların sokak ortamında her türlü ihmal ve istismara karşı korunmalarını sağlamak, hepimizin öncelikli görevi olmalıdır. Bu çocukların sokak ortamından çekilerek aile ya da bir kurumda bakım ortamına alınmasına, onların eğitime veya vasıflı çalışma ortamlarına yönlendirilmesine ağırlık verilmeli ve çalışılmalıdır; ancak, çocukların ailelerinden uzaklaşmasına ve sokağa düşmesine neden olan etmenlerle mücadele, hepsinden önce gelen, maddî-manevî maliyeti çok daha düşük, önleyici ve etkili bir çalışmadır. Unutmayalım ki, geriden gelen geç kalmış bir hizmet, hiçbir zaman zamanında verilen hizmet kadar olumlu sonuç vermez.

Sokak çocuklarını sokağa iten etmenlerin başında sevgi ve şefkatsizliğin geldiğini, bunun, Yüce Meclisimiz ve Yüce Milletimiz tarafından çok iyi algılandığını bilmeme rağmen, bu konunun "şefkat" boyutunun altını bir kez daha çizmek üzere söz almış bulunuyorum.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 1 Haziran 2004

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook