İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Ahmet Gökhan Sarıçam

Kırklareli Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 477 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 477 kelime.

Ahmet Gökhan Sarıçam (AK Parti, Kırklareli). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-gokhan-saricam-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET GÖKHAN SARIÇAM (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.

1982 Anayasası’nı değişik yönlerden olumlu bulabilirsiniz, kutsayabilirsiniz, arkasında durabilirsiniz, üzerinde yapılan Anayasa değişikliklerini hoş görmeyebilirsiniz ama 1982 Anayasası’nın, şu anda yürürlükte olan Anayasa’mızın demokratik bir ortamda hazırlanmadığını, antidemokratik bir ortamın ürünü olduğunu ve demokrasi noktasında eksikliklerinin bulunduğunu kimse inkâr edemez.

1990’lı yıllardan bugünlere kadar yapılan Anayasa’daki bütün değişikliklerle, antidemokratik ortamda hazırlanan 1982 Anayasası’nın demokratik bir hâle getirilmesi için maddeler üzerinde değişiklikler yapılmıştır.

Malumunuz olduğu üzere anayasalar, bir ülkenin devleti ve milleti ile arasındaki ilişkileri düzenlemek üzere çerçeve şeklinde hazırlanmış olan kuralları içermektedir. Onun için, anayasalardan ekonomik sorunları bitirmesini beklemek, anayasalardan tayin, terfi ve atamaları düzenlemesini beklemek tamamen hukuk ve hukuk mantığının dışında düşünmenin bir eseridir.

1982 Anayasası’nda birtakım eksiklikler vardı. Bunların başında gelen demokratik eksiklikleri gidermek için yapılan çalışmalarla da yavaş yavaş Anayasa, tüm milletimizin içine yatmasa da önemli bir oranda demokratikleşti. Bu sayede, yapılan değişikliklerle Türkiye'nin, Avrupa Birliği kriterleri olan Maastricht ve Kopenhag Kriterlerine uygun bir anayasaya sahip ülke hâline gelmesi sağlandı.

Ülkemizde geçmişte yaşanan önemli ekonomik sıkıntılardan dolayı maalesef gelir dağılımında büyük uçurumlar oluştu. Bu gelir dağılımındaki uçurumları ortadan kaldırmak için yapılan çok önemli ekonomik düzenlemeler dahi bu uçurumu istediğimiz oranda düzenleyebilmiş değil.

1960 ve 1982 anayasalarında bir planlama teşkilatının kurulması öngörüldü. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapılacak olan birtakım ekonomik ve sosyal planlamalarının planlanacağı Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu fakat bunun bir kurumsal yapı üzerinden gitmesi ve sadece bürokratlar tarafından düzenlenmiş olması, birtakım sosyal çevrelerin yapılan bu planlamalarda söz sahibi olamaması, her zaman toplumsal alanda birtakım tereddütler ve tedirginliklerin oluşmasına sebep oldu.

1960 Anayasası’nda da, 1982 Anayasası’nda da ekonomik ve sosyal bir konsey oluşturularak Devlet Planlama Teşkilatının yapmış olduğu ekonomik ve sosyal düzenlemelerde ve yatırımlarla ilgili düzenlemelerde sosyal kesimlerin de söz sahibi olmasının önü açılmak istendi ama bu, maalesef, o dediğimiz antidemokratik ortamlarda söz konusu olmadı. Ekonomik ve Sosyal Konsey, sosyal taraflar tarafından her iki Anayasa’da da gündeme getirilmesine rağmen, kurucu kurullar tarafından reddedildi.

Şimdi, biz, bu 24’üncü maddeyle, yapacağımız değişikliklerle, yürürlükte olan Anayasa’mızın 166’ncı maddesinde planlama kurumunu oluşturan maddeye Sosyal ve Ekonomik Konseyin oluşmasını, Sosyal ve Ekonomik Konseyin yani toplumu oluşturan bütün kesimleri temsil eden sivil toplum örgütlerinin devletin yapacağı planlamalara tavsiye kararında bulunmasını anayasal bir zorunluluk hâline getiriyoruz. Böylece, bunu keyfî, iktidarların inisiyatifine bırakan ortamdan, olması gereken, olmazsa olmaz bir kural hâline getiriyoruz. Bu, her organın, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki her kurumun artık hizmeti için çalıştığı, yetkiyi aldığı milleti ve o milletin birtakım sivil toplum ve sosyal örgütler tarafından denetlenilmesi ve tavsiyeleriyle karşı karşıya kalmasının önünü açıyor. Bu Anayasa’nın, şu yaptığımız Anayasa değişikliklerinin en önemli hususu, esasında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin oluşmasında yapılan değişiklikte olduğu gibi, esasında, kime hitap ediyorsa, yapılacak olan bu kurumların ve bu organların işlerinden kim etkilenecekse onların temsilcilerini de bu etki doğuracak kararları veren organların içine sokmak yani yönetilenleri, yöneticilere fikir ve onları temsil noktasında bir araya getirebilmek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 27 Nisan 2010

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook