İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Zambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Ahmet Kamil Erozan

Bursa Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 79. Birleşim · 5. yasama yılı · 13 Nisan 2022 · 940 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Kamil Erozan (İYİ Parti), 13 Nisan 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Zambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 940 kelime.

Ahmet Kamil Erozan (İYİ Parti, Bursa). “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Zambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kamil-erozan-27-2022-04-13-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-zambiya-cumhuriyeti-hukumeti-arasinda (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=106348

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AHMET KAMİL EROZAN (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün ve bugün bizim önümüze 8 tane uluslararası anlaşma geldi onaylanmak üzere. Bunların imzalandığı tarih ile bizim önümüze geldiği tarih arasındaki farklara bir dikkatinizi çekmek isterim. Dün görüşülen Venezuela’yla yapılan anlaşma imzalandıktan elli dört ay sonra bize geldi, elli dört; Ekvator’la imzalanan anlaşma önümüze yetmiş dört ay sonra geldi, Özbekistan’la imzalanan anlaşma kırk yedi ay sonra geldi, Sırbistan’la anlaşma kırk iki ay sonra geldi, Sırbistan’la diğer bir anlaşma otuz ay sonra geldi, Zambiya’yla anlaşma kırk dört ay sonra geldi, Güney Sudan’la anlaşma elli dokuz ay sonra geldi, garip bir şekilde Katar’la imzalanan anlaşma dört ay sonra geldi. Katar’la imzalanan anlaşmanın niye dört ay sonra geldiği konusunda tabii benim kafamda bir fikir var ama diğerlerinin ortalaması dört sene yani bir ülkeyle bir anlaşma yapılıyor, üzerinden dört sene geçiyor, onaylanmıyor ancak bugün geliyor önümüze ve ayıp oluyor, bu ülkelere ayıp oluyor. Yani bir ülkeyle demek ki sizin ilişkiniz o kadar lakayıt bir şekilde yürütülüyor ki attığınız imzaların, imzaladığınız metinlerin sizin açınızdan hiçbir anlamı yok ve ben bunu o ülkelere bir hakaret olarak görüyorum. Bizim iktidarımızda yapılan bir uluslararası anlaşma altı ay sonra imzalanacaktır, onaylanacaktır, böyle sürüncemede kalmayacaktır. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Bu Zambiya anlaşmasına bir döneyim, Sayın Başkan onu zaten andı. İktidar cephesinde bir hareketlenme olacağından eminim ama Hulusi Akar’ı istifaya davet ediyorum; tekrar ediyorum, Hulusi Akar’ı istifaya davet ediyorum. Niye mi? Okumadan bir anlaşmayı imzaladığı için. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Yanındakilerin, mahiyetinde çalışanların disipline sevk edilmesini sağlamak lazım çünkü harita bilgileri yok. Aynı şekilde, Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nu istifaya davet ediyorum çünkü onun görevi olmasa dahi, anlaşmanın içeriği itibarıyla onun sorumluluğundadır ulusal düzeyde bunun eş güdümünün sağlanması. Aynı şekilde, Dışişleri Bakanlığı personelinin istifası veya disipline gitmesi lazım.

Garabeti şimdi söyleyeceğim size: Bu anlaşma Komisyonda görüşüldüğü zaman hiç kimse söz almadı -ben temizim, o tarihte Komisyon üyesi değilim, belki buradaki arkadaşlar da Komisyonda o gün yoklardı- buradan şu çıkıyor: Komisyonda da bunu kimse okumamış. Şimdi ben size okuyacağım ne demek isteğimi ve Hulusi Akar ile Mevlüt Çavuşoğlu’nu niye istifaya çağırdığımı.

Zambiya nasıl bir yer biliyor musunuz? Afrika’da, onu biliyoruz. Etrafındaki ülkeleri biliyor musunuz? Afganistan gibi bir ülke yani etrafında başka ülkeler var, denize çıkışı yok, suyla alakası yok ülkenin. Anlaşmanın 2’nci maddesinin (7)[okunamadı]’nci fıkrasında ne yazıyor, biliyor musunuz? “Gemilerde ve karargâhlarda personel mübadelesi.” Gemi… Ülke karada, gemisi yok. Daha da garip, bir adım daha öteye gideyim: “Gemilerle karşılıklı liman ziyareti.” Nasıl yapacaksınız bu gemi ziyaretini? Fatih Sultan Mehmet mi olacaksınız? (İYİ Parti sıralarından gülüşmeler, alkışlar; CHP sıralarından alkışlar) Karadan mı yürüteceksiniz bu gemileri? Zambiya gemileri karadan denize varacak, oradan Hint Okyanusu, Süveyş Kanalı ve İstanbul’a gelecek veya sizin gemileriniz Hint Okyanusu’na gidecek, oradan yine karadan -Fatih Sultan Mehmet usulü- gidecekler. Nereye gidecekleri meçhul; ya bir nehre gidecekler ya bir göle. Hâlbuki bu metinde “deniz” yazıyor. İstifa etmeye çağırmayayım da ne diyeyim ben? Okumadan nasıl bir metin imzalanabilir? Siz artık bunun hesabını kimden istiyorsanız ondan sorun.

Dün aslında bunu benimsedik ama yine de anayım; Özbekistan’la yapılan anlaşma, kira sözleşmesi gibi bir yıllığına yapıldı, kira sözleşmesi gibi bir yıllığına yapıldı, üzerinden dört yıl geçti. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Ancak geldi, dört dönem geçti üstünden. Yani dolayısıyla, maalesef, önümüzdeki bu yönetimsizliği veya yönetilemeyen Türkiye’nin somut bir örneğini bu uluslararası anlaşmalar çerçevesinde de yaşatıyorsunuz bizlere.

Başka bir hususa geçeyim, maalesef o da güncel. Başka dış politika konularına da değineceğim ama biraz hafızaları tazelemekte fayda görüyorum. Bu hafta bir Cemal Kaşıkçı skandalı yaşadık biz yani bir dosyanın öyle kaçırılırcasına Suudi Arabistan’a iade edildiğini gördük. Geçmişte Sayın Cumhurbaşkanımız bu vahşi cinayetle –“vahşi cinayetle” diyorum- ilgili neler söylemiş? Gidip Google’a bakmayın, ben hatırlatayım, burada yazılsın, tutanaklara girsin de günün birinde tarih yazacak olanlar Google’la uğraşmasınlar, Millet Meclisinin tutanaklarında bulsunlar bunun kayıtlarını. Cumhurbaşkanı konuşuyor: “Bunlar dünyayı enayi zannediyor, insanları enayi zannediyorlar. Bu millet enayi değil, hesabını sormasını bilir. Yargılayamıyorsanız -suçun işlendiği yer İstanbul olduğu için bunu İstanbul mahkemelerinin uluslararası hukuka göre yargılaması gerekir- gönderin, biz yargılayalım.” Başka bir beyanı: “15 üyeli suikast timi, Kaşıkçı’yı İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğunun içinde öldürüp bedenini parçalara ayırdı; bunu Suudi Devleti ya da halkının değil, kraliyet hükûmeti içindeki bir gölge devletin çıkarları için yaptılar.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Hiç kimse tüm bu sorular cevaplanmadan meselenin üzerinin kapatılacağını aklından dahi geçirmesin.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Kaşıkçı’nın katledilmesi emrinin Suudi Hükûmetinin en üst makamlarından geldiğini de iyi biliyoruz.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Bu suç, Amerika Birleşik Devletleri’nde veya bir başka ülkede işlenseydi o ülkenin makamları yaşanan olayı aydınlatırdı, bizim farklı bir davranış sergilememiz söz konusu değildir.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Hiç kimse bir daha bir NATO müttefikinin topraklarında böyle bir suç işlemeye cüret etmemelidir.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Kaşıkçı suikastı, insani boyutunun yanı sıra diplomatik dokunulmazlık ilkesinin istismar edilmesi nedeniyle de endişe vericidir. Katillerin diplomatik pasaportlarla seyahat etmeleri, diplomatik bir binayı suç mahalline çevirmeleri ve Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki bir numaralı diplomatının olayın üstünü örtmeye çalışması çok tehlikeli bir emsal oluşturmuştur. Belki de daha tehlikeli olanı ise katillerin kendi ülkelerinde hiçbir ceza almadan hayatlarına devam etmeleridir.” Yine, Cumhurbaşkanı: “Böyle bir suçun bir daha dünyanın hiçbir yerinde işlenmemesi hem Türkiye'nin hem de insanlığın çıkarınadır. Suçluların cezasız kalmaması için mücadele etmek, bunu sağlamanın en kolay yoludur.” Burası önemli: “Bu, Cemal'in ailesine borcumuzdur.” Ödeyin borcunuzu Cemal'in ailesine. Şu cümle, en önemli cümle bana sorarsanız bu okuduklarım arasında: “Bunlar dünyayı, insanları enayi zannediyor. Verelim de biz bunları, yok mu edeceksiniz dosyayı?” Sayın Cumhurbaşkanı şunu diyor: “Yani dosyayı yok etmenize imkân verecek kadar enayi değiliz.” Sayın Cumhurbaşkanına soruyorum o zaman: Dosyayı veren enayi kimdir? (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Bu enayi mübaşir midir yoksa daha kıdemli yetkili biri midir?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

78 konuşma daha · 13 Nisan 2022

78 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook