2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
İzmir Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Aralık 2010 · 1.192 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP), 16 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.192 kelime.
Ahmet Kenan Tanrıkulu (MHP, İzmir). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kenan-tanrikulu-23-2010-12-16-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı 2011 yılı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hem şahsım hem de grubumuz adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bütçe, hükûmetler için en önemli politik bir belgedir; toplumumuzun vergi verebilecek kesimlerinden toplanan kaynakların ülkenin temel hedeflerine uygun amaçları için hangi yöntemlerle harcanacağını belirten bir dokümandır. Dolayısıyla bu belge sayesinde hükûmetlerin de ve aynı zamanda ekonomi yönetimlerinin de samimiyetleri ve tabii ki becerileri de test edilir. Söz konusu bu test bağlamında önceki yılların bütçelerinin bir türlü hedeflerinin tutturulamaması ve sürekli revize edilmesi sebebiyle de bugünkü 2011 yılı bütçesi de benzer bir durumla karşı karşıya kalacaktır.
Değerli milletvekilleri, 2011 yılı bütçesinde görmekteyiz ki seçim sürecine odaklanmış bir hükûmet ve onun ekonomi yönetimi kendi önünü göremediği gibi ekonominin de önünü görememiştir. Kaliteli ve sürdürülebilir bir büyüme öngöremeyen, cari açıkla mücadeleden uzak ve işsizlikle ilgili elle tutulur bir projesi bulunmayan bütçe karşımızda durmaktadır.
Değerli milletvekilleri, öte yandan, ekonomide ve sanayide kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi ve düşük fiyatlı ithalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin uluslararası fiyatlarla mukayese yaptığımız zaman yüksek kalması ve vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunlar da sekiz yıldır karşımızda durmaktadır.
Sayın milletvekilleri, bu tespiti Hükûmetin sayın bakanlarının da imzası olan Devlet Planlama Teşkilatının hazırladığı 2011 Yılı Programı söylemektedir. Bunlar bizlerin tespiti değil, Hükûmetin organı olan Devlet Planlama Teşkilatının tespitleridir.
Ulaştırma Bakanlığının bütçesine baktığımız zaman ilk dikkatimizi çeken, ulaştırma sektörü sabit sermaye yatırımlarının sabit fiyatlarla geçtiğimiz yıla oranla yüzde 2 gerilemesidir. Tabii, burada da kamunun ulaştırmadaki payının yaklaşık olarak yüzde 35 gerilemesinin çok önemli bir rolü bulunmaktadır.
Gene bu bütçede dikkat çeken diğer bir husus, sektörel sabit sermaye yatırımları içerisinde -bu sefer cari fiyatlarla- yüzde 10’un altında değişim gösteren tek sektörün yüzde 1,7’yle ulaştırma sektörü olduğunu görüyoruz. Demek ki sabit sermaye yatırımları içerisinde de bu sene ulaştırma sektörü en az gelişme ve değişme gösterecektir. İşte her fırsatta övgüyle ulaştırma hizmetlerini anlatan Hükûmet, ne hikmetse, bu hizmetlerin, bu projelerin birçoğunun 57’nci Hükûmet döneminde başlatılan işler olduğunu da maalesef söylememekte, bundan imtina etmektedir. Bizlerin 57’nci Hükûmet döneminde, o dönemde başlattığı bu projeleri, ülkemiz için doğru ve gerekli projeleri Hükûmetin bu şekilde sahiplenmesi, eğer bir hak teslim edilecekse, bizleri ancak memnun eder, mutlu eder. Çünkü bizler için asıl amaç milletimize bu projelerin kazandırılması ve devamının getirilmesidir.
Değerli milletvekilleri, ulaştırma alanında AKP Hükûmetinin performans düşüklüğünü, yine biraz önce söylediğim gibi, kendi dokümanlarının, Hükûmetin ve onların organlarının hazırladığı dokümanların da içerisinde bulmaktayız. Bu bakımdan, ulaştırmada sekiz yıldır devam eden birçok projenin kâğıt üstünde kalarak, ülkemiz hizmetine maalesef sunulmayarak, “yapılacak, edilecek” gibi birtakım “cek, cak”lı cümlelerle, söylemlerle kullanılması da, tahmin ediyorum, övgüden ziyade eleştiriye açık bir konudur.
Değerli milletvekilleri, çağdaş ulaştırma anlayışına baktığımız zaman, yani birçok ülkedeki ulaştırma sektörüne çağdaş ve modern anlamda yaklaşan kesimlere baktığımız zaman, ulaştırma modları arasında bir denge görüyoruz. Zaten bu çağdaş ulaştırma anlayışı, bu modlar arasındaki dengeyi sağlamayı, hız ve güveni, ileri teknoloji kullanımını, sektörel dönüşümü öngören projelerin üretilip uygulamaya konulmasıyla farklılık yaratıyor.
Bu bağlamda da çağdaş ülkelerin ulaştırma sistemleri sürekli olarak, hem ekonomik hem sosyal ve tabii ki siyasi şartların da değişimine paralel olarak planlı ve programlı bir şekilde gelişme gösteriyor. Son sekiz yıla baktığımız zaman, maalesef benzeri gelişmelerin ülkemiz için sağlanamadığını görüyoruz. Özellikle ulaştırma türlerinin -demir yollarının ve deniz yollarının- çok önemli imkânları gereğince kullanamayan, dengesiz, pahalı ve sağlıksız bir ulaştırma sisteminin sorunlarını yaşadığını görüyoruz. Örneğin, çift yollarla ilgili, kazaları yüzde 90 azalttığı ileri sürülmektedir. Belki bu doğrudur ancak bunun aksine, bugün Türkiye’ye baktığımız zaman bu süre zarfında maalesef bu kazaların 2 katı arttığını da görüyoruz. Bu durumu Bakanlık ve ilgili genel müdürlüğün yetkilileri de kabul etmektedirler. Yıllık trafik kazası sayısı bakımından bir mukayese yaptığımız zaman 2002’de 439 bin civarında olduğunu, 2009’un başlangıcına geldiğimizde yine 950 binlere çıktığını görüyoruz. Bu dönem içerisinde yine yıllık bazda ölümlerin ve kazaların, çok ciddi yaralanmaların arttığına da şahit oluyoruz.
Değerli milletvekilleri, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından, geçiş hesaplarının doğru olmadığı ve projenin İstanbul trafiğine de bir çözüm sunamayacağı belirtilmesine rağmen Karayolları Genel Müdürlüğünün geçiş garantisi vererek yap-işlet-devret sistemiyle yapılacak olan İstanbul’daki üçüncü köprü projesi maalesef rantabl değildir. Bu yüzden, bu projede üstleniciler için geçiş garantisi istenmektedir ve bu sürekli dile getirilmektedir. Burada da projenin, İstanbul’un geçiş trafiğini rahatlatmasından ziyade gayrimenkul rantı yaratacağından endişe duyulmaktadır ve birçok medya organında da bu konu işlenmektedir.
Bir diğer alt sektör demir yollarına baktığımız zaman, değerli milletvekilleri, demir yolları sadece hızlandırılmış trenden ibaret değildir, böyle de görmemek gerekir diye düşünüyorum.
Yine, Bakanlığın açıkladığı 2009 rakamlarına göre demir yollarımızın yüzde 95’i hâlen tek hatlı durumdadır ve bu toplam hatların, rayların yaklaşık yüzde 48’inin yaşı da 21’in üzerindedir. Rakamlardaki bütün bu olumsuzluklara rağmen, sekiz yıldır bu durumun düzeltilemediğini, bunun yerine çok uzun bir vade olan “2023 yılında düzelteceğiz.” denmesi de huzurunuza getirilmesi gereken bir konudur.
Yine bu sektörde Ankara merkezli hızlı tren çekirdek ağı kapsamında gerçekleştirilecek projelerde de şöyle sorular akla gelmektedir: “Uzun vadede mal ve hizmet hareketlerini yolcu hareketleriyle birlikte neler görecek, ne şekilde ilerleyecek veyahut ulaşım talebinin nasıl karşılanacağı ve bunun kara, deniz, hava taşımacılığına nasıl yansıyacağı” şeklinde hesaplamaların da kamuoyuyla paylaşılması gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, demir yollarımızdaki başarısızlığı sadece içerideki -yurt içindeki- organlarda, yayınlarda görmüyoruz. Avrupa Birliğinin son ilerleme raporuna baktığımız zaman da “Demir yolu taşımacılığı bugüne kadar ilerleme kaydedilmeyen tek taşımacılık alt sektörüdür.” deniyor bu raporda.
Diğer yandan, geçtiğimiz haftalar içerisinde maalesef hepimizin üzülerek görüp, takip ettiği tarihî, İstanbul’daki Haydarpaşa Garı’ndaki yangın da tek kelimeyle suistimal ve görevin kötüye kullanılmasıdır. Bu tip olayların önceden öngörülmeyip önlenememesi ve zamanında müdahale edilememesi de bir skandala yol açmıştır.
Yine, Pamukova’da yaşanan hızlı tren faciası, Avrasya Maratonu’nda Boğaziçi Köprüsü’nün tehlike atlatması veyahut İstanbul Havalimanı’nın hemen kenarındaki çok büyük ölçüde akaryakıt depolarının yerleşim yerlerine çok yakın olması bence önemli konulardır. Burada da, bünyesinde birçok temel görevi barındıran Ulaştırma Bakanlığının yönetişimsizlikten bu yükün altında ezilmeye ve yanlışlar yapmaya devam ettiğini görüyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu bağlamda Demiryolları çalışanlarımızın da önemli sorunları vardır ve bu sorunlar her geçen gün artmaktadır ama bu sorunları dile getiren kendi çalışanlarına karşı da bir cezalandırma yöntemi uygulanmaktadır. Pilot ve kaptanlara verilen önem kadar en az makinistlerimize ve bu alanda çalışan personelimize de önem verilmesini diliyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu iktidar döneminde yine özelleştirilen sekiz liman devletin kasasına yaklaşık 1,5 milyar dolar civarında bir para getirmiştir ama bu özelleştirmelerden sonra maalesef bu limanların çoğu işletme ve yatırım açısından doğru dürüst kullanılamamıştır. Bunların en önemli örnekleri Çeşme Limanı -İzmir’de- verilebilir. Bu olumsuzluğun ne zaman ve nasıl giderileceğine dair de herhangi bir bilgi ve teklifte bulunulmamaktadır. Keza İzmir Deniz Ticaret Odası hem Aliağa hem İzmir Limanı için öneriler ve tekliflerde bulunmuştur Bakanlığa, bununla ilgili de bir cevap alınamamıştır.
Değerli milletvekilleri, İzmir metrosu da sahipsiz görünüyor. Bakın, İstanbul ve Ankara metroları ağustos ayı içerisinde Bakanlığa müracaat etmiş ama İzmir metrosuyla ilgili herhangi bir cevabın da alınmadığını görüyoruz. Sadece bazı gazetelerde Sayın Ulaştırma Bakanının açıklamalarını görüyoruz. Bu konuda da, umarım, İzmirliler için olumlu ve müjde verici bir haberle karşı karşıya kalırız.
Değerli milletvekilleri, bu süre zarfında Ulaştırma Bakanlığıyla ilgili olarak dile getirmeye çalıştığımız ve eleştirdiğimiz konular, umarım, sayın Bakanlık yetkilileri tarafından ciddiye alınır ve önümüzdeki bütçe döneminde cevaplandırılır. Ve bu şekilde de yeni bütçenin hem Ulaştırma Bakanlığının kendisine, mensuplarına hem de Türk milletine hayırlı olmasını diliyor, tekrar saygılarımızı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
78 konuşma daha · 16 Aralık 2010