İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 21. BİRLEŞİM · SALI

Bozcaada ve gökçeadanın sorunlarının araştırılarak ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlamak (10/3)

Ahmet Küçük

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 21. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Ocak 2003 · 2.193 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Küçük (CHP), 14 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOZCAADA VE GÖKÇEADANIN SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK EKONOMİK VE SOSYAL GELİŞMESİNİ SAĞLAMAK (10/3)); konuşma 2.193 kelime.

Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Bozcaada ve gökçeadanın sorunlarının araştırılarak ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlamak (10/3)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2003-01-14-bozcaada-ve-gokceadanin-sorunlarinin-arastirilarak-ekonomik-ve-sosyal (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bozcaada ve Gökçeada'nın sorunlarının araştırılarak ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlamak için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması için vermiş olduğumuz (10/3) numaralı önergem hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, Çanakkale İlimiz sınırları içinde yer alan ve 22 Eylül 1923'te Lozan Antlaşmasıyla Türkiye Cumhuriyetine bağlanan Gökçeada, 290 kilometrekare yüzölçümüne, 95 kilometrelik kıyı şeridi uzunluğuna sahiptir. Yerleşik nüfusu bugün için 9 000 civarındadır, yazın, turizm mevsiminde de 20 000-25 000'lere ulaşan bir nüfusa sahiptir.

Değerli milletvekilleri, yine Çanakkale İlimize bağlı olan diğer bir ada ilçemiz Bozcaada, ada etrafında irili ufaklı adacıklarla beraber 42 kilometrekareye varan yüzölçümüne sahip bulunmakta ve Ege Denizinin kuzeydoğusunda yer almakta, yerleşik nüfusu 2 500 dolayında bulunmakta, içturizmin geliştiği aylarda, yaz aylarında 10 000-12 000 kişilik bir nüfusa hizmet vermektedir. Bu iki adamıza da, esas olarak, ulaşım Çanakkale'den, Eceabat'ın Kabatepe Limanından ve Ezine Geyikli İskelesinden sağlanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu iki adada yaşayan insanların sorunları Türkiye'nin yaşadığı genel sorunlardan elbette ayrılamaz. Türkiye'nin içinde bulunduğu önemli sıkıntıları, bu Adada yaşayan insanlar yaşıyor; ayrıca, bu Adanın kendine has sorunlarını da yaşıyor. Dolayısıyla, bizim bu araştırma önergesini vermiş olmamızın nedeni bu özel durumun, bu özel sıkıntıların araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınmasına yöneliktir.

Adalarda, özellikle Gökçeada'da bugün için Türk ve Rum nüfustan oluşan bir yapı oluşmaktadır. Ne acı ve ne yazıktır ki, maalesef Rum nüfus süratle azalmış ve bugün için fiilî olarak 300 civarında Rum vatandaşı Adada kalmıştır, 9 000 civarında da Türk kökenli yurttaşımız bulunmaktadır bu yurttaşlarımız da, anakaranın çeşitli yerlerinden, çeşitli altyapı projelerinde, köylerinden, kentlerinden edilen yurttaşlarımızda Gökçeada'da yerleşmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, ada yaşamının bir kültür olduğu ve adada yaşamanın ayrı bir kültürü gerektirdiği düşünülürse, buradaki insanlarımız, sadece bu nedenden dolayı bile çok özel sıkıntılar yaşamaktadır; çünkü, adada yaşamak ayrı psikolojik, sosyolojik ve ekonomik sıkıntıları beraberinde getirmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 300 kadar Rum vatandaşımız kalmıştır; ama, resmî kayıtlarda bu, 5 000'lere varmaktadır. İnsanlar çeşitli nedenlerle yurtlarından kopmuş olup, yılın belli aylarında gelip, Adayı, köylerini, oturdukları evleri ziyaret etmekte ve büyük bir nostalji yaşamaktadırlar ve Adada, onların geliş tarihinde ekonomi, alışveriş çok hızlanmakta ve Ada esnafı dört gözle bu insanların yolunu beklemektedir.

Adada, Dereköy, Tepeköy, Zeytinli, Eskibademli, Kaleköy, Uğurlu, Yenibademli, Eşelek gibi eski ve yeni yerleşim yerleri vardır. Özellikle Dereköy, on yıl öncesine kadar 2 000 haneye varan yapısıyla Türkiye'nin en büyük köyü, hatta Ortadoğu'nun en büyük köyü özelliğini taşıyordu; ama, bugün, maalesef, evlerin yıkılmaya başladığı ve insanların anılarının birer birer yok olduğu bir tabloyu görmekteyiz.

Yine, Tepeköy, bir tepeye yaslanmış, özellikle 15 Ağustos şenliklerinin yoğun bir şekilde kutlandığı ve insanların gelip evlerine yerleştiği, evlerini tamir ettirdiği bir köy ve görülmesi gereken bir köydür.

Zeytinli de, yine, eski mekânları koruyan ve o güzel nostaljik ortamını korumaya çalışan, özellikle, yüz yıldır bir gelenek olan madamın dibek kahvesinin içildiği bir köydür ve Adanın en güzel gözlendiği, Ada merkezinin en güzel görüldüğü köydür.

Kaleköy, turistik tesislerin yoğun olduğu ve turizm yatırımlarının yoğunlaştığı bir yerdir.

Uğurlu'da atıl bir liman bulunmakta ve maalesef, gerekli ekonomik verimlilikte kullanılamamakta, Ada ekonomisine gerekli katkıyı yapamamaktadır.

Yenibademli-Eşelek Köyü, Biga'da yapılan bir baraj inşaatından dolayı yurttaşlarımızın göç ettirilmesiyle kurulmuş yeni bir köydür, çok özel, çok yeni sorunları bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Gökçeada çok özel bir adadır. Örneğin, Gökçeada, dünyada su kaynakları en bol olan ve kendi kendine yeten adalardan biridir ve bol tepelerin bulunduğu, ovaların bulunduğu, vadilerin içinde olduğu bir adadır. Gökçeada, Akdeniz ve Marmara iklimlerini içinde barındıran, çok güzel koyları olan, turizme çok elverişli ve gerçekten Türkiye'nin tanıtamadığı, Türk halkının yeteri kadar tanımadığı ve ulaşım olanaklarından dolayı, maalesef, insanların gidip gelmede büyük eziyet çektikleri bir adadır.

Değerli arkadaşlarım, Adada bulunan kamu kampları, maalesef, gerekli bakımları yapılmadığından ve kış aylarında atıl kapasitede kaldıklarından yöre halkına yeterli katkıyı sağlayamamaktadır. O nedenle, bu kamu kamplarına yeterli özenin gösterilerek, gerekli tadilatlarının yapılmasını ve mümkünse, buraların kış aylarında da çeşitli eğitim çalışmalarının yapılması gereken yerler olarak değerlendirilmesini istiyoruz.

Uğurlu Limanının da, Ege Denizinde Limni Adasıyla ve diğer Yunan adalarıyla ekonomik ilişkiye geçilmesi nedeniyle kurulduğu farz edilirse, bu işlerliğinin bir an önce kazandırılıp ada ekonomisine katkıda bulunması gerekmektedir.

Adada havaalanı vardır ve havaalanını genişletme ve büyütme inşaatı devam etmektedir.

Adada yoğun bir dedikodu vardır, adanın bir kumar merkezi olarak er geç kullanılacağı söylenmektedir ve ada ekonomisi buna göre yapılanma arayışı içerisindedir. Eğer, bu girişim yapılacaksa, bunu, Ada halkı bilmek ve ona göre vaziyet almak istemektedir. Yapılmayacaksa, diğer tedbirler alınmalı, Ada halkı için, orada, başka ekonomik girişimlerle Ada yaşanabilir hale getirilmelidir.

Gene, eski, açık bir cezaevi vardır, perişan olmuş bir vaziyettedir, maalesef, orada, yok olup gitmektedir ve ekonomiye kazandırılması gerekmektedir.

Diğer bir adamız Bozcaada'da da Rum ve Türk nüfuslar yüzyıllardır beraberce yaşamakta, barış ve kardeşliğin örneklerini vermekte olup otuz civarında Rum yurttaşımız kalmıştır. Adamızın tamamı arkeolojik doğal SİT alanıdır ve maalesef, ada, yeteri kadar Türkiye'ye tanıtılamamaktadır. Son yıllarda tanınmaya başlamasıyla içturizm hareketleri gelişmiş; ama, adanın doğal SİT yapısının korunması yönünde maalesef endişeler oluşmaya başlamıştır. Adada, mutlak surette, arkeolojik kazılar yapılmalı ve adanın tanıtımı, yöredeki en büyük arkeolojik kent olan Troya'yla özdeşleştirilmelidir.

Gene, adada, İller Bankasının devam ettirdiği kanalizasyon altyapı inşaatı, adadaki duyarlı yurttaşlarımızı zaman zaman endişeye sevk etmektedir. Şöyle ki: Yapılan kanalizasyon çalışmalarının, adadaki SİT ve doğal SİT alanına zarar verebileceği endişesini orada yaşayan birçok entelektüel ada halkı taşımaktadır. Burada, sonuçta, yapılacak kanalizasyon çalışması konusunda, yeterli arıtmanın olup olmayacağı, arıtıldıktan sonra deşarjın nereye, ne şartlarda yapılacağı belli değildir. O nedenle, geliştirilen projeler, tartışılan konular vardır ve bunların, mutlaka, ada halkıyla tartışılarak, gerekirse projede tadilatlar yapılmalı ve adadaki doğal konum ve doğa, mutlaka, titizlikle ve inatla korunmalıdır; Adanın bütün sermayesi budur.

Değerli arkadaşlarım, Adanın, elbette ki, en büyük sorunu, tartışmasız bir şekilde, ulaşımdır. Gökçeada'ya, yazın, özel bir kuruluşun temin ettiği ve çalıştırdığı bir araçla ve Türkiye Deniz İşletmelerinin arabalı vapurlarıyla Kabatepe'den ulaşım sağlanmakta; ayrıca, Çanakkale'den de yaz aylarında feribot seferleri düzenlenmektedir. Gerçi, şu anda, kış olması nedeniyle feribot seferleri yapılamamakta; çünkü, feribot bakımdadır. Adalıların başına bu hal sık sık gelmekte -ya arabalı vapurunun kapağı bozulur ya rüzgâr çıkar- adalılar, bazen üç dört gün Çanakkale'de zorunlu misafirliğe tabi olmaktadır. Dolayısıyla, aynı şey, Adada kalanlar için de geçerlidir. Mesela, bir avukat, Adaya bir dava görmeye gitmekte birden rüzgâr çıkınca da Adada bir hafta zorunlu olarak kalmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla, burada, ulaşımdaki bu engeller süratle giderilmeli ve yöreye has bu sularda, her ortamda seyahat edilebilecek ulaşım araçları, mutlaka, Adanın anakarayla irtibatını sağlamalıdır.

Bozcaada, anakaraya daha yakın mesafede olduğu için -anakaraya 3,5 mil civarında bir mesafededir- yazın 6 defa, kışın 3 defa arabalı vapurlarla sefer yapılmaktadır.

Arkadaşlar, en sıkıntılı durumlardan bir tanesi de -bakın, dikkatinizi çekiyorum- sağlıktır. Benden önce konuşan AK Parti sözcüsü Sayın İbrahim Köşdere, sağlıkla ilgili eksiklikleri, duyarlılıkları aksettirdi, onlara girmeyeceğim; ama, şu anda çok önemli bir sorun var. Adada yaşayan ve sıkıntılı bir durumda olan, rahatsızlanan bir insanın anakaraya ulaşmasıyla ilgili ciddî sıkıntılar vardır. Bugün için, bir kişi hastalandığında, acil durum olduğunda, arabalı vapuru -normal seferler dışında- Bozcaada'dan 1 800 000 000 Gökçeada'dan da 2 100 000 000 anakaraya ulaşmaktadır. Bu, birçok insan için, ada halkı için "orada ölün" demektir. Bu, ne biçim bir anlayıştır?! Bu anlayışın süratle değişmesi, ada halkının bu stresten ve sıkıntıdan kurtarılması ve yerel yöneticilerin de bu baskıdan kurtarılması gerekmektedir. Sonuçta, vatandaş rahatsızlanınca, yörenin kaymakamı, belediye başkanı, sağlıkla ilgili bu sorunu çözmek zorunda kalmakta ve çok sıkıntılı durumlar yaşamaktadırlar; bu konu, süratle giderilmelidir. Kalıcı çözüm, Çanakkale'ye, mutlaka, bir ambulans helikopter temin etmektir; yıllardır konuşulur; ama, hiçbir iktidar, Çanakkale Vilayeti emrine, bugüne kadar, bir ambulans helikopter temin edip, verememiştir; mutlaka, en kısa zamanda bu giderilmelidir.

Değerli arkadaşlar, Adada ve adalarda yaşam, ekonomi... Tabiî, adada ve adalarda, ekonomik faaliyetler çok kısıtlı olanaklarla yapılabilmekte; çünkü, bugün, adalardaki ekonomik faaliyetler, doğaldır ki, tarımsal ağırlıklıdır. Adalarda, bitkisel tarımla ilgili olarak, bağcılık, zeytincilik ve dolayısıyla şarapçılık yapılmaktadır. Gökçeada'da hayvancılık ve bir miktarda da balıkçılık yapılmaktadır. Anakarada bu ekonomik faaliyetlerle uğraşan insanların sorunlarını çözemediği bir ülkede, Adada bunların ne kadar zor yapıldığını, Adada yaşayan insanlara hiçbir ayrıcalık tanınmadığında, özel desteklemeye tabi tutulmadığında, buradaki insanların ne durumda olduğunu, herhalde, herkes tahmin ediyordur.

Değerli arkadaşlarım, Gökçeada'da sulu tarım yapılabilme olanakları vardır, üretim olanakları vardır; ama, sulu tarımla elde edilen ürünleri vatandaşın değerlendirmesiyle ilgili hiçbir tedbir alınmamıştır. Geçen yıl, yöremizde -özellikle, domates ve biber bizim yöremizin önemli bir ürünüdür- kapya biberi, maalesef, tarlalarda sürülüp, gübre olarak kullanılmıştır. Zeytincilik, yine öyle; yöredeki insanlar, maalesef, ürettikleri ürünü yeteri kadar değerlendirememektedirler.

Bakın, özel sektörün ve bazı girişimcilerin biyolojik ve ekolojik tarımla ilgili yaptığı, kendiliğinden yaptığı girişimlerinin, mutlaka, desteklenmesi ve bence, ada halkının, tarım konusunda, mutlaka, biyolojik tarıma yönlendirilmesi ve bu konuda desteklenmesi gerekmektedir; çünkü, adanın biyolojik tarıma çok uygun bir yapısı vardır. Hayvancılıkta, başıboş hayvancılık vardır; yani, adaya gidenler görünce şaşırırlar, hayvanlar -koyunlar, keçiler- başıboş dolaşırlar. Hangi hayvanın kimin olduğu belli bile değildir, onların özel işaretleri vardır. Yılın belli aylarında o hayvanlar toplanır, yünlerinden istifade edilir -sütlerinden kesinlikle istifade edilmez- gerektiğinde kesilerek etlerinden istifade edilir. Dolayısıyla, genel olarak etinden istifade edilmek üzere hayvancılık yapılmaktadır. Bu da, tabiî, bitkisel tarımda birtakım zorluklar meydana getirmektedir; başıboş dolaşan hayvanlar, bitkisel tarım alanlarına zarar vermektedir. Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi meralar ıslah edilmemiştir.

Balıkçılık türü olarak kıyı balıkçılığı yapılmaktadır. Balıkçılıkla ilgili barınaklar yetersiz olduğundan, maalesef, bu konu sıkıntı yaratmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, yine, trolle balık avcılığı, tabiî, ada halkının en büyük sıkıntısıdır. Bu durum, küçük balıkçıları mağdur etmekte ve çok zaman, ada balıkçısı, tuttuğu balıkları değerlendirmede -demin anlattığım nedenlerle, balık taze tüketildiği için- sıkıntıya düşmektedir.

Esnaf zordadır; çünkü, yazın iki aylık bir turizm mevsiminde ona görev vaziyet alan, borçlanan esnaf, en ufak bir aksilikte borcunu ödeyememektedir. Yine, Ada esnafı, anakaradakinden çok farklı sıkıntıları içinde barındırmaktadır; esnafın durumu budur.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, buraya çıkmadan önce, konunun bugün gündeme geleceğini bildiğim için, yöredeki çiftçilerle görüştüm "ne söyleyeyim, nedir sıkıntınız, galiba, öğrendiğimiz kadarıyla iktidar partisi araştırma önergesini reddedecek, o nedenle, hiç olmazsa bu fırsattan istifade sorunlarınızı aktarayım" dedim. Ben, onlardan, tabiî, Adaya özgü, spesifik birtakım şikâyetler beklerken, maalesef, doğrudan desteklemeden bahsettiler,doğrudan desteklemeyi bekliyor çiftçi; oradaki çiftçi de onu bekliyor. O nedenle, doğrudan desteklemelerin bir an önce ödenmesi ve mazot fiyatlarının da bir an önce yarıya düşürülmesi gerekmektedir, söz verildiği üzere;ama, maalesef, 6 defa zam oldu galiba.

Değerli arkadaşlarım, Bozcaada'da da farklı sorun yok. Bozcaada'nın bir farklı yapısı var, Türkiye'nin en güzel bağlarını barındırır içerisinde. Bozcaada'ya girersiniz, hakikaten, bozca bir adadır ve bu şaraplar nerede oluyor, bu bağlar nerede diye merak edersiniz; ama, müthiş bir yeşillik vardır, bağların müthiş bir güzelliği vardır içeride. Bozcaada, bugün, Türkiye şarap üretiminin yüzde 8'ini tek başına gerçekleştirir, 10 000 dönüm bağ vardır. Dolayısıyla, Bozcaada'daki bağların yapısının bozulmaması gerekmektedir. Dünyanın en lezzetli çavuşüzümünü Bozcaada yetiştirmektedir. Yalnız, şaraplık üzümlerde, karasakız ve vasilaki üzümlerinde, alkol oranı fazla olduğundan, tür değişikliğine gitme çalışmaları vardır, bu çalışma mutlaka desteklenmelidir.

Bozcaada'nın ucuz şarap üreticisi yapısından kurtarılması ve halkın, mutlaka, kaliteli şarapları üretebileceği, el şarapçılığının da desteklendiği bir yapının ortaya çıkması ve bu konuda, mutlaka, bilgi ve kredi desteğinin sağlanması gerekir.

Değerli arkadaşlarım, biz, esas olarak, bu önergeleri, daha önce, birinci imzası diğer Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Özay'a ait olan Gelibolu Tarihî Millî Parkıyla ilgili araştırma önergemizi ve Gökçeada ve Bozcaada'nın sorunlarının tartışılmasıyla ilgili verdiğimiz önergeleri, kesinlikle, seçim kaygısıyla ve seçmene selam babından vermedik; çünkü, Gelibolu Tarihî Millî Parkı sınırları içerisinde yaşayan insan sayısı 10 000'dir, bu iki adada da yaşayan insan sayısı 12 000'dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET KÜÇÜK (Devamla)Biz, seçmene mektup yazacak olsak, çok daha geniş seçmen kitlelerini ilgilendiren, çok daha kolay ajite edilebilecek konuları buluruz ve biliriz. Bu konular, kesinlikle, ekstra sorunları içerisinde barındıran ve Çanakkale'de çok özel, Çanakkale'nin Türkiye'ye mal olmuş sorunlarıdır. Bu sorunların, mutlaka ve mutlaka, bir komisyon kurularak araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Ben, bu nedenle, iktidar grubunun, hiç olmazsa bu konuya ilgisinin olumlu olacağına ve araştırma komisyonu kurulmasına olumlu oy vereceğine inanmak istiyorum; mutlaka inanmak istiyorum... Canlarının istediği ve doğru buldukları konularda, kendi konularında biz destek verdiğimizde, nasıl ki "oh oh, ne güzel uyuşma var, ne güzel uzlaşıyoruz" diyorlarsa, gelin, burada da uzlaşalım. Lütfen... (CHP sıralarından alkışlar)

Uzlaşma iki taraflı olur, iki taraflı; tek taraflı olmaz. Tek taraflı uzlaşma, bir yerde kopar, biter ve bu Parlamentoda, iktidar da, muhalefet de, ne yaptığını, ne yapacağını bilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bakın -burada ilgiyle izliyorum- gündemdışı konuşmaların üçte 2'sini iktidar partisi yapıyor. Halbuki, konuşacak olan biziz, biz... Siz iş yapacaksınız, siz seçmene icraatlarınızı yollayacaksınız, biz eleştirilerimizi... İktidar iktidarlığını bilecek, muhalefet de muhalefetliğini bilecek. Parlamentoda, birileri, başkalarının işini yapmaya kalkar, demokraside taşlar oynatılırsa, o zaman, demokrasi sıhhatli yürümez, doğru yürümez, doğru sonuç alınmaz; boşluklar doldurulur. Onun için, Cumhuriyet Halk Partisinin bu iyi niyetli yaklaşımının, iktidar partisi tarafından, lütfen, suiistimal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Bakın, Gelibolu Tarihî Millî Parkı hakkında, burada, herkes güzel sözler söyledi, kimse de kötü söyleyemez; ama, Gelibolu'ya sahip çıkmak, tarihî millî parka sahip çıkmak, orası için yazılmış güzel şiirler okumakla olmaz; orada, o millî parkın içinde yaşayan insanların sorunlarına eğilmekle olur, sahip çıkmakla olur. Oradaki insanların sorunlarını çözmezseniz, yaptıklarınız, yine, bir gün mahvolabilir. Onun için, mutlaka, o millî parkın içindeki insanların sorunlarını çözmek ve gereklilikleri yerine getirmek zorundasınız.

Değerli arkadaşlarım, bu duygu ve düşünceler içerisinde, ben, tüm bu değerlendirmelerimizin ışığı altında, ülkemiz için stratejik önemi haiz iki adamız olan Bozcaada ve Gökçeada'nın ekonomik ve sosyal yönden geri kalmasını önlemek ve tedbirler almak amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini Yüce Meclisin takdirine sunuyorum; gereğinin yapılacağına olan inancımı kaybetmek istemiyorum.

Yüce Meclise en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 14 Ocak 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook