İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 40. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gelibolu yarımadası trihi milli parkı kanununa geçici bir madde eklenmesine dair kan.tekl. (s.sayısı: 305 )

Ahmet Küçük

Çanakkale Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 40. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ocak 2004 · 1.385 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Küçük (CHP), 8 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİBOLU YARIMADASI TRİHİ MİLLİ PARKI KANUNUNA GEÇİCİ BİR MADDE EKLENMESİNE DAİR KAN.TEKL. (S.SAYISI: 305 )); konuşma 1.385 kelime.

Ahmet Küçük (CHP, Çanakkale). “Gelibolu yarımadası trihi milli parkı kanununa geçici bir madde eklenmesine dair kan.tekl. (s.sayısı: 305 )”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kucuk-22-2004-01-08-gelibolu-yarimadasi-trihi-milli-parki-kanununa-gecici-bir-madde-eklenm (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Gelibolu Tarihî Millî Parkı Kanununa bir geçici madde eklenmesi şeklinde Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen, Plan ve Bütçe Komisyonunda değişerek, Kamu İhale Yasasına bir geçici madde eklenmesi şekline dönüşen ve ilk geldiğinde, beş yıl süreli talep olarak gerçekleşen; ama, sonra zamlanarak, yedi yıl, böyle bir yetki istemiyle karşımızda bulunan, Kamu İhale Kanununa Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi üzerinde şahsım ve Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Gelibolu Tarihî Millî Parkında yapılacak işlerin çabuk yapılması, çabuk realize edilmesiyle ilgili olarak, arkadaşlarımızın bir düzenleme yaptığı ve bunu bir talep olarak karşımıza getirdiği anlaşılıyor. Tabiî, Gelibolu Tarihî Millî Parkında yapılacak çok işler olduğunu ve bu işlerin çok önemli olduğunu, Türkiye'nin geçmişinde Kurtuluş Savaşının temellerinin atıldığı yarımadada önemli anıların tazelenmesi, orada önemli anıtların, düzenlemelerin yapılması, bir projeye uygun olarak bunların realize edilmesi gerektiğini, uzun uzun anlatmıştık.

Şimdi, burada, alelacele bir şeyler yapılmak istenildiği kanaati uyanıyor bizde değerli arkadaşlarım. Tabiî, burada yapılacak işlere karşı olan yok. Burada, önemli işlerin yapılması gerektiğini, daha önce verdiğimiz Meclis araştırması önergesinde -Cumhuriyet Halk Partisinin Çanakkale milletvekillerinin birinci ve ikinci imza sahibi olduğu önergede- zaten, uzun uzun anlatmıştık; ama, burada, bu işlerin acele yapılmasına, acele edilmesine lüzum yok.

Burada, bir, yapılmaması gereken işler var; bir de, yapılması acil olan işler var.

Bu işlerin çok önemli olmasına binaen, ben, çok alışılagelmiş bir anlayışın ötesinde, konuşmamı farklı bir şekilde devam ettireceğim; çünkü, Sayın Bakanın, hükümetin, söyleyeceğim şeylere çok dikkat etmesi, uyarıları dikkate alması gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten, burada, bazı şeyleri yaparken, bazı şeyleri yapmamak gerekiyor; bazı doğruları yaparken, bazı yanlışları da yapmamak gerekiyor. Bu konularda, tarihî uyarılarımızı yapmak istiyoruz, düşüncelerimizi ifade etmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, Gelibolu Tarihî Millî Parkının ve içerisinde yer alan tarihî muharebe alanlarının önemi hepimizin malumu. Bu kritik coğrafyadaki her türlü gelişme, hem tarihî hem aktüel boyutlarıyla, ulusal ve uluslararası ölçekte bir dizi konu ve oluşumla direkt bağlantılıdır.

Bu geçici yasayla, bölgeyle ilgili bir dizi yeni düzenleme yapılacağı anlaşılmaktadır. Bu işleri yaparken, geri dönülmesi çok güç, hatta imkânsız hatalara düşülmemelidir. Hem tarihî doku hem de millî hafızada yeni tahribat yaratılmamasına özen gösterilmelidir. Bu gelişmeler, değişen oranlarda da olsa, ilgili tüm devlet kurumlarını töhmet altında bırakabilecek önem taşımaktadır.

Başbakanlıkta, içerisinde Genelkurmay temsilcisinin de bulunduğu bir koordinasyon kurulu oluşturulduğu medyada yer almıştır. Kurulun gündeminden basına sızan konular arasında, bir dizi müze, yol, tanıtım merkezi, mezarlık düzenlemesi, kafe, restoran yapılması, giriş kapısı konulması gibi pragmatik, palyatif ve aciliyeti olmayan maddeler de maalesef göze çarpmaktadır.

Tarihî yarımadanın sorunları ve çözüm önerileri, rahmetli hoca Raci Bademli başkanlığındaki bir ekip tarafından, uzun vadeli bir gelişme planı, master plan olarak ortaya konulmuştur. "Barış Parkı Projesi" olarak bilinen bu kapsamlı ve detaylı planifikasyon çalışması, hocanın ölümünden sonra, projenin önemi ve içeriği hakkında bilgi almak imkânsız hale gelmiştir. İktidarın, bu projenin içerisinden bazı konuları cımbızla çekip gündeme getirerek, diğer bileşen ve etmenleri hesaba katmadan, spekülatif, popülist bir tarzda uygulamaya geçirmek niyetinde olduğu anlaşılıyor.

Millî park ve tarihî muharebe alanlarında öncelikli çözüm bekleyen sorunlar vardır ve onları kısaca şöyle özetleyebiliriz: Muharebe izleri taşıyan bütün taşınmaz ve taşınabilir unsurlar, orijinal şehitlikler, tabyalar, siper şebekeleri, batıklar, tarihî karargâh ve muharebe idare yerleri, abide ve anıtların uzman tarihçi ve alan araştırmacıları yönetiminde tespit edilmesi ve envanter çıkarılması gerekmektedir.

Yarımadada, maalesef, tek bir noktada orijinal şehitlik bulunduğu iddia edilmektedir. Seddülbahir Kalesi yanındaki küçük kabristan dışındaki tüm şehitlikler semboliktir. Bu şehitliklerdeki isimlerin arşivlerdeki listeden rasgele seçildiği konusunda ciddî iddialar ve şüpheler vardır. Soğandere, Şahindere, Kiremitdere, Zığındere, Tenkerdere, Kocadere Köyü civarı, Karayörükdere, Çataldere, İsmailoğlu Tepe eteği, Hacıemindere, Bigalı Köyü, Değirmen mevkii ve Kireçtepe'de bulunan orijinal şehitlikler kaderlerine terk edilmiş ve kısmen tarlalaştırılmıştır. Bu alanların korunmaya alınması ve yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Deniz muharebeleri sırasında kaderimizi tayin eden tabya ve bataryalar pislik yuvası haline gelmiştir. Hasan-Mevsuf tabyası, Dardanos, son olarak, radar kulesinin hışmına uğramış ve devlet eliyle maalesef ötelenmiş, bir miktar öteye taşınmıştır. Bu noktalar acilen temizlenmeli ve korunmaya alınmalıdır.

Conkbayırı, Ertuğrul tabya gibi turistik noktalardaki siperler sonradan kazılan turistik siperlerdir. Muharebe arazileri içerisindeki hakikî siperler ise çöplük haline gelmiştir. Buraların tespiti ve ıslahı ivedilikle gerçekleştirilmelidir.

Tarihî yarımadanın Ege sahilleri kaçak dalış cenneti haline gelmiştir. Batıklarda, artık, satılacak bir şey kalmamıştır. Bu konuda ciddî takip ve tedbirler gerekmektedir. Yarımada içerisindeki abide, kitabe ve anıtların gerçeklikleriyle ilgili yerli yersiz iddiaların ve tereddütlerin bilimsel çalışmalarla ortadan kaldırılması gerekmektedir. Tarihî Seddülbahir Kalesi mezbelelik haline gelmiş, yıkılmaya terk edilmiştir. Acilen temizlenerek aslına uygun restorasyona gidilmesi gerekmektedir.

Bölgeye gelen yerli turist grupları, büyük ölçüde, ruhsatsız rehberlere teslim edilmektedir. Bu da, tarihî gerçeklerin saptırılmasına neden olmakta, bu kişiler tarihî gerçeklerden bahsetmek yerine "ağaçlar bile acıdan kıvrılmış" veya "ak sakallı bir dede görülmüş" tarzı hikâyeler uydurarak, buradaki gerçekleri gözönünden kaçırmakta ve yaşanan olayları doğru bir şekilde ziyaretçilere aktarmamaktadır. Bu nedenle, bu tür rehberlerin bölgede çalışmasına derhal dur denilmeli ve sıkı bir denetim getirilmelidir.

Değerli arkadaşlar, tüm bu çalışmalara ilave olarak, doğal ve tarihî doku tahribatının hemen durdurulması, acil bir eylem planı hazırlanarak bütün zararların minimize edilmesi gerekmektedir. Millî park alanı içerisindeki arazi spekülasyonları, gerek imara açılma heveslilerinin gerekse çeşitli ticarî faaliyet erbabının talepleri doğrultusunda, son zamanlarda artış göstermektedir.

Son olarak, Alçıtepe girişindeki tarihî SİT arazileri, şehitliklerin, siperlerin veya karargâh noktalarının bulunduğu mıntıka bir şarap firması tarafından alınmış ve etrafı çevrilmeye başlanmıştır. Bu konuda ilgili yasalar özenle uygulanmalı, savaş alanları üzerindeki tahribat mutlaka giderilmelidir.

Muharebe arazilerinde, gerek Anzak sektörü gerekse Seddülbahir sektöründe yıllardır hatalı ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır. Dikilen çamlar, bölgenin bilinen binlerce yıllık florasına aykırıdır. Böylelikle, tarihî alanların üzeri kapanmakta ve yer ve nokta tespitleri imkânsız hale gelmektedir. Ayrıca, her iki rüzgâra cepheden açık yarımada, maalesef, bundan dokuz yıl önce gerçekleştiği gibi, sürekli olarak yangın tehdidi altında kalmaktadır. Ağaçlandırma çalışmalarının daha dikkatli ve bilimsel çalışmalar neticesinde yapılması gerekmektedir.

Yine, bilinçsiz ağaçlandırma çalışmaları sırasında, tarihî muharebe alanlarında bulunan orijinal siperler ormancıların açmak zorunda kaldıkları yollar tarafından tahrip edilmiştir. Açılması zorunlu bu yollardan dolayı, şehitlikler ciddî zararlar görmektedir. Bilinmelidir ki, tarihî muharebe alanlarında herhangi bir ormanlık alan muamelesi yapılmamalıdır. Bu alanlarda, arazi uzmanlarına danışılmadan bir patika yol dahi açılmamalıdır.

Millî park alanı içerisinde, gerek resmî gerekse bireysel düzeyde kontrolsüz çöp boşaltma ve yakma olayları yaşanmaktadır. Alçıtepe Köyü batısındaki, Sarıtepe civarındaki denize inen yamaçlar, çöp vadisi halini almıştır. Bu bölgeler acilen temizlenmelidir.

Park alanı dahilindeki yerleşik kişiler, harp sahalarında buldukları obje ve parçaları, yerli ve özellikle yabancı meraklılara satmaktadır. Bunun önüne geçilmesi ve her köyde, tıpkı Alçıtepe'de olduğu gibi, yerel bir müze oluşturulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda gerekli özendirmeler ve desteklemeler mutlaka yapılmalıdır.

Tüm anlattıklarıma ilave olarak, tarihî Gelibolu Yarımadasının çözüm bekleyen acil sorunları vardır. Hal böyleyken, Kilye girişine kapı koymak, Abide arkasındaki sembolik mezartaşı sayısını artırmak, büyük bir bayrak asmak, ses ve ışık gösterileri yapmak, yeni ve mesnetsiz anıtlar dikmek; dolayısıyla, fotoğrafa gelen, medyaya hoş gelen ucuz aktiviteleri on milyonlarca dolara mal etmek gibi şov mahiyetindeki işlerle zaman kesinlikle, geçirilmemelidir.

Değerli arkadaşlarım, Çanakkale Savaşı ve Çanakkale ruhu, süslü laflar, asılsız destanlar, uydurma menkıbeler ve göstermelik işlerle değil, ancak belgeye, bilgiye, tanıklara ve arazi etüdüne dayalı çalışma ve eserlerle yaşatılabilir ve gelecek nesillere, tarihimizi yalın ve tüm gerçekleriyle aktarmalıyız diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu millî park alanı içinde ne yaparsak yapalım, ne kadar önemli ve güzel işler yaparsak yapalım, işleri, mutlaka, tarihî dokuya uygun, dokuya zarar vermeyecek şekilde yapmalı ve bu dikkat içinde bulunmalıyız. Burada, yetki alınan geçici madde çerçevesinde yapılacak işlerin mutlaka hatalı yapılacağını söylemek istemiyorum; ama, bir muhalefet duyarlılığı içerisinde, burada yapılacak ihalelere başka ihalelerden iki kat daha fazla dikkat göstermenizi istirham ediyorum; çünkü, Çanakkale'yi, hepimizin kutsal saydığı o bölgeyi kesinlikle kirletmemeli, en küçük bir şaibe altında bırakmamalıyız. Biz, muhalefet milletvekilleri olarak, kesinlikle, gözlerimiz uygulamanın üzerinde olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa teklifi getirilirken, Çanakkale Savaşlarının 90 ıncı yılına işlerin yetiştirilecek olması nedeniyle böyle bir geçici uygulamaya ihtiyaç olduğu söylenmiştir. 90 ıncı yıla iki yıl kalmıştır; ama, yedi yıllık bir süre istenmektedir. Eğer işleri acele yapacaksanız, bu beş yıl istenen süre, neden yedi yıla çıkmaktadır?! O zaman, iki yıl süre verelim. 90 ıncı yıla kadar işleri acil yapın, ondan sonrasını yavaş yavaş devam edersiniz. Dolayısıyla, isteğiniz ile talebiniz örtüşmüyor. Burada, mecburen, kafamızda bazı soru işaretleri beliriyor; bunu ifade etmek istiyoruz, uyarıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine, orada ne yaparsak yapalım, bölgede yaşayan insanları, bölge halkını mutlu etmezsek, projenin realizasyonunda kesinlikle başarılı olamayız. Bakın, bölgede, tarihî savaş alanları dışında kalan, tarıma elverişli, boş araziler bulunmakta. Bu arazilerin, mutlak, tarım amaçlı, bölgeye zarar vermeyecek şekilde kullanılmasını sağlamalıyız; o bölgedeki insanları üretimin içine sokmalı, o insanları yaşama bağlamalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 8 Ocak 2004

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook