Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s:s:248)
Malatya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 4. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ekim 2003 · 681 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Münir Erkal (AK Parti), 8 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU TASARISI İLE AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S:S:248)); konuşma 681 kelime.
Ahmet Münir Erkal (AK Parti, Malatya). “Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s:s:248)”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 8 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-munir-erkal-22-2003-10-08-bilgi-edinme-hakki-kanunu-tasarisi-ile-avrupa-birligi-uyum-ve-adalet-k (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, Türkiye'de bir otokontrol sisteminin kurulmasında, yani, sistemin kendi kendini kontrol etmesinde atılacak en büyük adımdır.
Yolsuzluğun, çürümenin, kirlenmenin olmadığı toplumlarda bunun olmamasının en büyük sebebi, devletin şeffaflığıdır. Bu şeffaflık lafla sağlanmaz. Bu şeffaflık, sivil topluma, devleti denetleyecek yolları ve imkânları açmakla olur. O zaman ulaşılabilir devlet, şikâyet edilebilir Meclis, iktidarı ve muhalefetiyle mümkün olacaktır.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, işte bu yolları açacak, dolayısıyla, sivil topluma çok önemli bir güç, bu güçle beraber mesuliyet ve yeni bir rol yükleyecektir.
Hükümetimiz, iddialarını sloganla sürdürmek yerine, bunları rasyonel bir zeminde kanunlaştırarak, uygulamalarını yaparak ve bunları hayata geçirerek, slogan üreten değil, çözüm üreten bir yapıyı Türkiye'nin önüne koymuştur.
Sivil toplumun üçüncü sektör olarak güçlenmesini isteyenler, sivil toplumun, hatta dünyada yeni ortaya atılan bir kavramla gönüllü sektörün etkin olmasını isteyenler, slogan siyaseti yerine, onların taleplerini, onların denetleme imkânlarını, kontrol imkânlarını merkezî yönetime aktaracak kanalları açık tutmalıdır, onlara bu imkânları sağlamalıdır. O zaman, ısrarla bizim ortaya koyduğumuz, hükümetimiz programında bulunan yönetişim kavramı hayata geçecektir. Yani, bu ülkede, şu veya bu şekilde rol alan tüm aktörler, tüm vatandaşların yönetime katılmasını sağlamak, herkesin düşünce ve görüşlerinin oluşacak yönetim projesinde bulunmasına imkân sağlamak, çok büyük bir katılım projesinin hayata geçmesinin gerçekleşmesidir. Böylece, bu katılımın oluşturduğu potansiyel, sivil sektöre daha büyük bir güç ve moral verecek, gönüllü sektör hayat bulacaktır. Bu ortam, toplumda her türlü kirlenme ve yozlaşmanın siyasette, devlette, hükümette önüne geçilmesinde çok önemli bir katkıyı sağlayacaktır. Bu, siyasetin meşruluğu için de çok önemli şartlardan birisidir ve böylece, milletin önüne hayatî önemi haiz bir hareket alanı konulacaktır. O zaman, egemenlik, kayıtlı şartlı milletin değil, burada yazıldığı gibi, kayıtsız şartsız milletin olacaktır. Bu alan, millet ile devlet arasında, geçen dönemde yok olan, ortadan kalkan, yıkılan güven köprüsünün yeniden inşaına imkân sağlayacaktır. Millet ile devlet arasında her alanda, sosyal, ekonomik, temel hak ve hürriyetlerde sıkıntıların oluşmasında en büyük etken, güven bunalımıdır. Bu bir yıkılmayagörsün, tüm dengeler altüst olur, arkasından bütün menfîlikler, olumsuzluklar bir çığ gibi gelir. İşte, hükümetimiz, bu menfîliği ortadan kaldıran, milletin önünü açan bir uygulamayı, millete duyduğu güvenle milletin önüne getirmiştir.
Bu kanun, sadece bilgi edinmenin ötesinde, şeffaf devlet, saydam devlet kavramını ülkenin önüne koyacak, güven köprüsü yeniden inşa edilecek ve sivil toplumun, gönüllü sektörün güçlenmesine inanılmaz büyük katkı sağlayacak ve Türkiye'de arzuladığımız, özlediğimiz otokontrol sisteminin hayata geçmesine zemin hazırlayacaktır. Böylece, millet ile devlet arasında karşılıklı bir etkileşim, yoğun, hızlı, aktif bir etkileşim ortaya çıkacak, o zaman da herkes kendine çekidüzen verecek, birileri artık statükonun tabularını korumak için gayret göstermeyecektir. Bu idarei maslahatçı yapı, bu statükocu yapı, artık, ya kendini düzeltecek ya da millet ile devlet arasında kurulacak bu etkileşimin ortaya koyduğu büyük güçle, büyük potansiyelle bu tabular yıkılıp gidecektir.
Küreselleşen dünyada söz sahibi olmak istiyorsak, oluşturduğumuz güvenle milletin gücünü yanımıza alıp, hedefe beraberce yürümemiz gerekir. O zaman, tarihimizin ve medeniyetimizin büyüklüğüne uygun bir konumu, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hayata geçirmiş oluruz. İnsanımıza güven üzerine siyaset yapmaya devam edeceğiz. Bu kanun, bunun en büyük delilidir. Açık toplumun, şeffaf toplumun, saydam devletin aydınlık ve ışığı böylece tüm toplumu saracak ve toplum, onurlu, kimlikli, itibarlı bir çizgiyi yeniden yakalayacaktır. Bu, aynı zamanda, geçmiş dönemde itibarı kan kaybına uğrayan Türkiye Büyük Millet Meclisinin de itibarını yükseltecektir, milletin de itibarını yükseltecektir. Bu ortam, ortak akıl, kolektif şuur dediğimiz vasatı hayata geçirecek, milletle gerçek kaynaşma sağlanacak, bu da ülke geleceğinin en büyük teminatı olacaktır. Böylece, keyfîlik, tek adamlık, baskıcı uygulamalar, hukuka değil kuvvete itibar, suiistimaller ortadan kalkacaktır.
Bu millet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine temsilî vekâlet verildikten sonra, katılım ve denetimin olmadığı bir yerde, aktif katılım ve denetimin sağlanmadığı bir ortamda sağlıklı tercihler oluşmaz. O zaman, toplum mühendisleri işbaşında olur. Vatandaş, iktidar ve muhalefeti doğru ve sağlıklı bir değerlendirmeye tabi tutamaz. Eğer, biz, kul hakkı yemeden ve hesap vermek şuuruyla meselelere yaklaştığımız zaman, sivil topluma denetim gücü ve katılım gücü verdiğimiz zaman, yeni bir heyecan, yeni bir yapı ülkenin önüne gelecektir. O zaman, millet de kendini mesul kabul edecek, hesap verme ve hesap sormanın da bir anlamı olacaktır.
Bu kanunun, 21 inci Yüzyılın başlangıcında ülkenin yeniden yapılanmasına, millet ve Parlamento itibarının en yüksek düzeye gelmesine vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 8 Ekim 2003