İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 133. BİRLEŞİM · SALI

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)

Ahmet Tan

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 133. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Temmuz 2010 · 529 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Tan, 13 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 529 kelime.

Ahmet Tan (İstanbul). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-tan-23-2010-07-13-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET TAN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu önerge vesilesiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İstanbul Üniversitesi Avrupa’da ilk 10 üniversite arasında, dünyada da ilk 500 üniversite arasında, bu 500 üniversite arasında olma durumunu 2001 yılından beri sürdürüyor. 5.124 öğretim üyesi var, 55 bin dolayında da öğrencisi. Bunların yüzlercesi yüksek lisans ve doktora öğrencisi ama mevzuat değişikliği dolayısıyla doktorasını bitiren asistanların üniversitedeki görevlerine son veriliyor. Bu yüzden akıl almaz bir “Kırk katır mı kırk satır mı?” işkencesine maruzlar doktorasını yapmış öğretim görevlileri, öğretim üyeleri. Böyle bir endişeyle akademik özgürlük ve gelecek kurma imkânları ellerinden alınıyor.

Bir gazete haberinden söz etmek gerekiyor: 7 Mart 2009 tarihinde doktoralı işsizler Beyazıt’ta sabahlamışlar. Ellerinde doktora diplomaları, işsizlik ordusuna katılmak… Dolayısıyla tepkilerini beyan etmişler. Bu sırada YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan da “Teknik açıdan bu olayı değerlendireceğiz, neler yapacağımıza bakacağız. Bizim zaten öğretim üyesine ihtiyacımız var. Bu arkadaşlar dışarıda kalmayacaklar.” diyor. Biz de takdiriilahiyi takdiri siyasiyle, YÖK Başkanının, dışarıda kalmamaları ve kadroları genişletmesiyle ilgili bir önerge verdik. Yalnız bu önerge tabii ki tarafınızdan kabul edilmeyecek. Bu önergeyi vermemizin pratik gerçeği de şu: Konuşma imkânı sağlamak istiyoruz, belki yatsı namazı ile sabah namazı arasında bir vakitteyiz. Böyle bir durumda üniversiteden bizi izleyen öğretim üyelerine söyleyecek fazla bir lafımız yok. Ancak daha önce söylenmiş YÖK Başkanının açıklamaları var, bunları hatırlatmak bu vesileyle iyi olur. Yalnız temel kanun olarak görüştüğümüz bu kanunun herhâlde önemini Sayın YÖK Başkanı kavramamış yahut da aldırmamış olacak ki burada bulunmuyor. Bir YÖK Başkanı için herhâlde üniversite açmak kadar önemli bir hadise olamaz. Bu hadisenin tarafı ve tanığı olmaktan herhâlde kaçınmış durumda. O yüzden, daha önce Sayın Grup Başkan Vekilimizin ifade ettiği olumsuz hissiyatı ben tekrarlamak istemiyorum ama böyle bir gece yarısı ilgisizliğe Meclis yahut da itibarsızlaştırılmaya Sayın YÖK Başkanı tarafından maruz durumda, bunun da altını çizmek gerekiyor.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun geçen hafta yaptığı grup konuşmasından bir iki cümleyi tutanaklarda yer alması bakımından izninizle ifade etmek istiyorum: “YÖK AKP’nin arka bahçesi hâline geldi.” O yüzden bahçıvan -tabiri mazur görün- burada yer almıyor, gelmiyor, gelmedi, yani bu affedilir bir hadise değil. Belki de kendisi biliyorsunuz protokolde kırmızı plaka taşıyan bir memur olduğu için milletvekilleriyle bu saatte bu tür bir mesainin de tarafı olmak istemiyor.

Tabii mesaiye dikkat çekmek istiyorum izninizle. Önerge dışına çıkmak… Zaten bir sürü şeyin dışına çıkılıyor bu akşam. “Parlamento” İtalyanca “parlare” sözcüğünden geliyor. “Parlare” konuşmak… Burada konuşmayı engellemek üzere temel kanun hâline getirildi iktidar grubu tarafından ve bizler bu beş dakikalık sınır içinde hissiyatımızı ifade etmeye çalışıyoruz. Bu yanlış bir tutum. Yanlış tutum olduğunu ifade etmek herhâlde gerekiyor.

Şimdi, YÖK Başkanının YÖK Genel Kurulu sonrasında yaptığı bir açıklama var. Burada YÖK’ün yetkilerinin kısıtlanmasını istemişti. Bu isteğinin yerine getirilmesi gerekiyor. Bu Anayasa’da ne yazık ki 12 Eylülün temel taşlarından birisi olan YÖK’e en ufak bir dokunma, YÖK’le ilgili en ufak düzenleme olmadan bir referanduma gidilmekte. Bunun da altını çizmekte yarar var.

Üniversite açıyoruz ama tek bir soru burada, üniversiteden mezun olacak öğrencilere iş imkânı sağlıyor muyuz? Bu sorunun cevabını ne yazık ki burada konuşma ve tartışma yok, fabrika açma iştahıyla açılan bu üniversitelerden mezun olacak öğrencilerin en ufak bir iş güvencesi, iş garantisi, iş umudu olmadan onları diplomalı işsizler hâline getirme durumundayız.

Bir başka… Bir iki cümleyle bitiriyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 13 Temmuz 2010

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook