İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)

Akif Akkuş

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 1.095 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Akif Akkuş (MHP), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 1.095 kelime.

Akif Akkuş (MHP, Mersin). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/akif-akkus-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA AKİF AKKUŞ (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 307 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında, 1’inci madde üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünya hızla değişiyor. Bu değişimin en önemli özelliklerinden birisi, bilgi ve bilginin pratik hayata uygulanmasıdır. Pratik hayata uygulanan bilgi çağdaş medeniyeti yakalama ve ona katkıda bulunma imkânlarını artıracak, ülke kaynak ve imkânları daha uygun alanlarda rantabl bir şekilde kullanılacaktır.

2023 yılında cumhuriyetimizin 100’üncü yılını kutlayacağız. 100’üncü yılda Türkiye ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlarını çözmüş, sağlık, eğitim ve kültür alanlarında atılımcı, sürdürülebilir gelişmeyi sağlamış, gelir dağılımı adil ve dengeli üreten, ürettiğini değerlendiren, bilim ve teknolojide ileri seviyeyi yakalamış bir ülke olmalıdır. Temennimiz budur.

Bütün bunlar eğitimin yeni bir anlayışla ele alınması ve yaratıcı, girişimci, moral değerleri yüksek, cesur, idealist bir neslin yetiştirilmesiyle gerçek olacaktır. Eğitim sistemi, bilgi toplumunun gerektirdiği standartlara yükseltilmelidir. Eğitim sistemi, bilgi toplumunun gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslararası rekabet becerisine sahip, teknoloji kültürü gelişmiş insan gücünün yetiştirilmesine bağlıdır. İnsan yetiştirmede elbette ki ilk ve ortaöğretim kurumları birinci planda gelmekteyse de ortaöğretimde yetişmiş insanın, üniversite eğitimi ile ülke kalkınmasında ve ülkelerle boy ölçüşmesinde en önemli kaynak olduğu bilinmektedir.

Gelişmiş ülkelerde ortaöğretimden üniversiteye geçiş de bizde olduğu gibi birtakım engellerle sınırlanmış değildir. Üniversite giriş sınavı kaldırılarak bunun yerine, ilk ve ortaöğretimde etkili bir yönlendirmeye bağlı olarak ortaöğretim başarısını ve olgunlaşma imtihanını esas alan ve fırsat eşitliğini gözeten üniversiteye geçiş sistemi uygulanmalıdır. Bunun yanında, üniversitelerimizin imkânları artırılarak gerekli teknik ve akademik altyapı oluşturulmalıdır.

Bugün, ülkemizde 94 tane devlet ve 36 tane de vakıf üniversitesi bulunmaktadır, bugün bu yasayla kurulacak olan 2 üniversiteyle bu 38’e yükselecektir. Sırada da birçok vakıf üniversitesi müracaatını yapmış yasal sürecin dolmasını bekliyor. Gönül ister ki vakıf üniversiteleri kuruluş gayelerine uygun çalışmalar yapsın ve ülkemizin bilim ve teknoloji hayatına gereken katkıyı sağlasın.

Tabii, burada biz bu üniversitelerin açılışını gayet içtenlikle, ülkemize faydalı olacağını düşünerek kurulsun diye belirtiyoruz. Tabii, burada şunu da belirtmek gerekiyor: Üniversitelerimiz yavaş yavaş kendi ismine uygun olmaktan da uzaklaşıyor. Niçin? Bakıyoruz, her biri ilköğretim kurumu, ortaöğretim kurumu gibi kurumlar açıyor. Bu sadece vakıf üniversiteleri için değil, devlet üniversitelerinde de buna benzer birtakım eğilimlerin olduğu görülmektedir, belki de bunlar bu vakıf üniversitelerinden etkilenmiş olabilirler diye düşünüyorum.

Belirttiğim gibi, üniversitelerimiz bu ülkenin yeni nesillerini yetiştirecek kurumlar, diyoruz. Üniversitelerimiz, bugün, sadece bilime katkı, ülke kalkınmasına destek ve üniversite öğrenimi görmek isteyen gence fırsat vermekten de bir parça uzaklaşacak gibi görünüyor çünkü elimde iki tane belge var bu vakıf üniversiteleriyle ilgili:

Bunların bir tanesi: Bir kızcağız bir vakıf üniversitesinde okuyor. İkinci sınıfa geçmiş. Tabii, vakıf üniversitesi paralı olduğu için devlet üniversitesine müracaat ediyor. Başarılı olmuş. Kendisi anayasal hak olarak bu devlet üniversitesine geçmek istiyor. Ancak, öyle bir sınırda bu geçiş söz konusu ki 19’unda kendi üniversitesine, yani vakıf üniversitesine kayıt yaptırması gerekiyor, mecbur, yaptırıyor ve 9 milyar liraya yakın para ödüyor yahut da taahhütte bulunuyor, senet veriyor ancak ayın 23’ünde, dört gün sonra devlet üniversitesi diyor ki: “Siz bizim üniversitemize yatay geçiş hakkını kazandınız. Buyurun.” Çocuk oraya gidiyor ve bu üniversiteden parasını istiyor. Parasının 1 kuruşunu bugüne kadar vermiş değiller. Ben tabii, bunların ismini belirtmiyorum. Elimde bu belgeler bulunuyor.

Bir diğeri ise daha değişik: Kıbrıs’taki bir üniversitede okuyor ve Türkiye’deki bir üniversiteye, yine vakıf üniversitesine yatay geçiş yapıyor ancak bu yatay geçiş yaptıktan birkaç gün sonra devlet üniversitesi de diyor ki: “Bize de gelebilirsin.” Çocuk da tabii, bu ücretli üniversite yerine -devlet üniversitesine geçmek üzere- devlet üniversitesine geçiyor. O da yine 9 milyara yakın para vermiş, onun da parası geri ödenmiyor.

Yani biz çok masumane düşünüyoruz. Bu bakımdan diyorum ki bizim bu üniversitelerin sadece para kazanılan yerler olmadığını belirtmemiz gerekiyor ve vakıf senetlerinde yazdıkları kurallara uysunlar diye biz Meclis olarak mı bir karar alacağız yoksa YÖK mü bu konuda bir karar alacak, bilemiyorum. Tabii, bu belirttiğim konularda YÖK’ün kararı var. YÖK diyor ki: “Siz bu parayı geri ödeyin.” Burada, YÖK’ten alınmış bir belge var elimizde ama üniversite bunu dinlemiyor ve parasını ödemiyor.

Bu yüzden değerli arkadaşlar, bu üniversitelerin kuruluşunda yahut bunların vakıf senetlerindeki işleri yapıp yapmadıklarında biraz daha titiz davranmamız gerekir diye düşünüyorum.

Görüşülmekte olan bu yasa ile 1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun 55’inci maddesinin ikinci fıkrasına (f) bendi ile aşağıdaki fıkralar eklenmek istenmektedir:

Buna göre, Ankara ve kalkınmada öncelikli yöreler esas olmak üzere, Millî Eğitim Bakanlığı ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi tarafından belirlenecek illerde eğitim bilimleri enstitüleri ile bu enstitülere bağlı, Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na tabi ilk ve ortaöğretim okullarının kurulacağı ve bunların laboratuvar okulları olarak adlandırılacağı belirtilmektedir.

Ayrıca, bunlara alınacak öğrenci ve öğretmenlerin nasıl seçileceği belirtilmektedir.

Kanun tasarısının geneli üzerinde görüşlerini ortaya koyan arkadaşlarımız bu konuda birtakım açıklamalar yaptılar. Bu açıklamalardan birincisi, TOBB Üniversitesinin ödeyeceği gelir vergisini devlete ödemeyip bir havuzda toplayacağını ve bu havuzdan bu okulların açılışına sarf edeceğini belirtiyor. Ancak tabii, bu okulların sayısı ne olacak? Bu okullar nerelere açılacak, ne kadar açılacak?

Biz, şimdi bakıyoruz, 30 Ocak 2009 günü Antalya’da bir toplantıya katıldım. Bu toplantı, Özel Okullar Birliğinin tertip ettiği bir toplantı idi. Türkiye'nin değişik yerlerinden gelen özel okul sahipleri yahut vakıf açtıysa o okulu vakıf yöneticileri Antalya’ya gelmişlerdi. Burada görüştüğüm okul sahip ve yöneticileri özel okulların büyük bir sıkıntı içerisinde olduğunu belirttiler. Öğrenci kontenjanlarının dolmadığını ve öğretmenlere de gerekli ödemeyi yaparken çok büyük sıkıntı içerisinde olduklarını belirttiler. Şimdi, biz ne yapacağız? Biz, vatandaşın kendi arzu ve isteğiyle elinde biriktirdiği birtakım meblağı bu okullara yatırmasını sağladık. Aşağı yukarı, Türkiye’de üç yüz seksen civarında özel lise bulunmakta. Bu üç yüz seksen vatandaşımız yahut işte vakıfsa vakıf, bunlar özel okulları kurmuşlar. Bunlar tabii, öğrenciden aldıkları ücretle devamını sağlıyorlar, öyle hayatta kalıyorlar, öyle yaşıyorlar. Şimdi, biz tutuyoruz, bir üniversite herhangi bir ilde, herhangi bir yerde bir orta dereceli özel okul açsın ama onun parasının en azından bir kısmını devlet ödesin!.. E, şimdi peki, eşitlik ilkesine uyuyor mu bu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Akkuş.

AKİF AKKUŞ (Devamla)Teşekkür ederim efendim.

Yani oradaki özel okul sahibinin ne günahı vardı, oraya yatırım yapmış ama siz bunun birtakım haklarını dolaylı olarak elinden alıyorsunuz gibime geliyor.

Bir diğer konu da -bu okulların kuruluşunun ana gayelerinden birisi olabilir diye düşünüyorum, inşallah değildir- okullarımızın açılış dönemlerinde, üniversitelerimizin açılış dönemlerinde vakıf üniversitelerinin çarşaf çarşaf ilanlar verdiğini görüyoruz öğrenci bulabilmek, öğrenci toplayabilmek için. Acaba, TOBB Üniversitesi bu yerlere açacağı orta dereceli okullarla kendisine öğrenci gelişini sağlamayı mı düşünüyor, böylece kendisine öğrenci bulmayı garanti mi etmeyi düşünüyor, diye aklıma geliyor.

Bu bakımdan, biz bu yasa maddesinin geri çekilmesini arzu ediyoruz. Bu konuda daha önce bir üniversiteye birtakım haklar verilmiş, bunun da yasal bir şekilde yeniden düzenlenerek iptal edilmesi arzusundayız.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 19 Şubat 2009

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook