Karayolları trafik kanunu ile sigorta murakebe kanununda değ.yap. ss.70
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 94. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Haziran 2003 · 1.137 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 17 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU İLE SİGORTA MURAKEBE KANUNUNDA DEĞ.YAP. SS.70); konuşma 1.137 kelime.
Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “Karayolları trafik kanunu ile sigorta murakebe kanununda değ.yap. ss.70”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2003-06-17-karayollari-trafik-kanunu-ile-sigorta-murakebe-kanununda-deg-yap-ss-7 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına, Karayolları Trafik Kanunu ile Sigorta Murakabe Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, Yüce Meclisimizin siz değerli milletvekillerini saygıyla selamlarım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarının halkımıza neler getirdiğini belirtmeden önce ve bunları daha iyi anlayabilmemiz için, sizlere, sigortacılık ve Türkiye'deki sigorta sektörü hakkında bazı bilgiler de sunmak istiyorum. Böylece, tasarının, halkımıza neler getirdiğini daha iyi anlayacağınızı da, anlayacağımızı da umuyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, sigortacılık, çok önemli bir sektör ve işkolu olmasına rağmen, hak ettiği yeri, maalesef, alamamıştır. Bugün, gelişmiş ve çağdaş ülkeler incelendiğinde, sigortasız bir hayatı düşünmek, hemen hemen imkânsızdır veya başka bir deyişle, sigorta, ekonominin de bir emniyet supabıdır. Sigortasız bir hayatta, risklerle, her gün karşı karşıya olan insanlar ve işletmeler, sigorta sayesinde, oluşacak her türlü riskten dolayı ekonomik sonuçlarını karşılayacak bir sistem içinde olmanın getirdiği avantajı kullanır ve böylece, istikrarlı bir hayat ve ekonomik faaliyet sürdürebilirler.
(1) 70 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Ayrıca, sigorta fonlarının bir özelliği de vardır, bunlar antienflasyonist fonlardır; yani, uzun vadelidir, herhangi bir maliyeti de yoktur; maliyet, sadece işletme giderlerinden ibarettir. Bugün, banka fonlarının, işletme giderleri dışında, bir faiz maliyeti vardır; sigorta fonlarının böyle bir maliyeti de yoktur. Dolayısıyla, ülkemiz gibi enflasyonu yenmeyi amaç edinmiş bir ülkede sigorta fonları daha da büyük önem taşımaktadır. Böyle fonları geliştirmekle, bir anlamda, enflasyona karşı gerekli yatırımı sağlayacağımız fonları da oluşturmuş olacağız.
Ayrıca, etrafımıza baktığımız zaman, sigortacılık açısından bu bölgedeki en gelişmiş ülke de Türkiye'dir; gerek bilgi birikimi bakımından gerekse insangücü ve işletmelerimizin geçmişi bakımından değerlendirildiğinde, Türkiye, böyle bir konuma sahiptir.
Sigortayla ilgilenen herkes bilir ki, sigortanın merkezi Londra'dır; ancak, İstanbul, çevremizde, Ortaasya'nın, Ortadoğu'nun Balkanların ve Kafkasların merkezi olmaya aday bir konumdadır. Yapılacak olan sadece bir düzenlemedir, başka hiçbir şeye, yeni bir yatırıma, paraya bile ihtiyaç yoktur; verilecek teşvikle, büyük fonların, kaynağın sağlanması mümkündür.
Londra'nın böyle bir merkez olmasının İngiltere'ye sağladığı avantajın, sadece 2002 yılında 20 milyar sterlin olduğunu söylersem, bu, Türkiye'nin, niye, bazen varlık içinde bazen yokluk içinde kaldığını da anlamamız bakımından önemlidir.
Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizde 58 tane sigorta şirketi vardır. Bunların 55 tanesi doğrudan sigorta satıyor, diğer 3 tanesi ise, diğer şirketlerin sattığı teminatlara karşı -reasürans diye tabir edilen- tekrar sigorta teminatı vermektedirler. Türkiye'de faaliyet gösteren 58 sigorta şirketinin sadece 2 tanesi kamuya aittir; yani, bir anlamda, sigorta sektörü özelleşmiştir. Bu şirketlerin 2002 yılı sonu itibariyle Türkiye'de sağladıkları prim hacmi yaklaşık 3,5 katrilyon liradır; yani, 2 500 000 000 dolarlık bir fon sağlanmaktadır. Peki, sağlanan bu fon, acaba, Türkiye'nin büyüklüğüyle oranlandığı zaman yeterli midir; hayır. Türkiye'de, bugün, mevcut fon, sağlanan bu 3,5 katrilyon liralık prim, mevcut potansiyelin sadece yüzde 15'ine denktir. Bugün, en fazla araçlar... Hasar oranını düşündüğümüz zaman, kaza oranını düşündüğümüz zaman, mevcut araçların bile, ancak yüzde 25'i sigortalıdır. Evlerimizin sadece yüzde 5'inin sigortalı olduğunu söylersek, Türkiye'deki fonun ne kadar büyük olduğunu da hepimiz takdir edebiliriz.
Bizden küçük ülkeler bile, Yunanistan bile bizden daha büyük bir kapasiteye sahiptir. Hatta, o kadar ki, 70 000 000'luk nüfusumuza, ekonomik kalkınma seviyemize baktığımız zaman, bir Belçika bizden daha fazla kapasiteye sahip; bir Konya büyüklüğünde olmamasına rağmen. Birçok Avrupa ülkesi bizden daha büyük bir potansiyel ortaya çıkarabilmektedir. İran bile bizim önümüzdedir. Dolayısıyla, Türkiye'nin sigortacılıkta ne kadar geri kaldığını da, bu sebeple bir kere daha hatırlatmış oluyorum.
Değerli milletvekilleri, bütün bunları söylerken, sigorta sektörünün kanunu olmadığını da söylemeliyim. Sigorta sektörüyle ilgili, kanun hükmünde kararnameyle bir düzenleme yapılmış; ancak, bu kanun hükmünde kararnameyle ilgili, süresinde yeni bir kanun çıkarılamadığı için, şu anda, sigorta sektörü, herhangi bir kanunu olmadan, geçmiş kanunlara atıfta bulunularak yürütülmektedir. Yıllardır, bu tablo böyle devam ediyor. Hükümetimiz bu konuda bir çalışma yapıyor ve Avrupa normlarında, Avrupa normlarına uygun bir sigorta kanununu, inşallah, bizim iktidarımız döneminde çıkaracağız. Ayrıca, tarım sigortasıyla ilgili bir düzenleme de yapılıyor; bunu da, inşallah, en kısa zamanda çıkaracağız.
Ayrıca, önemli noktalardan biri de -ki, Meclisimizin bilgisine arz etmek istiyorum- sorumluluk sigortalarıyla ilgili bir çerçeve kanunun çıkarılması gerekiyor. Türkiye'deki adliyelerin yükünün en önemli sebebi, sorumluluk hukukunun tanzim edilmemiş olmasıdır. Bugün, deprem olduğunda müteahhitleri suçluyoruz. Peki, meslekî sorumluluk sigortası var mı? Bu müteahhidin, bu işi yapmak için bir sigortası var mı? Bir avukat sizi savunuyor; avukatın meslekî sorumluluk sigortası var mı? Yanlış savundu; ne olacak?.. Mühendisin?.. Bu, her işkolu için geçerlidir. Avrupa'da, bir işe başlayabilmek için, meslekî sorumluluk sigortasının olması gerekir; bu olmadan, o kişi işe başlayamaz.
Aynı şekilde, bütün kanunlarımız taranarak, bir çerçeve sorumluluk sigortasının mutlaka çıkarılması gerekiyor; bunun, çıkarılıp, zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Bu olduğu zaman, göreceksiniz ki, hukukî olaylarda, birçok mesele, kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Belki, adaletin yükü de, bugünküne göre yüzde 50 azalacaktır.
Tabiî, sigorta sektörünün çok sorunları var. Eksperlerle ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç var. Türkiye'de, bununla ilgili bir odanın kurulması gerekiyor; ama, esas konumuz bu olmadığı için, ben, sadece bu başlıklarla değinmek istiyorum.
DASK, depremle ilgili, her gün reklamlarını duyuyoruz; bu, gerçek bir sigorta değil. Dolayısıyla, sigorta prensiplerine uygun bir deprem sigortası çıkarılması gerekiyor.
Bireysel emeklilik başlayacak; ancak, bu geçmişte çıkarılan kanun, maalesef, gerçek bir bireysel emeklilik sigortasına uygun değil, yürürlüğe girecek; dolayısıyla, bunun da yeniden ele alınıp, düzenlenmesi gerekiyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sigorta sektörü için yapmış olduğum bu kısa açıklamaların konunun önemini belki size daha iyi anlatmak bakımından bir anlamı olabilir; ancak, bu kanun ne getiriyor, bu tasarıyla halkımıza ne getiriyoruz, ne vermek istiyoruz?
2918 sayılı Trafik Kanununun 108 inci maddesi, 1996 yılında değiştirildi. Bu değişiklikle, trafiğe çıkan araçların, üçüncü şahıslara vereceği herhangi bir zararda, aracın tespit edilememesi veyahut da araç sahibinin sigortasız olması veyahut da sigorta şirketinin, iflas etmesi halinde, bu zararı ödeyememesi durumları dikkate alınarak, bir anlamda, sosyal ve toplumsal fayda ilkesi dikkate alınarak, bir fon oluşturuldu. Bu fon, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde bulunuyor. Bu fon için, trafik sigortasının yüzde 2'sini sigorta yaptıranlar, yüzde 1'ini ise, sigorta şirketleri ödüyor. Şu anda, bu fonda, 94 trilyon lira bir para var. Bu fon, sürekli, muntazam şekilde belli ödemeler de yapıyor. Ancak, sigorta şirketlerinin iflası... Şu anda 3 tane şirket iflas masasında bulunuyor. Bu 3 şirketin iflasının neticelenmesi yıllar alabilir. Bu durumda, zarar görenlerin de zararının karşılanması yıllar süren bir zaman dilimini kapsayacaktı.
İşte bu tasarıyla, yaptığımız düzenlemeyle, iflas haline gelen, çalışma ruhsatı iptal edilen sigorta şirketlerinden sigorta yaptırmış olanlar tazminatlarını bu fondan alabilecekler.
Şu anda 3 şirketin kapanması ve ruhsatını kaybetmesi sebebiyle, halkımızın, mağdur insanların sayısı çok fazla ve bunların ilk hamlede aşağı yukarı 50 trilyonun üzerinde bir zararının karşılanması söz konusu.
Bu yapılan değişiklikle, bu insanlara rahat bir nefes aldırmış olacağız ve böylece, bu insanlar bu tasarı kanunlaştığında, sigorta fonundan, Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine müracaat ederek tazminatlarını hemen alma imkânına kavuşacaklar. Böylece, AK Parti İktidarında, her anlamda mağduriyeti önlemek yönünde attığımız adımlara bir yenisini daha eklemiş oluyoruz ve bu tasarının kanunlaşmasıyla birlikte inşallah birçok insan huzura kavuşacaktır. Zaten AK Parti İktidarı, huzura kavuşturmak için değil midir. AK Parti İktidarıyla, inşallah, halkımız daha çok mutluluğa, daha çok huzura da kavuşacaktır.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 17 Haziran 2003