Tc.hükümeti ile suriye arap cum.hük.arasında yasadışı göç.geri kabulüne dair.anlaşma.ss.101
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 94. Birleşim · 1. yasama yılı · 17 Haziran 2003 · 922 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Halil Akyüz (CHP), 17 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC.HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP CUM.HÜK.ARASINDA YASADIŞI GÖÇ.GERİ KABULÜNE DAİR.ANLAŞMA.SS.101); konuşma 922 kelime.
Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “Tc.hükümeti ile suriye arap cum.hük.arasında yasadışı göç.geri kabulüne dair.anlaşma.ss.101”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2003-06-17-tc-hukumeti-ile-suriye-arap-cum-huk-arasinda-yasadisi-goc-geri-kabulun (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yasadışı Göçmenlerin Geri Kabulüne Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna İlişkin Kanun tasarısıyla ilgili bilgi sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu olanaktan yararlanarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, Dışişleri Komisyonu ve şahsım adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, ülkemiz, coğrafî konumu itibariyle göç olgusu içerisinde bir transit ülke konumundadır. Son yıllarda Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Batı Avrupa'ya yönelik yasadışı göç hareketlerinde gözle görülür artışlar meydana gelmiştir. Sovyet blokunun dağılmasından sonra, diğer Batı ülkelerinin yanı sıra, Türkiyede, Romanya, Rusya, Moldavya, Ukrayna ve Belarus vatandaşlarının yasadışı göçlerine hedef haline gelmiştir.
2000 yılında, Batı Avrupa'ya geçmeye çalışan, çoğunluğu yukarıda anılan ülkelerin vatandaşlarından oluşan, 94 500 yabancı, yasadışı konumda bulunmaları nedeniyle, ülkemizde yakalanmışlardır. Bunun dışında, 31 400 yabancı, çeşitli suçlara karıştıkları gerekçesiyle, ülkemizden sınırdışı edilmişlerdir. 24 500 kişi ise, durumlarında ve belgelerinde görülen eksiklikler nedeniyle, sınırlarımızdan geri çevrilmişlerdir.
2001 yılında ise, yakalanan yasadışı göçmen sayısı 92 500 olmuştur. 1 Kasım 2002 itibariyle de bu sayı 74 000'e kadar düşmüştür. Bu rakamlar, yasadışı olarak, gerek sahte belge ya da vizelerle sınır kapılarımızdan girebilenleri gerekse Türkiye'ye yasal olarak giriş yaptıktan sonra vize veya ikâmet izni süresi bitenleri içermektedir.
Yasadışı göçün günümüzdeki en önemli özelliği, örgütlü şebekelerle düzenlenmesidir. Bu nedenle, günümüzde "göçmen kaçakçılığı" olarak tanımlanan bir suç ortaya çıkmıştır.
Yasadışı göçle mücadelenin en önemli unsurlarından birisi de şebekelerle mücadeledir. Bu çerçevede, 2000 yılında, ülkemizde, 149'u yabancı 850 yasadışı göç organizatörü; 2001 yılında ise, 134'ü yabancı, 1 155 yasadışı göç organizatörü yakalanmıştır. 1998-2002 yılları arasında toplam 3 315 organizatör yakalanmıştır.
Yasadışı göç, bölgelerarasındaki yüksek gelir düzeyi uçurumlarının, siyasî istikrarsızlıkların ve insan hak ve özgürlükleri ihlallerinin sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Ulaşım ve iletişim imkânlarındaki artışın göçleri artırdığı genel olarak paylaşılan bir gözlemdir. Yasadışı göç, teknik ya da hukuksal önlemlerin derecesi ne olursa olsun, belli düzeylerde devam etmesi engellenemez bir olgudur. Devletlerin çabaları, yasadışı göçün, kamu düzenini bozmasına izin vermeyecek şekilde kontrol edilmesini amaçlamaktadır. Bu noktadan hareketle, tüm dünyayı tehdit eden örgütlü suçlarla mücadeleyi ve uluslararası işbirliğini öngören uluslararası bir sözleşme yapılması, 21-23 Kasım 1994 tarihlerinde Napoli'de düzenlenen Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Dünya Bakanlar Konferansında kararlaştırılarak, sözleşme metninin, Birleşmiş Milletler Binyıl Yıl Oturumunun düzenlendiği 2000 yılı sonuna kadar hazırlanması öngörülmüştür. Uluslararası sözleşmeyi hazırlamakla görevlendirilen komite 1998 yılında faaliyetlerine başlamış ve iki yılı aşkın sürede tamamlanan çalışmalar sonucunda, komitenin, 2000 yılında yapılan toplantısında sözleşme metni üzerinde mutabakata varılmıştır. Ülkemiz, başından beri, hazırlık toplantısına ve çalışmalarına aktif biçimde katılmıştır.
Sözleşme ve buna ek protokoller, başta, Adalet, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarımız olmak üzere, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızca Dışişleri Bakanlığının koordinatörlüğünde incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Bu değerlendirmeler ve çalışmalar sonucunda, Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi ve buna ek protokoller, uluslararası planda örgütlü suça karşı mücadele alanında, taraf devletlerle karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği olanakları sağlayacaktır. Bu nedenle, bu sözleşmenin ve eklerinin ülkemizce imzalanmasında yarar bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Birleşmiş Milletler çerçevesinde müzakere edilerek sonuçlandırılan Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, 12-13 Aralık 2000 tarihlerinde İtalya'nın Palermo Kentinde düzenlenen bir konferansla Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin imzasına açılmış ve 136 ülke meyanında ülkemiz tarafından da imzalanmıştır.
Bütün dünyada, işgücü piyasasına uygun, planlı, yasal göçün sosyal ve ekonomik yararlar sağlayabileceği kabul edilirken, yasadışı göç, toplumsal düzeni bozan, ekonomik dengeleri olumsuz etkileyen, denetlenmesi zorunlu bir güvenlik sorunu olarak görülmektedir. Yasadışı göç, günümüzde, hukuka ve kamu düzenine karşı bir tehdit, insan hakları ihlaline yönelik bir risk haline gelmiştir.
Yasadışı göçün denetlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, yasadışı göçmenlerin vatandaşı oldukları, mukimi bulundukları veya geldikleri ülkelere, insanî, düzenli, güvenli, ancak etkin ve hızlı bir şekilde geri gönderilmesinin önemi, 1990'lı yıllardan itibaren ilgili uluslararası kuruluşlarda ittifakla kabul edilmiştir. Bu amaçla, Avrupa Birliği ülkeleri arasında uzun zamandır uygulanmakta olan bir hukuksal araç olarak geri kabul anlaşmaları, Avrupa ülkelerince yaygın bir şekilde aktedilmeye başlanmıştır. Avrupa Birliği Komisyonunun ülkemiz için hazırladığı 2000 İlerleme Raporunda da, ülkemizin geri kabul anlaşmaları aktetmesi gereği bulunduğu belirtilmiş, Avrupa Birliği Ulusal Programımızda ise, ülkemizin, öncelikle, doğu sınırımız ve onun ötesindeki ülkelerle ve nihayet batı sınırımızdaki komşu ülkelerle geri kabul anlaşmaları yapacağı kaydedilmiştir.
Esasen, emniyet makamlarımızca yapılan operasyonlar sonucu yakalanan yasadışı göçmenlerin, yedirilip içirilmelerinin ve barındırılmalarının sağlanmasında ciddî fizikî ve malî sıkıntılarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle, yakalanan yasadışı göçmenlerin, uluslararası hukuka uygun biçimde insan haklarına saygı gösterilerek, hızlı ve güvenli şekilde ülke dışına çıkarılmaları önem taşımaktadır. Bu itibarla, ülkemizce geri kabul anlaşmaları aktedilmesi, yalnız Avrupa Birliği müktesebatına uyum bakımından değil, ulusal güvenlik bakımından da zaruret arz etmektedir.
Bu çerçevede, Yunanistan ile ayrı bir süreç içinde 2000 yılında başlatılan geri kabul protokolü müzakerelerinin yanı sıra, 2001 yılından itibaren İran, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Hindistan, Çin, Bulgaristan, Romanya ve Suriye'ye geri kabul anlaşması önerilmiştir. Anlaşma, esas olarak, konumları yasal olmayan diğer taraf ülke vatandaşlarının doğrudan, üçüncü ülke vatandaşlarının ise vatandaşı bulundukları veya geldikleri ülkeye geri gönderilmelerini hüküm altına almaktadır. Vatandaşlar için geri göndermede süre kısıtlaması bulunmazken, üçüncü ülke vatandaşlarının geri gönderilmesine 6 aylık genel, 3 aylık özel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Anlaşma, ayrıca bir tarafın talep etmesi halinde, bir üçüncü ülke vatandaşının, anavatanına iade edilirken, karşı tarafın topraklarından transit geçmesine olanak sağlanmasını da düzenlemektedir.
Anlaşmanın diğer maddelerinde vatandaşlığın ispatı ve karinesine ilişkin koşullar üçüncü ülke vatandaşlarının bir taraf ülkeye girişinin ispatlanması ve varsayılması, geri gönderme masrafları, geri kabulde uygulanacak usuller ve formlar ile uygulama mekanizması yer almaktadır.
Değerli milletvekilleri, yasadışı göç akımları genellikle doğudan batıya yönelik olduğundan, bu anlaşmanın hükümleri, Suriye'den ülkemize yasadışı olarak gelen Suriye vatandaşlarının vatanlarına geri gönderilmesine, ayrıca Suriye'den ülkemize yasadışı olarak giriş yapan çeşitli üçüncü devlet vatandaşlarının Suriye'ye ve Suriye üzerinden kendi ülkelerine, hızlı, güvenli, insanî ve etkin biçimde iade edilmesine olanak verecektir.
Bu nedenle anlaşmaya olumlu oy vereceğimizi bildirir, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 17 Haziran 2003