İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 91. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Alaattin Büyükkaya

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 91. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Nisan 2008 · 1.000 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 1.000 kelime.

Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-23-2008-04-16-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sosyal güvenlik yasasının beşinci bölümü için, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal güvenlik, bir ülkenin vatandaşları ile devlet arasında yapılmış en büyük mukaveledir. Öyle bir mukavele ki hemen hemen toplumun neredeyse tamamını ilgilendiren bir mukavele. Vatandaş diyor ki: “Ben prim ödeyeceğim, bunun karşılığında da siz benim paramı iyi değerlendirin ve benim emeklilik maaşımı, sağlık harcamalarımı, sağlıkla ilgili meselelerimi ve bakmakla yükümlü olduklarımın da geleceklerini garanti edin.” Ve böyle bir mukaveleyle yola çıkılıyor. Burada, vatandaşın görevi primini zamanında ödemek, devletin en önemli görevi de bu paraları doğru değerlendirip doğru yerlerde kullanarak vatandaşa olan mükellefiyetini yerine getirmektir.

Bugün, çalışanlar ve bağlı olanları düşündüğümüz zaman, şu andaki sosyal güvenlik sistemimizden yaklaşık 59 milyon insan istifade etmektedir. Dolayısıyla neredeyse toplumumuzun tamamına yakını bu sistemin içerisinde.

Peki, niçin böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyduk biz? Bir kere -mutlaka bazı şeyler söylendi ama tekrarda fayda var- nüfus yapısındaki değişim, demografik yapıdaki değişim. Evet, genç bir nüfusumuz olduğunu söylüyoruz ama unutmayın yaşlanıyoruz ve yaşlandıkça da hayatta kalma süresi uzadıkça da -bunlar memnuniyet verici şeyler ama- aktüeryal denge bozuluyor ve alınan primle yapılacak ödemeler arasındaki denge değişiyor.

Bir diğer, bugünkü sistemi bozan en önemli unsurlardan biri de, 1994 yılında çıkarılan erken emeklilik uygulaması. En büyük, sistemi tahrip eden husus bu. Bu sistemin maliyeti nedir bu ülkeye? Onu söylemekte fayda var. Bugünkü parayla açıkları değerlendirdiğimiz zaman, faizle değerlendirdiğimiz zaman, bugünkü gelir hesabında yaptığımız zaman, 2007 sonu itibarıyla 853 milyar YTL, yaklaşık 500 milyar dolardan daha fazla. “Çok iyi şeyler yaptık.” diyenlerin sanıyorum ki en önemli hesabı budur. 500 milyarı bir tarafa koysunlar, diğerini bir tarafa koysunlar, neyi, ne kadar yaptıklarını çok iyi görürler. Tabii, bu devam ettirilebilir mi? Hayır ve onun için de bundan önce düzenleme yapılmış, elli sekiz, altmış yaşa çıkarılmış. Şimdi de, biz yeni düzenlemelerle konuyu kaldırılabilir bir hâle getirmeye çalışıyoruz.

Bir diğer konu da, prime esas kazancın düşük gösterilmesi. Vatandaşımız, maalesef yükler sebebiyle, burada farklı davranıyor. Kayıt dışı istihdam bir diğer sebep ve en önemli noktalardan biri de prim tahsilatının düşük olması, yani vatandaş görevini yerine getirirken, nasıl bir mukavelede iki taraf varsa, pirimin ödenmesindeki sıkıntı var. Tabii, bunu sadece vatandaşa yüklemenin de doğru olmadığı kanaatindeyim. Burada, bu sistemi yürüten kamu görevlilerinin de kusuru olduğunu açıkça söylemeliyiz. Çünkü bu paranın hesabını bilmek, parayı istemek, bugün için sadece bu dakikanın işi değil bu. Otuz senedir, kırk senedir devam eden problemin temelinde bir diğer husus da bu yatıyor. Şimdi, bu konuda da -önemli ki- bu beşinci bölümde bir düzenleme yapıyoruz.

Ayrıca, bir diğer problem de, yine primlerin yatırıma yönlendirilmesi meselesidir. Çünkü vatandaş diyor ki: “Benim al bu primimi, ama yatırıma da yönlerdir, gelirlendir bunu.” Bu konuda yine idarenin bence geri kalmasının, bu paraları biraz çarçur etmesinin de yine işin temelinde yatan diğer bir problem olduğunu görüyoruz.

Bir diğer problem de aylık bağlama oranlarının yüksekliği. OECD ülkeleri içerisinde en yüksek aylık bağlama oranı Türkiye’de: 2,6. Bunun mutlaka dengeli bir hâle getirilmesi lazım.

Bir diğer nokta, prim ödeme gün sayısının da düşük olması. Ki bizde yedi bin gün. Birçok ülkede, bizim gibi yaş ortalamasının, demografik yapının olduğu ülkelerde bu oranlar çok yüksekte. Biz şu anda yedi bin iki yüz güne getirdik, sadece iki yüz gün bir ilave yapabildik.

Evet, en önemle üzerinde durulan, kamuoyunun çoğu zaman dikkatinden kaçan bir diğer konu da sosyal güvenlik kuruluşları arasında hak ve yükümlülükler açısından norm birliğinin olmayışı. Bugün üç tane kurum var: SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı. Bunları bir masaya yatırdığımız zaman tablonun farklı olduğunu görüyoruz. Dediğim gibi bugün yaklaşık 14 milyon 973 kişi aktif sigortalıdır, prim ödüyorlar; 58,8 milyon kişi de bağımlılarla beraber bu sistemden yararlanıyor. Peki, ne oluyor burada, ne kadar prim ödeniyor, açık ne kadar? Açığa baktığımız zaman 2007 sonu itibarıyla transferler manasında -bütçeden yapılan transfer manasındaki açıktan söz ediyorum- 33 milyar YTL. Bunun gayrisafi millî hasılaya oranı, eski millî gelir hesabı açısından söylüyorum 5,1; şu anda 3 civarında.

Peki, bu kurumlar arasında, norm birliği açısından baktığımız zaman Emekli Sandığı ne durumda? En fazla dikkat çekilmesi gereken hususlardan biri bu. Emekli Sandığı, gelirde yüzde 17 paya sahip, açıkta ise yüzde 38. Yani, 33 milyar YTL’nin yüzde 38’ini, ki yaklaşık 30 milyar doların demek ki yarısına yakınını, 10 milyar dolarını biz Emekli Sandığına transfer ediyoruz. Bu, hakkaniyete uygun bir durum mu? Hepimizin, oturup döne döne düşünmek zorunda olduğumuz hususlardan biri bu.

Memurlara sağlık harcaması yaparız ancak prim almıyoruz. Hiç kimse konuşmuyor bunu. Memurlara yaptığımız harcamalar için Emekli Sandığı mensupları herhangi bir prim ödemesi yapmıyorlar. Taban maaş üzerinden emeklilik primi ödüyorlar ancak emekli olmaya geldikleri zaman tazminatları, bütün diğer ödemeleri birleştirilerek hesap yapılıyor. Hatta bir görevde -ki sanıyorum bu heyete çok kişi gelmiştir “Efendim benim daire başkanı olmam lazım, genel müdür olmam lazım, genel müdür yardımcısı olmam lazım.” diyerek “Hiç olmazsa birkaç ay kalayım.” diye birçok insan sizlere de gelmiştir- bir gün kalsalar bile bu maaş üzerinden emeklilik hakkına sahip olmaktadırlar. Kaç kişi bunun sayısı biliyor musunuz şu anda? 69 bin bu tarzda emekli olmuş insan var ve ayrıca aylık bağlama oranları açısından da baktığımız zaman, SSK’da mesela yüzde 90’ken aylık bağlama oranı bunlarda yüzde 106’dır. Tabii ki verelim. Hiçbir zaman için burada… Bir devlet varsa kamu görevlileri olacaktır. Bundan aksini düşünmek mümkün değil. Ama, bunlar içerisinde imtiyazlı olanları konuşuyorum ben ve tablo budur ve daha birçok istisnayı da burada sayabiliriz.

Peki, bugün biz ne yaptık? Daha önce, bu norm birliğini sağlayalım diye bir düzenleme yapmıştık. Bu düzenleme ne oldu? Anayasa Mahkemesi, memurlar aleyhine düzenleme yaptığımız gerekçesiyle iptal etti. Kim götürdü bunu? Cumhuriyet Halk Partisi. Niçin götürdü?

RASİM ÇAKIR (Edirne)Takiye yapıyorsunuz.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)Türkiye'de bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları eşit statüde olmalı, değil mi? Bunu savunuyoruz ama sonuç bu. Sanıyorum ki hep onlar için işçi, esnaf çok o kadar önemli mi, değil mi bilmiyorum, takdirinize sunuyorum ama kamu görevlileri konu olduğu zaman, bürokrasi konu olduğu zaman… Bürokrasi bizim bürokrasimiz ama nedense, diğerlerini unuturlar, sadece bu nokta üzerinde gayret sarf ederler.

Tahmin ediyorum ki, yeni yasa, bu yasa da çıktığı zaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

64 konuşma daha · 16 Nisan 2008

64 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook