Kütüphane haftası münasebetiyle
Kütahya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 76. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Mart 2005 · 389 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alaettin Güven (AK Parti), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜTÜPHANE HAFTASI MÜNASEBETİYLE); konuşma 389 kelime.
Alaettin Güven (AK Parti, Kütahya). “Kütüphane haftası münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaettin-guven-22-2005-03-29-kutuphane-haftasi-munasebetiyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALAETTİN GÜVEN (Kütahya)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Kütüphaneler Haftası dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize, selam ve saygılarımı sunuyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; kitapların olmadığı bir dünya düşünülemez. Kitapların süslemediği bir yaşam tarzı da noksan olsa gerektir. Eğitimin, bilimin, sanatın temeli kitaba dayanır. İnsanlar için bu kadar değerli olan kitaplar, kütüphanelerde korunur ve araştırmacıların, öğrencilerin ve tüm insanların hizmetine sunulur. Bu anlamda, kütüphaneler, hem kitapların evleri hem de okumanın evleridir.
Türklerde, ilk kez, Ortaasya'da Uygurların bir kütüphane oluşturduğu bilinmektedir. Karahoça ve Turfan kazılarında 30 000 kadar yazma ortaya çıkarılmıştır. Türkler, İslam Dinini kabul ettikten sonra kütüphane oluşturmaya büyük özen göstermişlerdir.
Günümüzde, en yalnız, en buruk mekânlar kütüphanelerdir. Kütüphanelerin ve evlerin en korktukları şey yalnızlıktır. Toplum olarak bizler, yoğun hayat tempomuz ve koşturmamız içinde kütüphanelere gitmeye, kitap okumaya ne kadar vakit ayırabiliyoruz?.. Hayatımızın bir parçası olması gereken bu alışkanlığı ihmal etmeden, televizyon ve bilgisayar gibi teknolojik ürünlerin arasında sıkışan çocuklarımıza acaba yeterince yararlı olabiliyor muyuz?.. Oysa, okunan her yeni kitap farklı dünyaları keşfetmemizi, bilgilenmemizi sağlarken, kimi zaman da mutluluğumuzun kaynağı olmaktadır.
Hayatımıza pek çok güzellikler katan kitap okuma alışkanlığının gelecek kuşaklara aşılanmasının önemli olduğunu düşünüyorum; çünkü, kitap okumak, hayatı anlamlı kılmaktır. Kitabı sevmek, hayatı sevmektir. Kitapla barışık olmak, hayatla barışık olmaktır. Kitapla dostluk, engin ufuklara açılmaktır. Kitapla arkadaş olmak, çetin hayat yolculuğunu mutlulukla sürdürmektir.
İnsan, ne olduğunu ve nerede olduğunu anlayabilmek için sürekli bir okuma serüveni yaşar. İnsanın ilk okuma tecrübesi, kendisi dışındaki nesneler üzerinde gerçekleşir. O, çevresini, nesneleri, olayları, durumları, hayatı, insanları, kendisini ve nihayet kitapları okur durur. Onun için, Mevlamız, Yüce Kitabında, yaratılmışların en üstünü bizlere, başat söz ve emir olarak "oku" diye sesleniyor ve "oku, yaratan Rabbinin adıyla oku" diyerek, İslam medeniyetinin okumaya verdiği önemi de apaçık göstermektedir.
Kitap sevgisi ve tutkusu, okuma aşkının bir gereğidir. 88 yaşındaki annesiyle birlikte kitapçıya giderek Anglosakson dili grameri arayan ünlü şair ve yazar Borges'in gözleri görmüyordu; fakat, o, bir öğrenme sevdalısıydı. Borges gibi, Cemil Meriç de, uzun yıllar bir başkasının kendisine okuduğu kitaplarla teselli oldu. Nitekim, okumanın algılanması, gözle değil, beyinle ilgilidir. Belki de bu yüzden kitaba dokunmak ve onu algılamak insana bir ürperti, gizli bir haz verir. Büyük mütefekkir Cemil Meriç, okumayı "iki ruh arasında âşıkane bir mülakat" olarak tanımlamaktadır. Ona göre, kitap, meçhule açılan bir kapıdır. Okuma ise, içimizdeki meçhul âlemin kapılarını açan bir anahtardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 29 Mart 2005