İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)

Ali Arslan

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 743 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Arslan (CHP), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VI.TUR (ULAŞTIRMA BAK.,DENİZCİLİK MÜST.,SAĞLIK BAK.)); konuşma 743 kelime.

Ali Arslan (CHP, Muğla). “Vı.tur (ulaştırma bak.,denizcilik müst.,sağlık bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-22-2003-12-21-vi-tur-ulastirma-bak-denizcilik-must-saglik-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Sağlık Bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum; konuşmama başlarken, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir ülkenin gelişmişliğinin, kalkınmışlığının, ne kadar sosyal bir devlet olduğunun temel göstergeleri içerisinde sağlık göstergeleri önemli yer kapsıyor. Bunlar, anne ölüm hızı, bebek ölüm hızı, kişi başına sağlık harcamaları, bütçeden sağlığa ayrılan pay gibi, bütün dünyanın kabul gördüğü değerler.

Değerli arkadaşlarım, bu değerlere bakınca, Türkiye'nin sağlık göstergeleri, gerçekten, yüz kızartıcı boyutlarda. Diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, insanın üzülmemesi, sıkılmaması, hatta utanmaması mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, gebelik, loğusalık, annelik nedeniyle her gün 2 kadınımız vefat ediyor. Anne ölüm hızına baktığımızda, bırakın gelişmiş ülkeleri, bizden daha fakir ülkelerden bile -anne ölüm hızımız- fazla. Her 100 000 doğum yapan kadınımızdan, 53 tanesini kaybediyoruz. Bu, gerçekten çok vahim bir tablo. Bebeklerimizde aynı durumda; temel sağlık hizmetlerine, bütçeden yeterli payı ayıramadığımız için, maalesef, diğer gelişmiş ülkelere göre hatta bizden daha geri ülkelere göre, bebeklerimizi de daha çabuk kaybediyoruz. Doğan her 1 000 bebeğimizin 40'ı daha 1 yaşına gelmeden vefat ediyor. Doğuşta hayatta kalma ümidimiz -bizleri de ilgilendiriyor- gelişmiş ülkelerden 10 yıl geride.

Değerli arkadaşlarım, bütçeden sağlığa ayırdığımız paya bakınca, bunların neden böyle olduğu zaten çok açık seçik ortada. Türkiye'de, kişi başına, sağlık harcaması için 150 dolar ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı bütçesinin, genel bütçe içindeki payı yüzde 3'ler civarında, geçtiğimiz yıl yüzde 2,4 civarında idi.

Değerli arkadaşlarım, tabiî " bu kadar ekonomik sıkıntı içerisinde bu doğaldır, biz enkaz devraldık" edebiyatları yapılıyor; ancak, Osmanlıdan devraldığımız borçları öderken bile, 1945'lerde bütçeden sağlığa ayırdığımız pay bugünkü değerlerden daha yüksek; hatta, 1960 yılında bugünkü değerin neredeyse iki katı kadar -bütçeden- sağlığa pay ayırmışız.

Değerli arkadaşlarım, 2004 yılında Sağlık Bakanlığı bütçesi 4,7 katrilyon civarında, genel bütçe içindeki payı yüzde 3. Geçtiğimiz yıllarda Sağlık Bakanlığı bütçesi içinde yer almayan yeşilkart harcamaları bu yıl Sağlık Bakanlığı bütçesine devredildi. Yeşilkarta ayrılan ödeneği çıkardığımızda, gerçekten, geçtiğimiz yıldan daha az bir payı Sağlık Bakanlığı bütçesi için ayırdığımız görülüyor.

Ekonomik bir güç olarak dünya ölçeğinde 17 nci sıradayız; ama, sosyal göstergelere göre hazırlanan insanî gelişim endeksinde 86 ncı sıradayız.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, bütçe içinde, koruyucu sağlık hizmetlerini kapsayan temel sağlık hizmetleri için ayırdığımız paya baktığımızda, neden bu kadar çok annemizin öldüğünü, neden bu kadar bebeğimizin öldüğünü çok kolay görüyoruz. Gerçekten, bütçenin önemli bir bölümü personel giderlerine ve cari giderlere harcanmış; o nedenle, koruyucu hekimliği yeterince yerine getiremiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, son üç yılın aşılama programına baktığımızda, gerçekten üzülmemek mümkün değil, hele 2004 yılında Avrupa Birliği kapılarına dayanmış bir Türkiye'de. Örneğin, 2001 yılında 33 ilimizde çocuklarımızın yüzde 90'ından fazlasını difteri, tetanos, boğmaca ve çocuk felcine karşı aşılamışız; ancak, bu rakam 2002'de daha düşmüş, 2003 yılında sadece 1 ilimizde çocuklarımızın yüzde 90'ını bu hastalıklara karşı aşılayabilmişiz. Geçtiğimiz bütçe konuşmasında Sayın Bakan, 200 000 000 çocuğumuzu -9 ay ilâ 15 yaş arasındaki vatandaşımızı- aşılayacağımızı vaat etmişti; ancak, bugünkü rakamlardan öğrendiğimize göre, ancak 10 milyon civarında vatandaşımıza aşı yapılabilmiş; bu, vaat edilenin yarısı kadar. Sayın Bakan, geri kalan yarısını 2004 yılında yapmayı planlıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, diğer hastalıklarda da aynı; mesela, verem. Geçtiğimiz yıllarda, gerçekten, veremle savaşta büyük bir başarı kazandık; ancak, son yıllarda, verem yeniden hortladı ve bir tehlike halinde, önümüzde büyük bir sorun olarak duruyor.

Değerli arkadaşlarım, sağlığımızın başka bir sorunu daha var; o da, bölgesel dağılımdaki eşitsizlik. Kırsal alan ile kentsel alanda, yurdumuzun doğusu ile batısı arasında, gerçekten, büyük farklılıklar var. Örneğin, sağlık personeliyle doğum oranı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüzde 52, Ege ve Marmara bölgelerinde yüzde 92. Bebek ölüm oranı, Erzurum'da yüzde 83,7 -belki Afrika ülkelerinde olan düzeyde- Antalya'da -Batı düzeyinde- yüzde 16,5. Gerçekten, büyük bölgesel farklılıklar var. Yaklaşık 700 sağlık ocağında hekim bulunmamakta, 8 800 civarında sağlık evinde de ebe bulunmamakta.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında "yoksulluk gerekçesiyle herhangi bir vatandaşımızın sağlık hizmetlerinden yoksun kalmasını, sağlık kurumu yönetimleriyle çekişme içerisine girmesini kabul edemeyiz" diyor. Gerçekten, bu kabul edilemez; ama, durum bu değil. Eğer parası yoksa bir yoksul yurttaşımızın, elinden senet alınarak, ancak hastaneden kurtuluyor. Hastane yönetiminden kurtulan yurttaşımız yasalarla boğuşmak zorunda kalıyor, senet sepetle taburcu olabildiği için de icra memurlarıyla karşı karşıya geliyor.

Değerli arkadaşlarım, yeşilkartlılarımızın sorunu büyük bir facia. Biliyorsunuz, 1993 yılında, gerçekten, o dönem için bir çözüm olarak görüldü ve gerçekten, iyi de oldu; ancak, bildiğiniz gibi, yeşilkart uygulamasında, sadece yatan hastaların giderleri karşılanıyor. Eğer, parası yoksa, yoksulsa, ilaç parası için, ya kaymakamın kapısında ya da varlıklı, zengin bir hayırsever vatandaşımızın kapısında bu arkadaşlarımız dilencilik yapmak zorunda kalıyor.

Değerli arkadaşlarım, sorun çok; ancak, bu kısa sürede anlatmak mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 21 Aralık 2003

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook