Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 85. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Nisan 2008 · 598 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Arslan (CHP), 2 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 598 kelime.
Ali Arslan (CHP, Muğla). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-arslan-23-2008-04-02-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ ARSLAN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Tasarı’nın çerçeve 20’nci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 31/5/2006 tarihli -tarihe dikkatinizi çekiyorum değerli arkadaşlar- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 32’nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin en az dokuz yüz gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirmiş olmasını öngören bir önerge bu.
Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce tarihe dikkat çektim: 31/5/2006. Sayın Bakan biraz önceki konuşmasında, işte “Emekli Sandığında üç bin altı yüz gündü, biz bin sekiz yüz güne indirdik. BAĞ-KUR’da farklıydı.” Yeni, bir hak veriyormuşuz gibi bir açıklama yaptı.
Değerli arkadaşlarım, 5510 sayılı Kanun, geçtiğimiz dönem -22’nci Dönemde- bu Parlamentonun çıkardığı bir kanundur. 5510 sayılı Kanun’da ölüm aylığına hak kazanabilmek için, hem kamu çalışanlarının hem de işçi ve BAĞ-KUR’luların beş yıl sigortalı olmak ve dokuz yüz gün prim ödemek koşulu vardı. Bu Kanun’u siz çıkardınız. Aşağı yukarı bundan iki yıl önce çıkardığınız, verdiğiniz bu hakkı şimdi geri alıyorsunuz. Bu bir yaman çelişki aslında. Sonra da -şimdi açıklamalarınızda- sanki bir hakkı veriyormuş gibi açıklamalarda bulunuyorsunuz. Hayır değerli arkadaşlarım, bir hakkı geri alıyorsunuz. Çalışanlara verdiğiniz bir hakkı, dokuz yüz günlük prim ödeme koşulunu bin sekiz yüz güne çıkararak bir hakkı geri alıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, sosyal güvenlik, sosyal devlet olma koşulunun bir aracı. Sosyal devlet ilkesini, sosyal güvenlik kurumlarıyla hayata geçirebiliyoruz. Anayasal bir hak sosyal güvenlik, yurttaşlara Anayasa’nın tanıdığı bir hak. Biz bu hakkı şimdi yavaş yavaş sosyal güvenlik kurumlarında yaşadığımız, aktüeryal dengelerinde yaşadığımız sıkıntılar nedeniyle yavaş yavaş kısıtlıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, aslında sosyal güvenlik sisteminde bir sorun olduğu, bütün Türkiye'nin kabul ettiği, bütün siyasi partilerin kabul ettiği bir gerçek. Ancak, yine hepimiz biliyoruz ki, sosyal güvenlik konusundaki bu sıkıntının aslında asıl sebebi kayıt dışı ekonomi. Sorunu kayıt dışı ekonominin üzerine giderek çözmek varken… Bakın, Avrupa Birliği ülkelerinde, dünyanın gelişmiş diğer ülkelerinde kayıt dışı ekonominin kayıtlı ekonominin içindeki payı dörtte 1’lerin altındayken bizde neredeyse yarısı, yüzde 46,7. Bu büyük bir problem. Bunu çözmemiz gerekiyor. Asıl yapılması gereken, emekçilerin, yurttaşlarımızın haklarının kesilerek sosyal güvenlik harcamalarının azaltılması değil. Asıl yapılması gereken, sosyal güvenlik için harcamamamız gereken parayı, sosyal güvenlik için harcamamız gereken kaynağı tabana yayarak, kayıt içindeki ekonomiyi genişleterek kaynağı artırmak varken -ki, bunu yapmak tabii Adalet ve Kalkınma Partisi için çok zor, o çevrelerden büyük destek alıyorsunuz- elinize geçirdiğiniz yoksul halkı, işçilerimizin, memurlarımızın, kamu çalışanlarımızın, BAĞ-KUR’lularımızın haklarını kısıp sosyal güvenlikteki sorunları çözmeye çalışıyorsunuz. Ben hekimim biliyorsunuz, tamamen yanlış bir teşhis, bu hasta ölür değerli arkadaşlar. Çıkardığınız yasa hastayı öldürecek bir yasadır.
Bakın, sendikaların bazılarıyla anlaşmalar yaptınız, biraz önce Sayın Bakan da anlattı uzlaştık diye. Bazı sendikalar, maalesef, kendilerini kurtarmak adına, yarın -Allah göstermesin- ölümleri hâlinde eşlerinin ve çocuklarının düşeceği durumu göz ardı ettiler. Sosyal güvenlikteki en önemli konulardan bir tanesi -hepimizin yüreğini burkan- yakınımızda, eşimizde, dostumuzda bir ölüm hâlinde asıl sosyal güvenliğin olması gerektiğidir.
Şimdi, siz, çalışanların -Allah korusun- ölümü hâlinde eşlerinin ve çocuklarının alması gereken maaşı engellemeye çalışıyorsunuz, sosyal güvenlik harcamalarını kısıtlamaya çalışıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ ARSLAN (Devamla)Şimdi, bakın, Anayasa’nın 2’nci maddesi -bu konuda hep kavga ederiz bu kürsülerden, “Laiklik diye Taktınız.” diye- laik, sosyal, hukuk devleti… Hukukla ilgili kavganızı biliyoruz. Laiklikle ilgili kavganızı biliyoruz. Şimdi bu Anayasa’nın 2’nci maddesindeki sosyal devlet kavramını da çürütmeye çalışıyorsunuz. Canlılarla mücadelenizi biliyoruz. İş Kanunu’yla geçtiğimiz dönemde çalışanları köle hâline getirdiniz. Şimdi de bu maddeyle canlıları bıraktınız, ölülerin de haklarını almaya çalışıyorsunuz. Yazıktır değerli arkadaşlarım!
O açıdan, bu Cumhuriyet Halk Partisinin önergesine kulak vermenizi öneriyorum. Sosyal güvenlik konusundaki ihtiyaç bir gün hepimize lazım oluyor.
Bu konuda hepinizi duyarlı olmaya davet ediyorum ve hepinizi yeniden saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 2 Nisan 2008