2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(başbakanlık,mit müsteşarlığı,mgk genel sekreterliği,atatürk kültür,dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı)ikinci tur
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Aralık 2005 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti), 15 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(BAŞBAKANLIK,MİT MÜSTEŞARLIĞI,MGK GENEL SEKRETERLİĞİ,ATATÜRK KÜLTÜR,DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU BAŞKANLIĞI)İKİNCİ TUR); konuşma 1.016 kelime.
Ali Aydın Dumanoğlu (AK Parti, Trabzon). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(başbakanlık,mit müsteşarlığı,mgk genel sekreterliği,atatürk kültür,dil ve tarih yüksek kurumu başkanlığı)ikinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydin-dumanoglu-22-2005-12-15-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-basbakanlik-mit-mustesarligi-mgk-g (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ AYDIN DUMANOĞLU (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 bütçe yılı için Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bütçesi için, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Kültür, bir milletinin başparmağının izidir. O, milletin yaşadığı coğrafyaya dilini, tarihini, sanatını, edebiyatını, örf ve âdetlerini, geleneklerini mühürleyerek aidiyetlik kazandırır. Bu anlamıyla, dil kültürün sözü, tarih ise izidir.
Büyük Önder Atatürk, gerek kültürel gerek tarihî ve gerekse de Türk dili çalışmalarına bizzat kendisi önderlik etmiş, çalışma planlarını kendisi hazırlamıştır. Türk ve Türkiye tarihini aydınlatacak araştırmalara yol gösterici nitelikte, esas olmak üzere, aşağıdaki direktifleri de vermiştir:
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir; yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır" ve ayrıca "biz, daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cüret gösteren adamlar olmalıyız" demektedir ve bu sözleriyle de, kurmuş olduğu Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumlarının esas hedeflerini belirlemiştir.
Anayasamızın 134 üncü maddesine göre, 1983 yılında 2876 sayılı Yasayla, Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak, yaymak ve bu konularda yayımlar yapmak amacıyla, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu kurulmuştur. Bu kuruluş, diğer ülkelerde konuyla ilgili bilim akademilerinin de tam karşılığıdır. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun 4 bağlı kuruluşu mevcuttur. Bunlardan Türk Tarih Kurumu 1931'de ve Türk Dil Kurumu da 1932 yılında bizzat Atatürk'ün direktifi ve kendi parasıyla kurulmuşlardır. Bunlara 1983 yılında eklenen Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlıkları ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, millî kültür, tarih ve dil değerlerinin birleştirici bir gücü olarak görevlendirilmiş bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyetinin 1982 Anayasasının 134 üncü maddesinde yer alan kurumlaşma ihtiyacına cevap veren bir kurum olan Yüksek Kurum hem Avrupa'daki hem de Amerika'daki hür, demokratik ülkelerin bünyesinde hem de eski Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra oluşan ülkelerde bulunan bilim akademilerinin de tam karşılığını oluşturmuştur.
Kuruma bağlı olan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumlarının Atatürk'ün İş Bankasındaki hisselerinin malî haklarıyla desteklenmesi saklı kalmış ve her bir kuruma tüzelkişilik verilerek bilimsel çalışmalarında serbestiyet sağlanmıştır.
1983 yılında çıkarılan 2876 sayılı Kanuna göre Kurum Başkanları, kurumların temsil, yürütme organı ve ita amiridir. Bu 4 kurumdan Türk Dil ve Tarih Kurumları özel bütçeye sahip ve devlet bütçesinden herhangi bir yardım almamaktadırlar. Atatürk Araştırma ve Atatürk Kültür Merkezleri ile Yüksek Kurumun giderleri ise Başbakanlık transfer bütçesinden karşılanmaktadır.
Kurumun amacı, bütün dünyada meydana gelen yeni oluşumları, Balkan ve Kafkasya'daki siyasî gelişmeleri, İran ve Ortadoğu ve Afrika'daki siyasî ve kültürel gelişmeleri, Kıbrıs ve Ege sorununu, Türk dünyası ve bu yörelere ait kültür, dil ve tarih araştırmalarının Türkiye için önemi açısından değerlendirmektir.
Esasen, Türkiye'nin nüfuz ve siyasî sahası içinde yer alan Türk ve Müslüman coğrafyası, ülkemizi, tarihî olduğu kadar ekonomik ve siyasî açıdan da ilgilendirmektedir.
Diğer taraftan, çağdaş düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünün yüceliğini, Türk dilinin zenginliğini yüce milletimizin tüm fertlerine benimsetmek ve onları bu yüce değerler etrafında toplamak; kaderde, kıvançta, tasada bir millî birlik, beraberlik duygusuna sahip, bölünmez bir bütün haline getirmek; başta Türk cumhuriyetleri olmak üzere, Türklerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerdeki soydaşlarımıza sevdirmek, benimsetmek, yayınları ve diğer faaliyetleriyle onlara götürebilmek de bu amaçlar arasındadır.
Kurum bunları yaparken, kendi iç organlarını organize edip, çeşitli kitap, dergi yayınları, dokümantasyon merkezleri oluşturmaya önem vermiştir. Her bir kurumun kendisine mahsus kütüphane ve dokümantasyon merkezlerinde tüm dünya ile Türk tarihi, dili ve kültürü açısından temas, araştırma, değerlendirme ve müşterek çalışmalarla oluşturulan binlerce kitap, doküman, dergi, bülten ve sempozyum kitapçığını da biriktirmiş bulunmaktadırlar. Bu etkinliğin özünde, Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeli kültürdür" sözü yatmaktadır.
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, bu görevlerini Yüksek Kuruma bağlı olan 4 özerk başkanlığa bağlı toplam 645 memur kadrosundan sadece 245 dolu kadrosuyla yürütmektedir.
Ayrıca Kurum, üstlendiği tarihî misyonunu, 2006 malî yılında 27 464 000 Yeni Türk Lirası bütçeyle gerçekleştirecektir. Yüksek Kurum, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezinin cari giderleri için hazine yardımı ise sadece 5 843 000 Yeni Türk Lirasıdır.
Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumlarının kendi öz kaynaklarından oluşan cari giderleri 20 402 000 Yeni Türk Lirasıdır. Bu kadar çok dar bir bütçe imkânıyla yapılan etkinlikler ise, kıyaslanamayacak derecede fazladır.
Ayrıca, gerek Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumlarının yasal hisse haklarının Türkiye İş Bankasınca ödenmesi için de Cumhuriyet Halk Partisinin desteği kaçınılmazdır; zira, Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun kuruluş dönemlerindeki kurumlar olmadığını, amaçlarından ayrıldığını, Atatürk kurumları olmaktan çıktıkları iddia edilerek, 1969 yılından bu yana dört defa dava açmış, Atatürk'ün vasiyeti doğrultusunda İş Bankasındaki hisselerinin yüzde 28,1'lik gelirinin nemasının bu kurumlara ödenmemesini ve tamamının Cumhuriyet Halk Partisine aktarılmasını sağlamaya çalışmıştır; ancak, bu davalar, hep Cumhuriyet Halk Partisinin aleyhine, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun lehine sonuçlanmıştır. Şu anda da, 18 000 000 Yeni Türk Liralık iki dava halen devam etmektedir. Dileğimiz, bu üç kurum -ki, hepsi de, Türkiye'nin kurucusu olan Büyük Atatürk tarafından oluşturulmuştur- millet için pek şık bir yanının olmadığı da hissedilmektedir.
Kurumu ilgilendiren bir diğer sorun ise, 1993 yılında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi için hazırlanmış olan kanun kuvvetindeki kararnamenin özü olan 3911 sayılı Yetki Yasasının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumunun Kuruluş Kanununun 18 tane maddesi iptal olmuş ve kurum, bu maddeler yüzünden işlerliğini büyük ölçüde yitirmiştir.
Kurumla ilgili başka bir kanun olmadığından, kurum kanununun bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirilmesi de mutlaka gereklidir.
Kurumun 4734 sayılı İhale Kanununa bağlı olarak eleman çalıştırması da mümkün olmamaktadır. Kurum için uygun yasal düzenlemelerin yapılması da mutlaka ve mutlaka gereklidir.
2006 malî yılı bütçesiyle, Türk Tarih Kurumu ve diğer bağlı kuruluşlar, Yüksek Kurum içinde gösterilmiştir; ancak, bu, her bir kurumun bütçe ve harcama hakkı için özerkliğine engel olmamasını da gerektirmektedir. Zira, Atatürk'ün vasiyeti, gelirlerin, sadece bu kurumlar; yani, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu tarafından tasarruf edilmesini zorunlu hale de getirmiştir. Yüksek Kurumun, siyasette, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mevcudiyetini, kültür, dil ve tarih incelemeleriyle bilimsel olarak desteklediği apaçık bir gerçektir; son senelerdeki siyasî gelişmelerse, bunun açık olarak kanıtıdır.
Böyle bir kurumun, hem personel hem de bütçe olarak, bu sene ve gelecek senelerde de, artan bir şekilde desteklenmesini diliyor, Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 15 Aralık 2005