Zeytin ve zeytin üreticilerinin araştırılarak alınması gereken önlemler (10/41,170,177,263,295)
Balıkesir Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Ocak 2006 · 1.109 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Aydınlıoğlu (AK Parti), 3 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRETİCİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER (10/41,170,177,263,295)); konuşma 1.109 kelime.
Ali Aydınlıoğlu (AK Parti, Balıkesir). “Zeytin ve zeytin üreticilerinin araştırılarak alınması gereken önlemler (10/41,170,177,263,295)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 3 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-aydinlioglu-22-2006-01-03-zeytin-ve-zeytin-ureticilerinin-arastirilarak-alinmasi-gereken-onlemle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken Yüce Meclisimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün, çok önemli bir Meclis araştırma komisyonunun kurulmasına karar vereceğiz hep birlikte; zeytin ve zeytinyağının içinde bulunduğu sorunları araştıracak olan bir komisyon. Aslında, biz, 2004 yılının mart ayında bu araştırma önergesini vermiştik Sayın İsmail Özgün'le birlikte ve 20 milletvekili arkadaşımızla. Burada söz hakkı İsmail Özgün Beyindi. O, zeytin bölgesinde oturuyorum diye söz hakkını bana devretti; bu yüzden, ben, İsmail Özgün Beye de teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, Yüce Mecliste bugüne kadar birçok komisyon kuruldu; ama, inşallah, bugün kurulmasına karar verecek olduğumuz komisyon bunlardan en önemlilerinden bir tanesi olacak. Yaptığım araştırmaya göre, bugüne kadar, zeytin ve zeytinyağının sorunlarını araştıracak olan bir komisyon bu Yüce Mecliste kurulmamış.
Değerli arkadaşlarım, dünyada yaklaşık 10 000 000 hektar üzerinde 900 000 000'dan fazla zeytin ağacı bulunmakta. Bu ağaçların yüzde 98'i Akdeniz ülkelerinde bulunmakta. Türkiyemiz, 90 000 000 ağaç varlığıyla İspanya, İtalya ve Yunanistan'ın ardından dördüncü sırada, zeytinyağı üretiminde ise zaman zaman Tunus'un gerisinde kalmaktadır. On yıl öncesinde 80 000 ton zeytinyağı üretimimiz varken, son dört yılın zeytinyağı üretimi ortalaması 123 500 ton seviyesine yükselmiştir. 100 000 ton olan sofralık zeytinimiz ise son beş yıllık ortalamaya göre 178 000 tondur. Dünya zeytin üretiminin yüzde 50'sini gerçekleştiren Avrupa Birliğinden sonra ikinci büyük üretici olan ülkemiz, dünya üretiminde yüzde 25'lik payla, siyah sofralık zeytinde birinci, yeşil zeytin üretiminde ise dünyada ikinci sıradadır.
Ülkemizde zeytin ve zeytinyağı üretimi daha çok Balıkesir, Aydın, İzmir, Bursa, Manisa ve Çanakkale'de yoğunlaşmıştır. Bu ağacın yaklaşık 10 000 000'u Balıkesir İlimizin Havran, Edremit, Burhaniye, Gömeç ve Ayvalık İlçelerinde bulunmakta ve özellikle, ülkemiz yemeklik zeytinyağının yüzde 95'i Balıkesir'in körfez ilçelerinde üretilmektedir. Dolayısıyla, bu bölgedeki halkımızın yüzde 80'i geçimini sadece ve sadece zeytin ve zeytinyağından sağlamaktadır.
Ülke olarak ele aldığımızda ise, 320 000 zeytinci aile işletmesi mevcut olup, bunun yüzde 14'ü 33 kooperatifi olan Tariş, Güneydoğubirlik ve Marmarabirlik'ten oluşmaktadır. Tariş 27 000, Güneydoğubirlik 5 000, Marmarabirlik ise 40 000 ortağa sahiptir.
Ülkemizde mahsul alınan zeytin ağacı sayısında her yıl artış olmasına rağmen, zeytin üretim miktarında yıldan yıla farklılıklar olmaktadır. Ayrıca, zeytin ağacı, bir sene çok, bir sene az mahsul vermektedir. Bu farklılıkların zeytinyağı üretimini etkilemesiyle bu sektörün tabanfiyatı ve pazarlama sorunları birlikte gelmektedir.
Değerli milletvekilleri, zeytinyağının insan sağlığı ve beslenmesinde çok önemli bir yeri vardır. Vücut için gerekli, ancak sentez edilemeyen temel yağ asitleri, sadece yağda eriyebilen (E) vitamininin kaynağı oluşturması ve yüksek kalori değerinin yanı sıra meyve suyu gibi naturel olarak tüketilebilen yağ olma özelliği ve kendine has renk, koku, tat ve aromasıyla insan beslenmesinde gerçekten çok önemli bir konuma sahiptir. Ayrıca, diğer yağlar gibi bitkilerden elde edilmeyip zeytinyağı ağaçtan elde edilen tek meyve aromasıdır. Bu nedenle, zeytinyağı, başta kalp damar hastalıkları olmak üzere, sindirim sistemi, kemik yapısı, beyin ve sinir dokuları üzerinde çok önemli fonksiyonlara sahiptir. Dokuların yaşlanmasını önler, bebek bekleyen ve emziren annelerin beslenmesinde en uygun yağdır. Zeytinyağının yüksek miktarda tüketildiği Akdeniz ülkelerinde kalp damar hastalıkları ve kanser vakalarının daha düşük oranlarda olması gerçekten dikkat çekicidir.
Değerli milletvekilleri, bölgemizde her yıl çeşitli defalar yapılan zeytin ve zeytinyağıyla ilgili panel ve toplantıların aşağı yukarı birçoğuna katılmaya çalışıyoruz, problemleri ve sorunları biliyoruz. Bunları, her fırsatta, hükümetimize, Sayın Bakanımıza, Sanayi Bakanımıza, dışticaretten sorumlu Devlet Bakanımıza ve Başbakanımıza iletiyoruz; ancak, bu konuda ilk kez kurulacak bir komisyon, sorunları yerinde tespit edip, yol gösterici olması bakımından önemlidir.
Ülkemizde var yılında ortalama 150 000 ton zeytinyağı üretimi yapılmaktadır. Bunun 50-55 bin tonu iç tüketimde harcanmakta, 100 ila 105 bin ton civarında zeytinyağımız ise ihtiyaç fazlası olarak bulunmaktadır.
Diğer zeytinyağı üreten ülkelere bir göz atacak olursak, İspanya yılda 750 000 ton civarında, Yunanistan 350 000 ton civarında, İtalya 250 000 ton, Suriye 150 000 ton, Türkiye 125 000 ton, Portekiz 40 000 ton, Tunus 40 000 tondur; ancak, İspanya'da bu yıl aşağı yukarı 4 000 000 ağaç soğuktan kurumuştur, ortalama 600 ile 700 bin ton rekolte kaybına uğramıştır. Yine, İtalya'da kuraklık ve rekolte kaybı olmuştur. İspanya dünya zeytinyağı ihtiyacının ortalama yüzde 40'ını temin ederken, bu yıl Türkiyemizde ihracat patlaması yaşanmıştır.
Şimdi, bütün ülkeler, İspanya ve İtalya'nın bıraktığı bu boşluğu doldurmak için, gerçekten, büyük uğraşlar vermektedir. Bizler, Türkiye olarak, bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Bu boşluğu, mutlaka, daha fazla ihracatla doldurmaya çalışmalıyız. Çoğu Avrupa Birliği ülkesi olan ülkelerle ihracatta yarışmak, maalesef, hiç de kolay olmamaktadır.
Bu bakımdan, zeytinciliğimizin uzun yıllar yaşaması için, zeytinyağı primleri mutlak surette ödenmeye devam edilmeli ve erken açıklanmalıdır. Zeytinyağı primine esas olacak fatura tarihi 30 Eylül olarak belirlenmelidir ve bu, her yıl 30 Eylül olmalıdır. Avrupa Birliği ülkelerinde 1,5 dolar civarında olan destekleme primleri, ülkemizde de mutlaka artırılmalıdır. Ulusal Zeytinyağı Konseyi kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Uluslararası Zeytinyağı Konseyine tekrar üye olunmalıdır. Dürüst esnafın korunması için hileli zeytinyağı üretenlere yüksek cezalar uygulanmalıdır. Dökme hamyağ, zeytinyağı ihracatı serbest bırakılmalı, bu ihracat zaman içinde dengelenmelidir.
Zeytinyağı kullanımı insan sağlığı için, kitle iletişim kanalları kullanılarak daha fazla teşvik edilmelidir. Dünya son yıllarda zeytinyağının kıymetini anlamıştır, her yıl dünyada zeytinyağı tüketimi artmaktadır.
Zeytin fidanı dikimi teşvik edilmeli ve devletimiz tarafından desteklenmelidir.
Avrupa Birliği müzakere sürecinde, tıpkı İspanya, İtalya ve Yunanistan'ın yaptığı gibi, zeytinyağımız, Avrupa Birliği masasına pazarlık için konulmalıdır.
Zeytinyağı ve zeytinin pazarlanmasında çok büyük gayretin içinde olan Tarişe her zaman destek verilmeye devam edilmelidir.
Üreticiler, kooperatif ve birlikler altında örgütlenmelidir.
Üretici Birlikleri Yasası ve Tarım Sigortası Kanunu bizim dönemimizde çıkarılan önemli yasalardandır. 4081 sayılı Çiftçi Malları Koruma Kanunu günün şartlarına göre mutlaka yeniden düzenlenmelidir.
Yine, zeytinyağıyla uğraşan üreticilere, yağını sattığında devletimize geri ödemek üzere işletme kredisi verilmelidir.
Değerli milletvekilleri, görüldüğü gibi, zeytin üreticisi olan ülkemizde bu konuyla ilgili çeşitli önemli sorunlar mevcuttur. Bunların kurumsal bir yapı içinde ele alınması ve çözümler üretilmesi gereklidir. Konunun üretici, sanayici, tüketici, kooperatif, birlik, tüccar ve devlet yönünden önemi çok büyüktür.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce burada konuşma yapan Balıkesir Milletvekili Sayın Ali Kemal Deveciler Bey şöyle dedi: "Primleri 100 000 liraya indirdiniz." Ancak, bizim yaptığımız araştırmaya göre bu yıl ödenecek olan prim miktarı henüz belli değildir ve açıklanmamıştır.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)2006 bütçesinde 100 000 lira kondu.
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla)O kesin değil.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Bütçede olan benim, sen değilsin.
ALİ AYDINLIOĞLU (Devamla)Yine, Sayın Sanayi Bakanımızı dinledik "Aralık 2004 ayında, İspanya'nın Başkenti Madrid'de, Türkiyemizin tekrar Uluslararası Zeytinyağı Konseyine üye olması için bizim bir talebiz vardı, o kabul edildi; şimdi, bu kanun Yüce Meclise gelecek" dedi. Bu da üreticilerimiz için çok sevindirici bir karardır.
Yine, Tariş ve Marmarabirlik'e devletin verdiği DFİF kredileri için Sayın Bakanımıza çok çok teşekkür ediyorum.
Biraz önce biz burada otururken, bizim bölgeden zeytin üreticilerinden bana telefon geldi: "Bu sene zeytinler yerlere döküldü, ilaçlama zamanında yapılmadı" diye. Bizim bölgemizde, "Zeytin ve Zeytin Zararlıları Mücadele Birliği" diye bir birlik var; iki yıldan beri, Tarım Bakanlığımızdan az da olsa bu birliğe biz destek alıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 3 Ocak 2006