Çalışma saatleri ve konuları hk.
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Ocak 2006 · 979 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 3 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 979 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 3 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-01-03-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Yeni yılın ve kurban bayramının tüm milletvekillerimize ve milletimize hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Değerli milletvekilleri, bir danışma kurulu önerisini tartışıyoruz. Ancak, biraz önce, AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Gündüz'ü dinlerken, bundan iki yıldan daha fazla bir süre öncesinde verilen, bu konunun, araştırılması istenen bir konunun aradan ikibuçuk yıl geçtikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmesini olumlu mu bulalım, olumsuz mu bulalım şeklinde bir tereddüt içerisindeyim.
Şimdi, zeytin ve zeytinyağı, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de methedilen ve insanlar için çok faydalı olduğu zikredilen ve bilimsel olarak da insanlık için, insan vücudu, bedeni için yüzlerce faydasının olduğu müspet bilimlerce ispat edilen bir madde. By-pass olmuş birisi olarak, iki damarı değişmiş birisi olarak, bugüne kadar zeytinyağından istifade etme noktasında hatası ve noksanı olan birisi olarak, öncelikle, bütün vatandaşlarıma, zeytinyağı kullanma noktasında son derece duyarlı olmalarını, özellikle kalp ve damar hastalıklarında zeytinyağının çok şifalı bir besin olduğu noktasının gözlerden uzak tutulmamasını bütün vatandaşlarıma tavsiye etmek istiyorum. Dünyanın bütün ülkelerinde, özellikle önümüzdeki yıllarda zeytinin ve zeytinyağının ne kadar önemli olacağını hep birlikte göreceğiz; artık, önümüzdeki yılların en önemli besin maddelerinin başında zeytin ve zeytinyağının geldiğini hep beraber müşahede edeceğiz.
İnsanlık için bu kadar faydalı olan, insan sağlığı için bu kadar faydalı olan bir besinle ilgili bir araştırma önergesinin, bugüne kadar, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşınamamış olması karşısında da üzüntülerimi ifade etmek istiyorum. Sayın Gündüz, bütçe maratonu dolayısıyla bu meselenin geciktiğini söyledi; bütçe maratonunun Bütçe Plan Komisyonunda başlayan tarihinden itibaren meseleyi geri götürmeye çalıştı. Ancak, ben, zeytin bölgesinde de görev yapan, zeytinciliğin sıkıntılarını ve dertlerini bilen birisi olarak söylemek istiyorum ki, maalesef, bu noktada geri kaldık değerli milletvekilleri. Şimdi kuracağımız bir komisyonun yapacağı çalışmanın neticesinin ortaya çıkma tarihi, bugünden sonra en az üç ay ve maalesef, bu seneyi kaybettik değerli milletvekilleri; bu senenin sıkıntılarının, dertlerinin, problemlerinin ve bunların çözüm yollarıyla ilgili meselelerin tartışılmasının, ortaya konulmasının çok uzun zaman alacağını gözönüne alarak, maalesef, 2005 yılını kaybettik.
Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin beklemeye tahammülü olmadığını ifade etmek istiyorum ve bu kesimde çalışan, üretimde bulunan vatandaşlarımızın dünyayla rekabet etme şansının da her geçen gün azaldığının bilinmesini istiyorum. Biraz önce konuşan Doğru Yol Partisinin çok değerli Hatay Milletvekili, bu konuyla ilgili rakamları çok açık bir şekilde ortaya koydu. Dünya üzerinde zeytinyağı noktasında çok önemli bir konuma sahip olmamıza rağmen, bu konuda çok geniş alanlara sahip olmamıza rağmen, bu noktada dünya üzerindeki payımızın ve elde ettiğimiz gelirlerin ne kadar az olduğunu ifade ettiler; buna katılmamak mümkün değil. Öyleyse, geç kalmış olmamıza rağmen, inşallah, kurulacak olan bu komisyon, bu noktada, çok ciddî çalışmalar yapar ve önümüzdeki yıllarda, en azından, bu sektördeki sıkıntıların, problemlerin çözümü noktasında, çok güzel öneriler, tespitler ortaya koyar.
Ancak, bunu söylerken, sadece zeytin ve zeytinyağının probleminin masaya yatırılmasından ziyade, bence, Türk tarımının masaya yatırılması lazım. Bütün kesimler ciddî manada sıkıntı içerisinde. Türk tarımı kan kaybediyor. Bütün veriler, bütün bilgiler, bütün istatistikler, maalesef, Türk tarımının iyiye gittiğini göstermiyor ve ne acı ve ne hazindir ki, 2003 ve 2004 yıllarında, Türk tarımı, geçmişte olmadığı şekilde, maalesef, Türkiye'de küçülme durumunda kaldı ve yıllardır görmediğimiz bir manzarayla karşılaştık ve Türkiye'de, ilk defa, tarım ürünleri ithalatı, maalesef, ihracatından fazla hale geldi. Bütün bunların değerlendirilmesinin yapılması lazım, bütün bu sıkıntıların masaya yatırılması lazım. Niçin, Türkiye'de, tarıma bütçeden ayrılan kaynaklar, destekleme oranları, her geçen gün azalmaktadır? Bunun sebebi çok açık; bunun ilk adımı, maalesef, 9 Aralık 1999 yılında atıldı. IMF'ye verilen bir niyet mektubuyla, Türkiye'deki tarımla ilgili yanlış politikaların ilk adımı atıldı ve maalesef, her gelen hükümet, bu noktada, IMF'ye verilen taahhütler noktasında, tarımın her geçen gün geriye gitmesine vesile oldu.
Şimdi, üç yıldan beri uygulanan politikalara dönüp bakacak olursak, maalesef, tarımda, girdi fiyatlarının üç yıl öncesine göre ortalama yüzde 60'lar, 70'ler seviyesinde artmasına rağmen, ürün fiyatlarının da üç yılın öncesine göre çok daha geri noktalarda olduğu, bütün tarım kesimi, bütün çiftçilerimiz tarafından ifade edilmektedir. Çok açık rakamlar vermek istiyorum: İşte buğday, bu sene 250 000 liraya buğday satıldı. Mısır, geçen yılın fiyatlarının altında. Narenciye fiyatları… İşte Adana, Mersin'deki çiftçilerimizle sizler de görüşüyorsunuz, bizler de görüşüyoruz ve bugün Adana ve Mersin'den aldığımız rakam, portakalın ve limonun 100 000 liraya satıldığı. Değerli milletvekilleri, 100 000 liraya portakal ve limonun satıldığı bir ülkede tarımın iyiye gittiğini, tarımla uğraşanların yüzünün güldüğünü ifade edebilecek bir kişi çıkabilir mi…
Ben, Sayın Başbakanın bütçe konuşmasının metnini aldım. Tam 106 sayfalık bütçe konuşma metninin içerisinde tarıma ayrılan sayfa sadece 1 sayfa, 1 sayfa, alınız bakınız, sizlere dağıtıldı o kitapçıklar. O da, sadece genel cümlelerle, tarımla ilgili genel cümlelerle geçiştirilen bir sayfa.
Şimdi, Türkiye'de, nüfusun yüzde 35'inin uğraştığı bir kesimle ilgili olarak, Sayın Başbakanın, bütçe konuşmasında, bu kesime sadece 1 sayfa mı ayırması lazım?! Bu kesimin problemlerinin çözümüyle ilgili olarak, Sayın Başbakanın, bu kürsüden, o kesime yeni müjdeler vermesi gerekmez miydi ve yine Tarım Bakanının konuşmasını alın, inceleyin, bakın, verilen rakamları inceleyin, geçmişle kıyaslayın, tartışmasını yapın… Keşke, gönül isterdi ki, bu dönemde tarıma ayrılan kaynaklar artmış olsaydı. Biraz önce Hatay Milletvekilimiz de söyledi, 1998 yılında, tarıma bütçeden ayrılan pay 6,6 milyar dolar, 2004 yılında ayrılan pay 2,5 milyar dolar arkadaşlar. Tam 4 milyar dolar azalmış tarıma ayrılan pay. Peki, 4 milyar dolar azalmışsa, demek ki, tarımla uğraşan vatandaşlarımıza giden pay, kaynak 4 milyar dolar daha az gitmiş. Bütün bu rakamlar meydandayken, bütün bu göstergeler meydandayken, tarımla ilgili somut ve müspet hiçbir adım atılamamışken, burada, sadece zeytinyağı ve zeytincilerin sorunlarını tartışmanın da çok fazla bir anlamı yok.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul)Rakamları yanlış veriyorsunuz.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Ben söylüyorum, bu rakamlar resmî rakamlardır Sayın Milletvekilim. Benden sonra geliniz, bu rakamların yanlış olduğunu söyleyiniz.
MUSTAFA BAŞ (İstanbul)Az sonra söyleyeceğim.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)1998'de 6,5 milyar dolar, 2004'te 2,5 milyar dolar. Bu sizin resmî rakamınız.
AHMET RIZA ACAR (Aydın)1998 verilerine göre...
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Tarım ve Köyişleri Bakanımızın vermiş olduğu bir cevap. Gayri safî millî hâsıladan 1998'de 2,7 pay alırken, bugün 0,9; 2005 sonunda 0,7 olacak. Değerli milletvekilleri, bütün rakamlar, bütün göstergeler…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 3 Ocak 2006