İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · CUMA

Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı

Ali Babacan

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2003 · 2.236 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Babacan (AK Parti), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: III.TUR. (HAZİNE MÜST.GÜMRÜK MÜST.DIŞTİC.MÜST.DPT MÜST.DİE BŞK.LIĞI); konuşma 2.236 kelime.

Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2003-12-19-iii-tur-hazine-must-gumruk-must-distic-must-dpt-must-die-bsk-ligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazine Müsteşarlığı ve Devlet İstatistik Enstitüsünün bütçeleriyle ilgili söz almış bulunmaktayım.

Bildiğiniz gibi, bu geçtiğimiz bir yıl, 2003 yılı, ülkemizin tüm ekonomik göstergelerinde arka arkaya büyük başarıları yakaladığı bir yıl olmuştur. Bütün bu göstergelerde, hem de göstergelerin çoğunda, son yirmi yılın, otuz yılın, hatta, bazılarında cumhuriyet tarihinin rekorları kırılmıştır. Ekonomiyle ilgili konularda hükümetimizin bu büyük başarısı ortadayken ve bütün dünya bunu kabul ederken, bazı milletvekillerinin dile getirdiği eleştirileri anlamakta, gerçekten, güçlük çekiyorum. Eleştirilmesi gerçekten zor; onu da çok iyi anlıyorum, zor bir iş; tüm dünyanın kabul ettiği bir başarı ve âdeta, Türkiye'nin bir mucize olarak ortaya konulduğu 2003 yılında, nasıl olur da, bunun neresini eleştiririz diye epey sıkıntı çekildiği de şu ana kadarki yorumlardan oldukça belli oluyor.

Biz, uygulayacağımız ekonomi politikalarını seçimlerden çok önce ortaya koyduk, açık açık, detaylı bir şekilde yazdık ve tüm dünya kamuoyuna ve seçmenlerimize de duyurduk; seçimlerden sonra iktidar olduğumuzda uygulayacağımız politikalar bunlardır dedik. Son bir yıla baktığımız zaman da "yapacağız" diye neyi ilan ettiysek, ana politikalar olarak ortaya neyi koyduysak aynısını yaptık ve sonuç da ortada. Bu başarının temelinde, sözünü tutan, açıkladığı politikaları uygulayan bir hükümet vardır. Bir ekonomik programın, teknik olarak ne olursa olsun, arkasında ne kadar finansman olursa olsun, güvenilir bir hükümet tarafından uygulanmadığı sürece başarıya ulaşması mümkün değildir.

Bütçe disiplini dedik. Yüzde 6,5 faizdışı fazla hedefi dedik. Yıl sonuna yaklaşıyoruz, inşallah, hep beraber göreceğiz; bu hedefe ulaşıyoruz ve gelecek sene de, yine, aynı oranda, yüzde 6,5 faizdışı fazla hedefiyle uyumlu bir bütçe ortaya koyduk.

Şu anda görüşülmekte olan bütçemiz, bu faizdışı fazla oranıyla tam olarak örtüşen bir bütçedir ve bir ülkenin, arka arkaya iki yıl, bu kadar yüksek bir faizdışı fazla verebilmesi, dünya tarihinde çok azdır. Bu, kararlılık gerektirir, ciddiyet gerektirir ve sözünde durmayı gerektirir.

Biliyorsunuz, enflasyonda son otuz yılın rekorları kırılıyor. Faiz hadlerinde yine öyle. Daha bu yılın başında, yıllık, bileşik hazine borçlanma faizleri yüzde 74 idi; bugün, yüzde 25'lerden, yüzde 26'lardan bahsediyoruz. Yılbaşında söylesek, buna, kimse inanmazdı; ama, bugün, çok şükür, bunlar gerçekleştiriliyor.

Kamu borcumuzun gayri safî millî hâsılaya oranı, yılbaşında, daha doğrusu krizin yaşandığı 2001 yılının sonunda, yüzde 92'ye kadar çıkmıştı; bu yıl sonu itibariyle yüzde 71, yüzde 72 arası bir oran bekliyoruz ve bunun içerisine, İmar Bankasıyla yüklenmiş olduğumuz içborç dahildir. Eğer İmar Bankası olayı olmasaydı, yüzde 70'in altında bir rakama ulaşacaktık; fakat, şu andaki göstergelere göre, yüzde 70'in 1-2 puan üzerinde bir orana ulaşacağız ve biliyorsunuz, Maastricht kriteri yüzde 60. Yaptığımız projeksiyonlar -inşallah, hep beraber göreceğiz- birkaç seneye kadar, kamu borcunun gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 60'ın da altına ineceğini gösteriyor.

Bir yandan bu faizler düşerken, bir yandan da borçlanma vadeleri uzamıştır; hem iç borçlanmada hem dış borçlanmada, Türkiye, artık, daha uzun vadelerle borçlanabilmektedir. Seçimden önce, dokuz aydan daha fazla iç borçlanma yapamayan Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi, bugün, rahatlıkla, iç piyasada, iki yıl vadeyle ve Türk Lirası bazında borçlanabilmektedir. Döviz bazındaki borçlanma vadeleri, zaten çok daha uzun.

Uygun zamanda, uygun araçlarla, en düşük maliyetli borçlanma için Hazinemiz -hafta hafta, gün gün, saat saat izlenen- çok sıkı, çok dikkatli bir politika izlemektedir.

Borç yönetiminde biz şeffaflığı getirdik; üç ayda bir, muntazam olarak, kamu borçlanma raporu yayınlanıyor ve kamuoyuna, borçlanmayla ilgili detaylar bildiriliyor. Ayrıca, Hazinenin tüm hesaplarını, bütün detaylarıyla Sayıştay denetimine açtık. Çok enteresan, yıllardır, Sayıştay, Hazinenin bazı hesaplarının detayına girememiş, bu bilgiler verilmemiş. Şeffaflıktan korkmamak lazım. Şeffaflık temel ilkemiz ve 2003 yılından itibaren, dediğim gibi, tüm hesaplar, olduğu gibi Sayıştayın denetimine açılmış durumdadır.

Yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili pek çok faaliyette bulunduk. Bu, bir günde şirket kurma, yabancı sermayeyle ilgili yasa tasarıları; bunlar, hep, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulumuzun bugüne kadar hazırlamış olduğu 20'yi aşkın yasa tasarısının içerisinden bazı örneklerdir. Pek çok yasa tasarısının kısmen ya da tamamen hazırlanması, bu Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulunun faaliyetleri içerisinde gerçekleştirilmiştir.

Bugünlerde çok sık duyuyorsunuz "popülizm" diye. Maalesef, ekonomi jargonunu bilmeyenlerin ortaya attığı bir iddiadır bu. Popülizm ile sosyal politikaları birbirinden ayırt etmeyi hâlâ öğrenememiş bazıları. 2003'te, sosyal politikalar çerçevesinde neler yaptık?.. "IMF programı" falan diyorlar; bunların hiç birisi yazmıyordu bir yerlerde, yoktu niyet mektuplarında, stand-by'larda, şurada burada.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan, ilk defa, 2003 yılı bütçemizde 327 trilyon lira, 2004 yılı bütçemizde de 380 trilyon lira ödenek ayırdık bu fona gelir olarak, ekgelir olarak. Bu fonun, 2003 yılındaki harcaması 1,1 katrilyon iken, sağladığımız bu bütçeyle, 2004 yılında toplam harcaması 1,4 katrilyon olacaktır. Biliyorsunuz, çok güzel bir sistemi var bu fonun; o sistem aracılığıyla, bu fon, gerçekten yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarımızın, muhtaç vatandaşlarımızın kullanımına sunulmaktadır.

İlk defa, ilkokullarda bedava kitap dağıttık; bu, 152 trilyon lira.

Yine, 2003 yılı başında, hem SSK emeklilerimize hem de Bağ-Kur emeklilerimize ciddî bir artış sağladık. Çok eleştirdiler; kaynağını nereden bulacaksınız, nasıl olacak bu iş... Kaynağını bulduk ki, bütçe hedefimiz tutuyor. Yüzde 6,5 faizdışı fazla hedefimiz -yaklaşık 3 katrilyonluk bir artıştır, 2003 yılı başında emeklilere sağlanan- bütün bunlara rağmen, bu yıl sonu itibariyle, inşallah hep beraber göreceğiz, tutuyor.

1 500 000 aileye 800 000 ton kömür yardımı yaptık. Yazmıyordu bu hiçbir stand-by anlaşmasında, yoktu böyle şeyler.

Tarıma destek... Bakın, 2002 yılında tarıma toplam desteğin gayri safî millî hâsıladaki payı sadece binde 7 idi. 2003'te biz bunu binde 8'e çıkardık, 2004 bütçemizde de binde 9'dur. Yani, oransal olarak söylemek gerekirse, reel anlamda ve gayri safî millî hâsılaya oran anlamında -büyüme falan da bunların içinde- 7'den 8'e, 8'den 9'a; ciddî bir artış burada söz konusu. Buna, yine başka bir göstergeyle örnek vermek gerekirse, faizdışı bütçe harcamalarında toplam artış yüzde 15,6 iken, tarımsal destekleme harcamalarındaki artış yüzde 36,5'tir. Yani, bütçedeki ortalama faizdışı fazla harcama artışından çok daha fazla, tarım sektörüne bir artış sağlanmaktadır.

Halk Bankasına, uygun şartlarla esnafımıza kredi kullandırma imkânı tanıdık ve bütçeden buna pay ayırdık. Halk Bankasına hiçbir zarar yüklemeden, bir görev zararı yüklemeden, bütçeden ayırdığımız bu rakamla, Halk Bankasına, esnafımıza ucuz kredi kullandırma imkânı sağladık.

Bakın, bu yılbaşında esnafa kullandırılmış olan toplam kredi stoku -bilançosuna baktığımız zaman Halk Bankasının- sadece 153 trilyondu. Şu an itibariyle bu rakam 700 trilyona çıkmıştır; yani, bu yıl içerisinde esnafa kullandırılan kredi stokunda yaklaşık 550 trilyonluk bir artış sağlanmıştır; bu, esnafımıza sağlanan bir imkândır. Gelecek yılki hedef de bu 700 trilyonu 1,5 katrilyona çıkarmaktır. Bütçemizde de bunun kaynağı hazırdır. Bütçede yok gibi bir eleştiri geldi; öyle bir şey yok. 2004 bütçemizde var. 2003'de kullanılmayan kısımdan da 2004'e aktarılıyor; bunun da kaynağı hazırdır.

Çiftçilerimizin Ziraat Bankası borçlarını yeniden yapılandırdık. Şu anda, bu kanun çıkmadan önce, Ziraat Bankasına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu olan çiftçilerimizin yüzde 85 ilâ 90 gibi bir oranı -yani, değişiyor Ziraat Bankası ile Tarım Kredi arasında- peşinatını ödemiştir ve borçlarını yeniden yapılandırmıştır. Bu, şu demek: Toplam 1 000 000 çiftçi ailesi vardı Tarım Krediyle ya da Ziraat Bankasıyla kredi problemi olan; yani, yaklaşık 850 000-900 000 çiftçi ailemizin borç yükü kaldırılmıştır ve artık, bunlardan bir kısmı da yeniden kredi kullanabilir hale gelmiştir.

Son dönemlerde sık sık şu deniliyor: "Bu büyüme gerçek büyüme değil; stok artışından, şundan bundan..." Böyle bir şey yok. Çeyrek dönemler itibariyle bakıldığında, 2002 yılının ilk çeyreğinden itibaren stok artışı gerçekleşmiş ve stoktan, büyümeye katkılar gelmiştir. Bu, 2002 yılının büyümesinin bir gerekçesidir ve bunun da en önemli sebeplerinden biri 2001'de, -kriz yılında- stoklardaki azalıştır; bir bakıma, o stokları yeniden yerine getirme artışı. Stoklar dahil edildiği zaman, yurt içindeki toplam talep, 2003 yılının ilk yarısında, sabit fiyatlarla yüzde 8,9 oranında artmıştır. Stokları dışında bıraksak bile, nihaî yurtiçi talep artışı da yüzde 4'tür; bu, 2003 yılının ilk yarısında. Biliyorsunuz, üçüncü çeyrek, dördüncü çeyrek rakamları henüz açıklanmadı; fakat, bunun, o çeyreklerde daha da artmış olacağını biz tahmin ediyoruz.

Bu bahsettiğim artışlar küçümsenecek artışlar değildir ve bir taraftan da, stoklardaki artış, özellikle 2003 yılı stoklarındaki artışın en önemli sebeplerinden birisi de ihracatımızdaki artıştır, ihracata hazırlık stokudur bunlar.

Özet olarak, iç talebin sınırlı kaldığı ve ihracatında hızlı artış olan, bunun yanı sıra, döviz kuru istikrar kazanmış bir ekonomide belli süreler için stok artışı normaldir; fakat, bunu, sanki büyümenin tek sebebi olarak göstermek de işin gerçeğiyle uyuşmamaktadır.

2001 yılında üretimin daralmasıyla birlikte stoklar hızla erimiş ve yüzde 9,5'lik küçülmenin 4,6 puanı, aslında, stoklardaki azalmadan kaynaklanmıştır. 2002 yılında da durum tersine dönüp stoklardaki artış 2002 yılının büyümesine 7,1 puan katkıda bulunmuştur.

Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan dokuz aylık verilere göre, 2003 yılı hedefi olan yüzde 5'lik büyümenin rahatlıkla tutturulabileceği de artık açıkça görülmektedir. Deniliyor ki: "Büyüme var; peki, niye işsizlik artıyor?" Sayın Tütüncü'nün elinde, herhalde son rakamlar yok ki, verdiği veriler çok güncel değil. Üçüncü çeyrek sonu itibariyle -istihdam rakamlarını söylüyorum şimdi- 2003 yılı üçüncü çeyreği sonundaki işsizlik oranı yüzde 9,4'e inmiştir; bu oran, 2002 yılının üçüncü çeyreğinde ise yüzde 9,6 idi.

MEHMET TOMANBAY (Ankara)İşgücüne katılım da düştü; işgücüne katılım yok.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Devamla)Yani, aynı dönemlerde, baktığımız zaman, işsizlik oranında düşüş vardır.

MEHMET TOMANBAY (Ankara)İşgücüne katılımı açıklayın.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Devamla)Şimdi, bu dönem içerisinde toplam 86 000 kişilik artış söz konusudur.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Gerçek değil o rakam.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Devamla)Bunlar Devlet İstatistik Enstitüsünün rakamı. Resmî verilerde yayımlandı, açıklandı; Devlet İstatistik Enstitüsünün açıkladığı resmî rakamlardır. Doğruluğunu, yanlışlığını tartışmak tabiî size ait.

MEHMET TOMANBAY (Ankara)İşgücüne katılım ne oldu; orada işgücüne katılımın olmadığı söyleniyor da!..

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Devamla)KİT'lere aktarılan kaynaklardan bahsedildi. KİT'lerin tamamına baktığımız zaman, bazı KİT'ler gerçekten kan kaybediyor. 2003 yılında KİT'lere bütçeden aktarılan rakam, şu an itibariyle 1,9 katrilyon civarındadır. Bütçeden kaynak aktarılırken, öte yandan KİT'lerden de bütçeye 2,9 katrilyon kaynak aktarılmıştır; yani, burada baktığımızda, aslında, KİT'lerden bütçeye yaklaşık net 1,1 katrilyonluk kaynak aktarılmıştır. Bu niye derseniz; KİT'lerimizin bazılarında yeniden yapılandırma vardır, israf önlenmiştir ve bir yandan fiyat artışları sınırlı tutulurken, kârlılıkları da artırılmıştır. Tabiî, döviz kurundaki hareketlerin de bu sonuca faydası olmuştur.

Ben, Devlet İstatistik Enstitüsünün faaliyetleri hakkında da çok kısa bilgi vermek istiyorum. Ülkemizin her alanda ihtiyaç duyduğu resmî istatistikleri üreten Devlet İstatistik Enstitüsü, 77 yıllık tarihi boyunca, sürekli bir gelişme içerisinde, bağımsız, tarafsız ve güvenilir veriler üretmek için yoğun ve özverili çalışmalar yürüten bir kurumumuzdur. Bu nedenlerdendir ki, ürettiği istatistik ve göstergeler, modern devlet yönetiminin bir gereği olarak tüm kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlar, kişiler, karar alıcılar ve araştırmacılar için de güvenilir yol göstericiler olmuştur.

Devlet İstatistik Enstitüsü kurulduğu 1926 yılından bugüne kadar, 14 tane nüfus sayımı, 7 tane tarım sayımı, 4 tane bina sayımı ve sonuncusu halen yapılmakta olan 8 tane genel sanayi ve işyerleri sayımını da başarıyla gerçekleştirmiştir.

1927 yılından bu yana, belirli aralıklarla, genel sanayi ve işyerleri sayımı yapılmaktadır. 2003 yılında, 2002 yılı bilgilerini kapsayacak şekilde 8 inci genel sanayi ve işyerleri sayımının birinci aşama alan uygulaması da bitmiştir. İkinci aşama alan uygulaması ise ekim ayında başlatılmış olup halen de devam etmektedir. Kısa bir süre sonra, ülkemizin sanayi ve işyeri profilinin ayrıntısıyla ilgili bilgiler de elimizde olacaktır.

Bu çalışmayla, ülkemizde ilk defa ulusal kayıt sistemi oluşturulması yönünde ilk adım atılmış olacaktır. Oluşturulacak iş kayıt sistemiyle, bundan böyle büyük maliyet gerektiren sanayi ve işyerleri sayımı yapılmayacak, bu konuda ihtiyaç duyulan veriler, sürekli güncellenecek olan iş kayıt sistemine dayalı olarak elde edilecek ve böylece, büyük miktarda parasal kaynak tasarrufu da edinilmiş olacaktır.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet İstatistik Enstitümüz tarafından, düzenli olarak, aylık 11 tane, 3 aylık 15 tane, altı aylık 2 tane ve yıllık olarak da 75 tane anket uygulanmaktadır. Demografi, sosyal, tarım, sanayi, istihdam, fiyat hareketleri gibi, burada sayamayacağım daha pek çok konuda yapılan bu anketler sonucunda elde edilen bilgiler, konu ayırımında kamuoyunun istifadesine sunulmaktadır.

Düzenli olarak yapılan çalışmalara ilaveten yapılan çalışmalardan da kısaca bahsetmek istiyorum. Tüketici fiyat endeksi hesaplama sepeti güncellenmektedir ve artık, 2005 yılından itibaren yeni sepete göre enflasyondaki artış oranları açıklanacaktır. Bu, yalnız, şu anlama da gelmemektedir: İşte, halkın enflasyonu bu değil, şu değil falan... Muhtemelen, yeni sepete teknoloji ürünleri; yeni, güncel ürünler gireceği için ve bu güncel ürünlerin fiyatları da sürekli düşüş göstereceği için, yeni sepetin, biz, daha güvenilir ve daha gerçekleri yansıtan bir sepet olacağına inanıyoruz.

Eğitim harcamaları araştırması şu anda gündemdedir, özürlüler araştırması gündemdedir ve yeni bir istatistik yasası hazırlanmaktadır. Türk istatistik sisteminin esaslarını reforme edecek modern bir istatistik altyapısının yasal çerçevesi bu yeni yasayla oluşturulacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Devamla)Sayın Başkan, 1 dakika içerisinde toparlayabilirim.

BAŞKANBuyurun Sayın Babacan.

DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Devamla)Son olarak, enstitümüz tarihinde gerçekleştirilen en büyük yatırımlarından biri olan Türk İstatistik Sistemini Güçlendirme Projesi kapsamında da çok kısa bilgi aktarmak istiyorum: Bu projenin ana başlıkları altında; iş kayıt sisteminin kurulması, tarım istatistikleri sisteminin reformu, sınıflandırma sunucusunun kurulması, bölgesel istatistiklerin geliştirilmesi, istatistiksel veri dağıtımının iyileştirilmesi, bilgi teknolojileri sisteminin gözden geçirilmesi ve yenilenmesi, iş istatistikleri veri derleme sistemi ve istatistiksel birimlerin reformu ve kapasite oluşturma ve kurumsal yapıyı güçlendirme gibi çalışmalar olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet istatistik Enstitüsü, ülkemizde ulusal bilgi sisteminin ve ulusal bilgiişlem alt yapısının oluşturulmasında temel bir işlev görmektedir. Ülkemizin her alanda küresel rekabet koşullarına kendisini zamanında uyarlayabilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi bakımından diğer bütün kurumlar gibi Devlet İstatistik Enstitüsü de çağın gerektirdiği en yeni teknoloji ürünlerini kullanmak ve yetişmiş insan gücünü bünyesinde toplamak durumundadır. Bu doğrultuda enstitünün görevini en iyi şekilde yapması için ihtiyaç duyduğu destek ve yardımı esirgememek, istatistik verileri derleme ve bilgi oluşturma çalışmalarına gereken destek ve katkıyı sağlamak, ilgili kurum, kuruluş ve kişilerin bir görevi olmalıdır.

Devlet İstatistik Enstitüsü büyük bir atılımın içindedir. Bilgi toplumunun yöneticisi kurum olma hüviyetine her geçen gün biraz daha yaklaşmaktadır. Bu amaca ulaşmanın tek yolunun özverili çalışmalar olduğu kadar, bu çalışmaları yürütecek derecede bir malî kaynağın aktarılması olduğu da şüphe götürmez bir gerçektir.

Ülkemizin ihtiyacı olan istatistikleri üretebilmesi, önerilen bütçe teklifinin kabulüne bağlı olan Devlet İstatistik Enstitüsünün 2004 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısını yüksek görüşlerinize arz ediyor ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 19 Aralık 2003

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook