İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · PAZAR

Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)

Ali Coşkun

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 1.673 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Coşkun (AK Parti), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VII.TUR (.SANAYİ VE TİCARET BAK., MİLLİ EĞİTİM BAK)); konuşma 1.673 kelime.

Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul). “Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2003-12-21-vii-tur-sanayi-ve-ticaret-bak-milli-egitim-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)20 dakika.

BAŞKANBuyurun Sayın Coşkun.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi şahsım ve Bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, bildiğiniz gibi, geçmiş yıllarda fevkalade sıkıntılı dönemler yaşadı. Ekonomi, âdeta, döviz, faiz ve borsa üçgeninde çırpındı durdu. 3 Kasım seçimleriyle Türkiye'ye kazandırılan en önemli konu, Türkiye'nin güven bunalımından çıkmasıdır. Sağlanan bu güven ortamında, yıllarca tartışılan, yazılan, çizilen rant ekonomisinden reel ekonomiye, üretim ekonomisine nasıl geçilecek konusu, iktidarımız döneminde sağlanmış bulunmaktadır.

Enflasyon belirlenen hedeflerin altına inmiş, büyüme hızı OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyede sürdürülebilir bir büyüme hızına erişmiş, reel faizler küçülmüş, kapasite kullanım oranları yüzde 80'lere ulaşmış, ekonomi, tamamen şekil değiştirerek, üretim, yatırım ve ihracat seferberliğine dönüşmüştür. Kurlardaki gerçek dengelerin kurulmasına rağmen, hükümet, ekonomiye doğrudan müdahale etmeyip, rekabete açık serbest piyasa koşullarını, ne pahasına olursa olsun, devam ettirmek ve ulusal ekonomik programlı uygulama sonucunda, ihracat, cumhuriyet tarihinin en büyük seviyelerine çıkmış ve yüzde 35 gibi bir büyüme hızına ulaşmıştır.

Bakanlığım, bütün bu olumlu ekonomik gelişmelerin yanı sıra, sosyoekonomik meselelerin çözümü için, Başbakanımızın talimatları doğrultusunda, reel sektörün önündeki bütün engelleri kaldırma yönünde, Ekonomik Sorunları Değerlendirme Kurulunu oluşturmuş ve Bakanlığımız koordinatörlüğünde, 5 daimî bakan, 5 özel sektör temsilcisiyle, haftalık toplantılar halinde piyasa sorunları değerlendirilmiş ve birçok olumlu kararlar alınmış; konu, yasa çıkarmayı gerektiriyorsa, Bakanlar Kurulunda değerlendirilerek, ilgili tasarı hazırlanmış ve Meclise sevk edilmiş; kararname çıkarmayı gerektiriyorsa, kararname hazırlanarak, onaylanmış ve derhal yürürlüğe konulmuştur.

Bu kadar aktif bir çalışma sonucunda, bir yılın sonunda, artık, herkes kabul etmektedir ki, Türk ekonomisi darboğazlardan çıkmıştır ve sağlanan siyasî istikrar, sosyal barış ortamında, ekonominin sürdürülebilir bir büyümeyle, istikrara kavuşması hedefleri tutturulmuştur.

Değerli arkadaşlar, biz, Bakanlık olarak, özellikle, sayısal olarak yüzde 90'ların üzerinde yer alan, küçük ve orta büyüklükteki işletmelere fevkalade önem verdik. Daha çok bunların yerleştiği organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri, kaynaklar azamî derecede zorlanarak, teşvik edilmiş bulunmaktadır -detaylara inmek istemiyorum- âdeta, Türkiye'nin her tarafında, organize sanayi bölgelerinde, artık, işyerleri açılmakta, makine sesleri yükselmektedir.

Buna paralel olarak, yine, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler kapsamında, rejimimizin temel taşlarından olan esnafın güçlenmesi için ve resmen kepenk kapatmış olan 420 000 esnafın kepenk açması için alınan tedbirler sonucunda, olumlu gelişmeler sağlanmış ve kepenkler açılmaya başlanmıştır.

Nejat Gencan arkadaşımızın, konuşmasında belirttiği 108 trilyon liralık kredinin esnafa bölündüğü zaman, esnaf başına 40 milyon lira gibi bir para düştüğü ifadesi yanlıştır; çünkü, 108 trilyon lira, bütçeden, faiz farkı için verilen destektir. Bunun bankada oluşturduğu fon, 750 trilyon liradır ve bunun 650 trilyon lirası fiilen kullanılmıştır; çünkü, biz göreve geldiğimizde, esnafa verilen kefalet kredisi faizi yüzde 59'du, hatırlanacağı gibi, yüzde 30'a indirdik. Önümüzdeki günlerde -enflasyon daha aşağı indiği için- yüzde 20'ler civarına indireceğiz. Bu para, fiilen uygulanan faiz ile esnafa verilen kredinin faizi arasındaki faiz farkının desteği için konulmuş bir paradır. Dolayısıyla, bu hesabın yanlış bir hesap olduğunu belirterek, bunu düzeltmek istiyorum. Esnafımız, bu gelişmelerden fevkalade memnundur.

Diğer taraftan, endüstri bölgelerinin işler hale gelmesi için gerekli yasa değişikliği önerisi -organize sanayi bölgeleriyle birlikte- Başbakanlığa sunulmuştur. Önümüzdeki günlerde, Yüce Meclisin desteğiyle bunlar kanunlaştığında, endüstri bölgelerinde ve özellikle -yine Başbakanlığa sunulmuş olan- millî gelirden kişi başına 1500 doların altında pay alan illere verilen teşviklerle yatırımların daha da hızlandırılması için bedelsiz arsa tahsisi imkânı doğacaktır.

KOBİ'lerin desteklenmesi konusunda, her zaman söylediğimiz gibi, devletin, kimi zengin kimi fakir bırakacağı alışkanlığından kurtarmak için, 38 çeşit destek sistemi getirilmiştir ve yapılan analizler neticesinde, bu şablona uyan kuruluşlar desteklenmektedir. Dolayısıyla, KOBİ'lerin, özellikle sermayelerinin güçlenmesi, kredi imkânlarının geliştirilmesi, teknoloji ihtiyaçlarının karşılanması ve eğitim konularında çeşitli destekler sağlanmıştır. Ayrıca, bu sene, 1 500 KOBİ kuruluşunun uluslararası pazarlara, ihracata yönlendirilmesi öngörülmüş olup, 1 500 sayısını da şu anda geçmiş durumdadır. Dolayısıyla, özellikle KOBİ borsalarının kurulmasıyla ve girişimci sermaye piyasalarının mevzuatının çıkarılmasıyla, bu konuda da çok önemli adımlar atılmıştır. Vakıflar Bankası ve Halk Bankasıyla yapılan özel kredi anlaşmalarıyla enflasyona endeksli kredi destekleri verilmiştir; acil destek kredileriyle, birçok kapanmış KOBİ kuruluşunun imalata geçtiğini memnuniyetle takip ediyoruz.

Avrupa Birliğiyle başlayan yeni süreç dolayısıyla, Bakanlığım, 5 000 sayfaya yakın mevzuatı ülkemize kazandırmış ve 161 teknik mevzuatın 154'ü, yine uyumlaştırılarak ülkeye kazandırılmış bulunmaktadır. Türk Standartları Enstitüsünde de, Avrupa Birliği standartlarının yüzde 80'ine uyum sağlanmış durumdadır.

Diğer taraftan, meydana gelen otorite boşluğunda, piyasa boşluğunda, tüketicilerin fevkalade sıkıntı içinde olduğunu hep beraber hatırlayacağız; özellikle bankaların kullandırdığı kredilerde, temerrüt faizi dolayısıyla, intiharlara kadar giden sıkıntılı dönemler gerilerde kaldı; çünkü, Tüketicinin Korunması Hakkında Yasayla, bütün bu mevzuat boşluğu doldurulmuştur.

Aynı zamanda, ticaretin gelişmesiyle yeni meydana gelen yeni ticaret konularında da önlemler alınmıştır; kapıdan kapıya satışlar, uzaktan satışlar, İnternet kanalıyla, televizyon kanalıyla satışlar, devremülk satışları, turizm paket satışları gibi konularda halkın aldatılması önlenmiştir. Aynı zamanda, haksız rekabeti önleyici mevzuat yayımlanmıştır. 19 yönetmelikle, tüketici hakları ve rekabetin korunması konusunda çok ciddî tedbirler alınmıştır.

Değerli arkadaşlar, ekonominin önündeki en büyük sorunlardan biri de kayıtdışı ekonomidir. Polisiye tedbirlerle bunların düzeltilemeyeceğini herkes anlamış durumdadır. Onun için, ekonomik sorunları ekonomik reçetelerle halletmek prensibimizden hareket ederek, özellikle tarıma dayalı sanayide bu konuda ciddî bir tedbir getirilmiş, ürün borsaları yasa tasarısı sevk edilmiş bulunmaktadır. Lisanslı depoculuk ile ürün borsaları yasa tasarısı Meclisten geçtiğinde bu konuda da çağdaş, yeni bir borsacılık başlayacak ve tarıma dayalı sanayide kayıtdışı ekonomi meselesinde önemli adımlar atılmış olacaktır.

Tarım üreticilerimize sağlanan desteklere gelince... Yıllarca tartışılmış ve bazı şeker fabrikalarının kapatılmasına karar verilmişti. IMF ve Dünya Bankasıyla yapılan temaslar neticesinde hem kotalardaki inisiyatif Türkiye'ye kazandırılmış hem de bu fabrikaların kapanmaması için gerekli tedbirler alınmıştır. Zarar ediyor gibi görülen fabrikalar geçen kampanya döneminde kâra geçmiştir ve şeker fabrikaları Türkiye'nin en büyük 500 kuruluşu arasında istihdamda ve kârlılıkta üçüncü ve beşinci sıraya oturmuştur. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu konuda, bu kampanya döneminde de çok ciddî çalışmalar yapılmaktadır. Şimdi, Şeker Üst Kurulumuz, bu sene kota kullanılmaması yönünde, bu prensiple, gerekli çalışmaları yapmaktadır; önümüzdeki günlerde açıklanacaktır. Alınan tedbirlerle, pancar yerine mısır, kanola, ayçiçeği ya da soya ekimi teşvik edildiği, Tarım Bakanlığıyla yapılan bir protokolle bunlara dekar başına doğrudan destek primi sağlandığı için, üreticiler pancar yerine, büyük ölçüde, özellikle mısır, ayçiçeği ve soya ekimine yönlendirilmiştir; ekonomik tedbirlerle bu darboğazlar da aşılmak üzeredir.

Ayrıca, iddia edildiği gibi -basına da yansıdı- şekerde rahatsız edici bir stok seviyesi yoktur; üstelik, ekonomideki gelişmenin şeker tüketimine de yansıdığı görülmektedir. Geçen yıl satışların toplamı ihracat dahil 1 200 000 tonken, kasım ayı sonu itibariyle bu oran 1 430 000 tona ulaşmıştır. Pancar ekimindeki alternatif uygulama dolayısıyla da şeker üretiminde normal seviyelere inildiğinden, elimizde herhangi bir şekilde rahatsız edici bir stok yoktur; iddia edildiği gibi, 500 000 ton ihraç edilerek hazineye yük olması mevzubahis değildir. Kaldı ki, hazineye, 2003 yılı ve 2004 yılında herhangi bir şekilde sübvansiyon istenmeyeceği konusunda taahhütte de bulunulmuştur; dolayısıyla, Tarım Bakanlığıyla birlikte yaptığımız bu çalışmalar neticesinde olumlu sonuçlar alınmıştır. Fındık, pamuk, zeytinyağı, ayçiçeği gibi ürünlerde ayrıca kredi faiz oranları da yüzde 37,5'ten yüzde 25'e indirilmiştir; DEFİF kredilerinden istifade eden birlikler bu faizle kredi kullanmaktadır.

Birçok tasarı hazırlanmış, Yüce Meclisin destekleriyle yasalaşmış, birçoğu da şu anda gündemdedir. Özellikle, kendi inisiyatifi dışında krizden zarar görmüş esnaf, tüccar, sanayici ve tarım sektörünün kara listeden sicillerinin temizlenmesi için hazırlanan tasarı sevk edilmiştir; önümüzdeki günlerde Yüce Meclise gelecektir.

Ayrıca, Patent Yasasındaki değişiklik, 5590 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği mevzuatıyla ilgili kanunun tamamen yenilenmesi, esnaf ve sanatkârları ilgilendiren 507 sayılı Yasa, 1163 sayılı Kooperatifler Yasasının ele alınmasını sayabiliriz Türk Ticaret Kanununda, şirket kuruluşuyla ilgili olarak bürokratik engellerin kaldırılması için yapılan değişiklikle işlem sayısı -hatırlayacaksınız- 19'dan işlemden 3'e indirildi. Yabancı sermayenin önündeki engellerin kaldırılarak yatırımların doğrudan teşviki için hazırlanan tasarı, temmuz ayında Meclisimizden geçti ve yasalaştı.

Şimdi, Türk Ticaret Kanununda geniş kapsamlı bir çalışma yapıyoruz; ama, işin önemine binaen bazı maddelerin değişiklikleriyle ilgili yasa tasarısını sevk ettik. Böylece, şirket kuruluşundaki gibi, şirketlerin birleşmesi, tasfiye edilmesi, kapatılması konusunda üç yıl, beş yıl süren süreler de, inşallah, bir gün, bir hafta gibi kısa sürelere indirilecek şekilde çalışılmakta bürokratik engeller kaldırılmaktadır.

Yabancı sermayenin gelişinde fikrî mülkiyet haklarında fevkalade tıkanıklık vardı; Patent Yasasının geçmesiyle ve yeniden yapılanmayla bu zorluklar, engeller de aşılmaktadır. Türkiye sanayi politikası, 30 Eylül 2003 tarihinde, 2003/ 44 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararıyla kabul edilmiş ve Avrupa Birliğine sunulmuştur. Dolayısıyla, şu anda, Türkiye'nin önündeki sanayi politikaları yol haritası belirlenmiş durumdadır.

Ayrıca, ulusal KOBİ stratejisi ve eylem planı da, Avrupa Birliği tarafından kabul edilmiş ve uygulamaya alınmıştır. KOBİ'ler hakkında yaptığımız çalışmalar, Avrupa Birliğinde de büyük takdir gördüğü gibi, OECD ülkeleri üst kurulunda değerlendirilmiş ve Avrupa Birliği Dönem Başkanı olan İtalya Hükümetinin başlattığı Bolonya sürecinin devamı olarak İstanbul Konferansı kararlaştırılmıştır. 2004 yılı haziran ayında yapılacak OECD Ülkeleri Bakanlar Toplantısına gözlemci üye olarak da 70'e yakın başbakan ve bakan gelmesi muhtemeldir ve Türkiye'de yapılacaktır. 2004 yılı aralığında Avrupa Birliğinin Türkiye'ye müzakere tarihini belirlemesi dolayısıyla bu toplantı öyle inanıyorum ki, dünya kamuoyunu etkileme bakımından bir fırsat olacaktır.

2004 yılında, Bakanlığımızın yeni programı çerçevesinde, birçok tasarıyı sevk edeceğiz. Vaktinizi almak istemiyorum; sizin her zamanki yüksek destekleriniz ve kabullerinizi bekleyeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bir başka konu, yine, Sayın Kâzım Türkmen'in fındık hakkındaki sorusudur. Bu sene rekoltenin de biraz düşük seyretmesi dolayısıyla, artık, rekabete açık serbest piyasa ortamında, hükümetin bu alımlara müdahale etmemesi prensibi çerçevesinde, fındık alımı yapılmamıştır. Başlangıçta çok tenkit edilen bir olay, sonra hem müstahsili hem aracıyı hem tüccarı hem ihracatçıyı memnun edecek seviyelere çıkmıştır. Öyle ki, geçen yıllara nazaran daha az miktarda fındık ihracına rağmen, yüzde 30 gibi daha fazla döviz kazancı elde edilmiştir. Elde de fazla stok yoktur. Hazinenin eski yıllarda aldığı 11 000 ton civarında fındık, Fiskobirlik'in deposunda bulunmaktadır; piyasa şartlarına göre bu da satılacaktır. Çok eski yıllardan kalan 120 000 ton civarında yağlığa gidecek fındık var. Bunun 60 000 tonu -yaklaşık söylüyorum- kullanılabilir miktarda olduğu için, stokta emniyet payı olarak bekletilmektedir; diğer yarısı yağlığa sevk edilecektir. Fındık piyasası da, böylece, serbest piyasa koşullarında yerine oturmaktadır. Tabiî, buna bağlı olarak, diğer ürünler de mümkün mertebe hükümetin müdahalesi dışında değerlendirilmeye çalışılmaktadır.

Yine, Tarım Bakanlığıyla yapılan çalışmalar çerçevesinde, doğrudan destek konusunda ciddî düzenlemeler yapılarak, artık, bu piyasaların kendi ayakları üzerinde durması sağlanacaktır. Dünya Bankasından temin edilmiş olan krediyle, birliklerin yeniden yapılandırılması konusunda da 2004 yılında artık sonuca varılacağını beklemekteyiz; çünkü, komite, ciddî çalışmaları sürdürmektedir.

İnanıyorum ki, 2004 yılı sonunda hem IMF ile yeniden bir stand by anlaşması yapma durumundan kurtulacağız hem de Dünya Bankası ve IMF tekliflerini IMF tekliflerini sadece istişarî mahiyette değerlendirir ve Türk ekonomisini, bu Yüce Meclisin kararlarıyla, hükümetlerin kararlarıyla yürütür hale geleceğiz.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

50 konuşma daha · 21 Aralık 2003

50 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook