2005 mali yılı bütçe kan.tas.( 6 ncı tur görüşmelerinde) milli savunma bakanlığı,sanayi ve tic.bakanlığı
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 38. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Aralık 2004 · 1.946 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Coşkun (AK Parti), 23 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.( 6 NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE) MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI,SANAYİ VE TİC.BAKANLIĞI); konuşma 1.946 kelime.
Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.( 6 ncı tur görüşmelerinde) milli savunma bakanlığı,sanayi ve tic.bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-6-nci-tur-gorusmelerinde-milli-savunma (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, hepinizi, şahsım ve Bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum.
Bakanlığımın bütçesi hakkında katkıda bulunduğunuz için, komisyon üyelerimize ve konuşmada yer alan arkadaşlarıma ve hepinize şükranlarımı sunuyorum. Muhakkak ki, bu konuşmalar, bizim gelecekteki çalışmalarımıza ışık tutacaktır.
İzninizle, yanlış anlamayla veyahut da tetkik fırsatı bulunmadığı için dile getirilen bazı konuları aydınlatarak konuşmamı sürdürmek istiyorum. Ancak, öncelikle dünyadaki yeniden yapılanmanın etkilerini unutmamamız gerektiğine inanıyorum. Bu asır, dünyanın yeniden yapılandırılmaya çalışıldığı bir asır, adı da konulmuş "global market", yani, küreselleşme. Bu süreçte, her yerde ısrarla söylüyorum, gümrük duvarları hızla yıkılıyor ve ülkeler arasındaki ticarî, ekonomik sınırlar kalkıyor. Sadece Avrupa Birliğiyle girdiğimiz gümrük birliği çerçevesinde ve müzakere tarihinin verilmiş olması dolayısıyla gerçekleşecek tam üyelik dolayısıyla Avrupa Birliğiyle aramızdaki gümrük duvarlarının kalkması değil, Dünya Ticaret Örgütünün aldığı kararlar doğrultusunda da bu hızlı gelişme bütün ülkeleri düşündürmektedir. Ayakta kalmanın tek çaresi, rekabet gücü yüksek ülke olmaya bağlı. Bunun da temel yapısını ekonomi teşkil ediyor. Takdir edersiniz ki, ekonominin de itici gücü çağımızda sanayi.
Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı kurulduğunda şu tartışmaları yapardık biz, tarımla mı kalkınalım, sanayiyle mi kalkınalım? Ama şimdi, artık gayri safî millî hâsılayı meydana getiren hizmet sektörü, sanayi sektörü -ki, içinde madencilik ve enerji de var- ve tarım sektörü artık birbirinden ayrılacak durumda değil; çünkü sanayiin büyük bir bölümü de tarıma dayalı sanayi olarak ülkemizde gelişmekte.
İşte bütün bu gelişmeleri ve çılgın bir rekabetin başlayacağı çağın gereklerini düşünerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığının programları yürütülmektedir.
Değerli arkadaşlarıma teşekkür ederim, çalışmalarımızı takdir etmişler, bu bütçenin bu programa yetmeyeceğini söylüyorlar; ama kaynaklar bu kadar, bu kaynakları israf etmeden kullanırsak 2003 - 2004 yılı gibi, inanıyorum ki -çalışma arkadaşlarımla beraber ve sizlerin de desteklerinizle- verimli, başarılı bir yılı daha yaşayacağız.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin makro ekonomik dengelerinin yeniden kurulduğu bu istikrar ortamında -çünkü, siyasî istikrarın ve kesimler arasında sosyal barışın sağlanamadığı dönemlerde, istikrarlı bir kalkınmanın da sağlanamadığını görüyoruz- muhalefetiyle iktidarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla hedefimiz, sürdürülebilir büyümenin elde edilmesi; grafikler de o yönde gelişiyor.
Bütçe görüşmelerinde arkadaşlarımız dile getirdi; ben makroekonomik konulara fazlaca girmeyeceğim; ancak, makroekonomik dengelerin kurulmasında, enflasyonun kontrol altına alınmasında sanayi fevkalade önemli bir sektör; çünkü, enflasyonun bir önemli unsuru da arz-talep dengesinin sağlanmasıdır. İşte, aldığımız tedbirlerle, imalat sanayiinde kapasite kullanım oranları yüzde 50'lerin altına düştüğü halde... Ortalama olarak yüzde 50-60 arasında seyretmekteydi, yüzde 25'lere düşen, kapanan fabrikalar vardı ve talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonuna dönüşmüştü biz iktidar olduğumuzda. Ayrıca da, ekonomi baskı altına alındığı, daraltıldığı için, piyasadaki durgunluk dolayısıyla, ekonominin canlı olmasında, sürdürülebilir büyümede çok önemli bir kilit unsur olan kazanç doğmuyordu. Bu kez, kuruluşların kazançları elde edilmeyince, doğrudan kazançtan vergi almak mümkün olmadı, dolaylı vergilere yüklenildi. Şimdi biz, kısmen, enerji gibi konularda o dolaylı vergilerin sıkıntısını çekiyoruz. Takdir edersiniz ki, kazançlar harekete geldi, ekonomi canlanıyor, doğrudan kazanç arttıkça -vergileri de aşağı çekerek, nispetlerini ve adedini azaltarak- bu dolaylı vergileri de aşağı düşüreceğiz.
Dolayısıyla, sanayimiz, cumhuriyet tarihinin en yüksek kapasite kullanım oranlarında çalışıyor, yüzde 84'lerde. Zaten pratikte bunun üzerine çıkmak da her zaman mümkün değil. Böylesine bir yapılanma ve hareketle, sanayimiz, bugün, hakikaten ciddî boyutta rekabet şansını da devam ettirmektedir; zira, takdir edersiniz ki, 1980'li yıllarda 2 800 000 000 dolar olan ihracatın yüzde 85-90'ı tarım esaslı ürünlerdi. Şimdi ise, 63 000 000 000 dolar civarında gerçekleşecek olan ihracatımızın yüzde 90'ı sanayi ürünü. O bakımdan, sanayiin sıkıntıları yok mu; var; çünkü, aslolan, ticarî sınırlar kalktığına göre, rekabet ettiğimiz ülkelerdeki girdi maliyetleriyle sanayicimize girdi sağlamaktır. Bugün, aramal ve hammaddede büyük bir farlılık yok; ancak, enerji, sosyal güvenlik primleri ve vergi konularında sıkıntılar var. Onları da, kısmen teşvik bölgelerinde hallettik, gelecek günlerde, yıllarda yeni kaynaklar elde edildikçe, bunlar arasında da bir denge kurmuş olacağız.
Tabiî ki, bu rekabet çağında önemli bir unsur da teknoloji. Yıllardır ihmal edilmiş ar-ge çalışmalarını, Hükümetimiz zamanında harekete geçirdik. Bir taraftan, küçük ve orta boy işletmelere, "Tekmer" kısa ismiyle adlandırdığımız teknoloji merkezleri kurarken, diğer taraftan üniversitelerle teknoloji geliştirme bölgelerini oluşturduk. Şu anda 16 üniversitemizde sağlıklı bir biçimde çalışmalara devam ediliyor, 4 üniversitemiz de araştırma safhasında.
Nejat Gencan arkadaşımız "2004 yılı bütçesinden 2,6 trilyon lira ödenek olduğu halde kullanılmamış" dediler. Hayır, bu, proje bazında uygulandığı için biz -hani müteahhitlerle iş yaparken dikkat edilir ya- tabiri caizse, gıdım gıdım projelerini inceledik, onlar gerçekleştirdikçe ödemeleri yaptık ve 20 Aralık tarihi itibariyle kesin olarak hesaplar yapıldı ve bütçedeki 2 trilyon 610 milyar lira ödenek üniversitelere kullandırıldı.
Tabiî, bu yeterli mi; değil. Onun için, biliyorsunuz, Lizbon Şartında, Türkiye'nin de kabul ettiği bir husus var. Avrupa Birliği ülkelerinin, 2010 yılına kadar, gayri safî millî hâsılasının en az yüzde 3'ünü ar-geye ayırması gerekmektedir. Türkiye'nin geçen yılki değeri yüzde 0,64'tü. Dolayısıyla, Hükümetimiz, 2007 yılı sonuna kadar yüzde 2'leri hedef almıştır. Onun için de, bu bütçede, görüştüğünüz bütçede, 2005 yılına, TÜBİTAK koordinatörlüğünde, Bakanlığımız ve ilgili bakanlıkların da katılacağı bir komite tarafından değerlendirmek üzere, ilk defa 240 trilyon lira ödenek konulmuştur ve bu 240 trilyon liradan, büyük ölçüde teknoloji geliştirme bölgeleri ve KOSGEB'in ar-ge çalışmalarında KOBİ'lere pay aktarılacaktır. Dolayısıyla -tekrar geleceğim- KOSGEB'in, kamu bankalarının Kurumlar Vergisi matrahından intikal eden ve 87 trilyon lira, Pamukbankın Halk Bankasına devriyle kesilen ödenek, büyük ölçüde buradan karşılanmış olacaktır.
Ayrıca, eskiden, bütçeden KOSGEB'e aktarma yapılmazdı; 80 trilyon lira bir aktarma var, bu çalışmalar devam ediyor. Kaldı ki, önümüzdeki günlerde, gerekirse, özelleştirme şartına bağlı olduğuna göre o karar, -çünkü, kamu bankalarının özelleştirilmesiyle kamu bankası vasfı kalkacağı için bu ödenek de kesileceğinden- özelleştirilene kadar yeniden böyle bir kesintinin yapılması konusunda da hazırlıklıyız. Böylece, Nejat Beyin o sualine cevap vermiş oluyorum.
Değerli arkadaşlar, bir başka konu esnafımızdır. Esnaf, rejimimizin teminatıdır. Geldiğimiz günden itibaren esnafla olan ilişkilere fevkalade önem vermekteyiz. Sadece bilgilendirme bakımından -eskiyi tenkit için söylemiyorum- 2002 yılında, 153 trilyon lira kredi, 200 esnaf kefalet kooperatifi vasıtasıyla, yaklaşık 40 000 kişiye kullandırılmıştır 2002 yılında. Biz, geldiğimiz günden itibaren, 1 katrilyon 333 trilyon lirayı, 700 esnaf kefalet kooperatifi aracılığıyla 800 000 esnafa kullandırmış olduk. Yani, bu rakam, cumhuriyet tarihinin toplam rakamının üzerindedir.
Dolayısıyla, esnafa fevkalade önem veriyoruz; kapanan kepenklerin hızla açılmasını takip ediyoruz; kredi faizini yüzde 59'dan yüzde 25'e indirdik; 20 trilyon lira, kriz döneminden gelen, ödeyemedikleri borçları vardı, onu yeniden yapılandırdık; ayrıca, 5 milyar lira olan limiti 15 milyara çıkardık; şimdi, limiti 25 milyara, faizleri de-enflasyona bağlı olarak- yüzde 10'lu rakamlara indirme çalışmaları devam etmektedir. Dolayısıyla, esnafımıza, hep beraber sahip çıkmak durumundayız.
Yine, sanayiin önemli bir kesimi, sayısal olarak da yüzde 99'unu teşkil eden ve bütün dünyada bu yeniden yapılanma sürecinde gündemde olan -Türkçe'de KOBİ dediğimiz- küçük ve orta büyüklükteki işletmelere de fevkalade önem veriyoruz. Arkadaşların da belirttiği gibi, 45 işlemle yapılan desteklemeyi 5 işleme indirdik, 5 belgeyle hallediyoruz. Aylarca süren işlemler, 10 dakikada, 20 dakikada bilgi işlem ortamında tamamlanıyor. Ayrıca, 8 teşvik vardı; 22 grupta 38 teşviğe çıkardık. Neden bu kadar çeşit derseniz; kayırmayı, ayırmayı, ahbap çavuş desteklemeyi önlemek için. Şimdi, analiz yapılan KOBİ kuruluşu bilgisayara yükleniyor. Bilgisayar, hangi hususlarda teşvik alacağını hemen bildiriyor. Dolayısıyla, kendisine ibraz ediliyor "bu konularda teşvik alabilirsiniz" diye ve durumu müsaitse alıyor.
Bir başka konu: Yıllardır hep konuşulur; risk kapitali, risk sermayesi şirketleri. Bu risk kelimesi, hakikaten ürkütücü olduğu için, biz bunu "girişimci sermaye şirketleri" olarak algıladık, KOBİ AŞ kurduk. Burada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Halk Bankası, KOSGEB ve bazı odalar borsalar ortak. Dolayısıyla, kuruluş sermayesini 20 trilyon olarak başlattık. Onun bünyesi içinde girişim sermaye şirketlerini kurduk. Hayata atıldığı anda hiç sermayesi olmayan, kredi almak için teminat da veremeyecek durumda olan genç girişimcilere oradan destek kredileri sağlıyoruz teminatsız olarak, Halk Bankası kanalıyla ve birçok gencimiz iş sahibi oluyor.
Ayrıca, yine, gençlerin yetiştirilmesi, özelleştirmeden havuza atılan insanların kendi işini kurması için, "inkibatör" denilen kuluçka iş merkezleri kuruyoruz. Dün birini Maliye Bakanımız Tarsus'ta açtı. Burada, projesi olanları destekleyerek üretime yönlendiriyoruz ve üretim safhasına gelince de, atölyesini kurdurarak imalatçı durumuna getiriyoruz. Böylece, KOBİ'lere çok çeşitli yönlerde destek veriyoruz.
Ayrıca, hibe şeklinde desteklerimiz var. Kendilerini ihracata yönlendirmek için sıfır faizli kredi veriyoruz. Yaklaşık, biz geldiğimizde, 4 000 KOBİ taranmıştı. 100 000 KOBİ'yi hedef aldık, 40 000'ini taradık, bitirdik ve bunlardan 30 000'ine çeşitli destekler verdik, 3 000 KOBİ'yi de ihracatçı durumuna getirdik. O bakımdan, KOBİ'lere de KOSGEB Başkanlığımız kanalıyla fevkalade önem vermekteyiz. Tabiî ki, eksikler olabilir; bunlar zamanla düzeltilecektir.
Bir başka konu, âdeta, 2000 yılına gelene kadar, ekonominin sırtına kambur olan -enflasyon kadar tehlikeli bir olay- ama, vazgeçilmez önemli kuruluşlar olan tarım satış kooperatifleri ve 2,5 katrilyon lira borç. Neden; geçmiş iktidarlar bunları ayakta tutmak için hazineden desteği vermişler, paralar geri dönmemiş. O tarihte iktidar bir karar alıyor -Dünya Bankasıyla anlaşılıyor- ve bir yasayla eski borçların silinmesi... Fakat, şartlara bağlanmış. O şartları yerine getirenler... Çıkardıkları fazla elemanların kıdem tazminatları da bu fondan ödeniyor. Bu sene, 2004 yılında, kendini düzelten, rasyonel çalışmaya başlayan tarım satış kooperatiflerinin 700 küsur trilyon lira borçlarını sildik; dolayısıyla, diğerlerine de yol gösterdik. Önümüzdeki günlerde, onlar da, bakanlığımız tarafından ve ilgili bakanlıkların katılımıyla değerlendirilmektedir. Artık, birçok tarım satış kooperatifimiz, kendi ayakları üzerinde durmaktadır ve hatta, gelişerek, bu alıcı pazarında ihracata yönelmişlerdir. Bunlara örnek olarak Tarişi gösterebiliriz. Tariş zeytinyağı, bugün, uluslararası düzeyde, ambalajıyla, kalitesiyle, hakikaten, marka haline gelmektedir. Diğer birliklerimiz de bu yolda gayret sarf etmektedirler.
Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Hasan Ören arkadaşımız üzüm üreticilerinin sorunlarını dile getirdi. Haklıdır; bölgesinin en önemli ürünlerinden birisi. Yalnız, Tariş Üzüm Birliğine, biz, bu sene, vermememiz gerektiği halde -çünkü, anlaşmalara göre, 2000 yılından sonra, artık birliklere doğrudan destekleri ve kredi imkânlarını kısma durumundayız- 54 trilyon lira, nakit olarak, alımlar için destek verdik, 39 trilyon lira borç ertelenerek, toplam 93 trilyon lira alım kredisi temin edilmiş oldu; yani, acil hale gelen, ödemesi gereken parayı da erteleyerek, böylece, onlara, 70 000 ton alım yapmalarına imkân sağladık. Tabiî, gönül daha fazlasını istiyor; ama, imkân yok. Anadolu tabiriyle, delik büyük, yama küçük geliyor. Kaynaklar bulundukça, bunlar daha sağlıklı durumlara gelecek.
Bir başka konu, organize sanayi bölgeleri.
Değerli arkadaşlar, çarpık yapılaşmayı önlemek için, organize sanayi bölgelerine fevkalade önem veriyoruz. Onun hemen yanı başında, küçük sanayi sitelerine önem veriyoruz ve bunların üstyapılarını büyük desteklerle tamamlamaya çalışıyoruz. Faizleri, gelişmekte olan bölgelerde yüzde 2'ye, normal bölgelerde yüzde 7'ye, gelişmiş bölgelerde yüzde 10'a düşürdük ve böylece, yıllardır sürüncemede kalan organize sanayi bölgelerini bitirmeye nakit ve vakit olarak iyice yaklaşmış olanlara öncelik tanımak şartıyla, 76 adet organize sanayi bölgesi altyapı inşaatı tamamlanmıştır; 84 313 işyerinden oluşan 372 adet küçük sanayi sitesinin de üstyapısı ve altyapı inşaatı tamamlanmıştır. Tam olarak üretime geçildiğinde toplam 1 500 000 vatandaşımıza istihdam sağlanmış olacaktır.
2004 yılı yatırım programında, 18 369 hektar büyüklüğünde 99 adet organize sanayi bölgesi ve 11 805 işyerinden müteşekkil 87 adet küçük sanayi sitesi projesi yer almaktadır ve hızla bitirilmesine devam edilmektedir.
Ayrıca, bu konulardaki çalışmalarımız, OECD ve Avrupa Birliği tarafından dikkatle incelendiğinden, dünyada birincisi İtalya'nın Bolonya şehrinde düzenlenen OECD Bakanlar Toplantısı, haziran ayı içinde, bildiğiniz gibi, ülkemizde yapılmış ve büyük bir başarı sağlanmıştır. OECD'nin yayımladığı Türkiye ekonomisi, Avrupa Birliği İlerleme Raporunda da etkisini göstermiş ve Türkiye hakkında, hakikaten, sitayişle bahsedilen bir önemli rapor dünyaya yayımlanmıştır. Dolayısıyla, İlerleme Raporunda, Sanayi Bakanlığının çalışmaları, tüketici ve rekabeti koruma çalışmaları, küçük ve orta işletmelerle ilgili çalışmalar, sanayi stratejisi ve KOBİ stratejileri, planımız, takdirle ele alınmış; ayrıca, serbest piyasada olmazsa olmaz kuruluşlar olan Patent Enstitümüzdeki gelişmeler ve Rekabet Kurumu, Standartlar Enstitüsü, akreditasyon kurumlarının yeniden yapılandırılması ve çalışmaları, bu İlerleme Raporunda takdir edilmiştir.
Manisa Milletvekili Sayın Hasan Ören kardeşimizin, organize sanayi bölgesiyle ilgili bir hususu daha vardı; kendisine yazılı da bilgi verebiliriz; ama, kısaca... Manisa-Akhisar Organize Sanayi Bölgesi, 132 hektar olarak devam etmektedir. Altyapı fizikî gerçekleşme yüzde 70'e ulaşmıştır. 7 trilyon 173 milyar lira ödenek tahsis edilmiş ve kullanılmıştır. Manisa-Turgutlu OSB de 162 hektar alandı; yüzde 60 gerçekleşme var. 2004 yılı ödeneği 348 milyardan sene içerisinde verilen eködeneklerle 1 trilyon 500 milyar liraya çıkarılmıştır, 2005 yılında tamamlanacaktır.
Değerli arkadaşlar, vakit daraldı; ama, Başkanımız izin verirse, şeker fabrikalarımız hakkında çok kısa bir bilgi vermek istiyorum.
Özelleştirme, Türkiye'nin önünde önemli bir sorun; ama, bugüne kadar, biz iktidar olana kadar, maalesef, özelleştirmeye yeterli önem verilmediği anlaşılıyor. Daha doğrusu, KİT'lerden sorumlu olan bakan arkadaşlar, zannediyorum, sorumluluktan kurtulmak için özelleştirme havuzuna atmışlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 23 Aralık 2004