İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 22. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk ticaret kanunu (s.s.96)

Ali İhsan Köktürk

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 22. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Kasım 2008 · 1.896 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali İhsan Köktürk (CHP), 26 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)); konuşma 1.896 kelime.

Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Türk ticaret kanunu (s.s.96)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2008-11-26-turk-ticaret-kanunu-s-s-96 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuzun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Öncelikle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğimiz üzere, memleketimizdeki ilk Ticaret Kanunu 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret’tir. Bu Kanun, az önce konuşan Sayın Faruk Bal’ın da ifade ettiği gibi, 1926 tarihli 865 sayılı Ticaret Kanunu’yla değiştirilmiş ve daha sonra 1956 yılında kabul edilen 6762 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. 6762 sayılı Kanun, elli yılı aşkın bir süredir ülkemizde ticaret yaşamına yön vermektedir.

Bugün değiştirilmesini görüştüğümüz 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun uygulandığı 20’nci yüzyılın ikinci yarısına baktığımızda bir ticaret kanunu için oldukça önemli olaylara gebe olduğunu görüyoruz. Hepimizin bildiği gibi, bu süre içerisinde Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak hayata başlayan Avrupa Bütünleşme Projesi, Avrupa Topluluğu aşamasından geçerek nihayet Avrupa Birliği aşamasına ulaşmıştır. Avrupa Birliği, ekonomik, ticari ve siyasi bir güç olmanın yanı sıra maddi hukuk kuralları da koyan uluslararası bir topluluk hâline gelmiştir. 1960’lardan beri AET ortak üyesi olan ülkemiz, 1999 yılında Helsinki Zirvesi’nde tam üye olmak konumunu kazandıktan sonra, bu gelişmeler dikkate alınarak Topluluk müktesebatının Türk hukukuna aktarılması gerektiği hâkim olmuş ve Konsey tarafından 17 Aralık 2005 tarihinde müzakerelerin başlaması kararı alınınca da bu gerekliliğin zorunluluk hâline geldiği varsayılmıştır.

Ayrıca, teknolojinin gelişmesiyle elektronik işlemlerin ve ticaretin hem ticareti hem şirketler hukukunu kökten etkilemesi, çevre kirliliği başta olmak üzere teknolojinin yol açtığı tahribatın sorumlu hukukuna yansıtılması, gelişen tüketici hakları, uluslararası konvansiyonların ticaret kanunlarını oluşturan birçok alanı ayrıntılı bir tarzda düzenlemelerinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nu doğrudan etkilediği ve bu gelişmelerin, örgütlenmelerin ve oluşumların Türk hukukuna ithal edilmesi gerekliliği yönündeki düşünceler yeni bir tasarının hazırlanmasında etken olmuştur.

Dolayısıyla, yeni bir Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın hazırlanmasında en önemli etkenleri üç ana başlık altında toplamak mümkündür: Birinci temel etken, Türkiye'nin Avrupa Birliğinin tam üyeliğine aday olma sürecidir. İkinci temel etken, teknolojik gelişmeler ve İnternet’in günlük hayatta her alanda kullanılır hâle gelmesidir. Üçüncü temel etken de, Türk lirasından altı sıfırın atılmasıyla ilgili kanunun yürürlüğe girmesi ve diğer kanunlardaki değişikliklerin Türk Ticaret Kanunu’nu etkilediği görüşüdür.

Hazırlanan tasarıya hedefler açısından baktığımızda da bu hedeflerden birincisinin Türk işletmelerinin ticari ve ekonomik yönden uluslararası rekabet piyasalarında güçlü aktörler olarak çalışmalarını sağlayacak kurum ve sistemlere sahip olması; ikinci hedef olarak Avrupa Birliği müktesebatının yeni ticaret kanununa yansıtılması; üçüncü hedef olarak yeni kanunun Türkiye’nin güncel, orta ve uzun vadeli gereksinimlerine cevap verecek mekanizmaları ve hükümleri içermesi; dördüncü hedef olarak kanunun modern ticaret hukukuyla örtüşmesi; beşinci hedef olarak da mevcut bilimsel birikimin korunması, yargı kararlarıyla sağlanan hukuki gelişimin sürdürülmesi olduğunu görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, belirttiğimiz gelişmeler ve gerekçeler karşısında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun pek çok yönleriyle ticari yaşamın ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığı, yanıt veremediği bir noktaya geldiği hepimizce kabul edilen bir gerçekliktir. Ancak yasanın getirdiği olumlu değişiklikleri desteklememizin yanı sıra katılmadığımız yönlerine yönelik olarak da eleştirilerimizi, görüş ve önergelerimizi de bu çatı altında kararlılıkla gündeme getireceğiz.

Değerli milletvekilleri, tasarıda özellikle şirketler hukukunda esaslı değişiklikler yapılmış, uluslararası muhasebe standartları kabul edilmiş, şirketlerin denetlenmesi yeni usullere bağlanmış, pay sahiplerinin elektronik ortamda Genel Kurula katılımlarının sağlanması öngörülmüş. Taşıma ayrı bir kitap olarak düzenlenmiş. Başlangıç ve son hükümler hariç beş kitaptan oluşan Türk Ticaret Kanunu, başlangıç ve son hükümler hariç altı kitaba çıkarılmış. Ticari hüküm, ticari iş ve tacir kavramlarının tayininde ticari işletme esaslı bir unsur olarak kabul edilmiş. Bilgi bankasının Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde kurulması düzenlenerek sigorta hukukunda denkleştirme istemiyle ilgili isabetli bir düzenleme getirilmiş.

Ticaret işleri tellallığı, aynı konunun Borçlar Kanunu’nda da düzenlenmiş olduğu dikkate alınarak tasarıya alınmamış. “Ultra vires” kuralına AET önergesi dikkate alınarak tasarıda yer verilmemiş, bölünme tasarıya ilave edilmiş, şirketler topluluğu ele alınmış; tek kişilik anonim şirketin kurulmasına olanak sağlanarak denetçiler anonim şirketin organı olmaktan çıkarılmış; şirketlerin denetimi, bağımsız denetim kuruluşlarına veya serbest yeminli muhasebeci veya mali müşavirlere bırakılmış. Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın altıncı kitabında da düzenlenen sigorta hukukuyla ilgili olarak da tontinlerin kurulması kabul edilerek zaman aşımı süreleri yeniden düzenlenmiş; sigortacıyı ve acentesini aydınlatma yükümlülüğü getirilerek tasarının denkleştirme istemine ilişkin 122’nci maddesi hükmü ile denkleştirme bedelinin nasıl hesaplanacağı da düzenlenerek 6762 sayılı Yasa’daki boşluk doldurulmuş.

Değerli milletvekilleri, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, pek çok değişiklik ve yeniliğin tasarıya girmesine karşın, tasarının gerek dil gerek ifade gerek Türk Borçlar Kanunu ve ilgili kanunlarla uyumu gerekse tasarının sistematiği ve içeriği bakımından bakıldığında oldukça ciddi, eleştirisel yönleri bulunmaktadır. Tasarıda kullanılan dil ve ifadenin yetersiz olduğu görülmektedir. Terim birliği sağlanamamıştır. Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’yla dil, sistematik ve içerik bakımlarından uyumlu, yeterli bir düzenleme gerçekleştirilememiştir. Her iki tasarıda kullanılan terim ve kavramlarda uyum söz konusu değildir. Sistematik bakımdan da Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda yer alması gereken bir kısım hükümler Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nda düzenlenmesi gereken bir kısım hükümler de Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda düzenlenmiştir.

Ayrıca, Borçlar Kanunu’nun Türk Ticaret Kanunu’na göre daha genel bir kanun olduğu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda bu kanunun maddelerine yollamalar yapılmış olması göz önünde tutularak her iki tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında birlikte ele alınması gerekirken bu gerçekleştirilememiş Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın daha genel olan Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’ndan daha önce Genel Kurulun gündemine gelmesi gibi ciddi bir olumsuzluk yaşanmıştır. Başta Sermaye Piyasası Kanunu olmak üzere Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Vergi Usul Kanunu gibi pek çok kanunlarla da uyumlu düzenlemeler gerçekleştirilememiştir. Tasarının 5’inci maddesi düzenlenirken 5235 sayılı Kanun’la kurulan bölge adliye mahkemeleri göz önünde tutulmamıştır.

Yine, mevcut bilimsel birikimin korunması ve yargı kararlarıyla sağlanan hukuki gelişimin sürdürülmesi tasarının hedefleri arasında gösterilmesine rağmen madde numaralarının değiştirilmiş olması nedeniyle bunu gerçekleştirme olanaklı olmaktan çıkmıştır. Tasarının sistematiğine bakıldığında da bozuk düzenlemelerin yer aldığı görülmektedir. Örneğin, tasarının 1521 ve devam eden maddelerinde yer alan son hükümlerin önemli bir kısmı aslında tasarının ilgili kitaplarında yer alması gereken hükümlerdir.

Yine, tasarının yetersizliklerinden birisi, yapılan yeni düzenlemelerin bir kısmının eksik bırakılmış olmasıdır. Örnek verilecek olursa, tek kişi ortağın şirket borçlarından sorumluluğunun şahsi ve sınırsız hâle gelmesi gereken durumlar hakkında tasarıda bir düzenleme olmaması açık bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.

Ticari defterlerin delil olmaktan çıkartılmasında, kıymetli evrak kitabında pek değişiklik yapılmadığının belirtilmesine karşın çekte ödeme yasağının talimatının kaldırılmasında haklı ve doyurucu gerekçeler bulunamamaktadır. Önceki yasada sorunlarla karşılaşılan bu ve benzeri maddelerde sorunu giderecek düzenlemeler getirmek yerine maddeyi tümden kaldırmak doğru bir anlayış olarak benimsenemez. Ayrıca, uygulamada büyük sıkıntılar yaratan ibraz sürelerinin uygulanması bakımından farklı uygulamalara yol açan “yer” kavramına tasarıyla da herhangi bir açıklık getirilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının hazırlanmasında en önemli etkenlerin başında, Avrupa Birliği müktesebatının Ticaret Kanunu’na taşınma düşüncesinin yatmakta olduğunu ifade etmiştik. Ancak göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda hemfikir olduğumuz bu konuda aşırılığa kaçıldığını da ifade etmek zorundayız. Çünkü tasarı, Avrupa Birliğine tam üye olacağımız düşüncesiyle hazırlanmıştır. Oysa Avrupa Birliğinin çifte standardı, Türkiye’ye karşı çelişkili tavrı ve kapıda bekletme düşüncesi, kendi çıkarlarına olan düzenlemelerde ülkemize yaptığı siyasi, mali baskı ve müdahaleler maalesef ulusumuzca üzüntüyle ve tüm çıplaklığıyla izlenmektedir. Kaldı ki, Avrupa Birliği hukukundaki gelişmelerin devam ettiği ve buna bağlı olarak mevzuatın sıkça değiştirilme ihtimalinin bulunduğu bir dönemde, temel kanunun tümüyle değiştirilmesinin isabeti ciddi bir şekilde tartışılmalıdır.

Avrupa Birliği mevzuatı tam olarak istikrar kazanmadan veya Avrupa Birliğine tam üyeliğimiz gerçekleşmeden ana kanun niteliğinde olan Türk Ticaret Kanunu’nun Avrupa Birliği müktesebatına uyumu temin edilmek maksadıyla belli reformların yapılması yolu yerine kökten değiştirilmesine yönelik eleştiriler, göz ardı edilmemesi gereken, haklılık payı bulunan eleştirilerdir. Avrupa Birliği müktesebatının üye devletlere bir çerçeve çizdiği, bu çerçeve içinde üye devletlerin kendi mevzuatlarını serbestçe düzenleyebilecekleri gerçeğinin ihmal edilmiş olması da tasarının önemle eleştirilecek diğer bir yönüdür.

Bunların yansıması olarak, bir taraftan olumlu bir yenilik olarak görünen düzenlemelerin diğer taraftan ulusal işletmelerimizde, şirketlerimizde çoğu hâllerde sistemsel ve mali ağır yükümlülükler getireceği tartışmasızdır. Örneğin, Türkiye’deki anonim şirketlerin yapısıyla, ekonomik güçleriyle, Avrupa’daki anonim şirketlerin gücü arasında çok büyük farklar bulunduğu, getirilen denetim mekanizmalarının özellikle Anadolu’daki küçük aile şirketleri üzerinde çok ciddi maliyet yükleri getireceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Türk şirketlerinin yabancı küresel güçlerin kolaylıkla analiz edebileceği şekle dönüştürülmesinin de Türk şirketlerinin rekabet gücünü hedeflendiği gibi artıracağı mı yoksa azaltacağı mı konusu da kuşkuludur.

Değerli milletvekilleri, ulusal bağımsızlığımızın teminatı olan kuruluşlarımızın özelleştirmeler yoluyla yabancılaştırıldığı, neredeyse holding seviyesindeki iki yüze yakın büyük sanayi ticari kuruluşumuzun yabancıların eline geçtiği, dünya bankacılık sektöründe yabancı sermaye ve yabancılaşma oranının yüzde 18, yüzde 19’ları geçmemesine karşın ülkemizde yüzde 50’lere çıktığı, AKP İktidarı sürecinden geçerken elimizde kalan ve oldukça azalan Türk şirketlerinin şeffaflaştırılma gerekçesiyle her türlü saldırıya açık hâle getirilmesi olgusunun üzerinde de çok ciddi bir şekilde durulmalıdır.

Değerli milletvekillerim, bildiğiniz üzere, Türkiye Barolar Birliğinin, çeşitli üniversitelerin ticaret hukuku öğretim üyelerinin katılımıyla gerçekleştirmiş olduğu üç toplantının tutanakları bir kitap hâline getirildi. Bu kitaptaki toplantı tutanaklarını incelerken, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ile Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’ndaki düzenlemelerin uyumu açısından rapor hazırlamak üzere Borçlar Kanunu Komisyonunca bir komisyon kurulduğunu, bu komisyonun iki tasarı arasındaki uyumsuzluk içeren pek çok hükmü yirmi bir sayfadan oluşan bir rapor hâlinde Adalet Bakanlığı yetkililerine sunduğunu dolaylı olarak bu kitaptan öğrenmiş olduk. Ancak bu rapor, Adalet Komisyonunda görev yapan milletvekillerine ulaştırılmamıştır. Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’nun birbirinin ayrılmaz parçaları olduğu, birbirine aykırılık teşkil edemeyeceği hukuksal gerçekliği karşısında tasarılar arasındaki uyumun sağlanması öncelikli görevi olmasına karşın, Adalet Bakanlığını, bu yöndeki raporu tarafımıza ulaştırmayarak, aleniyetini sağlamayarak kanunlaştırma sürecinde göstermiş olduğu olumsuz tavrı nedeniyle eleştiriyorum.

Değerli milletvekilleri, hülle yoluyla ve muhasebe sistemleriyle oynamak suretiyle bir gecede artırılan millî gelire karşın, gerçekte ülkemiz bu İktidar döneminde korkunç bir yoksullaşma yaşıyor. TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamlarının tersine gerçek işsizlik rakamlarının 5 milyona yaklaştığı, geniş tanımlı işsizlik oranının da yüzde 18,6’lara ulaştığı somut bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde 17 milyonun üzerinde insan asgari geçim seviyesinin altında yaşam mücadelesi verirken, her gece 2 milyonun üzerinde insan yatağa aç giriyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin hazırladığı verilere göre, geçen yılın aynı döneminde 19.588 gerçek kişi işletmesini kapatmasına karşın, içerisinde bulunduğumuz yılın ilk dokuz ayında bu rakam 32.328’e ulaşmış durumda. Tüzel kişiliğe sahip şirketlere baktığımızda, kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre ağustosta yüzde 21, eylülde yüzde 16 oranında azalmış, kapanan tüzel kişiliğe sahip işletmeler ise temmuzda yüzde 9, ağustosta yüzde 5’lere varan oranda artış gösteriyor. Kapanan ya da tasfiye sürecine giren şirket, kooperatif ve gerçek kişi ticari işletmelerinin toplam sayısı yılın ilk sekiz ayında rekorlar kırarak 50 binlere yaklaşmış bulunuyor. En büyük kriz dönemlerinde bile yaşanmayan bu olumsuz rekorlar, bize göre göbeğimizden geçen ancak Sayın Başbakana göre ise “teğet geçen” kriz döneminde katlanarak büyüyor ve her geçen gün binlerce insanımız işini kaybediyor, yüzlerce ticari işletme kapanıyor.

Değerli milletvekilleri, bu sorunlar kömür dağıtarak, yiyecek dağıtarak, aç insanlarımızı teşhir edercesine kent merkezlerinin içerisine çadırlar kurularak çözülemez. Çözüm için sosyal devlet anlayışının yanı sıra sağlıklı işleyen sanayi ve ticaret yaşamının varlığı zorunludur. Bu anlamda, Ticaret Kanunu değişikliği ve mevcut düzenlemelerin değişen koşullara uyumu gereklidir ancak yeterli değildir. İyi bir ticaret kanununun yanı sıra sadece damatlarının genel müdürlüğünü yaptığı ticari şirketleri değil, adil ve eşit bir şekilde tüm KOBİ’leri, ticari işletmeleri destekleyecek bir siyasi iktidarın varlığı da zorunludur. Kendisinden rafineri kurma izni isteyen iş adamına “Ben bu izni bizim Çalık’a, Putin ve arkadaşım Berlusconi’ye vereceğim.” diyen, KOBİ’lere kredi açmaya geldiğinde oldukça cimri davranan ancak tek kalemde 750 milyon dolarlık krediyi himaye ettiği bir şirkete verebilen böyle bir iktidardan bu aşamadan sonra bu adaleti, bu görevi yerine getirmesini beklemek ise sadece bir hayaldir.

Değerli milletvekilleri, her şeye rağmen yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın yasalaşması hâlinde başlayacak yeni dönemin, Türkiye'nin güncel, orta ve uzun vadeli gereksinimlerine cevap verecek mekanizmalar yoluyla Türk işletmelerinin uluslararası rekabet piyasalarında güçlü aktörler olarak çalışmasını sağlamasını; halkımızın yıllarca çalışarak edindiği birikimlerinin yöneticileri başbakanlarla, bakanlarla aynı karede kol kola poz veren, açılışları başbakanlar ve bakanlar tarafından gerçekleştirilen, dini ticaretine ve siyasetine kılıf yapan, tahminlere göre bugüne kadar 40 milyar doların üzerinde bir parayı hortumlayan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 26 Kasım 2008

92 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook