2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Zonguldak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 35. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Aralık 2008 · 724 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali İhsan Köktürk (CHP), 23 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 724 kelime.
Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2008-12-23-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kurulan 58, 59 ve 60’ıncı hükûmetler pek çok konuda olduğu gibi infaz hizmetlerinin planlanmasında ve yürütülmesinde yetersiz kalmış, kronikleşen sorunlar göz ardı edilmiş ve etkin ve kalıcı çözümler üretilememiştir. Bu nedenle her geçen gün artan bu sorunlar karşısında, bugün içinden geçtiğimiz süreçte, ceza infaz kurumları âdeta patlamaya hazır bir volkan hâline gelmiştir.
Sayın Bakanın 12 Kasım 2008 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda yapmış olduğu konuşmadaki rakamlar baz alındığında, bugün ülkemizde 384 ceza infaz kurumunda 100.211 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Aradan geçen süre zarfında da bu sayının 103 binleri aştığı ifade edilmektedir.
Değerli milletvekilleri, bu rakamlar son otuz dokuz yılın rekorudur ve bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklu sayısı kapasitenin oldukça üzerine çıkmıştır. Hâl böyleyken son yılın sorunu olmayan, son üç dört yılın en büyük, en temel sorunu olan bu husus Adalet Bakanlığınca göz ardı edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın açıkça rakam vermekten kaçınmasına karşın bugün ceza infaz kurumlarının tutuklu ve hükümlü kapasitesi en iyimser hesaplamayla 70 bin kişidir. Yani 30 bini aşkın, 35 bini aşkın hükümlü ve tutuklu fazlalığı vardır. Bu hükümlü ve tutuklular, ne acıdır ki, ya beton zeminlerde yatmakta ya da yatak nöbeti tutmaktadır.
Diğer bir sorun, tutuklu ve hükümlülerin iaşesi sorunudur. Ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlüler için öngörülen günlük iaşe bedeli 3 YTL’dir. Günlük 3 YTL’yle üç öğün yemek çıkarılmaya çalışılmaktadır. Sadece bu değil, kadın cezaevlerinde özellikle anneleriyle birlikte kalan sıfır-altı yaş grubu çocuklar için öngörülen iaşe bedeli ise annelerine takdir edilen ücretin yalnızca yarısı kadar, yani 1,5 YTL’dir.
Değerli milletvekilleri, beslenmenin en önemli olduğu yaş çağında sıfır-altı yaş grubu çocuklar için öngörülen bu iaşe bedeli ve yine mahkûmlar için öngörülen bu iaşe bedelleri, sosyal ve demokratik hukuk devletinde asla makul kabul edilemez.
Yine, ceza infaz kurumlarında kalan tutukluların yargılandıkları mahkemelere sevkleri konusu da diğer bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konu adil yargılanma hakkının olmazsa olmaz koşuludur. Buna karşın benzin ve mazot yokluğundan dolayı tutukluların savunma yapacakları mahkemelerin önüne götürülemedikleri, yine Türk Ceza Kanunu’nun 94’üncü maddesinden dolayı tutuklananların üç dört ay gibi bir süre ödenek yokluğundan dolayı mahkemelerine gönderilemediği, bir cezaevi gerçekliğidir. Böyle bir gerçeklik karşısında da ülkemizde, maalesef, adil yargılanma hakkının tam olarak somutlaştığından söz etmek olanaklı değildir.
Değerli milletvekilleri, tutukluların ve hükümlülerin sadece insan olmaktan kaynaklanan temel, vazgeçilemez, devredilemez, el konulamaz hakları vardır. Ancak, son aylarda yaşadığımız çoğu olaylar bu hakların ortadan kaldırıldığını tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Az önce Değerli Grup Başkan Vekilimiz Sayın Hakkı Suha Okay’ın da ifade ettiği gibi, gözaltında ve ceza infaz kurumlarında görmüş olduğu kötü muameleler ve işkenceler sonucu yaşamını yitiren Engin Ceber, yine Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınıp sağlık ve tedavi hakkı engellenerek daha hâkim karşısına çıkartılmadan yaşamını yitiren Kuddusi Okkır vakaları, maalesef, bir özürle geçiştirilemeyecek kadar ciddi, vicdanlarda derin izler bırakan olaylardır.
Değerli milletvekilleri, ayrıca sadece tutuklu ve hükümlüler açısından değil, cezaevi personeli açısından bakıldığında da oldukça ciddi sorunlar, çözüm bekleyen ciddi sorunlar görülüyor. Cezaevlerindeki mahkûm sayısı, tutuklu ve hükümlü sayısı göz önünde tutulduğunda personel sayısının oldukça eksik olduğu yadsınamaz bir gerçeklik.
Çalışan memnuniyetini öncelikli değer olarak aldığını ifade eden Sayın Bakanımıza ben buradan sormak istiyorum: Sayın Bakanım, icra edilen görevin ağırlığı dikkate alınarak personele yıpranma tazminatının verilmesini ya da erken emeklilik haklarından yararlandırılmasını sağlamadan, personeli idari hizmetler sınıfından güvenlik hizmetleri sınıfına aktaracak düzenlemeleri gerçekleştirmeden, maaş, ücret ve diğer koşulları iyileştirmeden çalışan memnuniyetini nasıl sağlayacaksınız?
Değerli milletvekilleri, az önce de ifade ettiğim gibi, 2002 yılında 59.187 olan tutuklu ve hükümlü sayısı özellikle 2006, 2007, 2008 yıllarında anormal artışlar göstererek, Sayın Başbakanın tabiriyle “Hamdolsun!” yüz binlerin üzerine çıkmış bulunuyor. Her konuda rekor kırmakla övünen Adalet ve Kalkınma Partisinin cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısında da rekorlar kırdığını açıkça görüyoruz.
Hepimiz biliyoruz ki yoksullaşma arttıkça, çaresizlik arttıkça suçluluk oranı artar. Ekonomideki ve sosyal olaylardaki gerilemelerin, maalesef, bugün içinden geçtiğimiz süreçte mahkûm sayısındaki anormal artışlar olarak önümüze çıktığını çok açık ve net olarak görüyoruz. Ancak, son altı yıldır ulaşılan tarihî başarılardan, kırılan rekorlardan bahseden ve bütçe konuşmasında ekonomik krizin ülkemiz insanlarını nasıl teğet geçtiğini geometri dersi vererek anlatmaya çalışan Sayın Başbakana yukarıdaki az önce bahsettiğim rakamlara atıfta bulunarak buradan seslenmek istiyorum: Sayın Başbakan sizin daha bursla okuturken bugün milyon dolarlık gemilerin sahibi olan çocuklarınızı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 23 Aralık 2008