Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Zonguldak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Kasım 2009 · 649 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali İhsan Köktürk (CHP), 4 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 649 kelime.
Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2009-11-04-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın görüşmekte olduğumuz 29’uncu maddesinin ikinci fıkrasına yönelik değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekillerim, görüşmekte olduğumuz Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın uzun zamandır yürürlükte olan ve dili oldukça eskiyen Türk Borçlar Kanunu’nun dilini belli ölçülerde arılaştırdığını ve Türkçeleştirdiğini, olumlu yapılan arılaştırma ve Türkçeleştirme metinlerine bizim de olumlu baktığımızı, ancak yer yer dil özensizlikleri olduğunu daha önceki konuşmalarımızda ifade etmiştik. 29’uncu maddenin ikinci fıkrası da bu şekilde bir dil özensizliği içermektedir. Tasarının 29’uncu maddesi bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir. Kanunlarda öngörülen ayrık durumlar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.” şeklinde bir düzenleme öngörmektedir. Maddeye baktığımızda, bu maddenin ikinci fıkrasında ifade edilmek istenen, istisnai durumlardır. İstisnai durumların Türkçe karşılığı ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Benzerlerine uymayan, kural dışı, ayrıklı.” şeklinde yer almaktadır. Bu nedenle, ikinci fıkrada yer alan “ayrık” sözcüğü yerine, Türk Dil Kurumu sözlüğünde yer aldığı biçimiyle “ayrıklı” sözcüğünün kullanılması ve fıkranın değişiklik önergemizdeki içeriğiyle kabul edilmesini arz ve teklif ediyoruz. Ancak değerli milletvekilleri, burada tabii ifade etmek istediğimiz başka hususlar da var.
İki hafta kadar önce yapılan Borçlar Kanunu görüşmeleri sırasında, Sayın Adalet Bakanı, 23’üncü maddede söz alan Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’in konuşmalarına yanıt hakkını kullanmıştı. Sayın Kamer Genç bir hâkimin tayininden yola çıkarak Adalet Bakanının ve Adalet Bakanı Müsteşarının Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üzerindeki baskısından, zorlamalarından söz etmişti. O gün kürsüye çıkan Sayın Adalet Bakanımız ise aynen -elimde var metin- şu sözcükleri kullanmıştı, diyor ki Adalet Bakanı: “Adalet Bakanının bir hâkim, bir savcı gönderme imkânı yok. Ayrıca, Bakanlık sadece bu işin sekretaryasını yapar, hazırlığını yapar, Hâkim ve Savcılar Yüksek Kuruluna sunar, özgürce karar verme makamı Hâkim ve Savcılar Yüksek Kuruludur.” ve arkasından Adalet Bakanımız ekliyor, Sayın Kamer Genç’in Türkiye Büyük Millet Meclisini gerçek dışı iddialarla meşgul etmemesini ve bilgilenmesini istiyor. Tabii Sayın Adalet Bakanı burada olmadığı için bunu kendisine şifahen, yüzüne karşı aktaramıyoruz ama biliyorsunuz, Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunda kararname oldukça gecikmişti. Bu geciken kararnameyle ilgili olarak, Sayın Başbakanın ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının basına yansıyan sözleri olmuştu. Hepiniz hatırlayacaksınız, Sayın Başbakan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu hadlerini aşmamaya davet ederek Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki kararın Adalet Bakanlığından gelen taslağa uygun olarak çıkartılması gerektiğini ifade etmişti. Buna yönelik gazetelerde çıkan Başbakanın demeçleri şu an elimde mevcut.
Şimdi, o zaman sayın milletvekilleri, burada acaba bilgisiz olan, acaba gerçek dışı iddialarla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini işgal eden Sayın Kamer Genç midir yoksa Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu hadlerini aşmamaya davet eden ve Adalet Bakanlığından gelen taslaktakine uygun bir şekilde hâkim ve savcıların atamalarının, yer değiştirmelerinin yapılmasını talep eden Sayın Başbakan mıdır?
Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın başlangıç kısmında yasama, yürütme, yargı ilişkilerinin bir üstünlük ilişkisi olmadığı, karşılıklı bir saygı ilişkisi olduğu açıkça ifade edilmiştir. Anayasa’nın 138, 139, 140’ıncı maddelerinde hâkimlik teminatı, hâkimlik mesleğinin bağımsızlığı düzenlenmiş, 159’uncu maddesinde de hâkim ve savcı atamalarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevi olduğu, hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir.
Şimdi, ben buradan yine sormak istiyorum. Sayın Bakan olsaydı kendisine buradan sormak isterdim. Anayasa’nın başlangıç hükümlerine rağmen, Anayasa’nın 138, 139, 140’ıncı maddelerine rağmen, Anayasa’nın 159’uncu maddesine rağmen…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Köktürk.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla)…bu maddelere rağmen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bağımsızlığını hiçe sayıp üzerinde baskı kurmaya çalışılan bir yürütmenin bulunduğu, bir siyasal iktidarın bulunduğu, hukuk kurallarının saygın birimin insanlarına, aydın gazetecilere farklı, evet, dağdan inen teröristlere farklı uygulandığı ve Türk hukuk sisteminde hiç görülmeyen seyyar mahkemelerin oluşturulduğu bir hukuk sistemi bütün toplumun gözü önünde cereyan ederken, gerçekleşirken, burada yapmaya çalıştığımız Borçlar Kanunu’nun halkımızın üzerinde inandırıcı, onların duygularını tatmin edici, adalet ve hakkaniyet duygularını pekiştirici bir anlam ifade etmesi mümkün olabilir mi? Sayın Adalet Komisyonu Başkanımıza sormak istiyorum. Önemli olan sadece yasa yapmak değildir, yasaların eşitlik, adalet ve hukuk devleti normlarına uygun bir şekilde sağlanmasını gerçekleştirmek de hepimizin temel görevidir.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 4 Kasım 2009