Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)
Zonguldak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 16. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Kasım 2009 · 508 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali İhsan Köktürk (CHP), 11 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 508 kelime.
Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 11 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2009-11-11-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 54’üncü maddesine yönelik değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ayrıca, geride bıraktığımız gün, hepimizin bildiği gibi, cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi varlığının aramızdan ayrılışının 71’inci yıl dönümüydü. Ben, bir kez daha, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü bitmeyen sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.
Ayrıca, cumhuriyet meşalesinin ve Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinin laik, demokratik, sosyal hukuk devletimizi sonsuza kadar aydınlatacağına olan inancımızı bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında tekrar etmeyi bir borç biliyorum.
Değerli milletvekilleri, bu önergemiz, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın, tarihi itibarıyla dili oldukça eskiyen Türk Borçlar Kanunu’nun dilini arılaştırmaya, Türkçeleştirmeye yönelik iddiasına katkı sağlamaya, destek vermeye yönelik bir önerge. O nedenle, Adalet Komisyonu Başkanımız da önergemize destek verdi. Ben kendisine teşekkür ediyorum. Bu önergemizin amacı buydu. Bu nedenle, bu değişiklik önergemizin kabulünü yüce Meclisimizden arz ve teklif ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, tabii burada değiştirdiğimiz, yasalaştırdığımız maddelerin, genel olarak Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nın, aynen diğer kanunlarımız gibi, yani Türk Medeni Kanunu gibi, Türk Ceza Kanunu gibi amacına ulaşabilmesi için sadece burada yaptığımız normların adil olması, meşru olması, sosyal ve ekonomik gelişmelere paralel uyum sağlaması yeterli değildir. Bundan daha önemli olan hususlar vardır. Bu hususlardan bir tanesi, bu maddeleri uygulayacak yargı organının bağımsız olmasıdır.
Yine bunlardan bir diğeri, yargılamaya etki eden unsurların bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Bu maddeye baktığımızda, bu madde, bedensel zararları tarif etmektedir. Tedavi giderleri, kazanç azalması, çalışma gücünün azalmasından bahsetmektedir. Bu maddenin uygulanabilmesi için bir bilirkişilik kurumuna ihtiyaç vardır. Yani bilirkişiler tarafından, tedavi giderlerinin miktarı, kazanç azalmasının miktarı ve çalışma gücünde meydana gelen kayıpların doğru, tarafsız ve objektif olarak saptanması gerekir ancak bilirkişi kurumunun, özellikle “Bilirkişilik” deyince en üst kurum olarak gördüğümüz Adli Tıp Kurumunun her gün yeni sansasyonlarla gündeme geldiği bir süreçte bunun nasıl gerçekleşeceğini burada Hükûmet Sözcüsünün önünde ve Adalet Komisyonumuzun önünde gündeme taşımak istiyorum.
Sayın Bakanım, Sayın Adalet Komisyonu Başkanım, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde NTV’de yayınlanan bir programda, Adli Tıp Kurumu Başkanı bir soruyla ilgili olarak yanıt istendiğinde kendisinden, aynen şu cümleyi kullanmış: “Biz, Adli Tıp olarak, hastanın yararı kadar toplumun bazı kesimlerinin de düşüncelerini düşünmek zorundayız.” demiş. Ancak Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 64’üncü maddesi bilirkişi kurumunun esaslarını ve yeminini düzenliyor. 64’üncü maddenin beşinci fıkrasına baktığımızda, aynen şu ibareyi içeriyor: Bu maddeye göre bilirkişiler, görevini adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğine yemin ediyorlar. Yani bu bilirkişilik yemini aynı zamanda bilirkişilerin hangi esaslara uygun olarak çalışmaları gerektiğini anlatıyor. Yani bu maddeye göre bilirkişiler öncelikle adalete uygun davranmak zorunda; daha sonra, bilim ve fennin esaslarına uygun davranmak zorunda ve nihayetinde, bu bilirkişiler, tarafsızlıkla görevlerini yerine getireceklerine dair yemin etmek zorunda.
Şimdi, Adli Tıp Kurumu Başkanının açıklamasına bakıyoruz, diyor ki: Biz rapor tanzim ederken, objektiflikle değil, bilim ve fennin esaslarına göre değil, toplumun bazı kesimlerinin hassasiyetlerine göre bu raporu düzenliyoruz. Yani dolayısıyla, böyle bir açıklamayla Adli Tıp Kurumu Başkanı, meslek ilkelerini değil toplumun bazı kesiminin düşüncelerini önemsediğini ortaya koyuyor.
Şimdi ben, bu açıklamaların ışığında, Sayın Hükûmet Sözcümüze sormak istiyorum: Adli Tıp Kurumu Başkanının…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
59 konuşma daha · 11 Kasım 2009