İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · CUMA

Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)

Ali İhsan Köktürk

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 501 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali İhsan Köktürk (CHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 501 kelime.

Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2010-12-10-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25’inci maddeye yönelik önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yaklaşık çarşamba gününden bu yana, bu saate kadar, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacağı iddiasıyla Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından, Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilen önemli bir yasayı görüşüyoruz. Biz de sadece çarşamba gününden bu yana değil Anayasa Mahkemesinin ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının değişikliğini içeren Anayasa değişikliği sürecinden bu yana aslında bu sürecin demokratikleşme süreci olmadığını, temel hak ve özgürlükleri geliştirme süreci olmadığını, yargı bağımsızlığını gerçekleştirme süreci olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.

İşte, değerli arkadaşlar, üzerinde önerge verdiğimiz, söz aldığımız 25’inci madde, bu tasarının aslında bu amaçlardan ne kadar uzak olduğunun çok bariz bir örneğini oluşturuyor. 25’inci maddeye baktığımızda bu maddenin propaganda yasağını içerdiğini görüyoruz yani bu maddeye göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilmek için aday olan hâkim ve savcılar, kesin aday listelerinin ilanından başlayarak oy kullanma sürecinin sonuna kadar propaganda yapamazlar ancak kendi özgeçmişlerini, Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği esas ve usuller çerçevesinde bu iş için tahsis edilmiş bir İnternet sitesinde yayınlayabilirler.

Yine, kimliklerini ve meslekleriyle ilgili düşüncelerini kısaca açıklayan mektup, elektronik posta ve ileti gönderebilirler, kapalı salon toplantısı yapabilirler. Ancak değerli arkadaşlar, aday olan hâkim ve savcılarımız gerek yerel gerek bölgesel gerekse ulusal televizyon ve gazetelerde kendi özgeçmişlerini ve aday olma gerekçelerini, Meclisteki tecrübelerini içeren bilgilerini yayınlatamazlar.

Yine, hâkim ve savcılarımızın meslek örgütleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna girmesini istedikleri adaylarla ilgili propaganda yapamazlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ben, bu bilgiler ışığında, bu tasarı metninin ışığında sizlere sormak istiyorum: Bir taraftan gelirlerinin yüzde 80’i halkımızın ödediği vergilerden, elektrik faturalarından oluşan TRT’yi kendi şahsi malıymış gibi kullanan, diğer taraftan bu da yetmiyormuş gibi iki devlet bankasından, halkın cebinden 750 milyon dolar para vererek yandaş medyasını yaratan ve yine ülkemizdeki görsel ve yazılı basının yüzde 80’ine, yüzde 90’ına her türlü yöntemi kullanarak hâkim olan bir anlayış, diğer taraftan hâkim ve savcılarımızın aday olma sürecinde kendi öz geçmişlerini ve kendi mesleki tecrübelerinin yerel gazetelerde bile yayınlanmasını engelleyecek böyle bir tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk ediyor. Bu kadar çiftçe standart içeren bir anlayış değerli arkadaşlar. Bu iddiaların, bu savların samimi olduğunu kabul edebilir miyiz?

Diğer taraftan bakıyoruz, kendi düşünsel birlikteliği içerisinde olan hâkim ve savcıların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yönetiminde yer alması için liste hazırlayan ve bu listeyi gizli gizli adliyeler kanalıyla dağıtan Adalet Bakanlığının, diğer taraftan hâkim ve savcıların meslek örgütlerinin propagandalarını engellemesi karşısında bu tasarının genel gerekçesinde bahsedilen amaçlar samimi olabilir mi?

Değerli arkadaşlar, 12 bine yakın hâkim ve savcı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerinde oy kullanıyor yani bunlar mesleğe yeni başlayandan tutun emeklilik derecesine gelmiş hâkimlerimizi de içeren ve genelde birbirini tanımayan bu kadar geniş bir kadro. Bu kadar geniş bir kadro karşısında Kurula aday olan hâkim ve savcıları bu kadar dar bir tanım içerisinde propaganda kapsamına sokan anlayış, az önce bahsettiğim demokratikleşme, temel hak ve özgürlükleri geliştirme iddiasında samimi olabilir mi? Değerli arkadaşlar, tabii ki samimi değil. Bu tasarı, bu 25’inci madde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

112 konuşma daha · 10 Aralık 2010

112 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook