Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)
Zonguldak Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 66. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Şubat 2011 · 519 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali İhsan Köktürk (CHP), 15 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI İLE BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM, AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU RAPORU HK. (568)); konuşma 519 kelime.
Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun tasarısı ile bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm, avrupa birliği uyum komisyonu raporu hk. (568)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2011-02-15-radyo-ve-televizyonlarin-kurulus-ve-yayin-hizmetleri-hakkinda-kanun-ta (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici 2’nci maddeye yönelik önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi öncelikle saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu tasarının genel gerekçesinde Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında düzenlendiği ifade edilmektedir ancak tasarının içeriğine bakıldığında Avrupa Birliği mevzuatına uyumundan söz etmek olanaklı değildir. Avrupa Komisyonunun 2007 İlerleme Raporu’nun “İşitsel ve Görsel Medya Politikası” başlıklı bölümüne baktığımızda aynen şu ifadeler yer almaktadır: “İşitsel ve görsel medya alanında müktesebata uyuma ilişkin hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Bağımsızlık konusu, daha önceki ilerleme raporlarında olduğu gibi, kamu hizmeti veren yayın organı TRT’nin ve RTÜK’ün yeterli miktarda finansmanı hususu da dâhil olmak üzere, endişe konusu olmaya devam etmektedir. Özellikle RTÜK’ün özel yayın organlarına uyguladığı bir dizi yaptırım da bu kurumun bağımsızlığı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.”
Değerli arkadaşlar, bu, Avrupa Birliğinin 2007 İlerleme Raporu’nun açık ifadesi. Yani Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda kamu yayıncılığı yapan, tarafsız olması gereken TRT’nin ve aynı zamanda özerk olması gereken TRT’nin ve RTÜK’ün bağımsızlığının endişe konusu olmaya devam ettiği açıkça belirtilmektedir. Buna rağmen, bu tasarıda bağımsızlığı sağlamaya yönelik herhangi bir düzenleme de yer almamaktadır. Ayrıca, Üst Kurulun üyelerinin seçimi ve oluşumu da Avrupa Birliğindeki benzer kurumlarla hiçbir şekilde bir benzerlik taşımamaktadır.
Değerli milletvekilleri, yine bir yasa metnine idari ve malî açıdan özerk olduğunun yazılması, o yasa metninde yer alan kurumların özerkliklerini sağlayamaz. Bu bağlamda, Anayasa’da ve yasada özerk olarak tanımlanan TRT’nin özerkliği söz konusu olmadığı, TRT’nin Adalet ve Kalkınma Partisinin yani siyasal iktidarın ideolojik bir propaganda aracı hâline geldiği gibi, RTÜK’ün de işleyiş olarak özerk bir anlayışa sahip olduğundan söz edilemez. Önemli olan, idari ve malî anlamda gerçek bir özerkliği sağlayacak fiilî durumun da yaratılmasıdır ancak bu tasarıyla gerek hukuki gerekse fiilî olarak özerkliğin yaratılması olgusu kesinlikle söz konusu olmamaktadır.
Değerli milletvekilleri, ayrıca RTÜK, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar arasında yer almaktadır. Yaşananlara baktığımızda ise bizzat RTÜK’ün icraatlarının denetlenmeye ihtiyaç hissettiğini görüyoruz. Bugün TRT nasıl Adalet ve Kalkınma Partisinin, siyasal iktidarın tek yanlı ideolojik propaganda aracı hâline dönüşmüşse, maalesef RTÜK de Adalet ve Kalkınma Partisinin muhalefetin sesini kısmak için kullandığı önemli araçlardan birisi hâline gelmiştir. Yargıda özel yetkili mahkemelerin yaptığını maalesef bugün medya alanında RTÜK yapmaktadır. Bir yandan “Oda TV” örneğinde görüldüğü gibi muhalif sesler baskın ve gözaltılarla susturulmaya çalışılmakta, diğer taraftan RTÜK kanalıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin politikalarını eleştiren yayınlar yapan medya kuruluşlarına ceza üstüne ceza yağdırılmaktadır. Ayrıca RTÜK Yasası’nda açıkça belirtilmesine rağmen, yayın ilkelerini ihlal eden, tek taraflı yayınlarla Adalet ve Kalkınma Partisine gözü kapalı destek veren radyo ve televizyon kuruluşları ise açık açık görmezden gelinmektedir.
Değerli milletvekilleri, RTÜK bunu o kadar abartılı bir şekilde yapmaktadır ki özellikle geride bıraktığımız 12 Eylül referandum sürecinde Yüksek Seçim Kurulunun bile tahammül sınırları aşılmıştır. Yüksek Seçim Kurulu, RTÜK’ün, TRT’nin özellikle, kamu yayıncılığı yapan TRT’nin tek taraflı yayınlarını görmezden gelmesi karşısında âdeta isyan etmiş ve RTÜK’e bir uyarı yazısı göndermek zorunda kalmıştır.
Sonuç olarak, bu yasayla RTÜK ve medya alanı yeniden düzenlenmekte, sermaye paylarıyla ilgili olarak yapılan değişikliklerle medya tam kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tasarıyla gerçekleştirilmek istenenleri görmezden gelmemiz ve bu tasarıya onay vermemiz mümkün değildir.
Bu duygu ve düşüncelerle önergemizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 15 Şubat 2011