Kamu mali yönetimi ve kontrol kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1357)
Balıkesir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 94. Birleşim · 5. yasama yılı · 25 Nisan 2007 · 1.172 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kemal Deveciler (CHP), 25 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1357)); konuşma 1.172 kelime.
Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1357)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2007-04-25-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b094/tbmm221540940392.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı- sı'nın 7'nci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (x) 1357 S. Sayılı Basmayazı 24/04/2007 tarihli 93'üncü Birleşim Tutanağı'na eklidir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, son dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan pek çok önemli kanunun içinde özel bir yere sahiptir. Şeffaf bir mali yönetimden kaçınmak isteyen bir iktidar için bu kanunun varlığı, önemli bir yüktür. Bu nedenle de şu an Türkiye'nin başında olan türden bir iktidarın, bu yasaya ilişkin değişik yöntemler besleme eğilimi şaşırtıcı olmamaktadır. Nitekim, biraz sonra değineceğim gibi, Hükümet, kendisine bırakılan bütün mirasları yeme azminde olması nedeniyle, bir yandan bu türden bir uygulama içinde, diğer yandan da kamu mali yönetiminin kontrolünden kaçınma çabası içindedir.
Her ne kadar, bugün üzerinde görüşmekte olduğumuz maddeler tamamen teknik konulardan oluşuyorsa da bu görüşmeler kanunda değişiklik yapmaya neden olan çok sayıdaki girişimden biridir. 5018 sayılı Kanun'un 2003 yılında yasalaşmasının ardından 22/12/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5436 sayılı Kanun'la, ilk yasa, neredeyse yeniden yazılmıştır. Daha sonra da bu yönde değişiklik çalışmaları yapmıştık.
Şimdi de yine 5018 sayılı Kanun'da değişiklik yapan bir tasarıyı görüşmekteyiz. Bu denli önemli bir yasada bu denli çok ve sık değişikliklerden kaçınmalıyız, çünkü bu şekilde devam ettikçe yasanın tutarlılığı zedelenecektir. 5018 sayılı Kanun'la getirilmek istenen yeni mali sistemin etkili, verimli ve tutarlı işleyebilmesi ve kendi içindeki tutarlılığı kaybetmemesi için kanunda sık sık değişiklik yapılmasından vazgeçilerek, gerekiyorsa bu kanun tekrar enine boyuna ele alınmalıdır ve bu şekilde kamu yönetiminde son dönemde görülmeye başlanan şeffaflıktan kaçınma istidadı da idarenin elinden tamamen alınmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüştüğümüz tasarı ilk getirildiği haliyle, Emniyet Genel Müdürlüğünün alımlarıyla ilgili karşılaştığı birtakım zorlukları aşmak amacıyla getirilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğünün hizmete yönelik ihtiyaçlarının gereken zamanda karşılanmasını öngören tasarının belki de geç kalmış bir girişim olduğunu söylemek mümkündür, çünkü Türkiye'de asayiş sorunu, AKP döneminde ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bu nedenle, emniyet teşkilatının bu yoğunluktaki gelişmelerle baş edebilmesi, hızlı tedbirlerin alınmasını gerekli kılmaktadır.
Öte yandan, yine, bugün görüşmekte olduğumuz bu düzenlemenin, Yasa'nın çıktığı tarihten tam üç buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen şimdi, tekrar, ancak gündeme geliyor olması şaşırtıcıdır. Diğer bir deyişle, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 27'nci maddesinin birinci fıkrasına emniyet teşkilatının alımları için bir bent eklenmesi uygunken, AKP İktidarının bu kadar senedir niçin bu konuya el atmamış olduğu da bir merak konusudur.
AKP İktidarının sicili, şeffaflık konusunda, kayıt dişilik konusunda bazı gelişmeleri halkımızın gözünden gizlemek konusunda ya da hedef saptırma konusunda oldukça kabarıktır. AKP İktidarı, şeffaf bir kamu mali yönetimi yapılabilsin diye gerçekleştirilen düzenlemeleri delmek ya da çevresinden dolaşmak için oldukça yoğun bir çaba içinde olmuştur. Tüm iktidar süresi boyunca, dört buçuk yıldan beri, nitekim, yüksek tutarlı harcama yapan kuruluşların sistemin dışına çıkartılması, bazı gelir-giderlerin bütçenin gelir ve gider kalemleriyle ilişkilendirmeden özel hesaplarda takip edilebilmesi için torba yasalara hükümler konulması gibi uygulamalar da AKP döneminde yapılmış olan karmakarışık uygulamalardır.
Değerli milletvekilleri, tüm gizleme çabalarına karşın bütçede ciddi sorunların varlığı ortaya çıkmaktadır. 2007 yılı Ocak ayı merkezî bütçe performansı son dört yılın en kötü sonucunu vermiştir. Harcama toplamı 18,5 milyar YTL ve gelir toplamı da 12,4 milyar YTL olup, ocak ayı sonuna göre bütçe açığı 6,1 milyar YTL'dir. 2006 yılının ikinci yarısından itibaren artan faiz ödemeleriyle faiz dışı harcamaların bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22,7 oranında artması bu gelişmeye neden olmuştur. Faiz dışı harcamalardaki bu gelişmede özellikle personel ve sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferler ön plana çıkmaktadır. Özellikle, bu son kalemle ilgili olmak üzere bir önceki yılda üstü örtülen ve bekletilen ödemelerin artık devreye girmeye başlaması ve bu ödemelerin yapılmaya başlaması çok önemlidir. Nitekim mal ve hizmet alımları kaleminin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,1 oranında artmış olması, bu harcamaların yüzde 75'inin de yeşil kart harcamalarındaki artıştan kaynaklanmış olması, bunun önemli bir göstergesidir.
Önceki yılda ölçüsüz biçimde yapılarak saklanan harcamaların önemli oranda bir baskısını 2007 yılı bütçesi üzerinde de hissedeceğiz ve hissetmeye de başladık. Bunu, ocak ayında 6,1 milyar YTL ve şubat ayında da 2,1 milyar YTL açık veren bütçe rakamlanyla hissetmeye başladık, bu kesinleşti, iki aydaki bütçe açığımız 8,2 milyar YTL'ye çıktı. Yılın ilk iki ayında bütçe açık rakamları yüksek miktarlara ulaşınca, iktidar, apar topar Türk Telekom satışının taksitlerini önceden tahsil etme cihetine gitmiştir. Bunun sonucunda, şubat ayında 7,4 milyar YTL seviyesinde olan merkezî yönetim bütçesi sermaye gelirlerinin, mart ayında 5,9 milyar YTL çıktığını hep beraber gördük. Oysa bu zorlama, ancak geçici ve göz boyamaya yönelik bir çabadır.
Hükümet, bu açıklara, "Konjonktürel bir durumdur. Önemli olan, sene sonu gerçekleşmeleridir." ifadeleriyle yaklaşmaktadır ve mart ayı bütçe geçekleşmesini bir başarı olarak da sunacaktır. Fakat hepimiz biliyoruz ki, amaç, seçime kadar Türk halkını oyalamaktan başka bir şey değildir. Bütçe açıklarını, suni olarak, böyle, günü gelmemiş ödemeleri erken tahsil ederek kapatmaktan başka bir şey değildir; çünkü yıl sonundaki bütçe açığımız da 3 milyar YTL idi, sonra 4 milyar YTL'ye çıktı. Müteahhitlere yapılacak ödemeleri, yeşil kartlıların ilaç ödemelerini, eczanelere ödemelerin hepsini ödemeyerek bütçe açığını, sanki, 4 milyar YTL civarında kapattık gibi övünmeye başladık. Ama, işte, görüyoruz, iki ayda bunların ödemelerinin gündeme gelmesi ve ödemelerin yapılması neticesi, 8 milyar YTL civarında bir açığı yakalamış bulunuyoruz. Bu, 2006 yılından gelen ve bu yıla aktarılan, suni olarak bütçenin düşüklüğünü gösteren kalemlerdir. Aslında, bunları zamanında ödemiş olsaydık 2006 yılı bütçe açığı 4 milyar YTL civarında değil, 12 milyar YTL civarında gerçekleşmiş olacaktı.
Fakat, neyse ki, doğruyu söyleyebilecek cesareti bulunan kamu kurumlan da vardır. Nitekim, enflasyon hedefinin aşılması nedeniyle Merkez Bankası tarafından 22 Ocak 2007 tarihinde Hükümete hitaben yazılan açık mektupta, 2006 yılında kamu kesiminin tüketim harcamalannda görülen yüksek oranlı artışlara dikkat çekilmektedir. Bu saptama, Hükümet tarafından ne denli tersi savunulursa savunulsun, mali disiplinin son dönemde bozulma eğiliminde olduğunu teyit eden bir başka göstergedir, Merkez Bankasının yazmış olduğu bu yazıdaki gösterilen gösterge.
Harcamalann yanı sıra vergi gelirlerine bakıldığında da bunların reel olarak gerilediğini görmekteyiz, üç aydaki vergi gelirlerinin reel olarak gerilediğini görmekteyiz.
Sonuç olarak, bütçede ve mali disiplin uygulamalannda ciddi bir risk doğmaya başlamıştır. Her ne kadar Türk Telekom'un yüzde 55'ini satın alarak Türkiye'de bu alanda bir özel tekel konumuna gelmiş olan, Hariri'nin şirketi Oger, bundan sonra ödemekle yükümlü olduğu dört taksit karşılığı 4,3 milyar dolarlık ödemeyi bir defada yapmış olsa da bundan sonra, bozulan bütçe dengelerini bu şekilde tutturuyor olmak, doğaldır ki, bu sorunu ciddi bir şekilde çözmek yerine, babadan kalan arsa- lan, babadan kalan evleri satıp aile bütçesini denkleştirmekle eş anlamlı olacaktır. Sayın Başbakanın, muhalefete, doğruları söylüyor diye kızmakla geçirdiği zamanının yansını, Hükümet üyelerine doğru politikalar izlemelerini söylemekle geçirmesi, daha doğru ve Türkiye'ye daha fazla yarar sağlayacak bir sonuç yaratacaktır. Sayın Başbakanın, ilgili bakanlara, ilgili bürokratlara doğrulan söylemesiyle ilgili, bu şekilde davranması daha doğru olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mali yönetim ve mali disiplinden ödün vermemek yerine, fiskal oyunlarla durumu idare etmenin elbette bir sonu vardır. Yabancı yatınmcılan gelecekteki taksitlerini önceden ödemeye ikna ederek bütçe dengelerini düzeltmek, ne kimseye yarar sağlar ne de artmakta olan riskleri ortadan kaldırmaya yarar. Hükümet, sadece, zaman kazanmaya çalışmaktadır, Hükümetin başka bir düşüncesi yoktur burada.
Tüm, bu duygu ve düşüncelerle, görüşmekte olduğumuz tasannın hayırlı olmasını diliyor, say- gılanmı sunuyorum. (CHP sıralanndan alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 25 Nisan 2007