Türkiye taşkömürü işletmesine işçi alınması ve üretimin artırılması hakkında
Genel Kurul, 47. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ocak 2008 · 981 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Koçal (CHP), 9 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE TAŞKÖMÜRÜ İŞLETMESİNE İŞÇİ ALINMASI VE ÜRETİMİN ARTIRILMASI HAKKINDA); konuşma 981 kelime.
Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Türkiye taşkömürü işletmesine işçi alınması ve üretimin artırılması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2008-01-09-turkiye-taskomuru-isletmesine-isci-alinmasi-ve-uretimin-artirilmasi-ha (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ KOÇAL (Zonguldak)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yedinci bölümüyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kanunun yedinci bölümü 181 ile 210’uncu maddeleri kapsamaktadır. Bu maddelerde Hemşirelik Kanunu, Petrol Kanunu, Veteriner Hekimliği Kanunu ve Orman Kanunu’nun bazı maddeleri değiştirilmektedir. Aslında, tasarı tümüyle incelendiğinde görüleceği gibi, Temel Ceza Kanunlarına uyum amacıyla yapılan bir tasarı değil, yeni suç, eylem ve cezalar ihdas eden kimi maddelerin yeniden düzenlenmesi bulunmaktadır. Bu kanun tasarısı Adalet Komisyonunda yeterince görüşülmemiş, görüşüldüğü kadarıyla da muhalefetin önerileri dikkate alınmamıştır. 22’nci Dönem komisyon üyeleri de karşı görüşlerini bildirmiş, ancak onlar da dikkate alınmamıştır.
Tasarıda birtakım eksiklikler ve yanlışlar vardır. Bu hususlar komisyonlarda söylenmesine karşın Genel Kurula mevcut şekliyle gönderilmiştir. Aslında kanun yaparken kanunsuzluk yapıldığı çok nettir, çünkü, tasarıda yer alan yetmiş dört maddenin daha önce yasalaştığı ve tekrar bu tasarı kapsamına alındığı görülmektedir. Bu yetmiş dört maddenin yasalaşması için yeniden Genel Kurula gönderilmesinin bir anlamı olmadığı açıktır. Böyle bir yasanın çok acele bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi daha büyük hataların yapılmasına neden olacaktır.
Değerli milletvekilleri, konuşmamın kapsamına giren yedinci bölümdeki değişikliklere bakıldığında 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirildiğini görüyoruz. 1954 yılında çıkartılan bu Yasa’da hemşirelerin görev ve yetkilerinin tam olarak belirlenmemesi nedeniyle bazı sıkıntıların var olduğu, hemşirelerin birçok sağlık kuruluşlarında sekreterlik dâhil her işte çalıştırıldığı bilinmektedir. Ayrıca, hemşirelerimizin sayısının yetersiz oluşu, yetki ve sorumluluklarının dışında çalıştırılması, yoğun iş gücü sebebiyle aşırı yıpranmalarının yanında yetersiz ücret aldıkları da bilinen bir gerçektir. Sağlık hizmetlerinin kesintisiz, kaliteli ve hızlı olması açısından, Yasa’da madde değişikliği yapmadan önce hemşirelerimizin sorunlarının çözülmesi gerektiği kanısındayız.
İkinci olarak, 1954 yılında çıkarılan Öğle Dinlenme Yasası’nın 7’nci maddesinde yapılan değişikliktir. Bu madde, iş yerlerinde çalışan müstahdem ve işçilere öğle tatili vermeyen işverenlere uygulanacak cezayı öngörmektedir. Önceki yasaya göre, işverene verilecek cezalar hafiflettirilmiştir. Böylece, bu iktidar tarafından emeğin sömürüldüğü bir kez daha ortaya çıkmıştır. Emeğe ve emekçiye karşı hepimizin görev ve sorumlulukları vardır. Bu görevimizi yerine getirirken daha duyarlı olmamız gerekmektedir.
Üçüncü konu, yine, 1954 tarihli Petrol Yasası’nda yapılan değişikliklerdir. 6326 sayılı Petrol Yasası’nın değiştirilen 124’üncü maddesi, arama ruhsatlarıyla işletme ruhsatnamesini kapsayan cezalara yöneliktir. Bilindiği gibi, bu Hükûmet tarafından 17 Ocak 2007 tarihinde kabul edilen Petrol Yasası zamanın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiştir. Bu Yasa’yla, yabancı petrol şirketlerine ülkemizin her yerinde sınırsız biçimde faaliyette bulunma hakkı verilmiştir. Ruhsatlarda tekelleşme, ham petrolde ihracat sınırlarının kaldırılması, yabancı bir devletin ülkemizde petrol bulması durumunda, ürettiği ham petrolün tamamını ihraç edebilmesi, üretilen ham petrolden alınacak devlet hissesinin yüzde 2’lere kadar düşürülmesiyle, milyon dolarlara ulaşan gelir kayıpları öngörülmüştür. Bu Petrol Yasası’yla, Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlama gerekçesiyle kamu yararından vazgeçilerek, uluslararası şirketler lehine düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının özelleştirilmesinin önü açılmıştır. “Millî menfaatin korunması” başlıklı bölüm tamamıyla çıkartılmış, uluslararası şirketler kamu menfaatine tercih edilmiştir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının sahip olduğu önceki haklarının geri alınması ve yabancı şirketlerle aynı statüye getirilmesi öngörülmüştür.
Yine bu Yasa’yla, petrol faaliyetlerinden sağlanan gelirlerden önemli oranda vazgeçilmiştir. 6326 sayılı Petrol Yasası’nın değiştirilen 127’nci maddesi ise “Bu Kanun’a göre yapılan müracaatlarda ve muamelelerde bilerek gerçek dışı beyanda bulunanlar altı aydan iki yıla kadar hapis veya para cezasıyla cezalandırılır.” denmektedir. Ancak, PETKİM’in ihalesine katılan ortak girişim grubunda yer alan Turkuaz Petrol Anonim Şirketi hakkında bir yıl süre ile tüm ihalelere katılmama yasağı bu maddeyi koyanlar tarafından göz ardı edilmiştir.
Diğer yandan, ihale süreci devam ederken Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, 6 Kasım 2007 tarihinde Azerbaycan Parlamentosunda yaptığı konuşmada, PETKİM’in Azerbaycan devletine verildiğini açıklamıştır. Yine, Aralık 2007’de Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan Cumhurbaşkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun temel atma töreninde “Azerbaycan devletinin Türkiye’de bir PETKİM’i var.” sözleriyle, en yetkili ağızdan, henüz tamamlanmamış olan bir ihalenin sonucu açıklanmıştır.
Diğer bir değişiklik, değerli milletvekilleri, 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına Dair Kanun değişikliklerini kapsamaktadır. 6343 sayılı Yasa’nın 68’inci maddesi, veteriner hekim olmadığı hâlde bilerek ve isteyerek kendisini veteriner hekim sıfatıyla kamuya tanıtıp ve bu yolla yasak bir faaliyette bulunduğunda, hem hürriyetini bağlayan hem de parayla cezalandırılması sonucunu doğuracak olan bir eylem olarak tanımlamaktadır. Kanun maddesi hukuki yönden incelendiğinde, ceza hukukunda kişinin kasti olarak yaptığı eylemlerin kabahat nevinden sayılması, özellikle bir meslek mensubu olmadığı hâlde o mesleğin mensubu gibi davranarak kamuyu yanıltma yoluyla yetkisi olmadan bir iş, eylem ve fiil gerçekleştiren kişinin eylemi cürüm olarak düzenlenmelidir. Bu nedenle, 6343 sayılı Yasa’da değişiklik yapılmasına ilişkin tasarı bu yönüyle caydırıcılıktan uzak ve cezasını yani parasını ödeyen herkesin veteriner görevini yapmasında bir sakınca bulunmadığı gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Veteriner hekimlik hizmetleri, doğrudan insan sağlığını ilgilendiren hizmetlerdir. Bu hizmetlerin veteriner hekim olmayanlarca yapılmaya kalkışılması neticesinde, toplumun genel sağlığında onarımı mümkün olmayan yaralar açılabilecek sonuçlar doğuracağı açıktır.
71’inci maddede ise “Veteriner hekimler ile iş ve hasta sahipleri arasında bir menfaat karşılığında aracılık yapanlar, bir aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.” kuralında öngörülen “bir aydan” kısmı kaldırılmış olmakla, verilecek cezanın alt sınırı artık belirsiz hâle getirilmiştir.
Orman Kanunu’ndaki 77’nci maddeyi değerlendirecek olursak, ormanların korunması, orman suçlarının önlenmesi, suçluların takibi için çalışan orman memurları, mühendisler, yürütmekte oldukları görevleri gereği can güvenliği tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle, memurların can güvenliğinin sağlanması açısından silah taşıma yetkisini haiz olan orman memurlarının emekli olduklarında da silahlarını taşımaya yetkili olmaları sağlanmalıdır ve ayrıca her türlü harçtan muaf tutulmalıdır.
Yine Orman Yasası’ndaki 79’uncu maddeye baktığımızda, orman suçlarının engellenmesi, suçluların yakalanması faaliyeti, arazi koşullarında yürütülen ve olağanüstü gelişen olaylardır. Yakalanan suçlunun suç nakil vasıtası suç aletini veya usulsüz kesilen orman emvalini cumhuriyet savcılık kararı veya işletme şefinin yazılı emri gelene kadar beklemesi imkânsızdır. Çünkü ormancılıktaki koruma faaliyeti, yerleşim yerlerinden kilometrelerce uzakta, dağ başlarında günün yirmi dört saatinde yürütüldüğü için, böyle bir kararı beklemek, suçlulara imkân tanımak anlamına gelmektedir. O nedenle, cumhuriyet savcısı veya işletme şefinin yazılı emrinin beklenmesi yasadan çıkartılmalıdır.
Ayrıca, değerli milletvekilleri, yeri gelmişken, binlerce vatandaşımızın orman müdürlükleriyle olan davalarına değinmek isterim. Son yıllardaki kadastro çalışmalarının hizmet satın alınması yoluyla yapılmasından doğan aksaklıklar nedeniyle vatandaşların bağı, bahçesi, evi, tarlası orman alanı kapsamında yazılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 9 Ocak 2008
