Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)
Genel Kurul, 52. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Şubat 2009 · 563 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Koçal (CHP), 3 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:266)); konuşma 563 kelime.
Ali Koçal (CHP, Zonguldak). “Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:266)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 3 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kocal-23-2009-02-03-kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ KOÇAL (Zonguldak)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, umuyorum benim konuşmamdan sonra Sayın Bakan bizim de önergemize katılmış olur.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişlik Yapılmasına Dair 266 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesiyle ilgili olarak verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, kanun maddesine ve gerekçesine baktığımız zaman sanki çok normal gibi görünüyor ancak madde iyice irdelendiğinde bu maddenin kabulü hâlinde illegal yollarla elde edilmiş eserler legal hâle gelecektir. Müzeler tarafından el konulması gereken ama hâlâ el konulamayan taşınmaz eserlere sahip olan birileri ciddi olarak kayırılmış olacaktır. Türkiye’nin kültür zenginliklerini, tabiat zenginliklerini kaçırmak isteyenlere prim verilmiş olacaktır. Tarihî eser kaçakçılığına yol verilmiş olacaktır ve bu maddenin kabulü hâlinde tarihî mirasımızı koruyamadığımızı kabul etmiş olacağız. Ülkemizin tarihî ve kültürel varlıklarını koruyamayan bir bakanlığı ve hükûmeti de korumuş olacağız. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’nın 26’ncı maddesine aykırı karar almış olacağız. Bu maddeyi kabul etmekle aynı zamanda tarihî eser kaçakçılarını da affetmiş olacağız. Milletvekillerimizin böyle bir yasa maddesini kabul edeceği kanısında değilim.
Değerli milletvekilleri, özellikle dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var. Maddenin gerekçesinde “kültür varlıklarını iyi niyetle elinde bulunduran kimseler” ifadesi yer almaktadır. Bu ifade ne anlama gelmektedir, önce buna bakmak lazım. “İyi niyetli” demekle, acaba Hükûmete yakın olanların mı durumundan bahsediyoruz? “İyi niyetli” demekle, tarihî eser kaçakçısı, Hükûmete yakın olan, kendini aklamış mı olmuş oluyor? Bu ifadeyi anlamakta güçlük çekiyoruz.
Yine madde gerekçesinde “bir şekilde taşınmaz kültür varlığından ayrılmış, taşınır hâle gelmiş” şeklinde bir ifade var. Bu ifadeyi de doğrusu anlamakta güçlük çekiyoruz çünkü bu ifade çok farklı anlamlara gelmektedir. O zaman taşınmaz varlıklarımızı tek tek sökelim, dağıtalım, parçalara ayıralım, bölelim ve taşınır hâle gelmiş olsun; böylece de isteyen bu varlıkları alsın, kendi koleksiyonuna taşımış olsun.
Değerli milletvekilleri, olayı özetleyecek olursak: Bu madde aslında af niteliğinde bir maddedir. Daha önceki konuşmamda da bunu ifade etmiştim zaten. O nedenle de bu maddenin kabulü için nitelikli çoğunluk gereklidir. Bu maddeyle belirlenen 11 Mart 2005 tarihinin gerekçesi çok açık değildir, bu tarihin ne olduğu anlaşılamamıştır. Bu madde ile koleksiyonların halka açılmasının isteğe bırakılması doğru değildir. Kültür varlıkları devlet malı niteliğindedir değerli arkadaşlar. Dolayısıyla, koleksiyonerler ellerinde bulunan varlıkları mutlaka teşhir etmelidirler, sergilemelidirler. Koleksiyonlar, müzelerde sergilenmeli, katalogları basılmalı ve bütün bilgiler İnternet ortamında yayınlanmalıdır diye düşünüyoruz. Koleksiyonculukla tarihî eser kaçakçılığı piyasası arasındaki gizli bağlantıların izlenmesi ve açığa çıkartılması Bakanlığın öncelikli görevi olmalıdır diye düşünüyoruz ama tabii, baktığımız zaman, Bakanlık başka işlerle uğraşıyor, bu tür işlerle nedense uğraşmıyor.
Esas işlevini bırakıp Bakanımızın başka şeyler, başka önemli söylemler içerisinde olduğunu görüyoruz. Örneğin, biraz geriye doğru dönecek olursak, Sayın Bakanımız AKP’ye açılan kapatma davasına ilk tepkiyi gösteren bakanlarımızdandır ve şöyle demişti hatırlayacaksınız: “Ama öyle anlıyor ve üzülüyorum ki Türkiye'nin iyiye gitmesini ve ileriye gitmesini istemeyen çevreler çok önemli yerlere sızmışlar.” diyor Sayın Bakanımız. “Sızmışlar” diyor. Tabii, “sızmışlar” dediğiniz zaman, bu sözcük dikkat çekiyor. Acaba bu sızanlar kimlerdir, kimler sızdı, nereye sızdılar, bunlar terör örgütü müdür yoksa herhangi bir şeyin ajanı mıdır; bunlara bir bakmak lazım. Yine aynı zamanda, kendini “demokrat” olarak ifade eden Sayın Bakanımızın aslında bahsettiği kişi, siz de biliyorsunuz ki Yargıtay Başsavcısıdır; Yargıtay Başsavcısı da bu ülkenin yetiştirdiği ender hukukçulardan birisidir. Başka ne diyor Sayın Bakanımız? Bu kültür işleriyle uğraşmıyor ama başka bir şeyler söylüyor, diyor ki: “Türkiye bununla hesaplaşacaktır, meraklanmayın. Türkiye demokrasisi bu tuzağı aşmayı başaracaktır, katiyen ciddiye almayın.” diyor Sayın Bakanımız. Tabii, peki, “Ciddiye almayın.” dediği bu dava aslında, davanın sonucunu da hepiniz biliyorsunuz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 3 Şubat 2009
