2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)
Genel Kurul, 31. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Aralık 2008 · 892 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Oksal (CHP), 19 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 892 kelime.
Ali Oksal (CHP, Mersin). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-oksal-23-2008-12-19-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ OKSAL (Mersin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçeleri üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisin üyelerini saygıyla selamlıyorum.
İçişleri Bakanlığı, toplumun temel sorunlarının çözümünde, genel ahlakın korunması ve iç barışın sürdürülmesinde birinci sorumlu olarak görülmüştür.
Anayasa ve yasalarımıza uygun olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, güvenliğini, kamu düzenini, insan hak ve hürriyetlerini korumak, suç işlenmesini önlemek ve suçluları takip edip yakalamak, her türlü terörle, kaçakçılıkla ve organize suçlarla mücadele etmek İçişleri Bakanlığının görevidir.
İç güvenlik kamu düzeninin garantisidir. Yani iç güvenlik suçtan önceki zaman için gereklidir. Suçun oluşmaması, suç çetelerinin mafyalaşmaması içindir iç güvenlik. Bu açıdan bakıldığında bazı konularda uzun bir süreden beri ve bugün mutluluk ve güven duygusunun üretilmediğini görmekteyiz. İç güvenlik alanında giderek artan bir kanama söz konusudur. Özellikle büyük şehirlerde suç işleme çılgınlığı artıyorsa, çağın yeni türeyen bilişim suçları ve seri cinayetler çoğalıyorsa, mafyalaşmış suç örgütleri ulu orta hesaplaşıyorsa sarsıcı bir otorite kaybı ve iç güvenlik yetersizliği var demektir.
Bazıları için suç bir geçim kaynağı, bir meslek olma yolundadır. İnsanlıktan çıkmış, acımasız kişiler, mafyalaşmış çeteler şehir sokaklarında bu mesleği âdeta icra etmektedirler. Önleyici otoritenin pasif kalması suç dürtüsünün eyleme dönüşmesini cesaretlendirmekte, önlenemeyen her suç yeni suç işleme konumundakileri yüreklendirmektedir.
2002-2007 yılları itibarıyla can ve mala karşı işlenen suçlarda çok büyük artış olmuştur. Devletin birinci görevi vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. 2007 sonu itibarıyla Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre Emniyet Genel Müdürlüğünün sorumluluk bölgesinde meydana gelen asayiş olaylarında bir önceki yıla göre oto hırsızlığında yüzde 28 ve kapkaç suçunda yüzde 63’lük azalma bir büyük başarıdır ama bunlar toplam asayiş suçlarında sadece yüzde 4’lük bir azalışa tekabül etmektedir. Buna karşılık terör olaylarında yüzde 56, organize suçlardan kaçakçılıkta yüzde 30 gibi çok yüksek bir artış kaydedilmiştir.
Ayrıca 2007-2008 yıllarına ait suça ilişkin istatistiklerin neden yayınlanmadığı da bilinmemektedir.
Bütün bunların yanında Ergenekon davasında demokratik bir hukuk devletinde görülmeyecek, yaşanmayacak ve yaşanmaması gereken olaylar yaşanmıştır. Toplumda psikolojik bir korku ortamı oluşmuş, insanlar bastırılmış, sabahın erken saatlerinde evlere düzenlenen ani baskınlar tüm toplumu tedirgin etmiştir.
SIRRI SAKIK (Muş)Onların her biri on cinayet işlemiş!
ALİ OKSAL (Devamla)Herkesin özel hayatına girilmiş, insanlar “Acaba benim de telefonum dinleniyor mu?” diye kuşku içinde kalmışlardır.
Güvenlik teşkilatının en temel görevi güvenliği sağlamaktır. Bunu yaparken bir yandan da münferit olarak insan hakları ihlalleri ortaya çıkabilmektedir. Ekim 2008’de Antalya’da motosikletiyle giderken polisin dur ihtarına uymayan Çağdaş Gemik isimli bir gencimiz öldürüldü. Ayrıca, Baran Tursun isimli bir vatandaşımız yine polisin dur ihtarına uymadığı için başından vurularak öldürüldü.
Polisimiz silahlı gücümüzdür. Gerektiği zaman elbette silah kullanacaktır. Ancak, silahı en az zararla ve en son çare olarak kullanmalıdır. Ancak vatandaşlarımız da dur ihtarına uymak zorundadırlar.
Şimdi Avrupa Birliği üyesi ve modern ülke konumunda olan komşumuz Yunanistan’da yaşanan benzer olaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bir polis memurunun tabancasından çıkan kurşunla on altı yaşındaki bir gencin ölmesi neticesinde Yunanistan’da halk ayaklandı, dükkânlar yağmalandı ve birçok yer ateşe verildi. İçişleri Bakanı ve Hükûmet zora girdi. Neredeyse ülke erken genel seçime gidecek.
Polisimiz 1 Mayıs olaylarında orantısız güç kullanarak insanlarımıza insanlık haysiyetine yakışmayan hareketlerde bulundu. İnsan Hakları Derneği bu olayı yargıya taşıdı. İstanbul Valisi soruşturma izni verdi. Bilirkişi olarak da 2005 yılında Kadın Hakları Günü’nde kadınlarımıza insanlık dışı davranışı sergileyen ve sonra da bu olaydan ötürü görevinden uzaklaştırılan kişi tekrar nasıl oluyor da 1 Mayıs olaylarını aydınlatmak için tayin ediliyor? Düzenlediği rapora göre de polisimiz 1 Mayıs olaylarında orantısız güç kullanmamış.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gözaltında ölenler, dur ihtarına uymayanların vurularak öldürülmesi gibi olaylar istisnai olaylardır, ama yine de üzerinde düşünülmesi gereken ciddi olaylardır. Bunların tekrarının mutlaka önlenmesi gerekir.
200 bin personeliyle farklı bir konuma sahip olan emniyet teşkilatımızın münferit olaylarla zan altında bırakılması ve bu olayların tüm teşkilata mal edilmesi elbette ki yanlıştır ama bunu yapanlar da korunmamalıdır ve teşkilattan derhâl atılmalı ve cezalandırılmalıdır. Bu nedenle, toplumun huzur, güven ve mutluluğunu sağlayacak polisimiz iyi eğitilmeli, bilgili ve tecrübeli olmalıdır. Bu doğrultuda Personel Daire Başkanlığınca yayınlanan ve bütün teşkilata dağıtılan eğitim amaçlı kitapçığı da memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz.
Teşkilatta üniversiteli polis sayısının artması, çok sayıda polis meslek yüksekokullarının açılmış olması, eğitim seviyesi yüksek, bilinçli ve uzmanlaşmış bir kadronun yetişiyor olması emniyet kurumumuz açısından oldukça önemli bir aşamadır. Değişimin getirdiği suç türlerini değişimin teknolojileriyle çözmeliyiz. Bazı kentlerde kurulan ve kurulmaya devam edilen MOBESE sistemi yani görüntüleme ve izleme ağı ihtiyacı karşılamaya dönük adımlardır. Ancak MOBESE’ler mobil karakollarla, mobil araçlarla ve yaya ekiplerle güçlendirilip şehrin duyarlı bölgelerinde konuşlandırılmalı ve olaylara anında müdahale edilmelidir.
Değerli milletvekilleri, polisler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olup çalışma süreleri haftada 72 saattir. Diğer devlet memurları haftada 40 saat çalışmaktadır. Rakamlar gösteriyor ki polisimiz diğer memurlardan yüzde 88 oranında daha fazla çalışmakta ama aynı oranda maaş alamamaktadır. Bu nedenle, maaşlarının da yükseltilmesi gerekir. Bütün bunların yanında, çalışırlarken yan ödemelerle yükselen maaşları emekli oldukları zaman neredeyse yarı yarıya düşmektedir. Aynı zamanda Jandarma Genel Komutanlığında görevli binbaşı rütbesine kadar olan subay, astsubay ve uzman jandarma personelinin de maaşları ve emeklilik hakları son derece yetersizdir. Bütün ülke sathında böylesine özverili, canını hiçe sayarak çalışan polis ve jandarmamızın özlük haklarının iyileştirilmesini ve maaşlarının taşıdıkları riskten dolayı yükseltilmesini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak istiyor ve öneriyoruz.
Jandarma kolluk birimimiz Türkiye'nin yüzde 85’inde, sınır bölgelerinde ve belediye hudutları dışında, kırsalda güvenliğimizden sorumludur, hâlen polis teşkilatı kurulmamış doksan dört ilçede de görevine devam etmektedir. İki birim arasında zaman zaman yetki karmaşası yaşandığını da maalesef görmekteyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
80 konuşma daha · 19 Aralık 2008
