Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)
Genel Kurul, 81. Birleşim · 5. yasama yılı · 23 Mart 2011 · 473 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Oksal (CHP), 23 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 473 kelime.
Ali Oksal (CHP, Mersin). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-oksal-23-2011-03-23-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİ OKSAL (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 696 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin tasarıdan çıkarılması önergemiz üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hukuk, boğazımıza kadar girip de haykırmak istediğimiz adalet duygusundan, vicdan yangınından doğmuştur. İşte bu yüzden hukuk, çağlar boyunca adalete duyulan özlemin adı olmuştur ve yine bu yüzden hukuk, sadece kanunlardan ibaret olmamış, adaletin evrensel ışığıyla aydınlanmış, yazılı olmayan kuralları da kalbinde taşımıştır. Uygar ulusların adalet yolundaki alın yazısı, ne yazık ki yüzyılların kanıyla, acısıyla, haksızlıklarıyla yoğrula yoğrula yazılmıştır. Uygar ulusların insan hakları, temel hak ve özgürlükler konusundaki hassasiyetleri bundandır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu yüzden vardır, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bu yüzden yazılmıştır ve Anayasa Mahkemesi insanoğlunu çiğneyen her türlü yapının karşısında yükselen anıtsal bir kalkan olarak dizayn edilmiştir. Bu nedenle, yargıdaki hiçbir mahkeme ama özellikle Anayasa Mahkemesi siyasallaşmamalıdır dedik, yargıya dokunmayın dedik. Hükûmet ne yaptı? Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu siyasallaştırdı, Yargıtay ve Danıştayı yeniden yapılandırdı ve nihayetinde getirilen bu tasarı ile Anayasa Mahkemesi bağımlı hâle getirilmek istendi.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı, Anayasa Mahkemesinin yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetleme yetkisini daraltıyor. Anayasa Mahkemesi Başkanını Mahkeme üyeleri üzerinde ağır baskı kurabilecek ve Mahkemenin bağımsız karar almasını engelleyecek bir biçimde güçlendiriyor. Anayasa Mahkemesine kendisi gibi yüksek mahkeme olan Yargıtayın kararlarını iptal edebilme yetkisi veriyor. Raportör yardımcılığı gibi bir statü oluşturarak Anayasa Mahkemesini kadrolaşma yuvası hâline getiriyor. Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerine diğer yüksek mahkeme üyelerine tanınmayan ayrıcalıklar bahşediliyor. Diplomatik pasaport, sağlık yardımları, kolay emeklilik, büyük maaş artışları bunlardan sadece bazıları. Kanun yürürlüğe girdiği tarihte Kütüphane Müdüründen tutun da Kararlar Müdürüne, Genel Sekreter Yardımcısına kadar pek çok görevlinin Anayasa Mahkemesindeki çalışma hayatı sona erdiriliyor.
Madde 34’ün tasarıdan çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü maddeyle, raportör yardımcıları hariç Anayasa Mahkemesinde çalışan tüm personel Adalet Bakanlığı emrine verilerek merkeze ya da taşra teşkilatlarına, yani Türkiye'nin herhangi bir yerine bezdirme yöntemiyle sürülerek kadrolar boşaltılacak, yeni personel alınarak -hizmetliler dahi- kadrolaşma ihmal edilmeyecek.
Değerli milletvekilleri, bu düzenlemeler, Türkiye'nin demokratik hukuk devleti kimliğine, yargı birliğine, yüksek mahkemelerin denkliği ilkesine apaçık aykırıdır. Bu nedenle de yüksek mahkemeler arasında sorun yaşanması kaçınılmazdır. Bu tasarı, hukuk sistemimizde yaratılan suni ama yıkıcı depremlere eklenen yeni bir halkadır.
Bugüne kadar pek çok yasa hukuk devleti ilkesine ya da Anayasa’ya aykırı görülerek Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Siyasallaşmış bir Anayasa Mahkemesi hukuk devleti ilkesini gözetip Hükûmetin yaptığı yasaları iptal edemez. Hiyerarşik bir yapıya bürünmüş Mahkeme, Mahkeme Başkanının sözünden çıkamaz. En nihayetinde “Kimi kime şikâyet ediyorsun?” noktasına getirilen bir yargıyla karşı karşıya kalırız.
Değerli arkadaşlar, bizler hukuka inanıyoruz. AK PARTİ Hükûmetinin hukuka ve yargı sistemine olan tavrını bu nedenle kabul edemiyor, içimize sindiremiyoruz.
Anayasa mahkemeleri demokrasiyi engelleyecek değil, geliştirecek ve takviye edecek bir çizgiyi izlemelidir. Asıl mesele, Anayasa Mahkememiz özgürlüğün ve adil yargılanma hakkının koruyucusu mu, yoksa iktidarın baskıcı hizmetkârı mı olacaktır? Mühim olan, bu sorunun bulacağı cevaptır.
Yargının aydınlık yüzünün tekrar görüneceği günleri görmek dileğiyle, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 23 Mart 2011
