İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · CUMA

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Ali Oksal

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2009 · 765 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Oksal (CHP), 18 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 765 kelime.

Ali Oksal (CHP, Mersin). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-oksal-23-2009-12-18-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ OKSAL (Mersin)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Emniyet teşkilatı, gücünü yasalardan, desteğini halktan alan, ülkede dirlik ve düzenin sürekli kılınması için gece gündüz demeden tüm gücüyle çalışan, köklü geçmişiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kurumlarındandır.

Huzurun, güvenliğin bulunmadığı ortamda demokrasinin yerleşmesi, devlet otoritesine saygı duyulması, temel hak ve özgürlüklerin kullanılması beklenemez.

Değerli milletvekilleri, günümüzün en önemli konusu olan terör, artık sınır boylarından kentlere, kasabalara inmiştir. İç güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanlığımız, bundan dört buçuk ay önce “Kürt açılımı” adı altında, kimilerine göre “demokratik açılım”, kimilerine göre de “Millî Birlik Projesi” adı altında bu konuyu kamuoyunun gündemine taşımış ve içeriği belli olmayan bu açılımın ilk adımını, bazı gazetecilerle birlikte basına kapalı olarak Polis Akademisinde başlatmıştır.

Daha sonra, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, sendikalar ve Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi dışında bazı siyasi parti temsilcileriyle görüşülmüş, fakat içeriğiyle ilgili ne İçişleri Bakanı ne de Başbakan herhangi bir açıklama yapmamıştır. Ancak Cumhurbaşkanı “Bu tarihî bir fırsattır, bunu değerlendirmemiz gerekir. Hiçbir bedel ödemeden, kan dökülmeden terörü bitireceğiz ve eğer biz bu sorunu çözmezsek başkaları gelir sorunu çözer.” diye beyanatta bulunmuştur. Bu ne demektir değerli arkadaşlar?

Demokratik açılımla ilgili olarak AKP DTP’yle el ele vermiş, ancak DTP daha ilk görüşmeden itibaren İmralı’yı, yani terörist başı Öcalan’ı adres göstermiştir. Silah bırakmadan, terörden vazgeçtiklerini beyan etmeden, âdeta PKK ile mücadeleden vazgeçilip kapalı kapılar ardında müzakere başlatılmıştır. Gazetelerden kamuoyuna yansıyan istekleri, Kürt etnik yapısının önündeki siyasal engellerin kaldırılması, yerel parlamentoların kurulması, ana dilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, dolayısıyla da Türkiye'nin belli bir coğrafyasında özerklik tanınması gibi ulus devlet yapısıyla bağdaşmayan talepler de bulunuyordu. Bu taleplerin yerine getirilmesi için yeni bir demokratik anayasanın yapılması ve içindeki “Türk Milleti” sözünün etnik ayrıştırmayı çağrıştırdığı gerekçesiyle Anayasa’dan çıkarılması ve birtakım hakların bu yeni anayasada yer alması isteniyordu.

Öcalan’ın çizdiği yol haritasıyla ilgili plan uygulamaya konuldu. Öcalan’ın talimatıyla Kandil ve Mahmur kampından gelen ve kendilerini barış elçileri olarak adlandıran teröristler, zafer kazanmış gibi, Habur sınır kapısında, üzerlerinde gerilla elbiseleri, davullu zurnalı, PKK bayraklarıyla ve büyük bir törenle karşılandılar. Bu karşılamada İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, MİT Müsteşarı, Emniyetin üst düzey yetkilileri, valiler ve kaymakamlar hazır bulundu. Devletin savcısı ve hâkimi de oraya getirtilerek seyyar mahkeme kuruldu ve görülmemiş bir yargılama yöntemiyle hukuk çiğnenmiş oldu. Yapılan sorgulamada Pişmanlık Yasası olarak adlandırılan TCK’nın 221’inci maddesinden yararlanmak istememelerine rağmen, bu Yasa’dan yararlandırılıp serbest bırakıldılar.

Aldığınız bu açılım kararı ve Hükûmetin bu tavizkâr tutumu, PKK’nın kuruluş yıl dönümünü ve teröristbaşı Öcalan’ın hücresini bahane edenleri cesaretlendirmiş, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin ve Adana gibi büyük illerimizde düzenledikleri mitinglerde halk tahrik edilerek âdeta ayrışmanın fitili ateşlenmiş ve karakol baskınları had safhaya varmıştır. Yüzyıllardır beraber yaşadığımız kardeşlerimiz arasında etnisite farklılıkları tartışılır hâle getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, işte, açılımın getirdikleri bu.

Değinmek istediğim diğer bir konu da, AKP Hükûmetinin çıkmaza düştüğü, köşeye sıkıştığı zamanlarda bir can simidi gibi yetişen Ergenekon gözaltıları.

Terörle Mücadele Yasası kapsamında yapılan sorgulamalarda, suçu sabit olmayan insanların gece yarılarında evlerinden alınmaları, Emniyet tarafından hazırlanan fezlekelerin savcılıkça doğrudan iddianame hâline getirilmesi, bazen de aylarca, yıllarca iddianame hazırlanmaması ve yandaş medyaya sızdırılan haberlerle bu insanların kamuoyuna suçlu gibi gösterilerek hapse atılması kamu vicdanında derin bir yara açmıştır. Bunun en büyük göstergesi, yargılama öncesi fezlekeyi tutan polis ve Ergenekon savcılarının bir akşam yemeğinde aynı masada görüntülenmesidir.

Dinlenmenin, izlenmenin, baskının korkusuyla sinmiş bilinçli kitleler; kısacası, tepetaklak bir Türkiye manzarası.

Değerli milletvekilleri, eleştirilerimizin yanı sıra, zor koşullarda görev yapan ve güvenliğimizi sağlayan emniyet güçlerimizin tereddütlerini, dertlerini giderecek şekilde çalışma saatlerinin düzenlenmesi, çalışırken ve emekli olduklarında ücret ve özlük haklarının iyileştirilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerimize düşen her türlü göreve hazırız.

Ancak, emeğin yanında olan biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, emeğiyle geçinen ve özelleştirme mağduru Tekel işçilerinin dünkü hak arama eylemlerine destek vermek isterken, polisin orantısız güç kullanarak biber gazı ve tazyikli su sıkması neticesinde birçok vatandaşımız ve milletvekillerimiz mağdur olmuştur. Bu davranış kabul edilemez. Yetkililer “Provokasyon yapılacaktı.” söyleminin arkasına da sığınamazlar. Kandil ve Mahmur Kampı’ndan gelenlere gösterilen müsamahanın yüzde 1’i dahi emeğiyle geçinen ve ekmeğini kaybetmek istemeyen Tekel işçilerine gösterilmemiştir.

Sayın İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürüne sesleniyorum: Bu olayın sorumlularını bulup, gereğini yapınız ve görevinizi yerine getiriniz.

Değerli milletvekilleri, güvenliğimizi sağlayacak olan bu kurumun halka karşı tavırlarında siyasi fikirleri olmamalıdır. İçişleri Bakanlığı son dönemde çok önemli bir tartışmanın odağı hâline gelmiştir. Konu, devlet yönetiminde giderek egemen hâle gelen cemaat yapılanmasının Emniyetteki varlığının artık gizlenemeyecek kadar belirgin hâle gelmesidir. Polis teşkilatında yıllardır yürütülen sistemli dönüştürme harekâtı tüm çıplaklığıyla su yüzüne çıkmıştır. Emniyet içinde “F tipi yapılanma” diye bilinen bu etkin cemaat kadrolarının ülkenin en stratejik kurumlarının başına getirildiği artık belgelerle sabittir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

68 konuşma daha · 18 Aralık 2009

68 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook