İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 118. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)

Ali Oksal

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 118. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Haziran 2010 · 1.092 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Oksal (CHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 1.092 kelime.

Ali Oksal (CHP, Mersin). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-oksal-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ OKSAL (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Belediye Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifinin ne kadar talihsiz ve tehlikeli hükümler içerdiğini anlatmak için söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, biz, usulüne uygun olarak yapılan kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine karşı değiliz. Halkımızın iktisadi ve sosyal yaşamını ilerletecek bir kentleşmeden yanayız. Elbette belediyelerimiz görevlerini yapacak, modern ve yaşanır kentler inşa edeceklerdir. Ancak, getirilen kanun teklifinin değişik fıkraları ve konulan geçici madde, bu düzenlemenin ardında bir art niyet olduğunu açıkça göstermektedir.

Birinci fıkra diyor ki: Belediyeler eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa etmek, kentin tarihi dokusunu korumak, deprem riskine karşı tedbir almak, yeni konut alanı, sanayi alanı, rekreasyon alanı oluşturmak için ya da bunlardan biri için, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir.

Dönüşüm alanı ilan edilecek yerlerin “imarlı veya imarsız olması, üzerinde yapı olan veya olmayan” demek suretiyle çok geniş bir alanı kapsaması son derece sakıncalıdır. Yargı kararları da boş alanların kentsel dönüşüm alanı ilan edilemeyeceğini söylemektedir.

5 ile 500 hektar arasında sınırlar tayin edilmesi ve 5 hektardan az olmama şartı, proje alanı içerisinde birden fazla yerin birleştirilerek tek bir dönüşüm alanı olarak ilan edilebilmesine fırsat tanımaktadır. Bu da belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde hiçbir yer dışarıda bırakılmayacak demektir. Teklifte “Kentsel dönüşüm alanı içerisinde bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır.” ifadesi istisnai olarak mahkemelere yüklenen öncelikle görüşme sorumluluğunu arttırmaktadır. Görülüyor ki kentsel dönüşüm bir çok hayati konunun önüne alınmakta, bu nedenle de düzenli yapılmak zorundadır.

Yine bütün belediyelere acele kamulaştırma yetkisinin verilmesi de doğru değildir. Taşınmaza acele el konulabilmesi yolu çok istisnai hâllerde uygulanmaktadır. Yurt savunmasında, olağanüstü durumlarda, bir de aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilmesi hususunda uygulanır. Sadece Bakanlar Kuruluna tanınan bu yetki tüm belediye meclislerine verilerek yerel yönetimleri Bakanlar Kurulu düzeyinde bir yetki ile donatmış olmuyor musunuz?

Bu getirilen teklifle, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edebilecek, yapı kullanma ve bina inşaat ruhsatı verebilecek ve İmar Kanunu’nda verilen tüm yetkileri kullanarak ilçe belediyelerine büyük mağduriyetler yaşatacaktır. Büyükşehir belediyeleri âdeta bir krallık, bir imparatorluk olacaktır. Kendisine bağlı ilçe belediyelerine Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi yapma iznini isterse verecek, istemezse de vermeyecektir. Ayrıca, ilçe ve il belediyeleri ters düştüğü siyasi rakiplerini mağdur etmek ve baskı altına almak için, mal varlıklarının bulunduğu yerleri kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan ederek zora sokacaktır.

Değerli milletvekilleri, getirilen teklifle kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerlerde, eğitim ve sağlık alanları hariç olmak üzere, kamuya ait tüm taşınmazlar harca esas değeri üzerinden yani düşük bir bedelle belediyelere devredilmesi sağlanacaktır. Kentsel dönüşüm ilan edilebilecek alanlar çok geniş tutulduğu için Türk Silahlı Kuvvetlerine ait alanlar da bu kapsam içinde bırakılmaktadır. Teklifin İçişleri Komisyonunda görüşülmesi sırasında teklifin birinci fıkrasının sonuna Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanım alanında bulunan yerlerde kentsel dönüşüm için Millî Savunma Bakanlığından görüş alınmasına ilişkin önerge verdik. Benzer bir önergeyi iktidar partisi Milletvekili Abdülhadi Kâhya da verdi. Bunun üzerine iktidar partisi vekilleri beş dakika ara talep etti ve aradan sonra Sayın Kahya önergesini geri çekti. “Ne oldu bu beş dakikada?" diye sormuştum. Tekrar soruyorum: “Ne oldu bu beş dakikada?” Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanım alanında bulunan yerler için Millî Savunma Bakanlığından görüş alınmasının ne sakıncası vardı?

Değerli milletvekilleri, eleştiri konusu yapacağım bir başka fıkra da kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içinde belediyeyle anlaşma yapmayan veya belediyece kamulaştırılmasına gerek duyulmayan gayrimenkul sahiplerinin güya mağduriyetlerinin giderilmesi için 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’inci maddesine göre yer tahsisinin yapılmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Buna göre, kentsel dönüşüm alanı içinde İmar Yasası’nın 18’inci maddesi uygulanamaz ise gayrimenkul sahipleri kamulaştırmasız el atma davası açabileceklerdir. Ancak bu söylenmese de yargı yolu açıktır çünkü Anayasa’nın 125’inci maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir demektedir.

İstismara açık bir diğer fıkra, belediyelerin asli görevi olan ve yapması gereken hizmetlerden altyapı ve rekreasyon giderlerini proje ortak gideri olarak kabul edip kentsel dönüşüm alanı içerisinde kalan ve kendilerine ayrı ada ve parsel tahsis edilen gayrimenkul sahipleri ile kamulaştırma dışı kalan gayrimenkul sahiplerini şişirilmiş bu gidere ortak etmesidir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, belediye kendi yaptığı ya da yaptırdığı inşaatlarda proje ortak giderini kendisi öderken gayrimenkul sahiplerinin sahip olduğu inşaatın her metrekaresi için proje ortaklık giderlerini ödemek zorunda bırakılmasıdır. Bu hüküm, gayrimenkul sahiplerini mal varlıklarını satmaya zorlamaktan başka bir şey de değildir. Zira proje ortak giderini ödemeyene inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni verilmeyeceği, su, doğal gaz, elektrik bağlanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede sosyal devlet olmadığı gibi, vatandaşımızın huzur ve refahını temin eden ve güçsüzleri güçlüler karşısında koruyan bir düzenlemenin varlığından da kimse bahsedemez.

Eleştireceğim bir başka fıkra da şudur: Teklife göre kentsel dönüşüm alanı ilan edilen yerlerde inşaatı devam eden projelerin belediye tarafından uygun bulunmaması durumunda inşaatların beş yıl süreyle durdurulacağı, istenirse bu süre belediye meclisince on yıla kadar uzatılacağı için, vatandaş kendi mal varlığı üzerindeki tasarruf hakkını kullanamayacağından dolayı, bu yeri değerinin çok altında satmak zorunda kalacak olmasıdır.

Böyle bir yasa olur mu değerli arkadaşlar? Kendi malınızı on yıl süreyle kullanamadığınızı düşünün. Bu süreç içerisinde, bu malvarlığınızdan hiçbir surette yarar sağlayamayacağınız gibi, ihtiyacınız olduğu takdirde de hiçbir şekilde kullanamayacaksınız.

Değerli milletvekilleri, bugün itibarıyla, sadece Ankara Şehir Plancıları Odası tarafından Büyükşehir Belediyesine karşı açılmış 70 kadar dava mevcuttur. Bunların 9 tanesi, sadece boş arazilerde ilan edilen kentsel dönüşüm projelerine ilişkindir. Ankara Büyükşehir Belediyesine karşı açılan davalar ve bu davalarda yüzde 90 oranında verilen yürütmeyi durdurma kararları, sonuçlanan pek çok davada verilen proje iptal kararları, büyükşehir belediyesinin haksız olduğunu ortaya koymuştur.

Bu gerçeğe rağmen bu yasa teklifiyle öyle bir geçici madde getiriliyor ki hukuk gelenekleri alenen çiğneniyor. Şöyle ki: “Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce yargı mercilerinde açılmış ve kesin hükme bağlanmamış davalara da bu kanun hükümleri uygulanabilir.” demek suretiyle kanun geçmişe haksız bir şekilde tesir ettirilerek hukuk etkilenmek istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, eğer bu geçici maddedeki hükümler yeterli olmazsa, bir önerge ile geçici maddenin kapsamı genişletilerek bir çok yanlış şeyler kotarılmaya çalışılırsa da şaşmayın. Tabii ki bu kanunun uygulanmasıyla sonuçlar tersine gelişeceği için, haksız çıkan tarafa, teselli olsun diye “Harç, yargılama gideri ve avukatlık ücreti yükletilemez.” deniyor.

Eğer iktidar gerçekten kentsel dönüşüm yapmak istiyorsa, belirttiğimiz konulardaki istimara açık noktaları engelleyecek düzenlemeler yapmalıdır. İnsanın mülkiyet hakkı temel haktır. Günahlarınızı sevapmış gibi önümüze çıkarmaktan artık vazgeçin.

Saydığım bu nedenlerle, bizlerde kentsel dönüşüm projesinin iyi niyetle uygulanamayacağı kanaati hasıl olduğundan, bu kanun teklifine karşıyız.

Değerli milletvekilleri, her birimiz değişik siyasi partilerden kendi bölgemizden seçilmiş ve Parlamentoya yollanmış milletvekilleriyiz. Halkın huzuru, refahı ve mutluluğu için yasa çıkartmakla görevlendirilmişiz. Ancak çıkarılan bu yasa, Türkiye’nin tamamını mutsuz edecek bir şekilde düzenlenmişse biz burada görev yapmıyoruz demektir. Bu yasadan dolayı mağdur olacak vatandaşlarımızın evlatlarının...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 16 Haziran 2010

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook