Iı.tur. (başbakanlık,gençlik ve spor md.lüğü,vakıflar gn.md.diyanetişl.bşk.ve shçek gn.md.lüğü
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2003 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Bodur (CHP), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: II.TUR. (BAŞBAKANLIK,GENÇLİK VE SPOR MD.LÜĞÜ,VAKIFLAR GN.MD.DİYANETİŞL.BŞK.VE SHÇEK GN.MD.LÜĞÜ); konuşma 1.016 kelime.
Ali Rıza Bodur (CHP, İzmir). “Iı.tur. (başbakanlık,gençlik ve spor md.lüğü,vakıflar gn.md.diyanetişl.bşk.ve shçek gn.md.lüğü”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-bodur-22-2003-12-19-ii-tur-basbakanlik-genclik-ve-spor-md-lugu-vakiflar-gn-md-diyanetisl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA BODUR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 malî yılı Başbakanlık bütçesi için, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi ve televizyonları başında bizi izleyen halkımızı saygıyla selamlıyorum.
Bütçeler, her yıl hükümetlerin yaptıkları, yapacakları işlerin değerlendirildiği, yapamadıklarının gündeme getirildiği, öngörülerinin ülke yararına olup olmadığının tartışıldığı önemli belgelerdir.
Bütçeler, sadece, rakamların, denkliğin, açıkların gösterilmesi açısından değil; o rakamların, toplum açısından getiri ve götürülerinin ne olup olmadığının görüşüldüğü, değerlendirildiği yasalardır.
Şunu üzüntüyle ifade etmeliyim ki, 3 Kasım seçimlerinin üzerinden, henüz, bir yıl bir ay onaltı gün geçmiş olmasına karşın, hükümet eskimiş, halkımız, tek başına iktidar olgusunun, ekonomik ve siyasal anlamda getireceğini umduğu gönenç ve huzurun, yine bir başka bahara kalması umutsuzluğuyla düş kırıklığına uğramıştır.
Hükümetin başı, verdiği tüm sözleri, sanki o söylememiş pişkinliği içerisinde umursamaz bir tutum sergilemektedir. Seçim öncesi verilen sözler, yapılan vaatler unutulmuş, her gün daha da yoksulluk çekerek yaşamını sürdürmeye çabalayan halkımıza, alay edercesine, işlerin iyiye gittiği masalları anlatılmış, anlatılmaya devam ediliyor.
Bunları, CHP Grubunun sayın üyeleri, Meclisimizin gündemindeki konuların ve yasaların görüşülmesi sırasında sürekli dile getiriyor, muhalefet görevi yapıyor, uyarıyor, öneriyor; ama, ne var ki, AKP İktidarı, tüm bu çabalara aldırış etmeden bildiğini okumaya devam ediyor. Sizler, bizleri ya dinlemiyorsunuz ya anlamıyorsunuz ya da Başbakanınızdan aldığınız talimatları, akıl ve vicdan terazinizde tartmadan, ölçmeden yerine getiriyorsunuz. Bazen de, aranızdan bazıları doğru karar veriyor ve Yüce Meclisimizin onur kazanmasına katkıda bulunuyor; 1 Mart 2003 tezkeresinin reddedilmesi kararında olduğu gibi. Yabancı basında, dolar takılan dansöz karikatürleri onurumuzu yaralarken, böylesine bir kararla, Türkiye, dünyada, kişilikli bir ülke olduğunu ve Meclisi tarafından onurunun korunduğunu gösteriyor.
İzlediğiniz dışpolitikayla, tüm yurtseverleri üzüyorsunuz. Kendi insanına kabadayılık taslıyor, Türk - İş kongresinde işçileri azarlıyor, askerlerimizin başına çuval geçirildiğinde suspus oluyorsunuz.
Başbakanlığa bağlı kuruluşlardan olan TÜBİTAK'ta yaşanan hukuksuzluğu anımsatmadan geçemeyeceğim. TÜBİTAK, 278 sayılı Yasaya göre, Başbakanlığa bağlı, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. Pozitif bilimlerde araştırma ve geliştirme etkinliklerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek, düzenlemek, eşgüdüm sağlamak, bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini olanaklı kılmak amacıyla kurulmuştur. Kurum özerktir; Bilim Kurulu, Başkanlık, araştırma grupları, araştırma merkezleri, enstitüler ve benzeri birimlerden oluşmuştur. 278 sayılı Yasanın 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle değişik 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Kurum Başkanı, fıkrada anılan nitelikleri taşıyanlar arasından Bilim Kurulunca seçilir ve Başbakanın önerisiyle Cumhurbaşkanınca atanır" denilmektedir. Kurum Başkanı olan Prof. Dr. Namık Kemal Pak'ın görev süresi 30 Mayıs 2003'te dolacağı için, Bilim Kurulu, 1 Şubat 2003 tarihli toplantısında Sayın Pak'ı yeniden Başkanlığa seçmiş ve bu kararını 6 Mayıs 2003 tarihinde Başbakanlığa bildirmiştir. Ne var ki, Başbakan, bu bildirimden sonra, Cumhurbaşkanına herhangi bir öneride bulunmamıştır. Yasal sürecin, hukuken geçerli bir neden olmadan durdurulması mümkün değildir. Başbakan, yasal olmayan, hukukî olmayan bir tavırla, Cumhurbaşkanına öneride bulunmaması sonucu, süreci doldurmuştur.
Kurumun 21.9.2003 tarihinde görev süresi dolacak olan Bilim Kurulu üyeliklerinin yerine yeni üyeler ise 20.9.2003 tarihli Bilim Kurulu toplantısında seçilmişlerdir. 278 sayılı Yasaya göre, seçim, Başbakanın onayıyla kesinleşecektir. Seçilen üyeler, onaylanmak için Başbakanlığa bildirilmiştir; ancak, Başbakan, 30 Ekim 2003 tarihli yazısıyla, toplantının Başkan Yardımcısının başkanlığında yapıldığını, Başkan Yardımcısının kurul üyesi olmaması nedeniyle toplantıya başkanlık edemeyeceğini, bu nedenle, toplantıda yetersayı olmadığını, Başkanlık ve Bilim Kurulu üyelikleri seçiminin Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş olan yasa tasarısının yasalaşmasından sonra geçerlilik sağlayacağını bildirerek bu kurulu, bu kurumu feshetmiştir. 12.11.2003 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi yasa tasarısını yasalaştırmış ve Anayasaya ve hukuk ilkelerine aykırılıktan dolayı, tekrar görüşülmek üzere, bu tasarı Meclise iade edilmiş; tekrar, 10.12.2003 tarihli birleşimde, âdeta, Anayasayla ve hukukla inatlaşılarak, bu yasa tasarısı tekrar yasalaştırılmış; ancak, her zaman olduğu gibi, hukukun ve Anayasanın yegâne takipçisi olan Cumhuriyet Halk Partisi, bunu, hukuk alanında, Anayasa Mahkemesine iptal davası açarak, Anayasa Mahkemesine taşımıştır.
Bakınız, değerli arkadaşlarım, bugün, Milliyet Gazetesinde, Melih Aşık'ın köşesinde, bu TÜBİTAK faciasıyla ilgili bir kupürü bilginize sunmak istiyorum: "Fransız Bilimler Akademisi 'Yerbilimleri Büyük Ödülü'nün sahibi... ABD Ulusal Bilimler Akademisinin üyesi... Neuchatel Üniversitesi Üniversitesi Fen Fakültesi 'Şeref Bilim Payesi' sahibi Prof. Celal Şengör Türkiye'nin en ünlü birkaç bilim adamından biridir. Hürriyet Bilim ekinde Ayda Kayar, Prof. Şengör'e, hükümetin TÜBİTAK yasasını değiştirmesi konusundaki düşüncesini soruyor. Prof. Şengör'ün yanıtı şöyle: 'TÜBİTAK'a müdahale edilmesi, Türkiye için, anlatılması güç olan bir felakettir. Hükümetin TÜBİTAK projesi mayıstan beri millî güvenliğimizi tehdit ediyor. Hiçbir araştırma yürümüyor. Türkiye'yi tehdit eden en büyük tehlike İstanbul depremidir. Ama, TÜBİTAK'taki bütün araştırmalar durdu. Uluslararası anlaşma şartlarını yerine getiremiyoruz. Hükümet TÜBİTAK'ı ele geçirmek için bilim adamlarına, tanıdığım en dürüst adam Prof. Namık Pak'a iftira ediyor. Bilim adamının saygınlığına hücum ediyor. Deprem gibi, askerî projeler gibi birçok proje var. Bütün bunlar kimin eline geçecek?'"
Değerli arkadaşlarım, ben bu anıları yaşadıktan sonra, Sayın Başbakan, size şöyle seslenmek istiyorum: Sizin adalet kavramınızı, ben, benim soyadımın Bodur oluşuna benzetiyorum.
Bir de, sizin hükümet anlayışınızda, İçtüzüğün vermiş olduğu sözlü soru önergeleriyle istenilen bilgileri, sorulan soruları açıklamak yerine, yasak savma biçiminde yanıtlama hastalığı var. İstanbul Milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir yazılı soru önergesinde birçok soru sormuş; ancak, verilen yanıtların sorulan sorularla ilişkisi olmadığından, bütçe görüşmelerini fırsat bilerek, Sayın Başbakana soruyorum:
Vakıfbank eski Genel Müdür Yardımcısı Maksut Serim'in Başbakanlığa bağlı bir görevi var mıdır? Devletin herhangi bir hesabından sorumluluğu var mıdır?
Siz, yoksulların dostu, kimsesizlerin kimsesi, arkası olacağınızı söylediniz. Yoksul kişi ve ailelere yapılan gıda ve yakacak yardımlarını artıracağınız yerde azalttınız. İktidarınızdan önce, 2001 yılı sonu 2002 yılı başında, 650 000 aileye gıda, 400 000 aileye yakacak yardımı yapılmıştı. Bu yardımlar geçen kış yapılmamıştır. Bu yıl ise 56 ilde 360 000 aileye yakacak yardımı yapıldığı açıklanmıştır.
Sosyal güvencesi olmayan kişilere yapılan ilaç ve tedavi yardımı ise önemli ölçüde azaltılmıştır.
İlköğretimde okuyan yoksul çocuklara yapılan kitap, kırtasiye ve benzeri yardımlar, kaynak yetersizliği gerekçe gösterilerek kaldırılmıştır.
Yoksul semtlerdeki 1 070 000 öğrenciye her gün bir bardak süt içirilen "okul sütü" projesinden bu yıl vazgeçilmiştir.
Üniversite gençlerimize, Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan verilen ve 254 000 üniversiteli gencimizin yararlandığı bursun sayısı 190 000'e indirilmiştir.
Özürlü insanlarımıza ve ailelerine yapılan yardımları azalttınız siz.
Eskiden beri yapılagelen birçok yardım ve hizmeti, bugüne dek hiç yapılmıyormuş da, devri iktidarınızın marifetiymiş gibi, kamuoyunu reklamla uyutmaya kalkıştınız.
Acil eylem planınızda kabul ettiğiniz, nüfusumuzun yüzde 10'u olan 7 000 000 yoksulluk sınırı altındaki yurttaşımız için ne yaptınız?
Hükümetiniz döneminde kaç kişiye iş, aş kapısı açtınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ RIZA BODUR (Devamla)Benim sesim mikrofonsuz da duyulur.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 19 Aralık 2003