İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri hakkında

Ali Topuz

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 29. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Aralık 2003 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Topuz (CHP), 17 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 976 kelime.

Ali Topuz (CHP, İstanbul). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-topuz-22-2003-12-17-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ TOPUZ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarını düzenleyen İçtüzüğümüze aykırı olarak veya İçtüzüğün istisna olarak belirttiği konularını sık sık kullanmak suretiyle, emrivakilerle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin önüne yeni bir yasa teklifinin daha getirilmiş olduğuna tanık oluyoruz. Bu yasa teklifi, Denizli Belediye sınırlarının genişletilmesi hakkında bir tekliftir, hükümet tasarısı değildir. Bazı milletvekillerimizin, Denizli Belediyesinin sınırlarını genişletmeye dönük teklifleri yasalaştırılmak istenmektedir.

Bu teklif, bugün saat 11.30'da Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna basılı olarak intikal ettirilmiştir. Yani, bize gelişinden 24 saatten daha kısa bir süre içerisinde bu konuyu Meclisin gündeminde konuşma öneriliyor. Oysa, İçtüzüğümüzün ilgili maddeleri, kırksekiz saat geçmeden, böylesine konuların gündeme alınmamasını temel bir ilke olarak koymuştur. Çok istisnaî hallerde, gruplar arasındaki mutabakata dayanarak bunun kullanılması da doğrudur.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, büyük bir sorumluluk duygusu içerisinde, çıkarılmasında gerçekten acillik taşıyan konularda, Adalet ve Kalkınma Partisinin önerilerini hep kabul ettik ve burada görüşmeyi sağladık. Bunlardan bir tanesi de, İmarzedeler yasası olarak adlandırılan ve dün burada görüşülen yasadır.

Şimdi konumuz olan yasa teklifinin hiçbir aciliyeti yoktur. Aciliyetini ifade eden arkadaşlarımız "yakın bir tarihte seçime gidiyoruz, bu koşullar altında Denizli'de bir büyük perişanlık vardır, bu perişanlığı düzeltebilmemiz için bu teklifi buradan geçirmemiz gerekir" diyorlar. Türkiye'de kentleşmenin taşıdığı büyük sorunlar vardır, yerel yönetimlerin büyük sorunları vardır; ama, bunların, Türkiye ölçeğinde genelleştirilerek çözülebilecek genel kurallara bağlanarak Meclisin önüne getirilmesi gerekir; bir hükümetten beklenen budur. Sorunları parça parça çözmek, aklımıza gelen şeyi yapmak doğru bir yöntem değildir. Kaldı ki, Anayasamızın 67 nci maddesinin son fıkrası, seçim kanunlarına ilişkin olarak "çıkarıldıkları tarihten bir yıl sonra uygulamaya sokulabilir" hükmünü taşımaktadır. Bu Anayasa değişikliği, 2001 yılında, bu Mecliste yapıldı.

Getirilen teklif, bir seçim kanununun değiştirilmesiyle ilgili bir tekliftir, seçim çevresini değiştiren bir tekliftir. Hatırlayın, şu sıralarda oturan, geçmiş dönemde milletvekilliği yapmış olan arkadaşlarımızın hepsi, aynı doğrultuda, seçimlerden kısa bir süre önce seçim yasalarında değişiklik yapmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu hep söylemişlerdir. 12 yılda 10 seçim kanunu değiştirilmiştir, seçim çevreleri değiştirilmiştir, seçim bölgeleri değiştirilmiştir, seçimlerle ilgili başka bazı kurallar değiştirilmiştir ve seçimlerde iyi sonuç alacaklarını varsayarak bunları yapmışlardır o günün iktidarları.

Şimdi, size, tutanaklardan birkaç şey okumak istiyorum: Bakınız, 2001 yılının eylül ayında anayasa değişikliği paketi bu Mecliste konuşulurken, o paketin 24 üncü maddesi, Anayasanın şu biraz evvel açıkladığım 67 nci maddesinin son fıkrasıyla ilgili de bir değişiklik yapmış.

Kanunun gerekçesinde kısaca "Yeni eklenen bir fıkrayla konjonktürel değişikliklere seçim kanunları açısından yer verilmemesi amaçlanmıştır" deniliyor. Daha önceki durumları eleştirerek "amaçlanmıştır" deniliyor.

Bu oturumda Saadet Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Ahmet Sünnetçioğlu, şunları söylüyor: "Ayrıca, seçime bir yıldan az bir süre kala seçim kanunlarında yapılan değişikliklerin, izleyen seçimlerden sonra yürürlüğe girmesi öneriliyor. Bu da, çoğunluğun kendine uygun kurallarla seçime on gün kala yaptığı değişikliklerle seçime gitmesini önleyen önemli bir husus. Gerçekten, bir dizüstü bilgisayarıyla iller ve seçim bölgeleri üzerinde yapılan ince hesaplamalar neticesinde, aldığı oy oranından çok daha yukarıdaki oranlarda Mecliste milletvekili çıkarmış olmayı amaçlayan siyasî partiler gördük. Örneğin..." diyor, Anavatan Partisini örnek veriyor.

Bu oturumda, şimdi, yine, Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarında oturan Sayın Mustafa Baş, grubu adına bir konuşma yapıyor, bu maddede yapılan üç değişiklikten üçüncüsünü ifade ederek "Üçüncü bir değişiklik de, seçim kanunlarında yapılan değişiklik, bir yıl içerisinde bir seçim olduğu takdirde uygulanmayacak, bir yıldan sonra uygulanacaktır" diyor, savunuyor ve devam ediyor "1983'ten itibaren ise, bölge sistemi, barajlı sistemler ve kontenjanlı sistemler her seçimde değişerek..." Dikkatinizi çekiyorum "bölge sistemi" diyerek, bölgeleri kast ediyor; yani, şimdiki gibi sınırlar... "...daha sonraki bir seçimde daha az oy alınmasına rağmen, Parlamentoda daha çok sandalye elde etme imkânı bu değişikliklerle maalesef sağlanabilmiştir" diyor ve karşı koyuyor "bunlar, seçim sonuçlarını değiştirmeye dönük girişimlerdir" diyor. Devam ediyor: "Bu örnekleri şunun için veriyorum: Maalesef, bizim Parlamentomuzda, iktidarlar, çoğu zaman, Meclisteki aritmetiklerine güvenerek, kendilerine daha çok imkân sağlayabilecek, Parlamentoda, milletvekili sağlayabilecek değişiklikleri, haksız yere, demokrasiye aykırı olarak yapabilmişlerdir."

Değerli arkadaşlarım, gerçi, bu değişikliği siz yapar, bunu uygulayacak olursanız bunun sonunda siyasî olarak hiçbir rant elde edemeyeceksiniz; bu açık. Eğer, bu kanun uygulanacak olursa, sizin bu girişimlerinizin sonunda, bundan yararlanacak olan parti Cumhuriyet Halk Partisidir; ama, herhangi bir siyasî partinin yararına olacak düşüncesiyle seçim kanunlarında değişiklik yapma anlayışı tarihe terk edilmişken, sizlerin de oylarıyla, geçmiş dönemlerde burada milletvekilliği yapmış arkadaşlarımızın da oylarıyla tarihe gömülmüşken, bu yanlışlığı, şimdi, siz, kendi oylarınızla yeniden yürürlüğe sokmak istiyorsunuz. Bunu yapmayınız. Zaten, bu kanunu uygulayamayacaksınız. Bu kanun bir seçim kanunudur, tıpkı bundan evvel çıkardığınız 3030 sayılı Kanun gibi; orada pergelle hudut tayin ettiniz, burada alelusul yöntemlerle "filan belde belediyelerini mahalleye çevirelim" arzusuyla bu kanunu getiriyorsunuz.

Bırakın bunları, kamu yönetimi temel kanunu tasarısıyla, henüz daha Meclise sunulmamakla beraber, Türkiye'de, hem merkezî idareyi hem de yerel yönetimleri yeni bir düzene kavuşturacak -reform niteliğinde- sınırlarıyla ve nitelikleriyle bu meseleyi toptan çözebilecek imkân önümüzdedir. Sırf şu seçimlerde Denizli'yi kurtaralım diye veya şimdi öğrendiğimiz gibi, bunun arkasından başka bazı tasarıların daha Meclise sunulacağı gibi, hatta bütçe görüşmeleri arasına bile bunları sıkıştırarak sokmayı amaçladığınız yolunda, duyumlarımız var.

Gelin, bu yanlış yoldan dönünüz; bu, doğru bir hareket değildir. Türkiye'de kentlerin yeni bir düzene kavuşturulması, Türkiye'deki yerleşme düzeninin bilimsel ölçütlere dayalı olarak yeniden yönlendirilmesi, ona göre bir yönetim sistemi, ona göre belediyeler, yerel yönetimler oluşturulması konusunu bu işin gerçek birtakım kurallarına dayandırarak önümüzdeki günlerde hep beraber uzlaşma içinde yapmaya çalışalım; ama, şimdi, yangından mal kaçırır gibi, onu belediye yapalım, bunun hududunu değiştirelim gibi, bu Meclisin ciddiyetine, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin birikimine... Çünkü, kentleşme olayını yoğun bir şekilde yaşamış olan Türkiye'nin, belediye olayını yoğun bir şekilde yaşamış olan Türkiye'nin birikimlerini dikkate alacak olursanız, pergelle sınır tayin etmek veya alelusul sınır tayin etmek gibi bir yolun vardığımız düzeye göre çok ilkel düzeyde kaldığını göreceksiniz. Bunu kendimize yakıştırmayalım ve gelin, bu yanlış yoldan dönün.

O nedenledir ki, bu konunun bugün gündeme alınmasını uygun bulmuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu önerisine aykırı oy kullanacağımızı size saygıyla ifade ediyorum ve hepinizden de bu yolda hareket etmenizi rica ediyorum, bekliyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 17 Aralık 2003

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook