İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 86. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)

Alim Işık

Kütahya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 86. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Nisan 2010 · 1.072 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alim Işık (MHP), 14 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 1.072 kelime.

Alim Işık (MHP, Kütahya). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 14 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-isik-23-2010-04-14-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın çerçeve 1’inci maddesi kapsamında kurulması amaçlanan Canik Başarı Üniversitesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinize saygılarımı sunuyorum.

Samsun ilimizde Ondokuz Mayıs Üniversitesi adıyla 1975 yılında kurulmuş olan devlet üniversitesine ek olarak, Canik Başarı Üniversitesi adıyla iki vakfımız tarafından kurulması amaçlanan bu üniversitenin de öncelikle o ilimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Ancak madde metninde de yer alan bazı fakültelerden, şu anda kurulu bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi bünyesinde bulunan, örneğin fen edebiyat fakültesi mezunları tüm Türkiye'deki diğer fakülte mezunlarının çektiği sıkıntıları çekerken yeniden bu vakıf üniversitesi bünyesinde de bir fen edebiyat fakültesinin kuruluyor olmasını, hakikaten bir ön etüt yapılmadan rastgele hazırlanmış bir tasarının maalesef komisyondan geçerek buraya gelmiş olmasına bağlıyorum.

Değerli milletvekilleri, elbette ki birçok üniversitemizin kurulması hepimiz tarafından desteklenmekte. Son dönemde sayısal olarak yaklaşık yüzde 90 oranında üniversite sayısındaki artışa rağmen, üniversitelerin nitelik açısından ne noktaya geldiği konusu hepimizin dikkat etmesi gereken önemli bir konudur. Sadece bu konuda yapılmış ve TÜBİTAK tarafından yayınlanmış Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri ismiyle hepimizin rahatlıkla incelemesine sunulmuş bir konudaki rapordan bahsetmek istiyorum.

Şu anda, bilimsel etki değeri açısından, yani üniversitede çalışan öğretim üyelerinin yapmış olduğu yayınları, her yayın başına düşen atıf sayısını dikkate alan bir inceleme sonucunu sizlerle paylaşmak istiyorum: 1981-2007 dönemini toptan değerlendirme yaptığımızda, dünya ortalaması 14,17 kişi olarak çıkmış, yani atıf olarak ABD 20,71; OECD ülkeleri 15,93; Orta Doğu ülkeleri 9,50; Türkiye sadece 4,55. Yani dünya ortalamasının yaklaşık üçte 1’i düzeyinde bir düzeye sahip Türkiye’deki üniversitelerimizin ortalama bir göstergesi. Buna benzer diğer birçok göstergede de nitelik açısından dünyada hak ettiğimiz yerde bulunmadığımızı ifade etmek istiyorum. Bunu da Sayın Bakanın özellikle dikkatine sunmak istiyorum. Sayısal ilerleme elbette ki bir başarıdır, gereklidir ama nicel ilerlemenin de bu ülke için mutlaka dikkate alınarak bir an önce artırılması gerektiğini söylemek istiyorum.

Diğer yandan, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna mensup milletvekillerimizin imzasıyla bir yılı aşkın süredir Meclis gündeminde bekleyen, üniversite çalışanlarının ve üniversitelerimizin sorunlarının araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırması kurulması talebimizin bir an önce dikkate alınarak bu kapsamda üniversitelerimizin içinde bulunduğu bazı sorunların bir an önce Meclis gündemine taşınmasında yarar olduğu düşüncesindeyim.

Bu kapsamda, birkaç konuyu sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum: Bugün üniversitelerimizin karşı karşıya bulunduğu önemli sorunların başında, üniversitelerimizde görev yapan akademik ve idari personelin ücret ve özlük haklarının ne yazık ki iyileştirilememiş olması ve buna yönelik de bir çalışmanın yapılamamış olmasıdır.

İkincisi: Üniversitelerimizde özellikle akademik kadrolarda yaşanan sıkışıklıklar bir türlü çözülememiş ve çözülememektedir.

Bir diğer sorun: Araştırma görevlisi kadroları başta olmak üzere tüm personel kadrolarındaki yetersizlikler ve kadroların dağıtımındaki keyfîlikler devam etmektedir. Sayın Bakanın bu konuya da özellikle eğileceğini ümit ediyorum en azından.

Bir diğer konu: Yardımcı doçent kadrolarının, daha önce birçok kez dile getirmiş olmamıza rağmen, diğer öğretim üyesi kadroları gibi daimî kadroya dönüştürülmesi, 3.600 ek gösterge yerine 4.200 ek gösterge ile 1’inci derecenin son kademesine kadar ilerlemelerinin sağlanması konusunda verilen sözler ne yazık ki bir türlü yerine getirilememiş ve getirilmemektedir. Yardımcı doçentlikten doçentliğe yükseltilmede uygulanan ve daha çok subjektif ölçütlerin öne çıktığı sözlü sınavlarda ve yabancı dil sınavıyla ilgili düzenlemeler maalesef yine yapılamamıştır ve bu dönemde de her hâlde yapılması yönünde bir çalışma görülmemektedir.

Bir diğer konu yine daha önce değişik defalar, müteaddit defalar gündeme getirdiğimiz bir konudur. Üniversitelerimizde görev yapan genel sekreter yardımcıları, daire başkanları ve hukuk müşavirlerinin diğer kamu kurumlarında görev yapan eş değerlerine benzer şekilde makam tazminatından yararlandırılmasını sağlayacak teknik düzenlemeler ne yazık ki her bütçe görüşmesinde söz verilmesine rağmen bir türlü gerçekleştirilememiştir.

Üniversitelerimizin birçoğunda Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait yurt ve yatak kapasitesi eksikliği nedeniyle, özellikle yeni kaydolan gençlerimizin ve ailelerinin mağduriyetleri çok ciddi boyutlarda devam etmektedir. Sayın Bakan yıl ortalaması verilerine göre yurtların kapasitesinin yüzde 100 derecede dolu olmadığını söylüyor soru önergelerimize ve sözlü sorularımıza... Ancak sıkıntı yıl bazında değildir, yeni kaydolan öğrencilerimizin kayıt sırasında devletin yurtlarında yer bulamayarak çok farklı yerlerde istismara yol açacak sorunlarla karşı karşıya kalmasıdır. Hâlâ benim ilimde bugün yedekte olup da asilden devletin yurduna yerleşemeyen, özellikle kız öğrencilerin sayısı çok fazladır. Bu sorunlara çözüm bulmak zorundayız.

Bazı vakıf üniversitelerimizde öğrenci kayıtları sırasında burslu veya ücretli öğrenci bedelleriyle ilgili olarak ulusal basına da yansıyan mağduriyetler ne yazık ki çözülememiştir, çözülememektedir. Bunda somut bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum: ÖSYM’nin 12 Ağustos 2009 tarihinde öğrencimize verdiği sınav sonuç belgesi buradadır. Öğrencimiz Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin bir bölümünü burslu olarak kazanmıştır, çıktısı bu. Ancak kayıt dönemi 31 Ağustos-7 Eylül döneminde, bunun gibi birçok öğrencimiz de üniversiteye kayıt yaptırmak için gittiğinde bir şokla karşılaşmıştır. Velilerimize denilmiştir ki: “Hayır, burslu değil, öğrenciniz normal öğrencidir. Normal kayıt bedelini yatırmak zorundasınız.” Ve birçok veli, öğrenci o günden bu yana bu mağduriyetini aşamamıştır. Öğrenci, öğrenci belgesi almıştır, istemiştir ve normal kayıtlı öğrenci olarak öğrenci belgesi verilmiştir. Bu nasıl bir devlet, nasıl bir anlayış? Bir tarafta devletin bu işten sorumlu ÖSYM’si “Sen burslu öğrencisin.” diye kayıt veriyor, öbür taraftan üniversiteye gidiliyor, deniliyor ki: “Hayır, burslu yanlış olmuş, sen normal öğrencisin, şu kadar para yatıracaksın.” Ve 200’ü aşkın veli İstanbul sokaklarında bu konuyu protesto ettiler. O günden bugüne öğrenci velisi ve öğrenci birinci ay, ikinci ay, üçüncü ay, dördüncü ayda toplam yirmi iki adet dilekçeyle başvurmuştur ama hiçbirisine devletin yetkili makamlarından ve sayın Bakanlıktan bir cevap alınamamıştır ve en son 3 Mart tarihi itibarıyla denmiştir ki: “Dosyası kaldırıldı, işlemi bitti.” BİMER tarafından bir cevap var İnternet aracılığıyla.

Efendim, burası, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Millî Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda bulunan bir üniversitedir, vakıf üniversitesidir. Lütfen, bu konunun mutlaka düzeltilmesi ve bundan sonra kurulacak vakıf üniversitelerinde hiç olmazsa buna benzer sorunların yaşanmaması gerekir, bize yakışan da budur.

Sayın Bakana bir soru sordum biraz önce: “Vakıf üniversitelerimizde yaşayan, eğitim öğretimlerini devam ettiren öğrencilerimizin sorunlarıyla ilgili Bakanlığınız bir güdümlü proje başlatmış mıdır veya bu konuda bir çalışma var mıdır?” diyorum ve maalesef böyle bir çalışmanın olmadığını duymak isterdim veya olduğunu en azından, yürütülmekte olduğunu Sayın Bakanımızın ağzından duymak isterdim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Devamla)4 Mart 2010 tarihli komisyon raporunda bazı konular aslında çok özetle dile getirilmiş, vakıf üniversitelerimizin kuruluş gerekçeleriyle ilgili olarak bir detaylı çalışmanın yapılması ve bu çalışmanın komisyon üyelerine detaylı bir şekilde aktarılması gerektiği vurgulanmış. Ben de buna ek olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinin de bu kurulacak vakıf üniversiteleriyle ilgili olarak, vakıfların özellikleriyle ilgili olarak çok detaylı bir bilgiyle donatılıp kendi vicdanlarının rahat oy vermesinin önünün açılması gerektiğini son cümle olarak söylüyor, tekrar hayırlı olsun dileklerimle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 14 Nisan 2010

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook