Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Aralık 2003 · 1.052 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Asım Aykan (AK Parti), 21 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VII.TUR (.SANAYİ VE TİCARET BAK., MİLLİ EĞİTİM BAK)); konuşma 1.052 kelime.
Asım Aykan (AK Parti, Trabzon). “Vıı.tur (.sanayi ve ticaret bak., milli eğitim bak)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/asim-aykan-22-2003-12-21-vii-tur-sanayi-ve-ticaret-bak-milli-egitim-bak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ASIM AYKAN (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Grubu adına, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkındaki görüşlerimizi arz etmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum; 2004 yılının, Bakanlık faaliyetleri açısından kazasız, belasız, bereketli bir yıl olmasını diliyorum.
Öncelikle, Bakanlığın ilgili olduğu alanlar hakkında kısa bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Bakanlığımız, 4 000 000 esnafı ilgilendiren bir bakanlık; 3 400 esnaf odasını ilgilendiriyor, 601 000 şirketi ilgilendiriyor, 356 000 ticaret, sanayi odası ve borsa ile bağlı 1 000 000'u ilgilendiriyor, 670 000 birlik ve ortağını ilgilendiriyor, 500 000 pancar üreticisini ilgilendiriyor, 200 000 sınaî üreticisini ilgilendiren bir KOBİ grubuyla muhatap oluyor, 76 000 kooperatif ve 5 000 000'a yakın insanla muhatap oluyor. Bunun anlamı şu: Bu sayıları topladığımız zaman, Bakanlık, yaklaşık olarak 12 000 000 gerçek ve tüzelkişiyle ilgileniyor. Bunun başka bir anlamı ise, ülkenin ana gövdesi Bakanlığın ilgi alanı; yani, can damarıyla ilgili bir bakanlık.
2003 yılında, Bakanlığımız neler yapmış; biraz önce, değerli arkadaşımız ifade ettiler; ben de, başka boyutlarıyla kısaca sunmak istiyorum. Yerli ve yabancı şirket kurma işlemleri 19 aşamadan 3 aşamaya indirilmiş ve kolaylaştırılmış; kuruluş izni Bakanlıktan alınarak ticaret odalarına verilmiş; yerli şirketlere sağlanan imkânlar yabancılara da tanınmış; sicil affına ilişkin yasa tasarısı Meclisten geçme aşamasına getirilmiş; Ekonomik Sorunları Değerlendirme Kurulu, şubat ayından beri 42 tane konuya değinmiş ve bunlarla ilgili önemli ölçüde rahatlatıcı kararlar alınmış; Bakanlık bünyesinde e-esnaf projesine başlanılmış; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çıkarılarak, özellikle kredi kartı mağdurlarının -ki, bunlar 80 000 civarında- feryatlarına çözüm bulunmaya çalışılmış; Bakanlık bünyesinde bilgisayar otomasyonuna geçilmiş; tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılandırılmasına başlanılmış, yüzde 25 faizle 550 trilyonluk kredi kullandırılmış, ürün borsalarıyla ilgili düzenleme Başbakanlığa sunulmuş; KOBİ'lere KOSGEB bünyesinde sağlanan destek alanı 38'e yükseltilmiş; bürokratik işlemler azaltılarak, bu alanda 160 trilyonluk para kullandırılmış; esnafa kullandırılan kredinin faizi yüzde 59'dan 30'a indirilmiş, limitler 15 milyara çıkarılmış ve Bağ-Kur borcu şartı aranmamış. Yani, bunları kısaca özetleyecek olursak, kepenk indiren esnafımızın oksijen çadırına alınması sağlanmış. Bu, bizim için çok hayatî bir konudur. Kısacası, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı için, 2003 yılı, bir rehabilitasyon, iyileştirme yılı olmuştur.
Değerli arkadaşlar, buna ihtiyacımız vardı. Neden; çünkü, 2000 ve 2001 yılında Türkiyemizde meydana gelen olayları kriz boyutuyla ifade etmek yanlıştır. Bu, anlatılsa anlatılsa, belki, çöküntü kelimesiyle ifade edilebilir. Hasta, komaya girmiştir. Bunu komayla tarif etmek, alınacak olan tedbirlerin isabetini sağlamak için doğru olur diye düşünüyorum. Allah'a hamdolsun, bir yıl içerisinde, hükümetimiz ve Bakanlığımızın çalışmaları sonucunda, hasta komadan çıktı, gelen gideni tanıyor, "elhamdülillah iyiyim" demeye başladı; ama, henüz yataktan çıkmış değil, ayakları kırık, vücudunda hâlâ darbe var. İnşallah, bu yıl yataktan çıkar, gelecek yıl da, işine, tarlasına, tezgâhına gider, işine başlar.
Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde, 2004 yılıyla ilgili olarak neler yapılması gerekir konusuna kısaca değinmek istiyorum. Yukarıda sıraladığımız 2003 yılı Bakanlık faaliyetleri, hükümetimizin ve Bakanlığımızın, özellikle tecrübeli, üretimden, ticaretten, esnaf içerisinden gelen Değerli Bakanımızın, biraz önce saydığım kesimin, yani, esnaf, üretici, sanayici ve tüccarın omzuna elini koyduğunu gösteriyor. Değerli Bakanımızdan istirhamımız, bu elini, 2004 yılında da bu kesimin üzerinde bulundurmasıdır, bunda çok büyük fayda vardır; çünkü, bu kesim ayağa kalktığı zaman Türkiye ayağa kalkıyor; bu kesimin morale ihtiyacı var; bu moral sağlandığı zaman, Türkiye'de hepimizin yerine getirmeye çalıştığımız birçok talebin karşılanacağını beraberce göreceğiz.
Değerli arkadaşlar, biz, millet olarak, ikiyüz yıl toprak kaybederek, cephelerde yorularak bugünlere gelmiş bir milletiz, cumhuriyetle belimizi doğrultmaya çalışıyoruz. Sanayici, üretici, esnaf, ihracatçı yetiştirmek, bilgi elde etmek, sermaye bulundurmak, pazar elde etmek, pazarı korumak kolay bir iş değil. Dolayısıyla bu kesimin, her kesimden daha fazla korunmaya ve gözetilmeye ihtiyacı vardır. Hamdolsun, şimdi, dünyanın her yerine millet olarak mal satan, elimizde çanta dünyayı dolaşan bir milletiz. Türkiye'de 1980 yılında 3 000 civarında ihracatçı vardı; ama şimdiki rakam 32 000, bize verilen en son rakam bu, belki şimdi daha yukarıda; ama, Japonya'da 750 000 ihracatçı var. Bir Japonun yanındakine söylediği bir sözü ifade etmek istiyorum: Bizim 750 000 kişilik kuvvetimiz var; kara, deniz, hava; birkısmı denizden, birkısmı karadan, birkısmı havadan mal satmaya gidiyor... Bizim, bu şuurla, bu kesimi, onlara üretim yapan kesimi, sanayiciyi ve üreticiyi desteklememiz gerekiyor.
Bu kesimi desteklerken hiçbir fedakârlıktan kaçmamamız gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bu zor şartlarda Türkiye'de üretim yapan, parasını faize ve dövize yatırmayan insanları gerçekten bir kahraman olarak alkışlamak gerekiyor. Hatırlayın, Türkiye'de, beş yıl önce, parası olan ya dövize yatırıyordu ya faize yatırıyordu, kimse yatırım yapmıyordu; dolayısıyla da, işsize iş bulma imkânımız giderek bu seviyelere geldi. Bugün, hamdolsun, hem dövizin hem de faizin beli kırılmak üzeredir ve Türkiye bir yatırım dönemine inşallah giriyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızdan bir isteğimiz, ilgili diğer bakanlıklarla işbirliği yapmak suretiyle, nasıl KOSGEB küçük ve orta seviyedeki sanayimizi destekliyorsa, özellikle büyük ölçüde üretim yapan kesimleri destekleyen bir organizasyona ve teşkilata ihtiyacımız olduğunu, burada özellikle vurgulamak istiyorum. Bunu niye söylüyorum; Amerikalılar ve Japonlar, millî gelirlerinin 2,9'unu ar-ge'ye harcıyorlar; yani, araştırmaya korkunç kaynaklar harcıyorlar; Avrupa ülkeleri ise 1,9'unu harcıyorlar. Bizde ise bu oran, maalesef, binler seviyesinde duruyor. Dolayısıyla, KOSGEB'in yaptığı görevi, belki, üst seviyedeki üreticiler için de yapmak gerekiyor; yani, bundan sonra, dünyada, aklı -özür dilerim- kim üretirse ve satarsa, o kazanacaktır. Eğer teknoloji üretemezsek, akıl satma dönemine geçemezsek, bugünkü ihracat hamlelerimizi üst seviyeye çıkarmamız mümkün olmayacaktır.
Bu alanda göğsümüzü kabartan iş adamlarımız var. Bir iş adamımız diyor ki: Ben, 2005 yılında 3 milyar dolar ihracat yapacağım ve iletişim alanında, Japonlara, Amerikalılara teknoloji satmaya başlıyor. Böyle iş adamlarını alnından öpmek, bizim için bir şeref borcudur; çünkü, Türkiye'nin kurtuluşu buradadır değerli kardeşlerim. Cumhuriyetin sekseninci yılında, bu iş adamlarımıza birer tane şeref madalyası takmamak, bizim için bir noksanlık olmuştur. Bunu, özellikle burada vurgulamakta fayda görüyorum.
Bakanlığımızın bünyesinde yapılacak olan çalışmalardan bir diğeri de, üretimdeki maliyet düşüklüğünü sağlayacak, SSK, vergi, elektrik, doğalgaz ve diğer girdileri düşürmek olmalıdır.
Yerli ikameyi kullanan ihracatçımızın özellikle desteklenmesinde fayda var; çünkü, şu anda sattığımız malın yaklaşık 20 milyar dolarını, ancak ithalat yapmak suretiyle dünyaya verebiliyoruz.
Asgarî ücret konusunda, müsaadelerinizle bir hususu ifade etmek istiyorum. Tabiî ki, biz, hep beraber, garibana yardımcı olacağız ve insanca yaşayacağı bir ücret vereceğiz; ancak, bu konuda sadece işverenlere yüklenmek doğru değil, devlet ve işverenin beraberce bu ücreti paylaşmasında fayda vardır; çünkü, karşımızda bir Çin olayı vardır, herkesin dikkatini çekiyor. Değerli kardeşlerim, 1997 yılında Çin'e gittiğimiz zaman gördüğüm bir gerçeği burada vurgulamak istiyorum. Orada insanlar 30 dolara çalışıyorlar, bizde ise ücretler 500 000 000 lira civarındadır. En son aldığımız haberlere göre, Çin, 30 tane kargo uçağı sipariş vermiş durumda ve 300 000 tonluk gemilerle dünyaya mal çıkarmaya çalışıyor. Şu anda, bizde, Sultanhamam'da mağaza açıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 21 Aralık 2003