Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 72. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Mart 2008 · 1.058 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Asım Aykan (AK Parti), 4 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)); konuşma 1.058 kelime.
Asım Aykan (AK Parti, Trabzon). “Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/asim-aykan-23-2008-03-04-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ASIM AYKAN (Trabzon)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 117 sıra sayılı Yasa Tasarısı hakkında şahsım adına görüşlerimi arz etmek için söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, yerel yönetimler, insanımızın doğumundan ölümüne kadar yirmi dört saatinde olmazsa olmaz mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet üreten birimlerdir, asli fonksiyonları da hizmettir; vatandaşımızın bu birimlerden beklediği temel mesele de hizmettir. Eğer hizmeti yerine getiremiyorlarsa fonksiyonlarını kaybetmişler demektir.
Belediyelerimizin hizmet alanlarıyla ilgili olarak kısaca şunları arz edebiliriz: İmar, altyapı yani su ve kanalizasyon başta olmak üzere diğer hizmetler, ulaşım, temizlik, çevre, şehir içi trafik, defin hizmetleri, nikâh, sosyal faaliyetler, konut, kültür, spor, ekonomik gelişmeyi teşvik etmek, sağlık hizmetleri; ayrıca 1580 sayılı Yasa’da olmayan daha sonra 5393’le beraber verilmiş eğitim kurumu açmak ve fiziki olarak eğitim kurumlarına destek sağlamak.
Şimdi, Hükûmetimizin getirmiş olduğu yasa tasarısını bu fonksiyonlar açısından yani bu hizmetler açısından şöyle bir değerlendirecek olursak yasada iki tane temel planlama yapıldığını görüyoruz.
Bunlardan bir tanesi, birinci düzenleme: Büyükşehirlerin bünyesindeki düzenlemelerdir. Burada bu düzenlemenin de özü kırk üç tane yeni ilçenin kurulmasıdır. Bu işlem yapılırken iki tane temel parametreye dikkat edilmiş. Birincisi: Nüfusu aşırı büyümüş ilçelerde daha verimli ve yönetilebilir bir düzenlemenin yapılması. Diğer düzenlemeyle ise küçük yerleşim birimlerinde birleştirme işlemleri yapılarak idari yönden, ekonomik yönden, teknik altyapı yönünden ve imar yönünden güçlendirme esas alınmıştır.
İkinci ana düzenleme ise nüfusu 2 binin altında olan belediyelerin tüzelkişiliklerinin sona erdirilmesidir. Burada 5393 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesi uygulanmıştır. Sadece, bakanlığın teklifi ve Danıştayın onaylamasıyla yapılan düzenleme kaldırılarak resen 2 binin altına düşenler, önce 2006 yılının sonuna kadar ertelenmişti, daha sonra adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden sonra bu düzenlemeyle beraber bu belediyelerimizin tüzel kişilikleri sona erdirilmektedir. Yani 5393 sayılı Yasa’nın 11’inci maddesi şimdi uygulanmaktadır.
Kapatılan veya köye dönüştürülen bu belediyelerimizin 493 tanesi AK Partiye mensup belediye başkanlarımızdır, 133 tanesi Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımızdır, 73 tanesi Milliyetçi Hareket Partisine, 95 tanesi Doğru Yol Partisine, 19 tanesi Anavatan Partisine, 16 tanesi bağımsız, 34 tanesi de diğer partilerimize mensup arkadaşlarımızdır.
Değerli arkadaşlarım, bu uygulamayı neden yapıyoruz konusunda, müsaade ederseniz, birkaç cümle arz etmek istiyorum. Bir kere şunu çok iyi bilmemiz gerekir: Bu belediyelerimizin önemli bir kısmı kurulurken şehircilik ilkelerine, bilimsel gerçeklere dayalı olarak kurulmadılar, daha çok siyasi yarışla, siyasi gayretlerle beraber kuruldular ve kurulurken de nüfusları biraz zorlamayla bu şimdiki nüfus sayımının öncesine dönüştürülmüş oldu. Bunu yakından bilen bir insan olarak söylüyorum. Suni müdahaleler yapıldı, “sizin orada kuruldu, bizim orada da kurulsun” diye böyle bir yarış da oluştu ve anlamsız yerler belediye hâline getirildi. Bu belediyelerin büyük bir kesimi kırsal bölgelerimizdedir ve -2380 sayılı- İller Bankasından hazineye toplanan paralardan yüzde 6’lık payla beslenmektedirler, herhangi bir kaynak oluşturmaları da mümkün değildir. Ne kadar zorlarsanız zorlayın, istisnalar vardır ama çoğunluğu böyledir.
Ayrıca, gelirlerinin büyük bir kısmını personel, araç ve gereç harcamalarında kullanmaktadırlar, hizmete kaynak ayıramamaktadırlar. Belediye yapılırken nüfusu 2 binin üzerine çıkarmak için… Mesela Karadeniz gibi -bizim oradaki bölgeler için söylüyorum- yerleşim bölgelerinin dağınık olduğu alanlarda çok geniş alanlar belediye içerisine alınmış. Mesela, bir beldemizin yol ağı 300 kilometredir. Siz bu beldemize hangi kaynağı aktarırsanız aktarın 300 kilometrelik yol ağının altından kalkması mümkün değildir. KÖYDES uygulamasından sonra yandaki köyler hizmet alıp belediyeler alamayınca vatandaşlarımızın talebi başlamıştır. “Biz de vatandaşız, bizim belediyemizin durumu iyi değildir. Oraya madem hizmet getiriyorsunuz, bize de hizmet getirin.” diye talep oluşmuştur.
Ayrıca, çoğunda yeterli seviyede teknik eleman yoktur, nitelikli eleman yoktur. Böyle, işin ehline verilmiş olduğu yerler bayağı azdır. Yani bu hâliyle belediyelerimizin önemli bir kısmı istihdam oluşturan kuruluşlara dönüşmüştür ve kurulurken bazı beldelerimizde öyle büyük hatalar yapılmış ki -yakından bildiğim yerler var- siz hangi kaynağı aktarırsanız aktarın o borç yükünden kurtulması mümkün değildir. Nüfusu 2 bin olmayan yerin borcu 1 trilyonu bulmuştur. İller Bankasına yanlış işler verilmiş benzer işlerle beraber ve bu noktaya gelmiştir ve vatandaşlarımız buralarda çok sıkıntılı durumdadır. Gittiğimiz her yerde her zaman “Allah aşkına buna bir çare bulun ya bize hizmet getirin veya bizi kapatın.” aynen böyle söylenmektedir. Durup dururken bu işler ortaya çıkmamıştır.
Uygulamada da ne yapacağız arkadaşlar? Diğer arkadaşlarımız, Sayın Bakanımız da ifade ettiler. On yıl süreyle buraya parayı göndereceğiz. İl özel idareleri veya köylere hizmet getirme birlikleri, içme suyu, kanalizasyon, temizlik, çöp toplama, ulaşım, itfaiye ve diğer hizmetler için gerekli tedbirleri alacaklar ve gerekirse hizmet birimleri kurabilecekler. İmar hizmetleri özel idare tarafından getirilecektir.
Köye dönüşen beldelerde başka işleme gerek kalmaksızın, vali beyin uygun görüşü, İçişleri Bakanının onayıyla, aynı beldede birden fazla yeni köy kurma imkânımız olacaktır. Alacak, borç ve mülkiyetler, araç gereçler özel idareye devredilecektir. Bu kanunun yayımından itibaren altı ay içerisinde değerli arkadaşlar, 5393 sayılı Yasa’nın 8’inci maddesine bağlı kalmaksızın -belediye meclisinin kararı- arada başka köy ve belde olmamak şartıyla, meskûn mahallerin arasında 10 kilometre varsa bağlı olacak olduğu yani talep etmiş olduğu ilçeye veya ile bağlanabilecek karşıki belediyenin belediye meclisi kararıyla. Yani bu şartı da, daha doğrusu bu imkânı da getiriyoruz.
Değerli arkadaşlar, katılma işleminin karşıki belediyenin onayıyla olduğunu ifade etmek istiyorum.
Kanun tasarısının özüne bakacak olursak arkadaşlar, sonuç itibarıyla: Siyasi amaç güdüldü zannediliyor. Ama iyi incelenirse, objektif bakılırsa siyasi amaçtan ziyade daha çok bölgenin ihtiyaçları, bu bölgelerdeki belediye hizmetlerinin, talep edilen hizmetlerin daha optimum yerine gelmesi için lazım gelen düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz. Zaten siyaset yapsak, bunların yüzde 57’si AK Partili, belediyelerdeki, yani büyükşehirlerdeki alt kademelerin de yüzde 59’u AK Partili. Eğer buradan bir zayiat göreceksek o zaman bizim bunu göğüslememiz gerekiyor. Herhâlde her siyasi parti de bunu düşünmesi gerekir. Olaya biraz daha dikkatli bakmak lazım.
Tamamen hizmeti öne alan bir düzenleme peşinde olduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum. Kaynak israfını ve diğer hususları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz; İmar ve altyapı bütünlüğünü sağlamayı hedefliyoruz; coğrafi şartları da nazarı itibara alıyoruz.
Değerli arkadaşlar, şimdi, burada konuşan hatip arkadaşlarımızın bazı değindiği konular için bir iki görüşümü arz etmek istiyorum. CHP’li arkadaşlarımız, buralarda referandum yapılmadığını, millî iradeye saygı gösterilmediğini ifade ettiler. Bu, çok sevindirici bir gelişme. Ama aynı arkadaşlarımızdan Cumhurbaşkanlığı seçiminde o millî iradeyi çok iyi unuttuklarını da hatırlatmak istiyorum.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep)Ne alakası var?
ASIM AYKAN (Devamla)O gün unuttukları millî iradeyi şimdi hatırlamışlar.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep)O gün referandum istiyordunuz…
ASIM AYKAN (Devamla)“Günaydın!” diyoruz biz. Yani o zaman da millî irade vardı, ona “hayır” diyordunuz, şimdi millî iradeyi hatırlıyorsunuz. Bu, çok güzel bir gelişmedir CHP açısından, hayra alamet sayılabilir.
Bir diğer mesele değerli arkadaşlar…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)O zaman istiyordunuz, şimdi istemiyorsunuz.
ASIM AYKAN (Devamla)Yani siz o gün millî iradeye karşı çıkıyordunuz, şimdi millî iradeyi de hatırladınız. Çok güzel bir gelişme diyorum yani sizi alkışlıyorum ben, problem yok.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
107 konuşma daha · 4 Mart 2008