İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 122. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Haziran 2008 · 772 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Asım Aykan (AK Parti), 25 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 772 kelime.
Asım Aykan (AK Parti, Trabzon). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 25 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/asim-aykan-23-2008-06-25-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ASIM AYKAN (Trabzon)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz 248 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ben iki konu üzerinde mütalaa yapmak istiyorum: Bir tanesi yerel yönetimlerin tarihsel gelişimi, ikincisi de kaynak problemleri. Biraz önce Değerli Hüseyin Bey de ifade ettiler, cumhuriyetten yaklaşık altmış yıl önce, 1860’lı yıllarda, İstanbul Hükûmeti zamanında “ademimerkeziyet” diye tabir etmiş olduğumuz, yetkiler İstanbul’da mı kullanılsın yoksa Anadolu’ya mı verelim noktasındaki tartışmaları hep biliyoruz. Bu süreç yaklaşık altmış yıllık bir süreçle, zaman dilimi içerisinde tartışıldı ve 1921 Anayasası’yla beraber hizmete taalluk eden, hizmetle ilgili yetkilerin Anadolu’ya bırakılmasının daha doğru olacağı istikametinde bir görüş ortaya çıktı. Rahmetli Recep Yazıcıoğlu –biliyorsunuz, valimiz- “Ben 1921 yılının özel idaresi şartlarını, yetkilerini, imkânlarını istiyorum, onu verin başka bir şey istemiyorum.” diye bu konuyu çok zaman Türkiye'nin gündemine taşıdı. Zannediyorum yavaş yavaş -rahmetlinin kemikleri sızlamayacak- adım adım, hizmete taalluk eden -tekrar altını çiziyorum- yetkileri Anadolu’ya vermek istikametinde Hükûmetimiz tarafından ciddi adımlar atılıyor.
35 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında çıkartılmış olan Belediye Yasası, yani 1580 sayılı Yasa, 21’deki espriye bağlı bir yasadır. Bunu özellikle belediye başkanlığı yapmış bir insan olarak vurgulamak istiyorum. Yani, Anadolu’ya yetkilerin verilmesi istikametinde bir yasadır. Ama daha sonra adım adım, değişik zamanlarda, değişik genelgelerle belediyelerdeki bu yetkiler Ankara’ya çekilmiştir. Biz, bunun acısını çok yaşadık. Bu süreç, daha doğrusu belediyelerle ilgili düzenlemeyle ilgili süreç, Rahmetli Özal’ın 3030 sayılı büyükşehirlerle ilgili Yasa’yı çıkarttığı döneme kadar çok fazla bir hareketlenme göstermiyor. 3030’la beraber, büyükşehirlerle ilgili düzenlemeyle yerel yönetimlerde ciddi bir yeni yaklaşım tarzı ortaya çıkmıştır. Daha sonra, Başbakanlığa, yerel yönetimlerden gelmiş bir insan olarak Değerli Başbakanımızın başkanlığında, biraz önce arkadaşlarımızın ifade etmiş olduğu Belediye Yasası, Büyükşehir Belediyesi Yasası, İl Özel İdaresi Yasası, Mahallî İdare Birlikleri Yasası, bazı belediyelerin tüzel kişiliklerinin değiştirilmesiyle ilgili yasa çıkartıldı. Kamu Yönetimi Temel Yasası Sayın Cumhurbaşkanımızdan geri döndü, duruyor ve bahsetmiş olduğum bu süreç hızlı biçimde gelişmiştir. Şimdi görüştüğümüz yasa, belediyelerimizin ve özel idarelerimizin kaynaklarını artırıyor.
Değerli arkadaşlar, neden böyle bir yasaya ihtiyaç duyulmuştu; onun üzerine ikinci kısımda değinmek istiyorum. 90’lı yıllarda rahmetli İnönü ile beraber Demirel Hükûmetinin kurulduğu zamanlarda bütçemizin 2,3’ünü -yani bugünkü karşılığını söylüyorum, 4 katrilyon TL- özel idarelere ayırdığımız, şimdi ilave yaptığımız kaynağın 2 katı para belediyeler payı 2,3 olarak bütçeden belediyelere aktarılıyordu. Belediyelerin de altyapı, su, kanalizasyon, deşarjlar ve diğerleri başta olmak üzere harita çalışmaları bu kaynaktan yapılıyordu; yüzde 80’i buradan veriliyordu, yüzde 20’sini ise belediyeler karşılıyordu. Demirel Hükûmeti zamanında bunun bir kısmı merkezî bütçeye aktarıldı. Çiller Hükûmeti zamanında ise, daha sonraki birkaç yıl içerisinde, tümü bütçeye aktarıldı ve belediyeler, daha önceden meclis kararıyla vermiş oldukları yatırım kararlarını bile tamamen kendileri, hem de geciken faizleriyle beraber karşılama durumunda kaldılar. Bu, belediyelerin en büyük sıkıntı yaşadığı dönemdir. O imkânlar alınmamış olsa idi, şimdi, belediyelerin kullanacak oldukları alt yapıdaki kaynak miktarı, ifade ettiğim gibi, 4 katrilyon civarında idi.
Değerli arkadaşlar, Türkiye bir değişim süreci yaşıyor, kırsaldan kentlere doğru yoğun bir göç var. Dolayısıyla, belediyeler, özellikle altyapıya yönelik olarak çok ciddi yatırımlar yapmak zorundadırlar. Bunları şöyle kısaca arz etmek istiyorum:
Su, hepimizin her gün kullanmış olduğu büyük bir nimet. Kullanamadığımız zaman veya temiz midir değil midir diye kamuoyunun gündemini nasıl işgal etmiş olduğunu hep beraber görüyoruz.
Kanalizasyon hizmetleri, yağmur suyuyla kanalizasyonun birbirinden ayrılması; bu, kentlerin altyapısı için çok önemli bir durumdur. Su hatlarının yenilenmesi, kaçaklarının engellenmesi, deşarjlar, arıtma tesisleri; katı atık, yani “çöp” diye ifade ettiğimiz konular ile maalesef kentlerimizde bir kangren hâline dönüşmüş olan çarpık yapılaşma, imar durumları; belediyelerin kentsel dönüşüme para aktarması, son dönemlerde artan maliyetler, geçici işçilerimize kadro vermiş olmamız ve on iki ay çalışmaya başlamış olmaları; petrol fiyatları, benzer ürünlerin artışı belediyelerimizi gerçekten ilave kaynak kullanmaya itmiştir. Bu anlamda, aldığımız bu tedbirlerle -arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi- belediyelerimize ciddi bir kaynak aktarılmaktadır.
Burada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum.
Değerli arkadaşlar, küçük belediyelerimiz, yani nüfusu 5 bin civarında olan belediyelerimiz kuruluş aşamasında -ki, bunlar nasıl kuruldular, ne zaman kuruldular, bunları biliyorsunuz- istihdama yönelik fazla eleman bulundurduklarıdır. Yani 3 kişinin çalışacak olduğu bazı yerlere 10 kişi, 15 kişi eleman aldıkları için, gönderdiğimiz kaynakların büyük bir kısmını maalesef işçilerine veriyorlar. Eğer biz, bu artışa rağmen, yani fazla para göndermemize rağmen, ilave kaynak göndermemize rağmen bu konuların çözüleceğini düşünüyorsak, zannediyorsam, yeterli adımları atamayacağız. Burada bir düzenleme yapmamız gerekir. Devletin diğer kurumlarında eleman istihdamına ihtiyaç var, ama belediyelerde fazla eleman var, hem memur açsından hem işçi açısından söylüyorum. Valilerimizin tasarrufuyla bu elemanlar için başka kurumlarda istihdamın kapısını açmamız lazım veya kıdem tazminatında, ihbar tazminatında kullanmak üzere arkadaşlarımıza kaynak aktarmamız lazım, onun da burada bu vesileyle altını çizmek istiyorum. Çünkü, diğer belediyelerimiz, nüfusu fazla belediyelerimiz değerli arkadaşlar, kaynak oluşturabilirler ama nüfusu 5 bin civarında olan, altında olan belediyelerimiz sadece İller Bankasından gönderilen parayla, aşağı yukarı, belediyeleri çevirmek zorundadırlar.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 25 Haziran 2008