İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · SALI

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 75. Birleşim · 1. yasama yılı · 6 Mayıs 2003 · 885 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 6 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 885 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 6 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2003-05-06-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben de, konuşmama başlamadan evvel, diğer konuşmacı arkadaşlarım gibi, Bingöl depremi dolayısıyla, tüm ulusumuza başsağlığı, ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bunun dışında, depremin yaralarının ağırlaşmasına yol açan tüm sorumluların sorgulandığı bir yapılanmanın, artık, bir an evvel gerçekleştirilmesi dileğimi de özellikle ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan tasarının 17 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu maddeyle ilgili değerlendirmeme geçmeden evvel, bu tasarının 13 üncü maddesine kadar olan görüşmeleri esnasında, Başkanlık Divanının 7 nci maddenin görüşülmesi esnasında yapmış olduğu bir İçtüzük hatasını, bir usul hatasını kayıtlara geçirme gereğini duyuyorum; çünkü, fahiş anlamdaki, fahiş sonuçlara yol açan bu ağır usul hatası, o zaman için kayıtlara geçmemişti. Başkanlık Divanı, 7 nci maddenin görüşülmesi esnasında şu hatayı yaptı değerli arkadaşlarım: Tasarının 7 nci maddesinin görüşülmesi esnasında, komisyon ve hükümet değişiklik önergesine katıldığı halde, Genel Kurul oylamasında, komisyon üyelerinden Çorum Milletvekili Sayın Agah Kafkas ve bazı üyeler ret yolunda oy kullandılar. Başkanlık makamının kullanılan oya müdahale etmesi herhalde düşünülemez; ancak, Başkanlık makamının, oylamanın sıhhatini etkileyen bazı fiilî durumları mutlaka ve resen tutanağa geçirmesi gerekirdi. Bu kapsamda, usul ve İçtüzüğe fahiş ölçüde aykırı olan ve oylamanın sıhhatini etkileyen, doğrudan etkileyen bu fiilî durumun Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili tarafından yapılan uyarılara rağmen tutanağa geçirilmemiş olmasının hukukla ve İçtüzükle bağdaşır bir yönü olamaz. Bu durum, aynı zamanda, üzülerek ifade ediyoruz, güven zafiyetine de yol açmıştır. Bu fahiş yanlışlığın bundan böyle tekrarlanmaması ve bu beyanımızın tutanaklara geçmesi bakımından, öncelikle, işbu açıklamanın yapılmasında yarar gördüğümü ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 17 nci maddesi "Süreli fesih" başlığını taşımakta olup, mevcut yasanın, şimdiye kadarki 1475 sayılı temel yasanın -ama, hangi anlamda temel yasa; Anayasada kastedilen anlamda bir temel yasa değil, iş hukuku anlamında bir temel yasadan söz ediyorum- 13 üncü maddesinde düzenlemesi yapılan "Akdin feshinde bildirim" başlığını taşıyan maddeye isabet etmektedir. Uygulamada "ihbar ve kötü niyet tazminatı" olarak bilinen bu maddenin düzenlenmesinde, esas itibariyle, işçi lehine mevcut olan birtakım haklar korunmuştur. Bu tasarıyla da, bu teklifle de, bu düzenlemeyle de bu haklar büyük ölçüde korunmuştur.

Bunun yanında, getirilen bu düzenlemede, maddenin altı ve yedinci fıkralarında yeni birtakım haklar da getirilmiştir. Bu düzenlemelerle, tasarının 18, 19, 20 ve 21 inci maddeleriyle getirilen haklar korunmak istenilmiştir; ancak, fesih usulüne itiraz, feshin haklı sebeplere dayanması gibi başlık taşıyan bu maddelere ilişkin olarak, yine, şunu ifade etmek istiyorum: ILO sözleşmelerinde düzenlemesi yapılan teknik unsurların tamamı bu maddelerde yer almamıştır. Buna rağmen, getirilen düzenlemeyle, yargı yoluyla da olsa, işçinin işe iadesi sağlanmış olmakla, bunu, çağdaş ve olumlu bir değişiklik olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Aynı zamanda, bu düzenlemeyle, 657 sayılı Yasaya da bir uyum ve paralellik sağlanmış olmakla, yine, kamusal anlamda olumlu bir düzenleme yapılmış olmaktadır.

Yapılan düzenlemelerle, feshin geçerli ve haklı sebebe dayanması, ispat külfetinin işverene yükletilmesi, yargılamanın iki ay içinde bitirilmesi gibi birtakım zorunluluklar getirilmiştir. Bu değişikliklerin olumlu ve çağdaş düzenlemeler olduğu açıktır; ancak, mevcut yargılama usullerimizde yargılamanın iki ay içinde bitirilebileceğine inanmak mümkün değildir; gerçekçi olmamız gerekiyor. Ümit ediyorum ki, uygulamada, yasanın bu amir düzenlemesinin yerine getirilmesinde gerekli hassasiyet gösterilir; fakat, tekrar ifade ediyorum: Mevcut usul hükümleri ve duruşmaların iki üç ay sonrasına ertelendiği bir ortamda, yargılamanın iki ay içinde bitirilmesi yolundaki bir düzenleme, bir temenni olmaktan öteye gidemeyecektir. Bu düzenlemenin, mevcut yasal düzenleme içinde, yargının genel anlamdaki sorunları giderilmeden, hukuk ve ceza usulündeki düzenlemeler yapılmadan pratik bir anlamının olamayacağı görüşündeyiz.

Bütün bu hususların dışında, özellikle,,, mevcut tasarıda bulunan bir temel eksikliği dile getirmek istiyorum. Mevcut yasanın, şu anda uygulanmakta olan yasanın son fıkrasında, tarafların ayrıca tazminat isteme haklarının saklı olduğu düzenlemesi mevcuttur. Bu madde, uygulamada, daha çok, haksız fesih uygulamalarında, işçinin kişilik haklarının ihlali durumunda, işçinin işverene karşı dava hakkını kullanması şeklinde tezahür etmektedir. Yeni getirilen tasarıda ise, bu düzenleme tamamen ortadan kaldırılmış olmaktadır. Oysa, mevcut düzenlemedeki temel amaç, işverenin fesih hakkını kötüye kullanması ve işçinin kişilik haklarının Medenî Kanun ve Borçlar Kanununda düzenlendiği şekilde ihlal edilmesi halinde, işçinin manevî tazminat talep etme hakkını koruma amacına yöneliktir. Yeni tasarı ise, işçinin bu temel hakkını ortadan kaldırmaktadır. Kazanılmış hakları ortadan kaldıran bu düzenleme, ancak, olaya işveren açısından bakış kavramıyla açıklanabilir. Oysa, hep ifade ettiğimiz üzere, bilindiği üzere, iş hukukunun temel amacı, daha güçsüz durumda olan işçiyi korumaktır. Bu sebeple, tutarlı olmak ve samimî olmak adına ifade ediyoruz; bu maddeyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna mensup arkadaşlarımız tarafından verilen değişiklik önergeleriyle birlikte maddenin kabulü sağlandığı takdirde, amaca ve hakkaniyete uygun düzenleme yapılmış olacağı düşüncesindeyiz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iş güvencesini sağlamanın temel yolu, çalışma mevzuatımızın, bütün olarak, bütün unsurlarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da onaylanmış olan 158 sayılı ILO Sözleşmesiyle uyumlu hale getirilmesinden geçer. Daha sonraki adım ise, Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli olan sözleşmelerin, ülkemiz mevzuatına taşınması yolundan geçer. Getirilen düzenlemenin bu esasları içermediği görüşündeyiz. Bu düzenlemeler yapılırken, elbette, işyeri güvenliği ve güvencesi kadar iş güvencesi şartlarının da sağlanması gerekir. Zira, yoğun iş güvencesi sisteminin olmadığı bir hukuk düzeninde, tüm iş hukuku kâğıt üzerinde kalmış demektir.

Getirilmiş olan mevcut yasa tasarısında, yasanın getiriliş yöntemi, içeriğindeki temel yanlışlıklar, sosyal taraflar arasında uzlaşma olmaması ve işçinin akdî özgürlüğünün ve serbest iradesinin kısıtlanmış olması sebebiyle, yasanın genelini olumsuz olarak değerlendiriyoruz. Buna rağmen, işbu maddede, yukarıda ve değişiklik önergelerinde sözü edilen önerilerimiz doğrultusunda düzenleme yapılması halinde, bu maddeye ilişkin olarak hukuka uygun bir düzenleme yapılmış olacağını beyan ediyor; şahsım ve Grubum adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

24 konuşma daha · 6 Mayıs 2003

24 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook