İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 4. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s:s:248)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 4. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ekim 2003 · 809 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 8 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU TASARISI İLE AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S:S:248)); konuşma 809 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s:s:248)”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 8 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2003-10-08-bilgi-edinme-hakki-kanunu-tasarisi-ile-avrupa-birligi-uyum-ve-adalet-k-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının tümü üzerinde Grubum adına yaptığım konuşmayla bağlantılı olarak, yine bu görüşleri teyit etmek kapsamında kişisel olarak söz almış bulunmaktayım. Şahsım adına Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilgi edinme hakkı ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi sorumluluğu kapsamında siyasî iktidarın yanlışlarını, tutarsızlıklarını, ısrarla ve kararlılıkla sergilemeye devam edeceğiz.

Konuşmamın başlangıcında da ifade ettiğim gibi, somut uygulamalardan söz ediyoruz. Nedir bu somut uygulamalar? Çok uzağa gitmeye gerek yok; dün ve dünle bağlantılı olarak gelişen birtakım uygulamalardan söz ediyoruz ki, kapalı oturumdan söz ediyoruz. Kapalı oturumun yasada düzenlenen şekilde şartları var mıydı yok muydu? Vicdanınızda muhasebe ettiğiniz zaman, bu unsurların bulunmadığını, olmadığını göreceksiniz; ama, o kapalı oturumun gerekçesi olan, kapalı oturum istemeye gerekçe teşkil eden olayları kamuoyu huzurunda medenî bir şekilde tartışma cesaretimiz olmadığı zaman, bunları kamuoyundan gizlemeye çalışıyoruz. Bunları ifade etmeye çalışıyorum.

Bağlantılı olarak, 23 Haziranda, "insanî yardım" adı altında Amerika'yla yapılan bir bağlantıdan söz ediyoruz. Yine, bağlantılı olarak, Irak'a asker gönderilmesi konusundan söz ediyoruz. Bakıyoruz, ülkemizin, bölgenin geleceğini böylesine yıllar boyunca etkileyecek bu olayları kamuoyu önünde tartışmadığımız gibi, temel denetim organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde de bunları tartışmıyoruz. Irak'a asker gönderilmesinin temel unsurlarından, bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinin haberi yok, bilgisi yok. Ondan sonra da ne yapıyoruz; "izin" adı altında yetki devri yapıyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisini siyasî iktidara devrediyoruz. Nasıl devrediyoruz; o yetkiye konu olan temel unsurları belirtmeden, soyut birtakım ifadelerle hükümete açık çek veriyoruz değerli arkadaşlarım. Demokrasilerde, siyasî iktidara kamu yönetiminde açık çek verilmesi anlamında herhangi bir düzenleme olamaz, böyle bir düzenleme yok demokrasilerde.

Tekrar ifade ediyorum: Bu anlaşmaların ve gelişmelerin dayanağını teşkil eden siyasî mutabakatların, bütün unsurlarıyla, en başta Türkiye Büyük Millet Meclisine ve devamında da kamuoyuna açıklanması gerekir. Bu tezkerenin bütün unsurlarının ve bu anlaşmaların bütün unsurlarının bir an evvel açıklanması, bilgi edinme hakkının ve kamuoyunun bilgilendirilmesi sorumluluğunun temel bir gereğidir.

Değerli arkadaşlarım, görüntüyle ve şeklî anlamda yasal düzenlemeler yapmakla Avrupa Birliğine girmek veya belirli evrensel normları yakalamak mümkün olamıyor; her şeyden evvel, tutarlı, açık ve güvenilir olmak gerekiyor. Maalesef, siyasî iktidarda bunları göremiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunları sorgulamamız, bizlerin temel sorumluluğu. Bu sorgulamayı, sadece muhalefetin değil, iktidar mensubu olmaktan öte Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir üyesi olan sizlerin de yapmanız gerekiyor. Sizler, siyasî iktidara mensup olmaktan önce ve öte, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birer üyesisiniz. Bu sebeple, iktidara mensup olmak, sizleri bu sorumluluktan kurtarmaz değerli arkadaşlarım. Bütün bu hususların değerlendirmesini ve takibini kararlılıkla yaptığımızın bilinmesini istiyoruz.

Bağlantılı olarak, bu türlü tasarılar çıkarmanın yanında, devletin ilgili birimlerinin işleyişi sorumluluğunu üstlenen her düzeydeki -ve elbette, en başta -yasama organı üyelerinin ve diğer kamu görevlilerinin hukuk önünde hesap verebilir olmasını da mutlaka sağlamamız gerekiyor. Yargının bütün unsurlarıyla bağımsızlığını sağlayacak hukuk devleti yapılanmasını gerçekleştirmek yolunda hiçbir ciddî çalışmanın olmadığını, bir defa daha ifade etmek istiyorum.

Tasarı metninde "Bilgi Edinme Hakkının Sınırları" başlığı altında düzenlemesi yapılan istisnaların objektif ve hukukî ölçütlerinin açıklığa kavuşturulması, bu tasarının, amaca ve pratiğe uygun bir hale gelmesini sağlayacaktır.

Sayın milletvekilleri, gelinen süreçte, sonuç olarak şunu görüyoruz: Her ne pahasına olursa olsun bir kadrolaşma uygulaması devamında bu kadrolaşma yapısına özelleştirme gibi birtakım kurum ve kurulları da kullanarak ve dışa bağımlı olmak pahasına rant aktarımı yapılmasını ve en nihayet, bütün bunların devamında varılacak doğal sonuç olan keyfî ve otoriter bir yönetim anlayışının ayak izlerini görüyoruz.

"Özelleştirme süreci" adı altındaki uygulamaları biraz daha açmak istiyorum. Bu uygulamalarda, öylesine yasadışı, öylesine dışa bağımlı örneklerle karşılaşıyoruz ki, "özelleştirme" adı altında, "verimliliği sağlamak" adı altında, fiilen ve sonuçta, madenlerimizin dahi özelleştirme kapsamına alındığını görüyoruz. Değerli arkadaşlar, maden mevzuatında ve diğer mevzuatımızda bu konuda engellemeler olmasına rağmen -yine, somut örnek veriyorum- Seydişehir Alüminyumda bunu yaşıyoruz. Öylesine bir süreci yaşıyoruz ki orada -biraz evvel de ifade ettim- soru önergelerine verilen cevaptaki bilgilerin aksine, çok daha önceden özelleştirme faaliyetlerinin başlatıldığını, belirli bazı firmalara bilgi odası kapsamında bilgiler verildiğini görüyoruz. Bunlar çok ağır iddialar, çok ağır suçlamalar; ama, belgeleriyle, dokümanlarıyla bunları ifade ediyorum. Elbette, bunları söylem düzeyinde bırakmayacağız. Bunların araştırma önergesi boyutlarını, elbette, Genel Kurula taşıyoruz, taşınmak üzeredir. O noktada, inanıyorum ki sizler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olarak, sorumluluğunuzun gereğini yapacaksınız. Biz, sizlerden, bu denetim yollarını tıkamamanızı istiyoruz; fazla bir şey istemiyoruz. Bunu, kamu adına istiyoruz; bunu, vatandaşlarımız adına istiyoruz.

HALİL AYDOĞAN (Afyon)Biz ne yapacağımızı biliyoruz.

ATİLLA KART (Devamla)Ama, ne yapacağınızı tam bilemediğiniz, gelişmelerden anlaşılıyor değerli arkadaşım. Bakın, ben size somut olaylardan söz ediyorum, örneklerden söz ediyorum. Bunları, söylemle, sloganla geçiştirmek yerine, belgeleriyle, yasal prosedür içinde, idarî prosedür içinde, zemini içinde tartışalım diyorum. Bundan niye kaçınıyoruz?

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa)İşte, yasa çıkarıyoruz.

ATİLLA KART (Devamla)Yasama görevimiz esnasında, anayasal zemin içinde, bu konuları, kararlılıkla ve hassasiyetle takip ettiğimizin bilinmesinde yarar görüyoruz.

Bu düşüncelerle, bu yaklaşımlarla ve bu ihtirazî kayıtlar çerçevesinde, özünde çok önemli bir yasa olduğuna inandığımız bu tasarının kamu yönetimi ve birey hakları için yararlı olması dileğiyle, Genel Kurulu şahsım ve grubum adına bir defa daha saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 8 Ekim 2003

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook